kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
BEŞİNCİ DAİRE 2000 697 1999 1862 29/02/2000
 
657 SAYILI KANUNUN 78. VE 79. MADDELERİ UYARINCA EĞİTİM AMACIYLA YURT
DIŞINA GÖNDERİLEN DAVACININ İMZALADIĞI YÜKLENME SENEDİNİN, İDARENİN
TEK TARAFLI İRADESİ İLE KAMU GÜCÜNE DAYANARAK KURDUĞU BİR İŞLEM OLDUĞU
VE İDARİ DAVAYA KONU EDİLEBİLECEĞİ HK.<
Dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davacının, "İdare
Mahkemesi kararının ikinci kez yürütülmesinin durdurulması" yolundaki
istemi hakkında bir karar verilmeksizin uyuşmazlığın esasına geçildi:
Eğitim amacıyla yurtdışına gönderilen davacı, imzaladığı taah-
hütname gereğince, başarılı olamaması nedeniyle kendisine yapılan mas-
rafların iki katı ve faiziyle birlikte tahsil edileceğini bildiren ...
günlü, ... sayılı işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.
Ankara 7. İdare Mahkemesinin ... günlü, ... sayılı kararıyla;
dosyanın incelenmesinden, davalı idareye bağlı Etlik Veteriner Kontrol
Araştırma Enstitüsünde çalışan davacının, II. Tarımsal Yayım Uygulama-
lı Araştırma Projesi kapsamında A.B.D. lllinois Üniversitesinde "Kan
Protozoonlarının Serolojisi" konusunda 24 ay süreyle master eğitimine
gönderildiği ve bu eğitimde başarı gösterememesi üzerine, taahhüdünü
ihlal ederek tazminat borçlusu durumuna düştüğünden bahisle re'sen ku-
rumu tarafından taahhüt ve kefalet senedi hükümlerine göre borç hesap-
lanarak davacıya bildirildiğinin anlaşıldığı; sözkonusu alacağın taah-
hüd senedinden doğması nedeniyle, bunun, davalı idarece ancak adli
yargıda dava konusu edilerek tahsilinin mümkün olduğu; bunun yanı sı-
ra, idarece, uyuşmazlığın dava konusu edilmeden çözümlenmesini sağla-
mak açısından ilgililere önceden bildirim yapılabileceğinin de doğal
olduğu; olayda da, idarece ilgiliden istenilecek borç miktarının bil-
dirildiği görülmekte olup, belirtilen durum karşısında davanın hukuki
dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava redde-
dilmiştir.
Davacı, kararın gerekçesi incelendiğinde, Mahkemece dosyanın
yeterince incelenmediği kanaatine varıldığını; yurda 27.5.1996 tari-
hinde döndüğünü, işlemin tesis edildiği tarih itibariyle olayda zaman-
aşımı bulunduğunu; yurda idarenin çağrısı üzerine değil, kendi iste-
ğiyle döndüğünü; taahhütnamede başarısızlık halinde tazminat ödenece-
ğine dair bir madde bulunmadığını; kendisiyle aynı durumda olanlar
hakkında bir işlem yapılmadığını; idarenin, Üniversite ile ilişiğinin
kesildiği hususunu kendisine bildirmediğini; yurtdışında kaldığı süre-
nin mecburi hizmet olarak yükümlülüğüne eklenmesi gerektiğini, tazmi-
nat istenmesinin hukuka aykırı olduğunu; olayda taahhüt ihlalinin söz-
konusu olmadığını öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen
incelenerek bozulmasını istemektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davalı idarede Veteriner ola-
rak görev yapan davacının, davalı idarece yürütülen Tarımsal Yayım ve
Uygulamalı Araştırma Projesi (II.TYUAP) kapsamında, 657 sayılı Yasanın
78. ve 79. maddelerine göre ve 25.7.1994 günlü onayla, "Kan Protozoon-
larının Serolojisi" konulu yurtdışı master eğitimi için 15.8.1994 ta-
rihinden itibaren 24 ay süreyle A.B.D. lllinois Üniversitesine gönde-
rildiği; ancak, davacı anılan eğitim programına gönderilmeden önce,
davalı idarece kendisinden 8.8.1994 günlü bir taahhütname alındığı;
davacının, başarısız olduğu için eğitimini tamamlamadan yurda döndüğü
ve Makam onayı alınmadan, çalıştığı kuruluş tarafından göreve başla-
tıldığının tesbit edildiği; bunun üzerine adıgeçenin, taahhüdünü ihlal
ederek tazminat borçlusu durumuna düştüğünden bahisle ve yukarıda sö-
züedilen tahahütname hükümleri esas alınarak dava konusu işlemin tesis
edildiği anlaşılmıştır.
Davacı hakkında uygulanan ve dava konusu edilen işlemin niteli-
ğinin ve buna bağlı olarak uyuşmazlığın çözümünde görevli olan yargı
yerinin belirlenebilmesi için, öncelikle davacının hukuki durumunun ve
uygulanan işlemin hukuki dayanaklarının incelenmesi ve değerlendiril-
mesi gerekmektedir:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 128 nci maddesi kamu hizmetle-
rinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin memurlar ve diğer kamu
görevlileri eliyle görüleceğini; bunların niteliklerinin, atanmaları-
nın, görev ve yetkilerinin, hakları ve yükümlülüklerinin, aylık ve ö-
deneklerinin ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceğini açıkla-
mıştır. Anayasanın bu hükmüne uygun olarak, Ülkemizde memurların ve
diğer kamu görevlilerinin hukuki durumları (statüleri) kanunlarla ve
bu kanunların öngördüğü tüzük ve yönetmeliklerle düzenlenmiş bulunmak-
tadır. Anayasanın yukarıda özetlenen kuralından da açıkça anlaşılacağı
üzere, memurların ve diğer kamu görevlilerinin hak ve yükümlülükleri-
nin; yetki, görev ve sorumluluklarının ve özlük işlerinin sözkonusu
düzenleyici hukuki tasarruflar esas alınarak, bu düzenleyici metinler-
de yer alan kurallar çerçevesinde düzenlenmesi gerekir. Başka bir an-
latımla, idarenin, memur ve diğer kamu görevlilerine, yasanın ve yasa-
nın öngördüğü düzenleyici metinlerin dışına çıkarak yeni haklar tanı-
ması ya da yeni yükümlülükler getirmesi mümkün değildir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının, 657
sayılı Devlet Memurları Kanununun 78 ve 79. maddelerine dayanılarak
Amerika Birleşik Devletlerinde bir master eğitimine gönderildiği anla-
şılmaktadır.
Sözkonusu maddelerde, Devlet memurlarından bu maddelere dayanı-
larak mesleklerine ait hizmetlerde yetiştirilmek, eğitilmek, bilgile-
rini arttırmak veya staj yapmak üzere dış memleketlere gönderilenler-
den, ilgili onaylarda belirtilen sürelerin bitiminde görevlerine baş-
lamayanların çekilmiş sayılacakları, bu suretle çekilmiş sayılanların,
aylık ve yol giderleri de dahil olmak üzere kendilerine kurumlarınca
yapılmış bulunan bütün masrafları iki kat olarak ödemeye mecbur olduk-
ları; görevlerine başlayıp da yükümlü bulundukları mecburi hizmetini
bitirmeden ayrılanların veya bir ceza sebebi ile memurluktan çıkarıl-
mış olanların, mecburi hizmetlerinin eksik kalan kısmı ile orantılı
miktarı iki kat olarak ödemek zorunda oldukları hükme bağlanmak sure-
tiyle, bu madde kapsamındaki Devlet memurlarına hangi hallerde hangi
yaptırımların uygulanacağı tadadi olarak belirtilmiş; bu maddeler uya-
rınca yurtdışına gönderilmiş olup, "eğitimde başarısız olarak yurda
dönen" Devlet memurları hakkında herhangi bir düzenlemeye yer verilme-
miştir.
Adıgeçen Kanunun 80 inci maddesi ise, 78 ve 79 uncu maddelerde
yazılı olanların ayırma ve seçilme usul ve şatlarının, çalışmalarının
nasıl izlenip denetleneceğinin, haklarındaki disiplin kovuşturmasının
ne suretle yapılacağının ve geri çağrılmalarını gerektirecek hallerin
bir yönetmelikle düzenlenmesini öngörmüş; öngörülen Yönetmelik "Yetiş-
tirilmek Amacıyla Yurtdışına Gönderilecek Devlet Memurları Hakkında
Yönetmelik" ismi ile 1.2.1974 günlü, 14786 sayılı Resmi Gazetede ya-
yımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik, Yasada öngörülen konularda
düzenlemeler yapmış olmakla birlikte, "Belgeler" başlıklı 17 nci mad-
desinde Devlet memurlarından, kurumlarınca, Maliye Bakanlığı tarafın-
dan hazırlanmış örneklerine uygun yüklenme senedi ile muteber imzalı
müteselsil kefalet senedi alınacağını; bu belgeleri tamamlamayanların
yurt dışına çıkmalarına izin verilemiyeceğini kurala bağlamıştır.
Anayasanın 124 üncü maddesinde başbakanlık, bakanlıklar ve kamu
tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve
tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şar-
tıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri açıklanmış olduğuna göre, Devlet
Memurları Kanununun 79 ve 80 inci maddelerinde öngörülmemiş olmasına
karşın, içeriği 79 uncu maddede belirtilen yükümlülüklerle sınırlı ol-
mak koşulu ile, kurumlarınca yurt dışına gönderilecek Devlet memurla-
rından bir yüklenme senedi alınmasında ve bu yolda düzenleme yapan Yö-
netmelik maddesinde hukuka aykırılıktan söz edilemez. Ne var ki, dos-
yaya bir örneği sunulmuş ve davacı ve kefilleri tarafından imzalanmış
olan yüklenme senedinin incelenmesinden, idarenin, yüklenme senedi ile
Yasada yer almamış olan yeni yükümlülükler ihdas ettiği; konumuzla il-
gili olarak da, davacıya, "taahhüdünü ihlal ettiği takdirde, eğitim
sebebiyle kendisi için yapılan masrafların tamamını iki katı ve faizi
ile birlikte ödeme yükümlülüğü" getirdiği görülmektedir. Yüklenme se-
nedi ile getirilen bu yükümlülüğün, Yasaya aykırı olduğu hiçbir durak-
samaya yer vermeyecek kadar açıktır.
Yukarıda açıklandığı üzere, davacı yurt dışına çıkmadan önce,
Yönetmelikte yurt dışına çıkabilmenin zorunlu koşulu olarak öngörülen,
fakat Maliye Bakanlığınca Yasada belirlenen sınırlar aşılmak suretiyle
örneği hazırlanmış yüklenme senedi esas alınarak davalı idarece dü-
zenlenmiş olan 8.8.1994 günlü yüklenme senedini müteselsil kefiller i-
le birlikte imzalamıştır.
5.8.1996 günlü, 22718 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımla-
nan 4160 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununa Ek 34. madde eklenmiş ve bu madde, 5.8.1996 tarihi itibariyle
yürürlüğe girmiş;bakılan davaya konu işlem, davalı idare tarafından bu
tarihten sonra, 15.6.1998 tarihinde tesis edilmiştir.
657 sayılı Yasaya 4160 sayılı Yasanın 2. maddesi ile eklenen ve
"Yurtdışı Eğitim Masraflarının Tahsili" başlığını taşıyan Ek 34. Mad-
denin 1. ve 2. fıkralarında, ilgili kanunlarına göre öğrenim yapmak,
yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini arttırmak, staj yapmak veya ben-
zeri bir nedenle geçici süreli görevlendirilmek suretiyle, üç ay veya
daha fazla süre ile yurtdışına gönderilen kamu personelinin, yurtdı-
şında bulundukları sürenin iki katı kadar mecburi hizmetle yükümlü ol-
dukları; bu şekilde yurtdışına gönderilecek personelden, örneği Maliye
Bakanlığı tarafından hazırlanmış yüklenme senedi ile muteber imzalı
müteselsil kefalet senedinin alınacağı; anılan personelin, mecburi
hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeden veya tamamlamadan görevinden
ayrılması, müstafi sayılması ya da bir ceza ile görevine son verilmesi
halinde, kendileri için kurumlarınca fiilen döviz olarak yapılmış olan
her türlü masrafların aynı döviz cins ve miktarı üzerinden borçlandı-
rılacağı; döviz borcu toplamından mecburi hizmetin tamamlanan kısmı i-
çin hesaplanan miktarın indirileceği; hesaplanan borç miktarının, il-
gilinin durumu ve ödettirilecek meblağ dikkate alınarak azami beş yıla
kadar taksitlendirilebileceği; borç miktarının, ilgili tarafından Türk
lirası ile ödeneceği ve yapılan ödeme miktarının, tahsil tarihindeki
T.C. Merkez Bankasınca tespit ve ilan edilen efektif satış kuru üze-
rinden dövize çevrilerek yukarıda belirlenen şekilde hesaplanan döviz
borcundan mahsup edileceği hükme bağlanmış; maddenin 3. fıkrasında da,
"İlgilinin eğitimdeki başarısızlığı veya kendi kusuru nedeniyle yurt-
dışından geri çağrılması ya da verilen süreyi tamamlayıp başarısız o-
larak dönmesi durumunda da, ilgili için fiilen döviz olarak yapılmış
olan her türlü masrafların tamamı aynı esaslara göre ödettirilir."
hükmüne yer verilmiştir.
Böylece yasakoyucu, 657 sayılı Yasanın 78 ve 79 uncu maddeleri-
ne göre yurt dışına gönderilenlerden "eğitimde başarısız" olanlar için
ilk kez yaptırım getirmiş; bu yaptırım da "ilgili için fiilen döviz o-
larak yapılmış olan her türlü masrafların tamamının ödettirilmesi" o-
larak belirlenmiştir. Ödeme Ek 34 üncü maddenin 1 inci ve 2 nci fıkra-
larında öngörülen esaslara göre yaptırılacaktır. Sözkonusu fıkralar-
da, yukarıda özetlendiği üzere, yurt dışına gönderilecek personelden
"Yüklenme Senedi ile Muteber İmzalı Müteselsil Kefalet Senedi" alma,
fiilen döviz olarak yapılmış olan her türlü masrafı aynı döviz cins ve
miktarı üzerinden borçlandırma, taksitlendirme, Türk Lirası ile ödeme
gibi esaslar getirilmiş; borçlandırılan miktara faiz tahakkuk ettiri-
leceği yolunda herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Yasakoyucunun 4160 sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununa eklediği 34. madde hükmü, sözkonusu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihten önce örneği Maliye Bakanlığınca hazırlanan
yüklenme senetlerinin ve bu senetlere dayanılarak yapılan borçlandırma
işlemlerinin yasal dayanaktan yoksun ve bu nedenle hukuka aykırı oldu-
ğunu çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Yasakoyucu, yüklenme se-
nedini ve buna dayalı borçlandırma işlemlerini yeterli ve hukuka uygun
bulmuş olsa idi, kuşkusuz böyle bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duymaya-
cak idi. Bu durumda, yetiştirilmek amacıyla yurt dışına gönderilen
Devlet memurları için düzenlenmiş ve onlar tarafından imzalanmış bulu-
nan yüklenme senetlerinin ve bunlara dayanan işlemlerin, ancak 4160
sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ve bu Yasada belir-
lenen esaslar çerçevesinde hukukilik kazandığını söylemek mümkündür.
Dava konusu işlem, davacının yüklenme senedini imzalaması ile
başlayıp, idarenin davacıdan borcunu ödemesini istemesi ile tamamlanan
bir süreçte oluşmuştur. Bu nedenle, dava konusu işlemin niteliğinin a-
çıkça ortaya konulabilmesi açısından, davacının müteselsil kefilleri
ile birlikte imzaladığı, Yönetmelikte yurt dışındaki kursa katılabil-
menin zorunlu şartı olarak öngörülen ve davalı idarece tek taraflı ve
açık bir biçimde Yasaya aykırı olarak düzenlenmiş olan yüklenme sene-
dinin ve yurt dışından döndükten sonra yüklenme senedi ile kabul etti-
ği borcun davacı tarafından ödenmesi istemini içeren 15.6.1998 günlü
davalı idare işleminin bir bütün olarak incelenip değerlendirilmesi
zorunludur.istemekte, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi
uyarınca menfaatinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Buna karşılık; 190 sayılı KHK'nin 9. maddesinin 1. fıkrasına
dayanılarak 97/10073 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kadro değişikli-
ği yapıldığından bahisle anılan KHK'nin 9. maddesinin 3. fıkrası uya-
rınca tesis edildiği anlaşılan ve hukuken kurulmamış, kadroları belir-
lenmemiş, personelin yetiştirilme, görevde yükselme ve diğer özlük
hakları yasal bir düzenleme içinde yer almamış sadece fiilen mevcut
bir kurumda çalıştırılan personel hakkındaki atama işlemlerine ilişkin
bulunan ... günlü, ... sayılı Bakanlık Onayının, davacının 3. dereceli
şef kadrosuna atanmasıyla ilgili kısmının, yukarıda Başbakanlık Genel-
gesi ve Bakanlar Kurulu Kararıyla ilgili yapılan inceleme ve değerlen-
dirmeler sonucu ulaşılan hukuki duruma göre, hukuki dayanaktan yoksun
kaldığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, Başbakanlığın "iptal edilen kanun hükmün-
de kararnamelerden geriye doğru gidilerek daha önce usulüne göre yü-
rürlüğe konulmuş bulunan ilgili mevzuatın yürürlükte bulunduğu kabul
edilmek suretiyle uygulanmasına devam olunması" şeklinde düzenleme ge-
tiren 3.8.1994 günlü, ... sayılı Genelgesinin, 16.10.1997 günlü, 23142
sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararının
Aile Araştırma Kurumu Başkanlığına ait (4) sayılı Cetvelde boş kadro
değişikliği yapılmasına ilişkin kısmının ve 24.12.1997 günlü, ... sa-
yılı Bakanlık Onayının davacının 3. dereceli şef kadrosuna atanmasına
ilişkin kısmının iptaline oybirliği ile; davanın 24.12.1997 günlü, ...
sayılı Bakanlık Onayının kurumdaki diğer personel hakkındaki atama iş-
lemleriyle ilgili bölümünün iptali istemine yönelik kısmının ise men-
faat ilişkisinin yokluğu nedeniyle reddine oyçokluğu ile; karar veril-
di.
(X) AZLIK OYU :
Davacının, görevde yükselebilmek, kurumdaki personel hiyerarşi-
sinin kendisi aleyhine sonuç doğuracak şekilde bozulmasını önlemek a-
çısından 24.12.1997 günlü, 0431 sayılı Bakanlık onayının kurumdaki di-
ğer personel hakkındaki atama işlemleriyle ilgili bölümünün iptalini
istemekte menfaatinin bulunduğudan, Daire kararında, Başbakanlık Ge-
nelgesi ve Bakanlar Kurulu Kararıyla ilgili olarak belirtilen hukuki
duruma göre; hukuki dayanaktan yoksun olduğu anlaşılan 24.12.1997
günlü, 0431 sayılı Bakanlık Onayı ile tesis edilen tüm atama işlemle-
rinin iptali gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.MT/NÇ
(DAN-DER; SAYI:102)
 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA