kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
SOYSAL VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

ADİL YARGILANMA HAKKI
DERNEK KURMA VE TOPLANTI YAPMA ÖZGÜRLÜĞÜ
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
SOYSAL VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no: 54461/00, 54579/00 ve 55922/00)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
15 Şubat 2007

İşbu karar Sözleşme'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.

Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (54461/00, 54579/00 ve 55922/00) başvuru no'lu davanın nedeni bu ülkenin beş vatandaşı Hasan Soysal, Abubekir Çelebi, Fidan Kılıç, Selma Kılıçman ve Ali Sarıpınar'ın (başvuranlar) 27 Eylül, 10 Ekim ve 1 Kasım 1999 tarihlerinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından C. Aydın tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

1. Hasan Soysal

1990 yılının başlarında başvuran Diyarbakır'da Devlet Demir Yolları'nda geçit bekçisi olarak görev yaparken sendika faaliyetlerine başlamıştır.

Başvuran 1995 yılında Birleşik Taşımacılık Sendikası üyesi olmuş, 1997'de sendikanın yönetim kurulu başkanlığına getirilmiştir.
12 Nisan 1999 tarihinde tebliğ edilen bir kararla adı geçen Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin talebi ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamesi'nin 4 g) bendi uyarınca İzmir'e atanmıştır.

Bu karar İdari mahkemeler önünde yapılacak bir başvuruya elverişli değildir.

2. Abubekir Çelebi

Başvuran 1960 doğumludur.

Başvuran 1991 yılında Diyarbakır'da öğretmenlik yaptığı sırada sendika faaliyetlerine başlamıştır.

1996-1998 yılları arasında Eğitim-Sen Sendikası'nın Diyarbakır Şubesi'nde Yönetim kurulu üyesi olarak çalışmalarını sürdürmüş, 1998 tarihinde sözü edilen sendika'nın başkanı olmuştur.

Başvurana 21 Nisan 1999 tarihinde tebliğ edilen bir kararla adı geçen Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin talebi ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamesi'nin 4 g) bendi uyarınca Tekirdağ'a atanmıştır.

Bu karar İdari mahkemeler önünde yapılacak bir başvuruya elverişli değildir.

3. Fidan Kılıç

Başvuran 1967 doğumludur.

Başvuran 1995 yılında Diyarbakır'da öğretmenlik yaptığı sırada Eğitim-Sen üyesi olmuş ve sendika'nın farklı birimlerinde çalışmalarını sürdürmüştür.

Başvurana 18 Haziran 1999 tarihinde tebliğ edilen bir kararla adı geçen Amasya'ya atanmıştır. Bu karar Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin isteği üzerine ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4 g) bendi uyarınca alınmıştır.

Alınan bu karar İdari mahkemeler önünde yapılacak bir itiraza elverişli bulunmamaktadır.

4. Selma Kılıçman

Başvuran 1975 doğumludur.

1996 yılında Diyarbakır'da öğretmenlik yaptığı sırada Eğitim-Sen üyesi olmuş, 1998 yılında bu sendikanın yönetim kurulu üyeliğine seçilmiştir.

Başvurana 9 Temmuz 1999 tarihinde tebliğ edilen bir kararla adı geçen Rize'ye atanmıştır. Bu karar Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin isteği üzerine ve 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4 g) bendi uyarınca alınmıştır.

Bu karar İdari mahkemeler önünde yapılacak bir başvuruya açık değildir.

5. Ali Sarıpınar

Başvuran 1971 doğumludur.

Olayların meydana geldiği dönemde başvuran Diyarbakır'da tarım teknikeriydi.

Başvuran Diyarbakır "Tarım-Gıda Sen" Sendikasının yerel şubesinin kurulmasında görev almış ve aynı sendikanın geçici yönetim kurulu üyeliğine seçilmiş, 1998 yılında yönetim kurulu üyesi ve ardından sendikanın yerel şube başkanı olmuştur.
Belirtilmeyen bir tarihte Diyarbakır Demokrasi Platformu'nun düzenlediği basın açıklamasında başvuran bir konuşma yapmıştır. 17 Şubat 1999 tarihinde, aynı beyana dayalıolarak başvuran hakkında Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde ceza davası açılmıştır.
16 Nisan 1999 tarihli bir karar ve Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin 18 Mart 1999 tarihli yazılı talebiyle başvuran Uşak'a atanmıştır.

HUKUK AÇISINDAN

I. BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ ÜZERİNE

AİHM, İçtüzüğün 42 § 1. maddesi uyarınca başvuruların birleştirilmesine karar vermiştir.
I
I. KABULEDİLEBİLİRLİK HAKKINDA

A. AİHS'nin 10. ve 11. maddelerinin ihlal edildiği iddiası hakkında

Başvuranlar atama kararlarının ifade, toplanma ve dernek kurma haklarına yönelik bir ihlali oluşturduğunu iddia etmekte, AİHS'nin 10. ve 11. maddelerine atıfta bulunmaktadır. AİHM, bu şikayetlerin yalnızca AİHS'nin 11. maddesince incelenmesini uygun görmektedir.

1. İç hukuk yollarının tüketilmediği itirazı

Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmakta, ilgililerin şu an AİHM önünde öne sürdükleri itirazlarını ulusal mahkemeler önünde hiçbir surette dile getirmediklerini savunmaktadır.

Başvuranlar Olağanüstü Hal Bölge Valiliği'nin fiillerinin hukuki denetime tabii olmadığınıileri sürmektedir.

AİHM, bu itirazın AİHS'nin 11. maddesiyle birlikte 13. maddesi hakkındaki şikayetin esasıyla ilintili olduğu tespitini yapmakta, itirazları esasa birleştirmektedir.

2. Altı ay kuralına riayet edilmemesi itirazı

Hükümet Abubekir Çelebi hakkında iç hukuktaki nihai kararın 21 Nisan 1999'da, Ali Sarıpınar hakkındaki kararın ise 18 Mayıs 1999 tarihinde tebliğ edildiğini not etmektedir. Hükümet başvuranların iç hukuk yollarının mevcut olmadığı itirazında bulunmalarıdoğrultusunda bu tarihten itibaren altı ay içerisinde müracaat etmeleri gerektiğini savunmakta, Abubekir Çelebi'nin 25 Kasım 1999 tarihinde, Ali Sarıpınar'ın ise 15 Şubat 2000'de başvuruyu yaptıklarının altını çizmektedir.

AİHM, Abubekir Çelebi başvurusunun 27 Eylül 1999 tarihinde ve Ali Sarıpınar başvurusunun 1 Kasım 1999'da yapıldığını hatırlatmaktadır. Hükümetin itirazı tesis edilmeyen olaylara dayanmaktadır ve reddedilmesi gerekir.

3. Diğer kabuledilebilirlik kıstasları

Hükümet, AİHS'nin amme yararına sendika üyesi olan kamu görevlilerinin atanmalarına yasak getirmediğini, başvuranların şikayetlerinin ratione materiae bakımından AİHS hükümleri ile bağdaşmadığını savunmaktadır.

Hükümet ayrıca başvuranların tayin edilmelerinin ne sendika üyesi olmaları ne de sendikal faaliyetlerde bulunma önünde bir engel teşkil ettiğini ifade etmektedir.

AİHM, başvuranların başvurularında ortaya çıkan benzer sorunlar hakkında daha önce de görüş bildirme olanağını bulduğunu ve bu durumun AİHS'nin 11. maddesi ile güvence altına alınan sendika özgürlüğü hakkına bir ihlali oluşturmadığını hatırlatmaktadır (Bkz. ErtaşAydın vd.-Türkiye kararı, no: 43672/98, 20 Eylül 2005 ve Bulga vd. kararı).

AİHM bu başvuruları da incelemiş ve farklı bir neticeye varmak için hiçbir argümanın yer almadığını kaydetmiştir. Bu itibarla, sözkonusu atama kararları ilke olarak başvuranların bir sendikaya üye olma veya sendika faaliyetlerini sürdürme haklarına bir kısıtlama veya engelleme getirmemektedir. Başvuranlar suç unsurunu oluşturan tedbirlere karşın, hukukta olduğu kadar uygulamada da sendika üyesi olarak kalmışlar ve yeni görevlerinde ve/veya atandıkları yerlerde sendika çalışmaları karşısında engellemelerle karşılaşmamışlardır (Bkz. sözü edilen Ertaş Aydın vd. ve Schmidt ve Dahlström-İsveç kararları, 6 Şubat 1976).

Bu nedenle mevcut olayların koşullarıışığında AİHM, başvuranlar hakkında verilen tayin kararının özü itibariyle sendika faaliyetlerini sürdürme haklarına bir ihlali oluşturmadığıkanısındadır.

AİHM, başvuruların bu bölümünün AİHS'nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varmaktadır.

B. AİHS'nin 8. ve 14. maddelerinin ihlal edildiği iddiası hakkında 23 Şubat 2006 tarihli yazılı görüşlerinde Abubekir Çelebi, Fidan Kılıç ve Selma Kılıçman AİHS'nin 8. maddesinin ihlal edildiği iddiasında bulunmuştur. AİHM bu şikayetin gecikmeli yapıldığı ve AİHS'nin 35 § 4. maddesi gereğince reddedilmesi gerektiği saptamasınıyapmaktadır.

Başvuranlar Hasan Soysal ve Ali Sarıpınar ile ilgili AİHM, adı geçenlerin 8. maddeye yönelik şikayetlerinin altı ay kuralına aykırı olmadığını hatırlatmaktadır.

Hükümet başvuranların aile birleşimleri önünde hiçbir engelin bulunmadığını, atandıklarışehre ailelerini de beraberlerinde götürme imkânlarının olduğunu belirtmektedir. Devlet memuru olarak çalışmayı kabul eden başvuranlar tayin edilebileceklerini biliyorlardı. Kamu görevinde atama işin niteliği ve eksik personelin yerinin doldurulması zorunluluğu ile gereklilik arz etmektedir.

AİHM başvuranların statüsünün 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile düzenlendiğini ve buna göre, prensip olarak, başka bir birime veya şehre atanmanın mümkün olduğunu hatırlatmaktadır. Bundan dolayı, başvuranların şikayetçi oldukları tedbirler üstlenmişoldukları sözleşme taahhüdünü ortaya koymaktadır ve atamaya değin şikayetler ikincil derecede etkiye sahiptir. Bu koşullarda, AİHM bu şikayetin ayrıca incelenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. mutatis mutandis, Öztürk vd.-Türkiye kararı, no: 22479/93 ve Sosyalist Parti vd.-Türkiye kararı, 25 Mayıs 1998).

Başvuranlar siyasi görüşlerinden dolayı tayin edildiklerinden şikayetçi olmakta ve AİHS'nin 14. maddesine atıfta bulunmaktadır.

Mahkemeye sunulan deliller ve öne sürülen iddiaları değerlendirmekle yetkili bulunmasıdoğrultusunda AİHM, başvuranların bu şikayetine değin hiçbir ihlalin bulunmadığınıhatırlatmaktadır. Başvuruların bu bölümünün AİHS'nin 35 § 3. ve 4. maddelerine uygun olarak kabuledilemez bulunması gerekir.

C. AİHS'nin 6. ve 13. maddelerinin ihlal edildiği iddiası hakkında

Başvuranlar haklarında alınan atama kararına karşı yetkili hukuki merciler nezdinde itirazda bulunabilecekleri etkili hiçbir başvuru yolunun olmadığından yakınmakta, bu konuda AİHS'nin 6. ve 13. maddelerine birlikte veya ayrı olarak göndermede bulunmaktadır.

AİHM bu şikayeti AİHS'nin 13. maddesi başlığı altında inceleyecektir.

AİHM, tarafların ileri sürdüğü argümanların tümünün ışığı altında, sözkonusu şikayetin olaylar ve hukuk açısından, başvuru incelemesinin şu anki aşamasında çözüme kavuşturulamayan fakat esastan incelemeyi zorunlu kılan ciddi sorular ortaya koyduğu kanaatindedir. Sonuç olarak, başvurunun bu kısmı, AİHS'nin 35 § 3 maddesine göre dayanaktan yoksun olarak ilan edilemez. Başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmamaktadır.

III. ESAS HAKKINDA

Mevcut başvuruda, AİHM dava dosyasında yer alan delillerin başvuranların dernek kurma özgürlüklerine karşı bir ihlali teşkil ettiğini ortaya koymaya yetmediğini kaydetmektedir. Bu husus bununla birlikte 11. maddeye dönük şikayetin savunulabilir yapısından mahrum bırakmamaktadır (Bkz. Boyle ve Rice-Birleşik Krallık, 27 Nisan 1988). AİHM'nin esasa ilişkin vardığı sonuç ulusal mahkeme önünde etkili bir başvuru zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

AİHM, AİHS'nin 13. maddesinin iç hukukta Sözleşmede yer aldığışekliyle temel hak ve özgürlükleri öngören bir başvuruyu güvence altına aldığını hatırlatmaktadır. Bu hüküm, iç başvuruda Sözleşmeye dayalı "savunulabilir" içerikli bir şikayeti ve buna uygun başvuru şeklini zorunlu kılmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Kudla-Polonya kararı, no: 30210/96).

AİHM, bununla birlikte, 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4 g) bendi uyarınca geniş imtiyazlara sahip Olağanüstü Hal Bölge Valisinin kamuda görevli bir kişinin bu bölge dışına tayin edilmesini talep edebileceğini tespit etmektedir. Bulğa vd. kararında AİHM, OHAL Bölge valisine tayin konusunda tanınan geniş imtiyazların adli bir denetimden yoksun olduğunu ve 11. madde uyarınca bireyin sahip olduğu hakların muhtemel suiistimaller karşısında koruma sağlamaya yetmediğini vurgulamıştır (Bkz. mutatis mutandis, Sorensen-Danimarka ve Rasmussen-Danimarka kararları, no: 52562/99 ve 52620/99, 11 Ocak 2006).
Bu durumda, başvuranların iç hukuk yollarını tüketme olanağından yoksun bırakıldığınıkaydetmek gerekir. AİHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.

Sonuç olarak AİHM, OHAL Bölge Valisi tarafından başvuranların aleyhlerine alınan tayin kararlarına karşı ulusal mahkemeler önünde itiraz olanağı sağlayan bir iç hukuk yolunun bulunmayışından dolayı 13. maddenin ihlal edildiği kararına varmıştır.

IV. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI

A. Tazminat

Ali Sarıpınar'ın dışında başvuranların her biri 4.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.

Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.

AİHM hakkaniyete uygun olarak, Ali Sarıpınar dışında başvuranların her birine manevi tazminat olarak 500 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.

AİHM ayrıca Ali Sarıpınar'ın adil tazmin talebi konusunda hiçbir görüşte bulunmadığını, bu nedenle kendisine bu yönde bir ödemenin yapılmasının uygun olmadığını not etmektedir.

B. Masraf ve harcamalar

Başvuranlar Abubekir Çelebi, Fidan Kılıç ve Selma Kılıçman iç hukukta ve AİHM nezdinde yapmış oldukları yargı giderleri için 2.105 Euro, Hasan Soysal 2.252 Euro talep etmektedir. Ali Sarıpınar hiçbir rakam telaffuz etmemiştir.

Hükümet bu miktara itirazda bulunmaktadır.

Mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihadı göz önünde bulundurulduğunda AİHM, tüm yargıgiderleri için Avrupa Konseyi tarafından adli yardım başlığı altında verilen 850 Euro düşülmek kaydıyla, Ali Sarıpınar haricinde, başvuranlara birlikte 2.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.

C. Gecikme faizi

Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığıfaiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,

1- Başvuruların birleştirilmesine;

2- Hükümetin itirazlarının reddine;

3- Başvuranların AİHS'nin 13. maddesi hakkındaki şikayetlerin kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;

4- AİHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;

5- a) AİHS'nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvuranlara;

i.Ali Sarıpınar dışında (başvuru no: 55922/00) başvuranların her birine 500 (beşyüz) Euro manevi tazminat ödemesine;
ii.Ali Sarıpınar haricinde Avrupa Konseyi tarafından adli yardım başlığı altında verilen 850 Euro düşülmek kaydıyla yargı giderleri için başvuranlara birlikte 2.000 (iki bin) Euro ödemesine;
iii.belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;

b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;

6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddesine uygun olarak 15 Şubat 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA