kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
DÖRDÜNCÜ DAİRE 1999 2177 1998 4573 20/05/1999
 
İŞLETMEDEN ÇEKİLEN GAYRİMENKULLERLE İLGİLİ OLARAK TAKDİR KOMİSYONUNCA
İNŞAAT SANATKARLARI ODASI ÜYELERİNİN MAHALLİNDE YAPTIKLARI İNCELEME
SONUCU TESPİT EDİLEN EMSAL SATIŞ BEDELİ ÜZERİNDEN YAPILAN TARHIYATIN
YERİNDE OLDUĞU HK.<
1995 yılı işlemleri incelenen adi ortaklığın, ilgili yıldan önce ta-
mamlanan binadaki iki adet işyerini işletmeden düşük bedelle çektiği
ve bu işyerlerine ait maliyet ve gider unsurlarının bir kısmını kayıt-
lara intikal ettirmediği ileri sürülerek davacı adına re'sen gelir
vergisi salınmış, fon hesaplanmış ve ağır kusur cezası kesilmiştir.
... Vergi Mahkemesi ... gün ve ... sayılı kararıyla; işletmelerin bi-
lançolarında dönem varlıklar arasında yer alan gayrimenkullerin, iş-
letmeden çekilmesi durumunda, emsal bedel tespitinin 213 sayılı Vergi
Usul Kanunu'nun 267 nci maddesindeki sıra takip edilerek yapılması ge-
rektiği, ancak inceleme elemanınca inşaat maliyet bedellerinin şirket
kayıtlarından tesbiti mümkün iken maliyet konusunda herhangi bir ince-
leme yapılmadan takdir komisyonuna başvurulduğu, kayıtlara intikal et-
tirilmediği ileri sürülen giderlerin ise, gayrimenkullerin işletmeden
çekilmesinden sonra yapıldığı ayrıca işletmeden çekilen gayrimenkulle-
rin satış bedelleri ile üçüncü kişilere satışı yapılan gayrimenkulle-
rin satış bedellerinin uyum gösterdiği bu nedenle takdir edilen emsal
bedel esas alınmak suretiyle ortaklara yapılan satışların emsaline gö-
re düşük olduğu sonucuna varılarak yapılan tarhiyatta isabet görülme-
diği gerekçesiyle vergi ve cezaların kaldırılmasına karar vermiştir.
Davalı İdare, yapılan tarhiyatta usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı-
nı ileri sürmekte ve kararın bozulmasını istemektedir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 38 inci maddesinde bilanço
esasına göre ticari kazancın, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi
sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet fark olduğu, bu dönem
içinde sahip veya sahiplerince işletmeden çekilen değerlerin farka i-
lave olunacağı, ticari kazancın bu şekilde tespitinde Vergi Usul Kanu-
nu'nun değerlemeye ait hükümleri ile Gelir Vergisi Kanunu'nun 40 ve 41
inci maddelerinin uygulanacağı öngörülmüştür. Bu maddeye yollama yapı-
lan Gelir Vergisi Kanunu'nun 41 inci maddesinde teşebbüs sahibi ile e-
şinin ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aynen aldık-
ları sair değerlerin gider olarak indirilmesinin kabul olunmayacağı ve
aynen alınan değerlerin emsal bedeli ile değerlenerek teşebbüs sahibi-
nin çektiklerine ilave olunacağı belirtilmiştir. Bu maddede sözü geçen
emsal bedelin ne olduğu ve nasıl tespit edileceği, 213 sayılı Vergi
Usul Kanunu'nun 267 nci maddesinde açıklanmıştır.
Vergi Usul Kanunu'nun 267 nci maddesinde emsal bedel "gerçek
bedeli olmayan veya bilinmeyen veyahut doğru olarak tespit edilmeyen
bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz
olacağı değer olarak tanımlanmış ve bu şekilde tanımı yapılan emsal
bedelin ortalama fiyat esası, maliyet bedeli esası ve takdir esası u-
sulleri dikkate alınmak suretiyle belirleneceği açıklanmıştır. Ortala-
ma fiyat esası öncelikle uygulanması gereken usul olarak maddede yer
almış, bu usulün uygulanma olanağının bulunmaması halinde emsal bedeli
belli edilecek değerin maliyetinin bilinmesi ve çıkarılmasının mümkün
olması durumunda mükelleflerce bu maliyet bedeline toplam satışlar
için % 5, perakende satışlar için % 10 ilave edilerek emsal bedelinin
belirleneceği hükme bağlanmıştır. Buna göre ortalama fiat esasının uy-
gulanma olanağının bulunmadığı ve işletmeden çekilen değerin maliyet
bedelinin bilinmesi ve çıkarılmasının mümkün olması durumunda artık
mükelleflerce başka bir işe gidilmeksizin maliyet bedeline maddede be-
lirtilen oranlar ilave edilmek suretiyle emsal bedeli belirlenecektir.
Maddede yazılı ilk iki esasa göre emsal bedelinin belirlenememesi söz
konusu olduğunda madde sayılan üçüncü yöntem olan takdir esası uygula-
nacaktır.
Maliyet bedeline göre emsal bedelin belirlenmesi sırasında bazı
hususlara dikkat etmek gerekmektedir. Bunların en önemlisi mükellefçe
belirlenen maliyet bedelinin gerçek duruma ve yasal kayıtlara uygunlu-
ğunun tespit edilmesidir. Amaç, değerlemeye konu kıymetin değerleme
gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değeri sapta-
mak ve bu şekilde vergilemenin gerçek ve gerçeğe en yakın miktarlar ü-
zerinden yapılmasını sağlamak olduğuna göre, mükelleflerce belirlenen
maliyet bedelinin doğru olup olmadığının araştırılması zorunludur. Ya-
pılan araştırma sonunda mükelleflerce maliyet bedelinin gerçek değer-
ler doğrultusunda tespit edilemediğinin belirlenmesi halinde, gerçek
maliyetin tespiti yoluna gidilebilir. Gerçek maliyetin belirlenememesi
durumu söz konusu olur ise emsal bedeli takdir esasına göre saptamak
mümkündür.
Olayda, ortaklar tarafından ihtirazi kayıt konulmadan imzala-
nan, inceleme raporu eki tutanağın incelenmesinden, 1991 yılından önce
tamamlanan binadaki bağımsız bölümlerin işletmeden çekilmesi sırasında
satış değerinin tespitinde özellikle bir çalışma yapmadıkları, götürü
bir tespit yaptıkları, başlangıçta inşaat maliyetleri kayıtlara eksik-
siz yansıtılmasına rağmen daha sonra cari yıl fiyatlarıyla yaptıkları
giderleri maliyet unsuru olarak kayıtlarına yansıtmadıklarını ifade
ettikleri anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, götürü bir şekilde tes-
pit edilen satış bedelinin, maliyet bedeli esasına göre emsaline naza-
ran gerçeğe yakın bir değer olduğunun tespiti, söz konusu bağımsız bö-
lümler 1991 yılından önce tamamlandığı ve 1995 yılında işletmeden çe-
kildiğinden ayrıca bazı maliyet unsurlarının kayıtlara yansıtılmadığı
ifade edildiğinden mümkün olmamaktadır. Kaldı ki, inceleme elemanınca
takdir esasına göre emsal bedel tespit edilirken kayıtlara intikal et-
tirilmeyen maliyet tutarları, matrah farkı hesaplanırken dikkate alın-
mıştır. Ayrıca 1995 yılında üçüncü şahıslara satılan bağımsız bölümler
daire iken işletmeden çekilen bağımsız bölümler dükkan olup m2 büyük-
lüğü, mahal ve özellikler itibariyle işletmeden çekilen bağımsız bö-
lümlerden farklı niteliklere sahip olduğu gözönüne alınmalıdır.
Bu durumda, bütün bu hususlar dikkate alınıp, İnşaat Sanatkar-
ları Odası üyelerinin mahallinde yaptığı incelemeler esas alınarak,
takdir komisyonunca belirlenen emsal satış bedelinin yerinde olup ol-
dığı yönünde inceleme yapılmak suretiyle yeniden karar verilmesi ge-
rektiğinden mahkemece, tarhiyatın kaldırılmasında isabet görülmemiş-
tir.
Açıklanan nedenlerle, Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün temyiz iste-
minin kabulüyle ... Vergi Mahkemesinin ... günlü ve ... sayılı kara-
rının bozulmasına karar verildi. (YK/ES)
(DAN-DER; SAYI:102)
 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA