kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
DEDE VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

DEDE VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI

(32981 /96)

Strazburg

7 Mayıs 2002

USULİ İŞLEMLER

1. Davanın nedeni, dört Türk vatandaşı Atalay Dede, Mehmet Kumral, Hüseyin Hakkı Zabcı ve Mehmet Akın Dirik'in ("başvuranlar"), 30 Mayıs, 14 ve 18 Haziran 1996 tarihlerinde, İnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleşme'nin ("Sözleşme") eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na ("Komisyon") yaptığı başvurudur (başvuru no. 32981/96 ).

2. Dede ve Dirik soyisimli başvuranlar Mahkeme huzurunda Ankara'da faaliyet gösteren avukat Nurten Çağlar ve Mehdi Bektaş tarafından temsil edilmişlerdir. Kumral ve Zabcı soyisimli başvuranlar ise bir avukat tayin etmemişlerdir. Bu davaya yönelik olarak Türk Hükümeti, Büyükelçi Tugay Uluçevik'i Ajan tayin etmiştir.

3. Başvuran, kendisine karşı yürütülen ceza yargılamasının Sözleşmenin 6 § 1 maddes

4. Başvuru, 1 Kasım 1998 tarihinde, Sözleşmenin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe girdiğinde, anılan Protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkeme'ye gönderilmiştir.

5. Başvuru, Mahkeme'nin Birinci Kısmına verilmiş (İçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve bu bölüm içinde davayı inceleyecek olan daire (Sözleşmenin 27 §1 Maddesi), İçtüzüğün 26§1 maddesine uygun olarak teşekkül etmiştir. Mahkeme'de Türkiye'yi temsil eden Sn. Yargıç Rıza Türmen davadan çekilmiştir (İçtüzük 28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıştır (Sözleşmenin 27. ve İçtüzüğün 29§1 maddeleri).

6. Daire 17 Ekim 2000 tarihli bir kararla başvuruyu kabuledilebilir bulmuştur.

7. Mahkeme, 1 Kasım 2000 tarihinde Dairelerin oluşumunu değiştirmiştir. ( İç tüzük, 25 § 1). Bu dava yeni oluşturulan üçüncü daireye verilmiştir.

8. Gerek başvuran gerekse de Hükümet esaslara ilişkin olarak görüş bildirmişlerdir (İçtüzük 59 § 1).

OLAYLAR

I. DAVAYA ESAS TEŞKİL EDEN OLAYLAR

• Başvuranların yakalanması ve tutuklanması

9. Ocak ve Şubat 1981'de, başvuranlar polis tarafından tutuklanmış ve gözaltına alınmışlardır. Yasadışı Dev-Yol örgütüne üye olmakla suçlanmışlardır.

10. 15 Nisan, 11 Mayıs ve 9 Temmuz 1981 tarihlerinde Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi başvuranların tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.

B. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki Yargılama

11. 26 Şubat 1982 tarihinde, Askeri Savcı, başvuranların da içinde bulunduğu 723 davalı hakkındaki iddianamesini Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'ne sunmuştur. Savcı, başvuranları, Türk Ceza Kanunu'nun 146§1. maddesine aykırı olarak, amacı anayasal düzenini yıkarak yerine Marksist-Leninist bir rejim kurmak olan yasadışı silahlı örgüt Dev-Yol'a üye olmakla suçlamıştır.

12. Başvuranlar farklı tarihlerde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır.

13. Sıkıyönetim Kanunu kaldırıldıktan sonra Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi, 4. Kolordu'ya bağlı Sıkıyönetim Mahkemesi adını almıştır.

14. 19 Temmuz 1989 tarihinde, Sıkıyönetim Mahkemesi, başvuranları Dev-Yol üyesi olduğu için suçlu bulmuştur. Başvuranlar, Askeri Yargıtay'a başvuruda bulunmuşlardır.

C. Temyiz İşlemleri

15. Sıkıyönetim mahkemelerini ilga eden 26 Aralık 1994 tarihli Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından, bu mahkemelerce görülen davalara bakma yetkisi Yargıtay'a geçmiş ve dosyalar Yargıtay'a gönderilmiştir.

16. 28 Aralık 1995 tarihinde, Yargıtay, Mehmet Kumral'ın ve Hüseyin Hakkı Zabcı'nın mahkumiyetini onamıştır. Atalay Dede ve Mehmet Akın Dirik hakkındaki mahkumiyet kararları ise bozulmuş ve davalar Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmiştir. Yargılama halen bu mahkemede devam etmektedir.

II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA

A. Ceza Hukuku

17. Türk Ceza Kanunu'nun 146. maddesinin 1. paragrafı aşağıdaki gibidir:

" Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs edenler, idam cezasına mahkum olur."

HUKUK

I. SÖZLEŞMENİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

18. Başvuranlar, aleyhlerinde yürütülen cezai kovuşturmanın süresinin uzunluğundan şikayet etmektedirler. Bu bağlamda Sözleşme'nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedirler. Anılan madde aşağıdaki gibidir:

"Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ...bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde...görülmesini istemek hakkına sahiptir ."

19. Hükümet başvuranların iddialarını reddetmiştir. Davanın başvuranlara yöneltilen suçlamalar bakımından karmaşık olduğunu ve Dev-Yol eylemlerine karışmakla suçlanan 723 davalının bulunduğu bir davanın yürütülmesinin güçlüğünü ifade etmiştir. Bu etkenlerin yargılamanın uzamasına neden olduğunu ve yargı makamlarının herhangi bir ihmali ve gecikmede sorumlulukları bulunmadığını iddia etmiştir. Ayrıca, Türkiye'nin Mahkeme'nin yetkisini, Sözleşmenin eski 25. maddesi bağlamında 22 Ocak 1990 tarihinden sonra meydana gelen olaylarla ilgili olarak tanıdığını vurgulamıştır.

• Dikkate alınması gereken zaman aralığı

20. Mahkeme, yargılamanın, başvuranların yakalandığı 22 Ocak, 15 ve 16 Şubat 1981 tarihinde başladığını ve Kumral ve Zabcı'nın yargılanmasının 28 Aralık 1995 tarihinde bittiğini belirtmiştir. Dede ve Dirik'in yargılanması halen devam etmektedir. Kumral ve Zabcı'nın yargılanması 14 yıl, 10 ay ve 13 gün devam etmiştir. Dede ve Dirik'in yargılanması ise yirmibir yıldan fazla bir zamandır sürmektedir.

21. Mahkeme'nin zaman bakımından yetkisi sadece, Kumral ve Zabcı soyisimli başvuranlar hakkında Türkiye'nin bireysel başvuru hakkını tanıdığına ilişkin bildirimde bulunduğu 28 Ocak 1987 tarihinden 8 yıl 11 aylık dönemi, Dede ve Dirik hakkında ise 15 yıl ve iki aylık dönemi incelemesine izin vermektedir ( bkz. Cankocak -Türkiye Kararı, Bölüm 1 no 25182/94 ve no 26956/95, 20 Şubat 2001 tarihli karar, prg. 26). Yine de Mahkeme, üstte anılan bildirimin yapıldığı sırada yargılamanın ne durumda olduğunu dikkate almak zorundadır (adıgeçen karar, prg.25). Söz konusu tarihte, Kumral ve Zabcı'nın yargılaması 5 yıl 11 ay ve 13 gün, Dede ve Dirik'in yargılaması ise yaklaşık 6 yıldır sürmekteydi.

(b) Yargılama süresinin makuliyeti

22. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesinin yedi yıl beş ayda karara vardığını gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay temyiz itirazını dört yılda karara bağlamıştır. Yargıtay davayı ele aldıktan yaklaşık bir yıl sonra, 28 Aralık 1995 tarihinde, karara varmıştır. Bu kararı müteakiben Dede ve Dirik hakkındaki davalar Ankara Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanmıştır ve bu mahkemede halen sürmektedir; sözkonusu davalar 21 yıldan daha uzun zamandır devam etmektedir. Mahkeme, gerek ilk derece mahkemesinde gerek temyiz sürecinde önemli gecikmeler olduğu kanısındadır. Bu gecikmeler davanın karmaşıklığı ile açıklanamaz ve başvurana karşı yürütülen cezai kovuşturmanın uzamasının sorumluluğu ulusal makamlara atfedilmelidir.

23. Mahkeme, önündeki delillere ve konu hakkındaki içtihatlara dayanarak, (bkz. 4 Eylül 2001 tarihli Şahiner Türkiye Kararı ( Bölüm 1) no 29279/95, ECHR 2001) ceza yargılamasının uzun sürmesinin "makul süre" gereğinin yerine getirilmemesine yol açtığı sonucuna varmıştır.

24. Dolayısıyla, Sözleşmenin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.

II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI

25. Sözleşme'nin 41. Maddesi aşağıdaki gibidir:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder ."

• Zarar

26. Başvuranlar Zabcı, Kumral ve Dirik, maddi ve manevi zararlar için sırası ile 185.781, 167.515 ve 500.000 FF talepte bulunmuşlardır, ancak Dede talebiyle ilgili bir meblağ belirlememiş ve sadece adil tazmin talebinde bulunmuştur. Başvuranlar, yargılamanın çok uzun sürdüğünü, yıllarca hapishanede tutulduklarını ve işlerini kaybettikleri için maddi ve manevi zarara uğradıklarını iddia etmişlerdir.

27. Hükümet, başvuranların iddialarıyla ilgili herhangi bir yorum yapmamıştır.

28. Başvuranların yargılamasının toplam süresinin uzunluğunu dikkate alan Mahkeme, kendilerinin belli bir sıkıntıya düştüklerini düşünmektedir.

Hakkaniyet ilkesi temelinde herbirine 15,250 Euro ödenmesine karar vermiştir.

B. Mahkeme Masrafları

29. Başvuranlar, yasal harcamalar için herhangi bir talepte bulunmamış, takdiri Mahkemeye bırakmıştır.

30. Hükümet, bu başlık altında herhangi bir görüş belirtmemiştir.

31. Mahkeme, başvuranların Sözleşme işlemleri sürecinde bazı harcamalarda bulunduğunu göz önüne alarak, yaptığı masraflar için başvuranların herbirine 1,200 Euro ödenmesinin makul olduğuna karar vermiştir.

C. Temürrüt Faizi

32. Mahkeme önündeki mevcut bilgilere göre, işbu kararın benimsendiği tarihte Fransa'daki yasal faiz oranı yıllık % 4,26'dır.

BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,

1. Sözleşmenin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;

(a) Sözleşme'nin 44 § 2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren 3 ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'sına çevrilerek davalı Devlet tarafından başvuranların herbirine,

(i) Manevi tazminat tutarı olarak 15,250 (onbeşbinikiyüzelli) Euro

(ii) Mahkeme masrafları için 1,200 (binikiyüz ) Euro ödenmesi gerekebilecek her türlü vergiyle birlikte, ödenmesine ,

(b) üç aylık süre sonunda yapılan ödemeler için, ödeme tarihine kadar yıllık % 4,26 faiz uygulanmasına

2. Oybirliğiyle başvuranların adil tatmine ilişkin diğer taleplerinin reddine

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar İngilizce olarak verilmiş ve 7 Mayıs 2002 tarihinde, İçtüzüğün 77.maddesinin 2.ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

Vincent Berger Georg Ress

Sekreter Başkan

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA