kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
DÖRDÜNCÜ DAİRE 1992 4462 1992 1069 19/10/1992
 
İŞLETMENİN AKTİFİNDE KAYITLI HERBİR ULAŞIM ARACININ, HAYAT STANDARDI
UYGULANMASINDA AYRI BİRER İŞYERİ OLARAK KABUL EDİLEMİYECEĞİ HK.<
Davacı, ihtirazi kayıtla verdiği 1990 yılı beyannamesi üzerinden hayat
standardı uygulanmak suretiyle tahakkuk ettirilen gelir vergisi ve ge-
çici verginin terkini dileğiyle mahkemeye başvurmuştur. Vergi Mahke-
mesi kararıyla Gelir Vergisi Kanunu'nun kümerrer 116 ncı maddesinde,
hayat standardı uygulamasında aynı veya ayrı neviden her bir işyeri
için, temel gösterge tutarlarının % 50 oranında arttırılarak uygulana-
cağının belirtildiği, Vergi Usul Kanunu'nun 156 ncı maddesinde ise iş-
yeri tanımının yapıldığı, bu hükümler çerçevesinde olay incelendiğin-
de, nakliyecilik yapan davacının bu faaliyette kullandığı her nakil
vasıtasının ayrı birer işyeri niteliğinde bulunduğu, dolayısıyle her
araç ayrı bir işyeri sayılmak suretiylehayat standardı uygulanmasında
yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar ver-
miştir.
Uyuşmazlık, adi ortaklık halinde kum, çakıl harfiyat ve nakliyesiyle
uğraşan davacı adına, işletmenin aktifinde kayıtlı nakil vasıtalarının
her birinin ayrı birer işyeri kabul edilerek hayat standardı temel
göstergelerinin birden sonraki her bir işyeri için % 50 oranında ar-
tırılarak uygulanmasından kaynaklanmıştır.
Gelir Vergisi Kanununa 3689 sayılı Kanunla eklenen geçici 35. maddede;
aynı veya ayrı neviden birden fazla işyerinde ticari faaliyette bulu-
nan mükelleflerin temel gösterge tutarlarının, birden sonraki her bir
işyeri için % 50 oranında arttırılarak uygulanacağı öngörülmüş, Vergi
Usul Kanunu'nun 156. maddesinde ise; ticari, sinai, zirai veya mesleki
faaliyette işyeri, mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalatha-
ne, şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ,
bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, ma-
denler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari,
sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya
bu faaliyetlerde kullanılan yer olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun
5. maddesinin 2365 sayılı Kanunun 2. maddesiyle değişen fıkrasında
da; Gelir Vergisi mükelleflerinin ve sermaye şirketlerinin, her yıl
Mayıs ayının son gününe kadara vergi tarhına esas olan kazanç tutar-
ları ile bunlara isabet eden vergi miktarlarını gösteren levhayı mer-
kezlerine, şubelerine, satış mağazalarına, iş sahipleri ile mükellef-
ler tarafından kolayca okunup görülecek şekilde asmak zorunda olduk-
ları belirtilmiştir.
Bu hükümlerden ticari, sınai, zirai veya mesleki faaliyetin icrasına
tahsis edilen bir yerin işyeri olarak kabul edilebilmesi için, bu ye-
rin kanunda tanım ve anlamı verilen niteliklere sahip olması ve müşte-
rilere mal teslimi yapılan, hizmet ifa edilen bir yer olması, faaliye-
tin icrası yönünden ayrı ve bağımsız niteliklere sahip olmasının ge-
rekli olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre kum-çakıl harfiyat ve nakliyesi işiyle uğraşan adi ortaklı-
ğın aktifinde kayıtlı bulunan ve söz konusu faaliyetin sürdürülebilme-
si için ticari açıdan gerekli açık olan nakil vasıtalarının her biri-
nin ayrı birer işyeri olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu iti-
barla hayat standardı uygulamasının Maliye ve Gümrük Bakanlığına usul
ve esaslar hakkında düzenleme yetkisi verilmiş olması, kanunda belir-
tilen hususlarda kanunun belirlendiği ilke ve amaçları aşan düzenleme-
ler yapılmasına olanak vermez. Esasen hayat standardı uygulaması kanu-
ni ölçülere göre vergilemeyi öngörmektedir. Verginin kanunla konulaca-
ğına ilişkin Anayasa kuralı karşısında, Bakanlığın düzenlemesiyle mü-
kelleflere kanunda öngörülenin üzerinde vergi yükü tahmili de mümkün
değildir.
Bu itibarla, Genel Tebliğ hükümlerine dayanılarak işletmenin aktifinde
kayıtlı nakil vasıtalarının her birinin ayrı birer işyeri olarak kabu-
lü suretiyle hayat standardı uygulamasında yasaya uygunluk bulunmadı-
ğından, bu görüşle tahakkuk ettirilen vergilerin terkini dileğiyle
açılan davanın reddi yolundaki mahkeme kararında isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Vergi Mahkemesinin kararının bozulmasına karar
verildi.

(DAN-DER, SAYI:87)
CP/SE



 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA