kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY Karar Yılı Karar No Esas Yılı Esas No Karar Tarihi
İDARİ DAVA DAİRELERİ 1993 7 1992 652 22/01/1993
 
DAVACININ İŞ AKDİNİN FESHİ İLE İHBAR VE KIDEM TAZMİNATININ ÖDENMESİ YO
LUNDAKİ YÖNETİM KURULU KARARINI GÖREVE SON VERME İŞLEMİ NİTELİĞİNDE BU
LUNDUĞU HK.<
Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdür Yardımcısı olan davacının
iş akdinin feshi ile ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi yolundaki YÖ
netim Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada İdare Mahkemesin
ce verilen ret kararı, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Beşinci Da
iresinin 24.1.1991 günlü, 1991/72 sayılı kararıyla bozulmuş ise de;
mahkeme bozmaya uymayarak, ret kararında ısrar etmiştir.
Davacı, İdare Mahkemesi ısrar kararının temyizen incelenerek bozolması
nı istemektedir.
Danıştay Beşinci Dairesi, İdare Mahkemesi kararını; 233 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin olay tarihinde yürürlükte bulunan ilgili hüküm-
lerine göre ekamu görevlisi statüsündeki genel müdür yardımcılarının
atanması ve görevlerine son verilmesi konusunda yönetim kurulunun yet-
kili bulunduğu, ilgili bakanlığın ise yalnızca teşebbüs faaliyetleri-
nin mevzuat hükümlerine uygun biçimde yürütülmesini gözetmekle görevli
olduğu, bu nedenle davalı idarede genel müdür yardımcısı olan davacı-
nın Ulaştırma Bakanlığı APK Uzmanlığına atanmasına ilişkin bakanlık
işlemi yetkisiz makamca tesis edilmiş bulunduğundan hukuki sonuç doğur
masının olanaksız olduğu her ne kadar bu işlemin iptali istemiyle dava
açılmamış ise de, davacının iş akdinin feshi yolundaki dava konusu Yö-
netim Kurumu kararının nedenini Ulaştırma Bakanlığınca tesis edilen na
kil işlemi oluşturduğundan birleşik nitelikteki ve aynı amaca yönelik
bu işlemlerin birlikte değerlendirilmesinin gerektiği davacının, Ulaş-
tırma Bakanlığı APK Uzmanlığına nakledilmesine ilişkin yazıyı tebellüğ
ederek imzalamasının yetkisiz makamca tesis edilen bu işleme hukuki ge
çerlilik kazandırmayacağı, adı geçenin sözü geçen tebellüğ belgesinde-
ki beyanlarının ise, görevine son verilmesi veya ilişiğinin kesilmesi
isteği biçiminde yorumlanamıyacağı, bu belgedeki beyanda, bakanlıkça
tesis edilen işlemin hukuka aykırılığının vurgulandığı ve söz konusu
nakil işleminin Yönetim Kurulunca da benimsenmesi halinde ilgilinin
işten çıkarılması sonucunun doğacağının belirtildiği, bu durumda ise,
genel müdür yardımcılığına atanmasından önceki dönemde işçilikte ge-
çen süreye ilişkin ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesinin istendiği,
davacının iş akdinin feshi ile ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi
yolundaki dava konusu Yönetim Kurulu kararının göreve son verme işlemi
niteliğinde bulunduğu, bu nedenle mahkemenin anılan işlemin davacının
isteği doğrultusunda tesis edildiğine ilişkin kabulünde hukuki isabet
görülmediği gerekçesiyle bozmuştur. Bozmaya ilişkin Daire kararının
davalı idarece düzeltilmesi istenilmişse de karara düzeltme istemi de
reddedilmiştir.
İdare Mahkemesince; davacının teşekkül, Genel Müdür Yardımcısı iken
Ulaştırma Bakanlığının tayin emri ile APK Kurulu Başkanlığı uzmanlığı-
na atandığı davacının bu tayin emrini 4.1.1985 tarihinde tebellüğ et-
tiği ve tebellüğ şerhinde kullandığı ifadeler üzerine idarece istemi
doğrultusunda kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi ve uhdesinde bu-
lunan birince derece imza yetkisinin kaldırılması yolunda Yönetim Kuru
lunca karar alındığı ve bu kararın adı geçene tebliği üzerine davanın
açıldığının anlaşıldığı; Ulaştırma Bakanlığınca tesis edilmiş işlemin,
yetkili makamca veya mahkemece iptal edilmedikçe hukuki sonuç doğura-
cağı bu nedenle davacının anılan işlemin iptali için dava açmadığından
nakil işleminin kesinleştiği ve adı geçenin tayin emrini tebellüğ et-
mekle Türkiye Denizcilik İşletmeleri ile ilişkisini kesmiş olduğu, ya-
ni görevine başlayıp başlamamasının davacının sorunu bulunduğu her ne
kadar ilgili tarafça nakil işleminin mevzuata aykırı olduğu ileri sü-
rülmekte ise de, bu iddianın ancak nakil işleminin iptali istemiyle
açılan bir davada inceleme olanağının bulunduğu, dava konusu edilen iş
lemin göreve son verme işlemi niteliğinde olmayıp, davacının istemi
üzerine yapılan bir işlem olduğu ve adı geçen ihbar ve kıdem tazminatı
nı alarak işter ayrılmış bulunduğu, işçi statüsünde olmayan davacı
hakkında iş akdinin feshi sözünün kullanılmasının yapılan işlemin özü-
nü sakatlar nitelikte görülmediği vurgulanarak davanın reddi yolundaki
ilk kararında ısrar edilmiştir.
Temyiz dosyasının incelenmesinden davalı idarede Genel Müdür Yardımcı-
sı olarak görev yapan davacının Ulaştırma Bakanlığınca tesis edilen
işlemle Bakanlık APK Uzmanlığına atandığının bildirilerek konunun ilgi
liye tebliğinin istenilmesi nedeniyle adı geçenin "hizmet ilişkisinin
Genel Müdürlükle olması nedeniyle 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
uyarınca Bakanlığın hakkında atama yetkisi bulunmadığını, söz konusu
işlemin yetki dışı ve usulsüz olduğu, bakanlık emrinin, Genel Müdürlük
ve Yönetim Kurulunca benimsenmesi halinde de bu durumun işten çıkarıl-
ması anlamına geldiğini, işten çıkartılmasının ise haklı bir nedeni bu
lunmadığını,.....................atandığı görevin ünvan, ücret ve di-
ğer haklar yönünden daha aşağı düzeyde bulunması nedeniyle söz konusu
nakil ve işten çıkarma işleminin mevzuata aykırı bulunduğunu, bu durum
da Yönetim Kurulu kararı ve mevzuat hükümlerine uygun olarak ihbar ve
kıdem tazminatının verilmesi gerektiğini" belirtmek suretiyle
4.1.1985 tarihinde Bakanlık işlemini tebellüğ etmesi üzerine Teşekkül
Yönetim Kurulunun 4.1.1985 günlü yönetim kurulu kararının 3/D.maddesi
gereğince iş akdinin feshi ile ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesine
birinci derece imza yetkisinin kaldırılmasına karar verildiği ve elde-
ki davanın bu işlemin iptali istemiyle açıldığı anlaşılmaktadır.
233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin olay tarihinde yürürlükte olan
9.maddesinin 6.fıkrası ile 14, 44 ve 40.maddelerinde genel müdür yar-
dımcılarının atanması ve görevlerine son verilmesi konusunda yönetim
kurulunun yetkili bulunduğu, ilgili Bakanlığın ise yalnızca teşebbüs
faaliyetinin mevzuat hükümlerine uygun biçimde yürütülmesini gözetmek-
le görevli olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu nedenle davalı idarede genel müdür yardımcısı olan davacının Ulaş-
tırma Bakanlığı APK Uzmanlığına atanmasına ilişkin Bakanlık işlemi yet
kisiz makamca tesis edildiğinden hukuki sonuç doğurmasının olanaksız
olduğunda herhangi bir duraksayama yer yoktur. Her ne kadar bu işlemin
iptali istemiyle dava açılmamış ise de, davacının iş akdinin feshi yo-
lundaki dava konusu yönetim kurulu kararının nedenini Ulaştırma Bakan-
lığınca tesis edilen nakil işlemi oluşturduğundan aynı amaca yönelik
bu işlemlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Öte yandan davacının yukarda özetlenen sözü geçen tebellüğ belgesinde-
ki beyanlarının; Bakanlıkca tesis edilen nakil işleminin hukuka aykırı
lığını vurgulaması ve bu işlemin Yönetim Kurulunca da benimsenmesi ha-
linde işten çıkartılması sonucunu doğuracağını belirtmesi ve bu durum-
da da genel müdür yardımcılığına atanmasından önceki dönemde işçilikte
geçen süreye ilişkin ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi isteğini
içerdiği açık olup, bu ifadelerin, adı geçeni görevine son verilmesi
veya kurumla ilişiğinin kesilmesi isteği biçiminde yorumlanması huku-
ken olanaklı bulunmamaktadır.
Belirtilen hukuksal durum karşısında davacının iş akdinin feshi ile
ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi yolundaki Yönetim Kurulu kararı
göreve son verme işlemi niteliğinde bulunduğundan, mahkemenin anılan
işlemin davacının isteği doğrultusunda tesis edildiğine ilişkin gerek-
çesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile, İstanbul
4.İdare Mahkemesinin 24.6.1992 günlü, 1992/831 sayılı ısrar kararının
bozulmasına karar verildi.

(DAN-DER; SAYI:88)

CP/SE

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA