kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
KANBUR / TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

KANBUR / TÜRKİYE DAVASI

(28291/95)

Strazburg

30 Ekim 2001

USULİ İŞLEMLER

1. Davanın nedeni, Türk vatandaşı Yaşar Kanbur'un ("başvuran"), 21 Temmuz 1995 tarihinde, İnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleşme'nin ("Sözleşme") eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na ("Komisyon") yaptığı başvurudur (başvuru no. 28291/95).

2. Başvuranı Ankara'da faaliyet gösteren avukat Oya Ersoy Ataman temsil etmiştir. Bu davaya yönelik olarak Türk Hükümeti bir Ajan tayin etmemiştir.

3. Başvuran, kendisine karşı yürütülen ceza yargılamasının "makul sürede" sonuçlanmadığını iddia etmektedir.

4. Başvuru, 1 Kasım 1998 tarihinde, Sözleşme'nin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe girdiğinde, anılan Protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkeme'ye gönderilmiştir.

5. Başvuru, Mahkeme'nin Birinci Kısmına verilmiştir (İçtüzük, 52. madde, 1.fıkra). Bu bölüm içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleşme'nin 27§1 Maddesi), İçtüzüğün 26§1 maddesine uygun olarak teşekkül etmiştir. Mahkeme'de Türkiye'yi temsil eden Sn. Yargıç Rıza Türmen davadan çekilmiştir (İçtüzük 28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıştır (Sözleşme'nin 27§2 ve İçtüzüğün 29§1 maddeleri).

6. Adaletin düzgün bir şekilde yerine gelmesi için Heyet Başkanı, bu başvuruyu Davalı Devlete karşı aynı şikayetlerle yapılan başvurulara (başvuru no 26480/95, 29280/95, 26699/96, 26699/96, 29700/96, 29701/96, 29702/96, 29703/96, 29911/96, 29912/96, 29913/96, 31831/96, 31834/96, 31853/96, 31880/96, 31891/96, 31960/96, 32964/96, 32900/96, 32987/96, 33362//96, 33369/96, 33645/96, 34591/96, 34687/96, 39428/96 ve 43362/96) ( İçtüzük 43 prg. 2) eklemeye karar vermiştir.

7. Mahkeme, tarafların görüşlerini inceledikten sonra 31 Ağustos 1999 tarihli bir kararla başvuruyu kabul edilebilir bulmuştur.

8. Gerek başvuran gerekse de Hükümet esaslara ilişkin olarak görüş bildirmişlerdir (İçtüzük 59/1).

OLAYLAR

I. DAVAYA ESAS TEŞKİL EDEN OLAYLAR

• Başvuranın yakalanması ve tutuklanması

9. 5 Mart 1982 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polis memurları başvuranı yasadışı silahlı örgüt Dev- Yol üyesi olduğu şüphesiyle tutuklamışlardır. Daha sonra örgüt içindeki faaliyetleri hakkında sorgulanmak üzere Ankara'ya götürülmüştür.

10. 26 Nisan 1982 tarihinde Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.

B. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki Yargılama

11. 26 Şubat 1982 tarihinde, Askeri Savcı, başvuran ve diğer 722 davalı hakkındaki iddianamesini Sıkıyönetim Mahkemesi'ne sunmuştur. Savcı, başvuranı, amacı Türk anayasal düzenini yıkarak yerine Marksist-Leninist bir rejim kurmak olan yasadışı silahlı örgüt Dev-Yol'a üye olmakla suçlamıştır. Savcılık, Türk Ceza Kanunu'nun 146/1 hükmü uyarınca ölüm cezası talep etmiştir.

12. 19 Temmuz 1989 tarihinde, Sıkıyönetim Mahkemesi, başvuranı Dev-Yol üyesi olduğu için yargılamıştır. Başvuranı TCK'nun 146/3 maddesi uyarınca 15 yıl hapse mahkum etmiş, kamu hizmetinde görev almaktan daimi olarak menetmiş ve adli vesayet altına koymuştur.

C. Temyiz İşlemleri

13. Başvuran temyiz başvurusunda bulunmuştur.

14. Sıkıyönetim mahkemelerini ilga eden 27 Aralık 1993 tarihli Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından, davaya bakma yetkisi Yargıtay'a geçmiş ve dosya da 26 Aralık 1994'te Yargıtay'a gönderilmiştir.

15. Yargıtay, 27 Aralık 1995 tarihinde, Türk Ceza Kanununun 146. maddesinin 1. fıkrası gereğince yargılanmış olması gerektiğini öne sürerek hakkındaki kararı bozmuştur. Dava Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nin yetkisine geçmiştir ve halen bu Mahkemede görülmektedir.

II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA

16. Türk Ceza Kanunu'nun 146. maddesinin 1. ve 3. fıkraları aşağıdaki gibidir:

" Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs edenler, idam cezasına mahkum olur. ...

Birinci fıkrada yazılı suça ikinci fıkrada gösterilenden gayri surette iştirak eden fer'i şerikler hakkında beş seneden onbeş seneye kadar ağır hapis ve amme hizmetlerinden müebbeden memnuiyet cezası hükmolunur."

HUKUK

I. SÖZLEŞMENİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

17. Başvuran, kendisine karşı başlatılan ceza davasının uzun sürmesi konusunda şikayetçi olmuştur. Sözleşme'nin 6/1 hükmünün ihlal edildiğini öne sürmektedir. Anılan hüküm aşağıdaki gibidir:

"Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ...bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde...görülmesini istemek hakkına sahiptir ."

18. Hükümet, başvuranın iddialarını çürütmüştür. Başvurana karşı yöneltilen suçlamaların niteliğine ve her birinin de Dev- Yol ile bağlantılarının tespit edilmesi gereken başvuran da dahil 723 davalının sözkonusu olduğu geniş kapsamlı bir davayı inceleme ihtiyacına bağlı olarak davanın karmaşık olduğunu öne sürmüştür. Bu faktörlerin yargılamanın uzunluğuna açıklık kazandırdığını ve herhangibir ihmal ya da gecikmenin adli otoritelere bağlanamayacağını savunmuşlardır.

• Sürenin Dikkate Alınması Gerekliliği

19. Mahkeme, yargılamanın, başvuranın tutuklandığı 5 Mart 1982 tarihinde başlamış ve halen Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmekte olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla, başvuranın yargılaması 19 yıldan fazla sürmüştür.

20. Bununla birlikte Mahkeme, Türkiye'nin bireysel başvuru hakkını tanıdığına ilişkin bildirimde bulunduğu 28 Ocak 1987 tarihinden beri geçen ondört yıl sekiz aylık dönemi inceleyebilmektedir (bkz. 20 Şubat 2001 tarihli Cankoçak/ Türkiye Kararı, no. 25182/94, ve 26956/95, prg. 26). Yine de Mahkeme, üstte anılan bildirimin yapıldığı sırada yargılamanın ne durumda olduğunu dikkate almak zorundadır. (ibid, prg. 25). Söz konusu tarihte, yargılama dört yıl on ay sürmüştü.

(b) Yargılama süresinin makuliyeti

21. Bu bağlamda Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesi'nin yaklaşık 7 yıl 3 aylık bir sürede karar verebildiğini gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay'ın temyiz incelemesi de dört yıldan uzun sürmüştür. Ayrıca, Yargıtay davanın kendisine geçmesinden yaklaşık bir yıl sonra, 27 Aralık 1995 tarihinde karar vermiştir. Bu kararın ardından dava, zaman aşımına uğraması nedeniyle, yargılamaya son veren Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmiş ve dava bu mahkeme huzurunda beş yıldan uzun sürmüştür. Mahkeme hem ilk derece mahkemesinde hem de temyiz sırasında yaşanan gecikmelerin davanın karmaşıklığına bağlanamayacağı ve ulusal makamlara isnat edilebileceği görüşündedir.

22. Mahkeme, kendisine sunulan kanıtlara ve konu ile ilgili içtihatlarına bağlı olarak (bkz. AİHM 2001'de yayınlanması planlanan 4 Eylül 2001 tarihli 29279/95 no'lu Şahiner/ Türkiye Kararı), yargılamanın uzunluğunun "makul süre" kuralına uymadığına karar vermiştir.

23. Dolayısıyla, Sözleşme'nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.

II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI

24. Sözleşme'nin 41. Maddesi aşağıdaki gibidir:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder ."

A. Zarar

25. Başvuran, bu başlık altında bir talep belirtmemiştir. Bu bağlamda başvuran, ceza yargılamasının haksız bir biçimde uzaması sonucunda sıkıntıya girdiği için Mahkeme'den maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmakla yetinmiştir.

26. Hükümet, başvuranın iddiasıyla ilgili herhangi bir yorum yapmamıştır.

27. Başvuranın yargılamasının toplam süresinin uzunluğunu dikkate alan Mahkeme, kendisinin belli bir sıkıntıya düştüğünü düşünmektedir. Hakkaniyet ilkesi temelinde kendisine 100,000 Fransız Frangı ödenmesine karar vermiştir.

B. Masraflar

28. Başvuran, yasal masraf ve harcamaları için bir meblağ belirlememiştir. Başvuran meblağın belirlenmesini Mahkemeye bırakmıştır.

29. Hükümet, bu başlık altında da herhangi bir görüş belirtmemiştir.

30. Başvuranın Mahkeme önündeki davada birtakım masraflara girdiği açık seçik ortadadır. Mahkeme, başvuranın masrafları için 8,000 Fransız Frangı ödenmesini uygun bulmuştur.

C. Temürrüt Faizi

31. Mahkeme önündeki mevcut bilgilere göre, işbu kararın benimsendiği tarihte Fransa'daki yasal faiz oranı yıllık % 4,26'dır.

BU SEBEPLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,

1. İç Tüzüğün 43. maddesinin 1. paragrafı gereğince, bu başvurunun diğerlerinden ayrılmasına;

2. Ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle Sözleşme'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;

3. Oybirliğiyle,

(a) Sözleşme'nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren 3 ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'sına çevrilmek üzere davalı Devlet tarafından başvurana ;

(i) Manevi tazminat tutarı olarak 100,000 (yüzbin) Fransız Frangı;

(ii) Masraflar için, 8.000 (sekizbin ) Fransız Frangı; meblağın ödenmesi gerekebilecek her türlü vergi ve kesinti ile birlikte ödenmesine;

(b) Üç aylık süreden sonra yapılan ödemeler için, ödeme tarihine kadar yıllık % 4,26 faiz uygulanmasına;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar İngilizce olarak verilmiş ve 30 Ekim 2001 tarihinde, İçtüzüğün 77.maddesinin 2.ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir,

Michael O'BOYLE Elisabeth PALM Sekreter Başkan

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA