kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
Vergi Dava Daireleri Kur. 2007/493 E.N , 2008/754 K.N.

İlgili Kavramlar

VERGİ USULÜ

Özet
1- İŞLEMLERİNİN BİR KISMINI EL DEFTERLERİNDE İZLEYEREK HASILATINI KAYIT VE BEYAN DŞI BIRAKAN VERGİ YÜKÜMLÜSÜNÜN, ÇEKİNCE BELİRTMEDEN İMZALADIĞI İNCELEME TUTANAĞINDAKİ ANLATIMINDA; EL DEFTERLERİNİN İŞ YERİNDEN ALINDIĞI, KAYITLARIN İŞ GÖRÜŞMESİNE İLİŞKİN OLDUĞU VE YAZILARIN KENDİSİ YA DA İŞÇİLERİNCE YAZILDIĞINI AÇIKLADIĞI HALDE YARGILAMA SIRASINDA İLERİ SÜRDÜĞÜ TERSİNE İDDİAYA HUKUKSAL SONUÇ BAĞLANAMAYACAĞI,

2- VERGİ İNCELEMESİ SIRASINDA VERGİ İNCELEMESİNE YETKİLİ OLANLARCA DÜZENLENEN TUTANAKLAR, YOKLAMA TUTANAĞI NİTELİĞİ TAŞIMADIĞINDAN, YÜKÜMLÜLERİN BU TUTANAKLARI İMZALAMAKTAN KAÇINMALARININ YAPTIRIMININ, RIZASINA BAKILMAKSIZIN İNCELEME YAPILAN DEFTER VE BELGELERİN ALINMASI OLDUĞU, BU TUTANAKLARIN, VERGİ USUL KANUNUNUN 131'İNCİ MADDESİNE GÖRE POLİS, JANDARMA, MUHTAR VE İHTİYAR MECLİSİ ÜYELERİNDEN BİRİNE İMZALATILMASI GEREKMEDİĞİ HAKKINDA.


İçtihat Metni

Temyiz Eden: ...

Vekili: Av....

Karşı Taraf: Banaz Vergi Dairesi Müdürlüğü

İstemin Özeti: Un ve kepek imalatı yapan davacının, 2002 yılında buğday ve buğday ürünleri alışlarının bir kısmı ile motorin alış ve satışları ve elma alışlarının tamamını yasal defterler yerine el defterlerinde izleyerek hasılatının bir kısmını kayıt ve beyan dışı bırakması nedeniyle aylar itibarıyla tespit edilen beyan dışı bırakılmış hasılat farkının ilgili dönem katma değer vergisi matrahlarına dahil edilmesi suretiyle yeniden düzenlenen beyan tablosuna göre ödenecek verginin çıktığı Ekim, Kasım, Aralık 2002 dönemleri için adına re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi dava konusu yapılmıştır.

Davayı inceleyen Manisa Vergi Mahkemesi, 21.3.2005 günlü ve E:2004/300, K:2005/139 sayılı kararıyla; davacı tarafından el defterlerinin usulsüz alındığı ileri sürülmüş ise de; söz konusu defterlerin işyerinden alındığı, defterlerin teslim alındığına ilişkin 7.10.2003 günlü tutanağın vergi dairesi müdür vekili, servis şefi ve yoklama memuru tarafından imzalandığı, bu tutanak yükümlü tarafından imzalanmamakla birlikte, aynı tarihte düzenlenen ve teslim alınan müstahsil makbuzu ile irsaliydi faturaların mühürlendikten sonra yükümlüye teslim edildiğine dair tutanağın aynı yetkililer ve davacı tarafından da imzalandığı, yine ihtirazi kayıtsız imzalanan inceleme raporu eki tutanakta da, el defterlerinin işyerinden alındığı, bu defterdeki kayıtların iş görüşmesine ilişkin olduğu ve yazıların kendileri ya da iş yerindeki işçilerce yazılmış olabileceğinin yükümlü tarafından beyan edildiği anlaşıldığından, incelemenin usulüne uygun yapılmadığına ilişkin iddiaların tarhiyatı kusurlandırmayacağı, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 134'üncü maddesinde, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğunun; 148'inci maddesinde, kamu idare ve müesseseleri, mükellefler ve mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişilerin, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecbur olduklarının; aynı Kanunun 3/B maddesinde de; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu ve gerçek mahiyetin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceğin^ ve bu olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağının hükme bağlanması karşısında,ihbar sonucu vergi dairesi müdür vekili, servis şefi ve yoklama memurunun işyerine giderek müstahsil makbuzu ve faturalarla birlikte 10 adet el defterinin alınmasından sonra davacıdan incelenmek üzere yasal defter ve belgelerinin istendiği, ibraz edilen belgelerle, el konulan el defterlerindeki özel kayıtların karşılaştırılarak incelenmesinden, davacının alım-satımını yaptığı buğday ve buğday ürünlerinin bir kısmının miktar ve tutarlarının yasal defterler yerine işyerinde tutulan el defterlerine kaydedilerek izlendiği, el defterlerinde kayıtlı bulunan satılan ya da değiştirilen un miktarı dikkate alınmaksızın, sadece buğday alışı ve un karşılığı satın alınan buğday miktarı ve mükellefin 1 ölçek buğdayın 31 kg geldiği yolundaki beyanı esas alınarak, ele geçirilen 10 adet el defterinde kayıtlı alış ve satış tutarlarının inceleme raporuna ekli tutanakta tablolar halinde gösterildiği, tutanağın ihtirazi kayıt konulmaksızın mükellef tarafından imzalandığı, kayıtlarda görülen alışlar düşülerek dönemler itibarıyla belgesiz alışlara ulaşıldığı, bu alışlara mükellefle birlikte tespit edilen ortalama fiyat uygulanarak maliyet bedelinin bulunduğu, yasal defter kayıtlarında yer alan verilerin göz önünde bulundurulması suretiyle imalata sevk edilen buğday miktarının tespit edildiği, Uşak Ticaret ve Sanayi Odası tarafından bildirilen imalata ilişkin veriler uygulanarak belge düzenlenmeden satılan un ve kepek miktarlarının ayrı ayrı saptandığı, davacının yapılan bu tespite inceleme sırasında bir itirazının olmadığı, bu şekilde yapılan hesaplama ile 162.217.254.992 lira hasılatın beyan dışı bırakıldığı sonucuna ulaşmasına karşın, el defterindeki kayıtlara ve yine mükellefin beyanı ile Uşak Ticaret ve Sanayi Odasının verilerine göre beyan dışı bırakılan hasılat farkının 151.301.663.948 lira olduğu, mükellef lehine olması ve işletmenin fiili durumunu yansıtması nedeniyle el defterleri üzerinden saptanan hasılat farkının vergilendirmeye esas alındığı, öte yandan, el defterlerindeki bilgilere ve mükellefin beyanına göre davacının idarenin bilgisi dışında motorin ticareti yaptığı, buna ilişkin kayıtların tarih belirtilerek ve pompa totalizatör rakamları yazılarak yapıldığı, ayrıca bu satışa ilişkin olarak iki adet motorin alış faturasına da ulaşıldığı, ... Antalya Bölge Müdürlüğünce bildirilen veriler ve ele geçirilen iki adet motorin alış faturası dikkate alınarak, davacının 2002 yılında kayıt ve beyan dışı bıraktığı 20.270.655.124 lira motorin satış hasılatına ulaşıldığı, ayrıca söz konusu el defterlerinden; 1800 kg elma satın alındığının belirlendiği, bu miktar elmanın mükellef tarafından tüketilemeyeceği ve ticari faaliyetinde kullanıldığı kabul edilerek ve elmanın 35.000 liraya alınıp 40.000 liraya satıldığı, bu satışlarda %2 fire oluştuğu yolundaki mükellef beyanı karşısında belgesiz elma satışından beyan dışı bırakılan hasılatın 70.560.000 lira olduğunun tespit edildiği, belirtilen tutarlarda un, kepek, motorin ve elma satış hasılatlarının yasal defterlere kaydedilmemesi nedeniyle aylar itibarıyla bulunan hasılat tutarları ile mükellefin beyanı dikkate alınıp, emtia çeşitlerine göre farklı katma değer vergisi oranları göz önünde bulundurulmak suretiyle dönemler itibarıyla tespit edilen matrah farkları üzerinden tarhiyat yapıldığı, davacı tarafından ilgili dönemlerde elde edilen ve el defterlerine kaydedilerek izlenen hasılatın beyan edilmediği sabit olduğundan, Mahkemelerinin 26.1.2005 günlü ara kararı ile getirtilerek incelenen el defterlerinde yer alan bilgilerden hareketle, davacı kayıtları ve ifadeleri ile mesleki kuruluşlarca sunulan verilere göre mükellef lehine olan hususlar da gözetilerek saptanan matrah farkı üzerinden yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık görülmediği, davacının ihtilaflı dönemde elde ettiği gerçek hasılatını beyan etmeyerek gizlediği, yasal defterlerine kaydetmesi gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azaltılması sonucunu doğuracak şekilde özel el defterine kaydettiği anlaşıldığından, vergi ziyama sebebiyet veren bu fiil nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezasının hukuka aykırı düşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi, 13.2.2007 günlü ve E:2005/2169, K:2007/364 sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 127'nci maddesinde; yoklamadan maksadın mükellefleri ve mükellefiyetle ilgili maddi olayları, kayıtları ve mevzuları araştırmak ve tespit etmek olduğu, aynı maddenin (c) bendinde ise; yoklamaya yetkili memurların, vergi kanunlarının uygulanması ile ilgili olarak, günü gününe kayıt yapılması zorunlu defterlerin iş yerlerinde bulundurulup bulundurulmadığına tasdikli olup olmadığını, usulüne göre kayıt yapılıp yapılmadığını, vergi kanunları uyarınca düzenlenmesi gereken belgelerin usulüne göre düzenlenip düzenlenmediği ve kullanılıp kullanılmadığını, faturasız mal bulunup bulunmadığını tespit etmek ve kanuni defter ve belgeler dışında kalan ve vergi kaybının bulunduğuna emare teşkil eden defter, belge ve delillerin tespit edilmesi halinde bunları almak yetkisini haiz oldukları hükmüne yer verildiği, aynı maddede, bu yetkilerin ne şekilde vfe hangi hallerde kullanılacağını belirlemeye, yoklamaya yetkili olanların bu husustaki görev ve yetkilerini sınırlamaya, Maliye Bakanlığının yetkili olduğunun belirtildiği, Maliye Bakanlığının bu yetkiye istinaden yayımladığı 168 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin yoklama ile ilgili olarak dikkat edilecek hususları düzenleyen bölümünün 4 numaralı bendinde; sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanıldığının veya kanuni defter ve belgeler dışında kalan ve vergi kaybının bulunduğuna emare teşkil eden defter ve belgeler ile çift defter, vergi dışı kalan işlemlerin kayıt edildiği; el defteri, Vergi Usul Kanunu Uyarınca Vergi Mükellefleri Tarafından Kullanılan Belgelerin Basım ve Dağıtımı Hakkında Yönetmelik hükümlerine aykırı belgeler ve benzeri diğer delillerin tespiti halinde, bunların alınacağı, defter ve belgelerin alındığını belirtir en az 4 örnek teferruatlı tutanak tanzim edilmesi yanında, alınan defter ve belgelerin uygun bir yerine ilgililerin imzalarının alınması yoluna gidileceğinin belirtildiği, aynı Yasanın "Yoklama Fişi" başlıklı 131'inci maddesinde; yoklama neticelerinin tutanak mahiyetinde olan "yoklama fişine" geçirileceği, bu fişlerin yoklama yerinde iki nüsha tanzim olunarak tarihleneceği, . bulunursa nezdinde yoklama yapılana veya yetkili adamına imza ettirileceği; bunlar bulunmaz veya imzadan çekinirse keyfiyetin fişe yazılarak ve yoklama fişinin polis, jandarma, muhtar ve ihtiyar meclisi üyelerinden birine imza ettirileceğinin hüküm altına alındığı, un imalatı yapan davacının işyerinde yapılan yoklama sonucu faaliyetiyle ilgili el defterleri ile yasal defter, belge ve beyanları karşılaştırılmak suretiyle bulunan matrah farkı üzerinden tarhiyat yapıldığı, davacı tarafından, kendisinin fabrikanın yanında bulunan idare bürosunda olmadığı sırada yoklama memurları tarafından bürodaki çekmece ve dolapları karıştırılmak
suretiyle, defterlerinin alındığı, kendisinin yoklama memurlarını giderken gördüğü, yoklama memuru olduğunu söyleyen kişilerin kimlik ibraz etmedikleri, yaklaşık bir hafta sonra kendisinin davalı vergi dairesi müdürlüğüne çağrıldığı, gittiğinde bir tutanak gösterilerek imzalamasının istendiği, ancak imzalamadığının iddia edildiği, yukarıda anılan Kanun ve Tebliğ hükümleri birlikte değerlendirildiğinde yoklama sırasında kanuni defter ve belgeler dışında kalan ve vergi kaybının bulunduğuna emare teşkil eden defter, belge ve delillerin tespit edilmesi halinde bunların nasıl alınacağının belirli kurallara bağlandığı, davalı idare tarafından, ihtilaf konusu matrah farkına esas teşkil eden el defterlerinin, davacının iş yerinde usulüne uygun olarak ele geçirildiği iddia edilmekte ise de, idarece yoklama fişi mahiyetinde hazırlanan tutanağın davacının imzadan imtina etmesi üzerine Vergi Usul Kanununun 131'inci maddesi kapsamında polis, jandarma, muhtar ve ihtiyar meclisi üyelerinden birine imzalatılmadığı, bu durumda davacının el defterlerinin Yasa ve Tebliğ hükümlerinin öngördüğü usul çerçevesinde ele geçirildiği hususunda idare tarafından bir kanıt ileri sürülemediğinin görüldüğü, T.C.Anayasasının 38'inci maddesinde yer alan, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği yolundaki hüküm karşısında, el defterleri esas alınarak yapılan tarhiyata karşı açılan davanın reddinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Bozma kararına uymayan Manisa Vergi Mahkemesi, 23.7.2007 günlü ve E:2007/331, K:2007/296 sayılı kararıyla; davacı tarafından, işletmeye ait büroda kimsenin bulunmadığı sırada yetkili olup olmadığı belirsiz kişilerce el defterlerinin kanuna aykırı olarak alındığı, bu defterlerin kendilerine ait olup olmadığının bilinmediği ileri sürülmüş ise de, dosyadaki belgelerden, söz konusu defterlerin işyerinden alındığı, bu defterlerin teslim alındığına ilişkin 7.10.2003 tarihli tutanak vergi dairesi müdür vekili, servis şefi ve yoklama memurunun imzasını taşımakla ve davacı tarafından imzalanmamakla birlikte, aynı tarihte düzenlenen ve teslim alınan müstahsil makbuzu ile irsaliyeli faturanın mühürlendikten sonra yükümlüye teslim edildiğine dair tutanağın hem aynı yetkililer ve hem de davacı tarafından imzalandığı, yine ihtirazi kayıtsız imzalanan inceleme raporuna ekli tutanakta da, el defterlerinin işyerinden alındığı, defter kayıtlarının iş görüşmesine ilişkin olduğu, defterlere yazılan yazıların kendileri tarafından ya da işçilerce yazılmış olabileceği gibi hususların yükümlü tarafından beyan ve kabul edildiği, ayrıca söz konusu el defterlerinden ayrı ayrı çıkarılan ve ayrıntılı bilgiler içeren tutanak maddelerinin de ihtirazi kayıt konulmadan imzalandığı, dolayısıyla bu defterlerin davacıya ait olduğu ve içerdiği kayıtların mahiyetinin saptanması için düzenlenen tutanağın Vergi Usul Kanununun 131'inci maddesinde belirtilen kişilerce de imzalanmamasının tarhiyatı kusurlandıracak nitelikte görülmediği, el defterlerinin yasaya aykırı elde edildiği yönünde bir kanıt bulunmadığı, nitekim aynı şahıs tarafından Mahkemelerinde açılan aynı inceleme ile ilgili diğer davalarda verilen kararları itirazen inceleyen Manisa Bölge İdare Mahkemesince, temyizen inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesince verilen kararlarda bu hususun bir eksiklik olarak görülmediği, öte yandan, kesilen vergi ziyaı cezasının dayanağı olan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 344'üncü maddesinin 2'nci fıkrasının, cezanın hesaplanmasına ilişkin düzenlemesinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, bu nedenle cezanın, verginin üç katını aşan kısmında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle, davanın katma değer vergisi ve cezanın, bu verginin üç katı tutarındaki kısmı yönünden reddi yolundaki ilk kararında ısrar etmiş, ceza fazlasının kaldırılmasına karar vermiştir.

Davacı, inceleme raporundaki tespitlerin dayanağı on adet el defterinin ele geçirilmesi ve alınmasının hukuka uygun bir şekilde yapılmadığı, bu nedenle kanunsuz delil olarak nitelendirilmesi gereken bu defterlerdeki bilgilere göre yapılan tespitlerin yasal olmadığını ileri sürerek ısrar kararının bozulmasını istemiştir.

Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.

Danıştay Tetkik Hâkimi Abdurrahman GENÇBAY'ın Düşüncesi : Temyiz isteminin, ısrar hükmü yönünden reddi ile işin esası yönünden temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Danıştay Dokuzuncu Dairesine gönderilmesi gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı Mehmet SAGLAM'ın Düşüncesi : İdare ve yergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme ısrar kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Davacının, 2002 yılında bir kısım emtia alış ve satışlarını yasal defterler yerine el defterlerinde izleyerek hasılatının bir kısmını kayıt ve beyan dışı bırakması nedeniyle aylar itibarıyla tespit edilen beyan dışı bırakılmış hasılat farklarının ilgili dönem katma değer vergisi matrahlarına dahil edilmesi suretiyle Ekim, Kasım, Aralık 2002 dönemleri için adına re'sen salınan cezalı katma değer vergisine karşı açılan davada, işin esasını inceleyerek davanın, katma değer vergisi ve vergi ziyaı cezasının, verginin üç katı tutarındaki kısmı yönünden davanın reddine, ceza fazlasının kaldırılmasına ilişkin ısrar kararı, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Aynı doğrultudaki ilk kararına karşı tarafların temyiz istemlerini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin ise vergi mahkemesi kararını, davalı idare tarafından, ihtilaf konusu matrah farkının tespit edildiği el defterlerinin alınması sırasında yoklama fişi mahiyetinde hazırlanan tutanağın, davacının imzadan imtina etmesi üzerine Vergi Usul Kanununun 131'inci maddesi kapsamında polis, jandarma, muhtar ve ihtiyar meclisi üyelerinden birine imzalatılmadığı, el defterlerinin Yasa ve 168 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği hükümlerinin öngördüğü usul çerçevesinde ele geçirildiği hususunda idare tarafından bir kanıt gösterilmediği, T.C.Anayasasının 38'inci maddesinde yer alan, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği yolundaki hüküm ve davacının iddiaları karşısında, Kanuna aykırı olarak elde edilmiş olan el defterleri esas alınarak yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle bozduğu, ısrar hükmünün bu hususa ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

Bir örneği dosyada bulunan ve Uşak Valiliğine verilen 9.9.2003 tarihli ihbar dilekçesinde davacının, ... İlçesi, ... yolu üzerindeki iş yerinde yürüttüğü faaliyeti sırasında fatura düzenlemeksizin işlem yaptığına ilişkin ihbar üzerine davacı hakkında vergi incelemesi başlatıldığı ve bu amaçla iş yerine, vergi dairesi müdür vekilinin, vergi dairesi servis şefi ve yoklama memuruyla birlikte gittiği saptanmaktadır. Her ne kadar davacı; 7.10.2003 tarihinde idare binasında bulunmadığı sırada yukarıda görev unvanları belirtilen yetkililerin, kimlik ibraz etmeksizin ve bilgisi dışında bürosundaki çekmece ve dolapları karıştırarak el defterlerini aldıklarını giderken gördüğünü ve bir hafta sonra daireye çağırdığında kendisinden imzalaması istenen tutanağı imzalamadığını iddia etmekteyse de, iş yerine gidildiği ve defterlerin alındığı tarih olan 7.10.2003 tarihinde ve iş yerinde düzenlenmiş olan, teslim alınan müstahsil makbuzu ve irsaliyeli faturanın mühürlendikten sonra davacıya teslim edildiğini saptayan tutanağın hem iş yerine giden yetkililer ve hem de davacı tarafından imzalanmış olması ve olayın davacının iddia ettiği şekilde gelişmesi halinde bu durumun herhangi bir mercie şikayet yoluyla bildirilmemiş olması karşısında davacının defterlerin alınışının hukuka aykırılığı yönündeki soyut iddiasının kabulüne olanak bulunmamaktadır. Davacı ele geçirilen el defterinin kime ait olduğunu bilmediğini, bu yüzden kanıt kabul edilemeyeceğini de ileri sürmekte ise de vergi inceleme raporuna ek tutanakta yer alan; el defterlerinin iş yerinden alındığı, defter kayıtlarının iş görüşmelerine ilişkin olduğu, defterdeki yazıların kendisi ya da işçilerine yazılmış olabileceği yönündeki anlatımını ve el defterlerinden ayrı ayrı çıkarılan ayrıntılı tespitlere ait maddelerin kapsamıyla ilgili saptamalan hiçbir çekince konulmaksızın imzalanması karşısında, yargılama sırasında ileri sürülen tersine iddiaya hukuksal sonuç bağlanamayacağıVönündeki yargıda isabetsizlik görülmemiştir.

Diğer yönden, inceleme sırasında vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenen tutanaklar, Vergi Usul Kanununun 127'nci maddesinde, mükellefleri ve mükellefiyetle ilgili mevzu ve kayıtları araştırmak ve tespit etmek amacıyla düzenlenen yoklama tutanaklarından değildir. Bu nedenle, inceleme sırasında düzenlenen tutanağın, nezdinde inceleme yapılan tarafından imzalanmasından kaçınılması halinde, aynı Yasanın 131'inci maddesine göre polis, jandarma, muhtar veya ihtiyar meclisi üyelerinden birine imzalatılması gerekmemektedir. İnceleme tutanaklarını imzalamaktan kaçınmanın yaptırımı, inceleme yapılanın defter ve belgelerinin, rızasına bakılmaksızın alınması ve tutanak imzalandığı takdirde yahut vergilendirmenin kesinleşmesinden sonra mükellefe iade edilmesidir.

Tüm bu nedenlerle ihbar üzerine davacı hakkında başlatılan incelemenin usulüne uygun yürütüldüğü ve bu inceleme sırasında davacının iş yerinden alındığı, ticari faaliyetine ilişkin olduğu anlaşılan el defterlerinin vergilendirmeye kanıt kabul edilmesinin yasaya uygun olduğu yönündeki ısrar hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Bozma kararının, inceleme raporunun dayanağını oluşturan el defterlerinin kanıt kabul edilemeyeceği yönünde olması nedeniyle vergi mahkemesi kararının vergilendirmenin esasına ilişkin hüküm fıkrası üzerinde yapılmış bir temyiz incelemesi bulunmamaktadır. Bu yüzden, temyiz istemine konu yapılan kararın, davanın katma değer vergisi yönünden reddine, cezanın azaltılmasına ilişkin hüküm fıkrasının hukuka uygunluğu konusundaki temyiz incelemesinin, ilk derecede verilen kararları temyizen incelemekle görevli dava dairesince yapılması gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle ısrar hükmü yönünden temyiz isteminin reddine, Manisa Vergi Mahkemesinin, 23.7.2007 günlü ve E:2007/331, K:2007/296 sayılı kararının, davacı adına yapılan vergilendirmenin değiştirilmesine ilişkin hüküm fıkrası üzerindeki temyiz incelemesi sonuçlandırılmak üzere dosyanın, görevli Danıştay Dokuzuncu Dairesine gönderilmesine, 26.12.2008 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY X- Israr kararının Danıştay Dokuzuncu Dairesinin bozma kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA