kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
VERGİ DAVA DAİRELERİ 1999 342 1998 413 11/06/1999
 
YILIN MUHTELİF TARİHLERİNDEKİ HASILAT TESPİTLERİNE GÖRE KAZANCIN BİR
KISMININ BEYAN DIŞI BIRAKILDIĞI SAPTANAN ŞİRKET ORTAKLARI ADINA UYGU-
LANAN VERGİLERE KARŞI AÇILAN DAVA REDDEDİLMEKLE BİRLİKTE OLAYIN GELİ-
ŞİMİNE GÖRE ŞİRKET ADINA KESİLEN CEZANIN KUSURA ÇEVİRİLMESİNDE YASAYA
AYKIRILIK BULUNMADIĞI HK.<
Yılın muhtelif günlerinde yapılan hasılat tespitleri esas alınarak
noksan beyanda bulunduğu saptanan şirket tüzel kişiliği adına, ortak-
ları adına salınan vergilere bağlı olarak kaçakçılık, belge düzenlen-
mediği görüşüyle de özel usulsüzlük cezaları kesilmiştir.
Cezalara karşı açılan davayı inceleyen ... Vergi Mahkemesi, ...
günlü 1996/679 sayılı kararıyla; matrahın belirlenme yöntemi ve uyuş-
mazlığın niteliğine göre kesilen kaçakçılık cezasında ve Vergi Usul
Kanununun 353 üncü maddesinde yazılı belgelerin verilmediği ve alınma-
dığı somut bir şekilde tespit edilmediğinden, kesilen özel usulsüzlük
cezasında isabet görülmediği gerekçesiyle kaçakçılık cezasını kusur
cezasına çevirmiş, özel usulsüzlük cezasını kaldırmıştır.
Tarafların temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi,
... günlü, 1997/1018 sayılı kararıyla; kararın özel usulsüzlük cezası-
na ilişkin hüküm fıkrası yönünden istemi reddetmiş, ihtilaflı dönem i-
çin ortaklar adına salınan vergilere karşı açılan davaların reddi yo-
lundaki vergi mahkemesi kararlarına karşı yapılan temyiz başvuruları-
nın olayda resen takdir nedeni bulunup bulunmadığı araştırıldıktan
sonra karar verilmek üzere bozulması nedeniyle, bu dosyada temyize ko-
nu olan ve cezanın kusura çevirilmesine ilişkin hüküm fıkrasının da
vergi aslı ile ilgili dava hakkında verilecek karara göre yeniden ka-
rar verilmek üzere bozulmasına karar vermiştir.
Bozma kararına uymayan vergi mahkemesi ilk kararının kaçakçılık
cezasının kusura çevirilmesine ilişkin hüküm fıkrasının dayandığı hu-
kuksal nedenler ve gerekçe ile ısrar etmiştir.
Direnme kararı davacı şirket tarafından temyiz edilmiş, kesilen
cezanın yasal dayanağının bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulma-
sı istenmiştir.
Davacı şirketin 1990 yılına ilişkin işlemlerinin incelenmesi ü-
zerine bulunan matrah farkı üzerinden ortaklar adına salınan gelir
vergisine karşı açılan davanın reddi yolundaki vergi mahkemesi ısrar
kararlarına karşı yapılan temyiz başvuruları Kurulumuzun ... gününde
verilen ... sayılı kararlarıyla reddedilmiştir.
Ortaklar adına salınan gelir vergisine bağlı olarak kesilen ka-
çakçılık cezasının vergi matrahının belirlenme yöntemi ve uyuşmazlığın
niteliği itibarıyla kusur cezasına çevirilmesinde yasaya aykırılık gö-
rülmemiştir.
Bu nedenle temyiz isteminin reddine, karar verildi.
XX - K A R Ş I O Y
Temyiz başvurusu; davacı şirket adına, yıl içinde çeşitli ta-
rihlerde yapılan hasılat tespitlerinden hareketle hesaplanan matrah
farkı üzerinden ortaklar adına hisseleri oranında resen salınan gelir
vergisine bağlı olarak kesilen vergi cezasına dair işlemin iptali is-
temiyle açılan davayı, olaya kusur cezası uygulanacağı gerekçesiyle
kısmen reddeden vergi mahkemesi kararının olayda resen takdir sebebi
bulunmadığı gerekçesiyle Danıştay Dördüncü Dairesince bozulmasından
sonra, aynı Mahkemece verilen, direnme kararının bozulması istemine
ilişkindir.
2575 sayılı Danıştay Kanununun 38 inci maddesinin 2 nci fıkra-
sında, Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun görevleri; vergi
mahkemelerinden verilen ısrar kararları ile vergi dava dairelerinden
ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen incelemek ola-
rak sayılmıştır. Görüldüğü üzere; Genel Kurulun temyizen inceleme yet-
kisi, bu iki tür karara karşı yapılan başvurularla sınırlıdır. Dosyada
da, temyizen bozulması istenilen vergi mahkemesi kararı, Danıştay Dör-
düncü Dairesinin bozma kararından sonra, aynı mahkemece, bu karara di-
renilerek verilmiş bulunduğundan; Genel Kurulun temyizen inceleme yet-
kisinin bu çerçevede kullanılması gerekmektedir.
Anılan yetki, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49
uncu maddesinin 4 üncü fıkrasında düzenlenmiştir. Fıkra, aynen, "Mah-
keme bozmaya uymayarak eski kararında ısrar edebilir. Israr kararının
ilgili tarafından temyizi halinde, dava, konusuna göre, Danıştay İdari
veya Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca incelenir. Danıştayın ilgili
dava dairesinin kararı uygun görülürse mahkemenin kararı bozulur; aksi
halde onanır." hükmünü içermektedir. Düzenlemede yer alan "... ilgili
dava dairesinin kararı uygun görülürse..." ibaresinden, Genel Kurulun,
ısrar kararları dolayısıyla olan temyiz incelemesinin, dava dairesi-
nin kararının, yani bozma kararının hukuka uygun olup olmadığının a-
raştırılması biçiminde cereyan edeceği, açık olarak saptanmaktadır. Bu
saptamanın doğal sonucu, söz konusu incelemenin, bozma kararı ve bozma
kararı çerçevesinde verilen direnme kararı ile sınırlı kalacağı; tem-
yize konu kararın direnme kararı dışında kalan hüküm fıkralarına taşa-
mayacağıdır.
Olayda da; dava dairesinin bozma kararı, olayda resen takdir
sebebi bulunmadığı gerekçesine dayalıdır. Yani, Daire, matrah unsuru
irdelenerek verilen mahkeme kararını, olayda matrah takdirine gidilme-
si için kanunun aradığı koşullardaki noksanlık sebebiyle bozmuştur.
Mahkeme de, bozma kararına uymayarak, aksi görüşle, karara direnmiş-
tir. Dairenin, takdir olunan matrahın gerçeğe, cezanın da hukuka uy-
gunluğu yönünden bir incelemesi ve yargısı bulunmadığından; mahkemenin
bu konuda direnme kararı da yoktur. Mahkeme, olayda resen takdir sebe-
bi bulunduğu yolundaki direnme kararının doğal sonucu olarak, takdir
edilen matrahın gerçeğe, cezanın da hukuka uygunluğu yönünden davayı
inceleyip kısmen reddine karar vermiştir. Bu hüküm fıkrasının, bozma
kararına direnme konusundaki hüküm fıkrasından ayrı değerlendirilmesi
gerekir.
Genel Kurul, resen takdir sebebinin varlığı bakımından Dairenin
bozma kararını hukuka uygun görmeyerek, direnme kararının bu hüküm
fıkrasını onadığına göre; ikinci, yani takdir olunan matrahın gerçeğe
uygun olduğuna, olaya kusur cezası uygulunması gerektiğine ilişkin hü-
küm fıkrası hakkındaki temyiz talebinin incelenerek karara bağlanması
için, dosyanın, Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesi gerekmekte-
dir.
Aksine uygulama, Genel Kurulun, uzman dava dairesinin yerine
geçerek temyiz incelemesi yapması anlamına gelir ki; bu, hem yukarıda
açıklanan yasa hükümlerinin vermemiş olduğu bir yetkinin Genel Kurulca
kullanılması sonucunu yaratır; hem de, 2575 ve 2577 sayılı Yasalarla
oluşturulan yargılama hiyerarşisine aykırı olur. Ayrıca; uzman dava
dairesinin temyizen inceleme yetkisinin Genel Kurulca kullanılması,
ilk derece mahkemesi kararının anılan hüküm fıkrasının bozulması duru-
munda, mahkemenin direnme hakkını ortadan kaldıracağından, temyiz mü-
essesesinin ilkelerine de uygun değildir.
Açıklanan bu nedenle, temyize konu kararın direnme ile ilgili
hüküm fıkrasının onanmasından sonra, davanın esası ile ilgili hüküm
fıkrası hakkında temyiz incelemesi yapılmak üzere, dosyanın, Danıştay
Dördüncü Dairesine gönderilmesi gerektiği oyu ile bu konuda da esasa
girilerek hüküm kurulmasına karşıyım. (MT/ES)








 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA