kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
İdari Dava D. Kur. 2007/1724 E.N , 2008/1706 K.N.

İlgili Kavramlar

YARGI KARARLARININ İDARECE YERİNE GETİRME ZORUNLULUĞU

Özet
TEMETTÜ HARİÇ ORTAKLIK HAKLARI İLE YÖNETİMİ VE DENETİMİ TASARRUF MEVDUATI SİGORTA FONU'NA DEVREDİLEN BANKANIN, BU DEVİR KARARININ YARGI YERİNCE İPTAL EDİLMESİ ÜZERİNE, DEVİR KARARININ ALINDIĞI TARİHTEKİ HUKUKİ VE MALİ YAPISININ TEKRAR TESİS EDİLMESİ VE DAVACILARA AYNEN İADESİ MÜMKÜN OLMAMAKLA BİRLİKTE, İPTAL KARARININ BİR GEREĞİ OLARAK VE BAŞKACA BİR HUKUKİ ENGEL YOKSA; DAVACIYA, TEKRAR BANKACILIK FAALİYETİNDE BULUNULABİLECEK KOŞULLARIN SAĞLANMASI GEREKTİĞİ HAKKINDA.


İçtihat Metni

Karar Düzeltme İsteminde Bulunan (Davacılar): 1-... A.Ş.

2-...

3-... Davacıların Vekili : Av....

Karşı Taraf (Davalı) : Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu

Vekilleri : Av. ..., Av....

İstemin Özeti : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen ve Danıştay Onüçüncü Dairesinin 29.11.2005 günlü, E:2005/5546, K:2005/5699 sayılı kararının onanmasına ilişkin bulunan 21.3.2007 günlü, E:2006/339, K:2007/384 sayılı karara karşı, davacılar kararın düzeltilmesi isteminde bulunmaktadır.

Savunmanın Özeti : Kararın düzeltilmesi isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Muhsin Yıldız'ın Düşüncesi : İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Gülen Aydınoğlu'nun Düşüncesi : Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54 üncü maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından istemin reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davacıların yürütmenin durdurulması istemleri görüşülmeyerek dosya incelendi ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca davacıların karar düzeltme istemleri kabul edilerek Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 21.3.2004 günlü, E:2006/339, K:2007/384 sayılı kararı kaldırılarak, gereği görüşüldü:

Dava; ... A.Ş.'nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmesine ilişkin 9.7.2001 günlü, 382 sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararını iptal eden Danıştay Onuncu Dairesi'nin 21.6.2004 günlü, E:2004/7935, K:2004/5575 sayılı kararının uygulanması için yapılan başvurunun reddine ilişkin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 11.8.20JD4 günlü, 1369 sayılı kararı ile bu kararın yeniden incelenerek kaldırılması için yapılan başvurunun cevap verilmeyerek reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay Onüçüncü Dairesinin 29.11.2005 günlü, E:2005/5546, K:2005/5699 sayılı kararıyl^; Anayasanın 2. ve 138. maddeleri ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 28. maddecinin incelenmesinden anlaşılacağı üzere, Danıştay, bölge idare, idare ve vergi mahken|ıelerinin kararlarının gereğinin idarece geciktirilmeksizin yerine getirilmesinin kaçınılrrjaz bir zorunluluk olduğu, idarî yargıda açılan dava sonucu, mevcut hukukî durumda değişiklik yaratan sübjektif bir işlemin iptali yolunda karar alındığında, bu kararın uygulanmasını sağlamak yükümlüğünün işlemi tesis eden idareye ait bulunduğu, iptal kararının yerine getirilmesinin, dava konusu işlemin tesis edildiği anda mevcut olan hukukî durumun davalı idare tarafından yeniden tesisi suretiyle olacağı, ancak davalı idarenin tek taraflı işlemi ile dava konusu işlemin tesisinden önceki hukukî durumun yaratılmasının hukukeıjı veya fiilen mümkün olmadığı hallerde yargı kararının uygulanmamasının söz konusu olabildiği,olayda, ...'in 9.7.2001 tarihli Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı ile 4389 sayılı Kanunun 14.maddesi uyarınca temettü hariç, ortaklık hakları îte yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesinden sonra Fon'ca, ...'in yönetim ve denetiminin ele alınarak hisse senetlerinin tamamı ile bankanın ödenmiş sermayesine karşılık j 50 trilyon TL (50.000.000 YTL) tutarındaki kısmının Fon hesabına kaydedildiği, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca ...'in 13.12.2001 tarihinde bankacılık işlemleri yapma i ve mevduat kabul etme izninin iptal edilerek, bankanın tasfiyesine karar verilmelinden sonra, Tasfiye Halinde ... A.Ş. Genel Kurulunda, tasfiyenin kaldırılarak bankanıfı ... A.Ş. bünyesinde birleştirildiği ve tasfiyesiz infisahın gerçekleştiği, ...'in tüzel kişiliğinih ticaret sicilinden silinerek sona erdiği, bu durumda, Fonun kendisine devredilen, bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılmış olan ... hakkında, Bankalar Kanunujıun 15.maddesi uyarınca yaptığı, üçüncü kişileri de ilgilendiren hukuki tasarruflar ve bankanıjn tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle, idarece, bankanın Fona devrine ilişkin işlemi iptal edfen Danıştay Onuncu Daire kararının gereğinin yerine getirilmesinin olanaksız olduğu, başka bir anlatımla, devir kararının alındığı tarihteki ...'in hukuki ve malî yapısının davalı idarece jtesisi suretiyle davacıya iadesinde hukuki ve maddi (fiili) imkânsızlık bulunduğu ve idarenin! idari yargı kararını uygulayamadığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka (aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davacılar; idarenin yargı kararını uygulama görevini hiçbir sebep ve bahane ile yerine getirmekten kaçınamayacağını, ... A.Ş.'nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesinden sonra tesis edilmiş tüm işlemlere karşı ayrı ayrı dava açıldığını ve bu davalarıh tamamının iptal kararı verilerek sonuçlandığını, idarenin, ...'in yok edilmesi sırasındu tesis ettiği işlemlerin tersine işlemler yapmak suretiyle Bankayı ihya ederek hak sahipleme iade etmesinde hiçbir imkansızlık bulunmadığını, nasıl banka başka bir Fon bankası ile birleştirilmiş ise aynı şekilde ayrıştırma ile ihya edilebileceğini, idarenin bütünlüğü ilkesi ile idari işlemlerde paralellik ilkesinden hareketle yargı kararının uygulanması için yeni kararlar alarak uygulamaya koymanın zorunlu olduğunu, ayrıca tam mükellef sermaye şirketlerinin birleştirilmesi gibi bölünme yolu ile mal varlıklarının ayrıştırılabileceği hususunun meri mevzuatta yer alan hükümler ile düzenlendiğini öne sürmekte ve Daire kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedirler.

Anayasanın 2.maddesinde "Cumhuriyetin nitelikleri" arasında sayılan hukuk devleti ilkesi, vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi ifade etmektedir. Anayasa Mahkemesi de, hukuk devletin) "İnsan haklarına saygılı ve bu hakları koruyucu âdil bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ittirmekle kendisini yükümlü sayan, bütün eylem ve işlemleri yargı denetimine bağlı olan devlet" biçiminde tanımlamıştır. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak yine Anayasanın 138.maddesinin son fıkrasında yer alan; "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmü ile yargı kararlarının idarece yerine getirme zorunluluğu açık olarak vurgulanmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun " Kararların sonuçlan" başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında da, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." kuralı yer almıştır.

Görüldüğü üzere, Danıştay, bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların gereklerinin idarece yerine getirilmesi temel bir kuraldır.

Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde; temettü hariç, ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ...'in, devir kararının iptal edilmesi üzerine devir kararının alındığı tarihteki hukuki ve mali yapısının tekrar tesis edilmesi ve bankanın o zamanki durumu ile davacılara iade edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla birlikte, iptal kararının bir gereği olarak ve başkaca bir hukuki engel yoksa davalı idarenin, davacılara Bankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde tekrar bankacılık faaliyetinde bulunabilecek koşulları sağlaması ve bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni tanınmak suretiyle banka kurmalarına izin vermesi gerekir.

Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Danışaty Onüçüncü Dairesinin 29.11.2005 günlü, E:2005/5546, K:2005/5699 sayılı kararının BOZULMASINA, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden 21.40 YTL yürütmenin durdurulması harcının istekleri halinde davacılara iadesine, 26.6.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

... A,Ş.'nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesine ilişkin 9.7.2001 günlü, 382 sayılı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararını iptal eden Danıştay Onuncu Dairesinin 21.6.2004 günlü E:2004/7935, K:2004/5575 sayılı kararının uygulanması için yapılan başvurunun reddine ilişkin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 11.8.2004 günlü, 1369 sayılı kararı ile bu kararın yeniden incelenerek kaldırılması için yapılan başvurunun cevap verilmeyerek reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen ve davanın reddine ilişkin bulunan 29.11.2005 günlü, E:2005/5546, K:2005/5699 sayılı kararın onanması yolundaki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 21.3.2007 günlü, E:2006/339, K:2007/384 sayılı kararına karşı, davacılar karar düzeltme isteminde bulunmaktadırlar.

... AŞ.'nin temettü hariç, ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devrine ilişkin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 9.7.2001 günlü, 382 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 21.6.2004 günlü, E:2003/710, K:2003/897 sayılı kararı ile iptal edilmiş ise de; bu süreç içinde aynı Kanunun 15. maddesi uyarınca, kendisine devredilen, bir bankanın yönetimi ve denetimi ile ortaklık hakkına sahip olan ve bankanın mali bünyesinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması ve üçüncü kişilere devri konusunda yetkili bulunan Fon'ca, ...'in hisse senetlerinin tamamı ile bankanın ödenmiş sermayesine karşılık 50 trilyon TL. (50.000.000. YTL) tutarındaki kısmının Fon hesabına kaydedildiği ve böylece Bankanın hisse senetleri mülkiyetinin Fon'a intikalinin sağlandığı, sonrasında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunca, ...'in 13.12.2001 tarihinde bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni iptal edilerek bankanın tasfiyesine karar verildiği, fakat daha sonra dava konusu işlemlerin tesis edildiği ve bu işlemler paralelinde Tasfiye Halinde ... A.Ş. Genel Kurulunda, tasfiyenin kaldırılarak bankanın ... A.Ş. bünyesinde devren birleştirilmesine karar verildiği ve tasfiyesiz infisahın gerçekleştiği ve böylece ... A.Ş.'nin tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinerek sona erdiği anlaşılmıştır.

Ayrıca ... A.Ş.'nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonununa devir tarihi itibariyle mevcut mali yakısı incelendiğinde, Bankanın Fon bünyesinde rehabilite edilmesi ve bilançosunun yeniden yapılandırılması amacıyla Fon tarafından Bankaya kaynak aktarıldığı görülmektedir.

Buna göre Fon tarafından Bankaya, ödenmiş sermayesine karşılık 50 trilyon TL. ödeme Sapılması yanında, munzam karşılıkları toplamı 104 trilyon TL tutarında munzam karşılık iadesi yapıldığı, yine Fon Yönetim Kurulu kararları ile toplam 1.605.244.500 YTL kaynağın ihtiyari yedek akçe olarak aktarıldığı görülmektedir. Ayrıca kamu tarafından Bankaya aktarılan bu fonların yanısıra, hakim ortakların Bankaya olan toplam borcunun 527.540.082 YTL olduğu belirlenmiştir. Zira Bankanın Fon'a devri ile ilgili olarak Danıştay Onuncu Dairesince verilen iptal kararında, Bankanın mali yapısı ile ilgili Kurum tarafından yapılmış plan tespitlerin gerçeği yansıtmadığına dair bir gerekçe de yer almamıştır.

Öte yandan, Bankanın Fona devrine ilişkin işlemle ilgili iptal kararının gerekçesinin hakim ortak ... grubuna sermaye artırımı için yeterli zamanın tanınmaması olduğundan, özkaynak açığı bulunan Bankanın davacılara iade edebilmesi için davacıların yeterli sermayeyi Bankaya koyabileceklerine dair teminatı davalı idarelere ibraz etmesi zorunluluğu da bulunmaktadır.

Tüm bu tespitlere karşılık davacıların bu zorunluluk ve yükümlülükleri bu güne kadar yerine getirmediği/getiremediği, bu haliyle ...'in Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiği tarihteki hukuki ve mali yapısının davalı idarece tesisi suretiyle davacılara iadesinin hukuki ve maddi açıdan imkansız olduğu kuşkusuzdur. Kaldı ki, davacı, Bankanın ... ile birleştirilmesine ilişkin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Yönetim Kurulu'nun 20.3.2002 günlü, 177 sayılı kararının iptali istemiyle Danıştay Onüçüncü Dairesinde açtığı E:2005/5180 sayılı davasından da vazgeçmiş bulunmaktadır.

Uyuşmazlık Danıştay Onuncu Dairesinin 21.6.2004 günlü, E:2004/7935, VK:2004/5J575 sayılı kararı uyarınca ...'in "tersine idari işlemler" tesis edilerek ihya edilmek suretiyle iadesi isteminin reddinden doğmuş ve konu Danıştay Onüçüncü Dairesince bu esas dahilinde) incelenerek karara bağlanmıştır. Bu kararın temyiz incelemesi de Kurulumuzca aynı esaslar ilerisinde yapılmış ise de, bu kez "iddianın genişletilmesi" yasağına aykırı olarak uyuşmazlık, "davacılara Bankalar Kanunu hükümleri çerçevesinde tekrar bankacılık faaliyetlerinde bulunabilecek koşulların sağlanması ve bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etrfıe izni tanınmak suretiyle banka kurmalarına izin verilmesi" hususuna hasredilmiş ve bu yöıjıde hüküm kurulmuştur.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu yargılama usulüne aykırı bir durumdur. Bu yönde bir değerlendirme yapılmasına hukuken gerek duyulması halinde ise, Danıştay Onüçüncü Dairesinin kararının bu yönden bozularak gerekli değerlendirmenin yapılmasının" hüküm mahkemesi" olan Daireye bırakılması gerekmektedir.

Kaldı ki, ... Grubunun sahibi olduğu diğer banka olan ... A.Ş.'nin hakim sermayedarının mali gücündeki zaafiyet dolayısıyla banka mali bünyesinin güçlendirilmesine imkan bu unmaması, yükümlülüklerinin toplam değerinin varlıklarının toplam değerini aşması ve bankanın yönetim ve denetimini elinde bulunduran ortakların, bankanın kaynaklarını bankanın ı emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde-doğrudan veya dolaylı olarak kendi lehlerine kullanmaları nedeniyle Bankanın bankacılık işlemleri yapma izninin 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları delaletiyle anılan Kanunun 20. maddesinin (2) numaralı fıkrası hükümleri uyarınca kaldırılmasına, Bankacılık! Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 9.7.2001 günlü, 378 sayılı kararı ile karar verilmiştir1. Bu işlemin iptali için açılan dava Danıştay Onuncu Dairesinin 10.10.2002 günlü, E:2002/5$10, K:2002/3772 sayılı kararıyla süre aşımı yönünden reddedilmiş ve karar Danıştay İdari Dava Dâireleri Genel Kurulu'nun 30.12.2004 günlü, E:2004/1180, K:2004/2061 sayılı kararıyla onanmıştır.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanununun değişik 7. maddesin n ikinci fıkrası ve 8. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Türkiye'de kurulacak bir bankanın sermayesinin doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on ve daha fazlasına veya bu oranın altında olsa dahi yönetim ve denetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren hisse senetlerine sahip olan ortakların kurucularda aranan nitelikleri taşıması gerekmekte olup, kurucularda aranan nitelikler arasında ise, tasfiyeye tabi tutulan bankalar ile hakkında 14. madde uyarınca işlem yapılmakta olan bir bankada doğrudan veya dolaylı olarak yüzde on ve daha fazla oranda veya bu oranın altında olsa dahi denetim ve yönetim kurullarına üye belirleme imtiyazı veren pay sahibi olmamak şartı yer almıştır. (5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda da aynı yönde düzenlemeye yer verilmiştir.)

Bu açıdan konu değerlendirildiğinde ise, hakkında Bankalar Kanununun 14.maddesine göre işlem yapılan ... Bankasında Kanunda belirtilen oranın üzerinde dolaylı pay sahibi olduğu anlaşılan davacı ... ve ..AŞ.'nin, banka kurucusu veya ortağı olabilme hakkını da kaybetmiş oldukları sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davacıların karar düzeltme istemlerinin reddi gerektiği oyuyla, karara karşıyız.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA