kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
Vergi Dava Daireleri Kur. 2007/547 E.N , 2008/715 K.N.

İlgili Kavramlar

DAVA AÇMA SÜRESİ
İHTİYATİ HACİZ

Özet
1- VERGİ USUL KANUNU'NDA VERGİ HATALARININ DÜZELTİLMESİ İÇİN ÖNGÖRÜLEN DÜZELTME VE ŞİKAYET YOLUNUN, 6183 SAYILI YASA UYARINCA KAMU ALACAKLARININ GÜVENCEYE ALINMASI VEYA TAHSİLİ AMACIYLA YAPILAN İŞLEMLERİ KAPSAMADIĞI,

2- BU İŞLEMLERE KARŞI İDAREYE YAPILAN BAŞVURULARIN DÜZELTME BAŞVURUSU DEĞİL, İSTEM KABUL EDİLMEDİĞİ TAKDİRDE, İDARİ DAVAYA KONU OLABİLECEK İŞLEM YARATMAK AMACIYLA YAPILMIŞ BAŞVURULAR OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİ HAKKINDA.


İçtihat Metni

Temyiz Eden : ... Kimya Endüstrisi Hammaddeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi

Vekili: Av. ...

Karşı Taraf: Erenköy Vergi Dairesi Müdürlüğü

İstemin Özeti: Davacı şirket hakkında alınan ihtiyati haciz kararının kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 11.11.2004 günlü ve 44386 sayılı işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İstanbul 9. Vergi Mahkemesi 13.12.2004 günlü ve E:2004/2607, K:2004/2898 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7'nci maddesinde; idari davaların, özel kanunlarda ayrı dava açma süresi gösterilmemişse açılacağı sürenin otuz gün olduğunun kurala bağlandığı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 15'inci maddesinde de; haklarında ihtiyati haciz tatbik olunanlarca haczin tatbiki, gıyapta yapılan hacizlerde haczin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait davalara bakan vergi mahkemesi nezdinde ihtiyati haciz sebebine karşı dava açılabileceği hükmüne yer verildiği, ihtiyati haciz müessesesinin 6183 sayılı Kanunda düzenlenen, amme alacağının korunmasına ilişkin usullerden olduğu, bu özelliği nedeniyle ihtiyati hacizle ilgili davalar için yedi gün olan daha kısa dava açma süresi öngörüldüğü, ihtiyati haciz işlemlerinde 2577 sayılı Kanunun ll'inci maddesinin uygulanmasına olanak bulunmadığı, davacı şirket hakkında alınan ihtiyati haciz kararının 2.11.2004 tarihinde davacıya tebliği üzerine 9.11.2004 tarihinde vergi dairesi müdürlüğünden düzeltme istendiği, bu istemin reddine ilişkin yazının 7.12.2004 tarihinde tebliği üzerine yedi gün olan dava açma süresi geçirildikten sonra ve 8.12.2004 tarihinde açılan davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle ve süreaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermiştir.

Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi 19.10.2006 günlü ve 2005/1535, K:2006/4005 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7'nci maddesine göre, dava açma süresinin özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu ve vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda, bu sürenin tebliğ tarihinde işlemeye başlayacağının hükme bağlandığı, vergilendirme işleminden doğan anlaşmazlığın, bir hukuki ihtilaftan değil de, maddi hatadan kaynaklanması durumunda, yasa koyucunun düzeltme ve şikayet müessesesi olarak adlandırılan idari başvuru yolunu vazettiği, bu yola başvurulabilmesi için ortada hukuki ihtilaftan ziyade, Vergi Usul Kanununda belirtilen vergi hatasının bulunması gerektiği, Yasanın 116'ncı maddesinde, vergi hatasının, vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlandığı, 117'nci maddede hesap hataları, 118'inci maddede ise vergilendirme hatalarının tek tek sayıldığı, vergi, resim ve harçların tarh, tahakkuk ve ödeme emri ile haciz işlemlerini de içeren tahsilat aşamalarında yapılan vergi hataları hakkında mükelleflerin otuz gün ödeme emrine itirazda ve ihtiyati hacizde yedi gün olan dava açma süresi içinde vergi mahkemesinde dava açmak suretiyle uyuşmazlığı yargı mercii önüne getirmek hakları bulunduğu gibi önce düzeltme yoluna başvurmak suretiyle vergi hatasının giderilmesini yetkili makamlardan istemek, reddi halinde de dava açma sürelerine bağlı kalarak yargı yerlerine başvurma haklarının da bulunduğu ancak, bu yolun sadece vergi hataları yönünden incelemeye olanak tanıyacağı, 213 sayılı Kanunun, şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracatı düzenleyen 124'üncü maddesine göre düzeltme isteminin bu konuda yetkili idarece reddi üzerine, şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına başvurulabilmesinin, düzeltme isteğinin vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yapılmış olması koşuluna bağlandığı, bir başka ifade ile dava açma süresi içinde idareden düzeltme istenmesi ve isteğin reddi halinde doğrudan vergi mahkemesi nezdinde dava açılması gerektiği, davacı şirketin ihtiyati haciz kararının tebliği üzerine yedi gün olan dava; açma süresi içinde düzeltme istemiyle vergi dairesi müdürlüğüne başvurduğu ve bu istenim reddi üzerine de otuz gün içinde dava açtığından, süresinde açılan davada düzeltme yoluna başvurulabilmesinin koşulları bulunup bulunmadığı incelenerek dava hakkında karar verilmesi gerekirken, süre aşımı nedeniyle davanın reddi yolunda verilen kararda hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Bozma kararına uymayan İstanbul 9. Vergi Mahkemesi 10.5.2007 günlü ve E:2007/1029, K:2007/1146 sayılı kararıyla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki ilk kararında ısrar etmiştir.

Davacı, 2577 sayılı Yasanın ll'inci maddesinin vergi davalarında uygulanamayacağına dair bir düzenleme bulunmadığı, ihtiyati haciz kararının bildiriminden sonra yedi gün içinde işlemi yapan makama itiraz edildiğini, itirazın reddinden itibaren otuz gün içinde açılan davanın süresinde olduğunu ileri sürerek kararın bozulması istenmiştir.

Savunmanın Özeti : Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

Danıştay Tetkik Hâkimi Abdurrahman GENÇBAY'ın Düşüncesi : Davacı tarafından, hakkında uygulanan ihtiyati haczin kaldırılması için, davalı idareye yaptığı başvuru, idari davaya konu olabilecek bir işlem kurulmasını sağlayacak nitelikte olduğundan ve dayalı idarece de başvurunun reddi yolunda tesis edilen 11.11.2004 tarih ve 44386 sayilı işlem I bu nitelikte bulunduğundan, bu işleme karşı otuz gün olan yasal süre içinde açılan davanın esasının incelenmesi gerekirken, süre aşımı nedeniyle davayı reddeden mahkemenin ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Mehmet SAGLAM'ın Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme karannın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İhtiyati haciz kararının kaldırılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 11.11.2004 günlü ve 44386 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davayı süre aşımı nedeniyle reddeden vergi mahkemesi ısrar kararı temyiz edilmiştir.

Davacının, tarafına 2.11.2004 tarihinde tebliğ edilen ve teminat göstermesi istenen yazıdan, hakkında 15.10.2004 tarihinde alınmış bir ihtiyati haciz kararının varlığını öğrendiği; ihtiyati haciz kararının ise 1999 yılında emtia aldığı ... Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin işlemleri üzerinde yapılan vergi incelemesi sırasında ilk hesaplamalara göre salınacak vergi ve cezaların ihtiyaten tahakkuk ettirilmesi, ihtiyati haciz kararı alınması, teminat istenmesine karşın hiçbir mal varlığı bulunmadığı anlaşılınca, bu şirketten emtia aldığı belirlenen davacının Vergi Usul Kanununun ll'inci maddesi uyarınca ... Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin borçlarından müteselsilen sorumlu tutulmasına dayandığı, dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır.

1999 yılında emtia aldığı bir şirketin vergi ve ceza borçlarından müteselsilen sorumlu tutulması sebebiyle ihtiyati haciz kararı alınamayacağını ileri sürerek, 9.11.2004 tarihli dilekçesiyle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını isteyen davacının, bu dilekçesinin işleme konulmayacağı ve hakkında 6183 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağı yolunda olup, 11.11.2004 günlü 44386 sayılı yazı ile kurulan işlemin ise davacıya 7.12.2004 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine, 8.12.2004 tarihinde açılan davaya bu işlem konu yapılmıştır.

Vergi Usul Kanununun 123'üncü maddesinde, mükelleflerin vergi muamelelerindeki hataları düzeltme istemine konu yapabilecekleri düzenlenmiştir. Vergi hatalarının düzeltilmesi ve reddiyat, Vergi Usul Kanununun Birinci Kitabı olan "Vergilendirme" adı altında ve bu Kitabın "Vergi Alacağının Kalkması" başlıklı Altıncı Kısmında yer almaktadır. Ödeme, zamanaşımı ve terkine ilişkin düzenlemelerin de yer aldığı Altıncı Kısmın Üçüncü Bölüm hükümleri gibi "Vergilendirme" kitabında yer alan ve vergi muamelelerindeki hataların giderilmesini amaçlayan düzeltme yolu, kamu alacaklarının güvenceye bağlanması yahut tahsili amacıyla tahsil ' dairelerince 6183 sayılı Yasa uyarınca yapılan işlemleri kapsamamaktadır. Bu nedenle davacının, ihtiyati haciz kararını öğrenmesi üzerine tahsil dairesine yaptığı başvuru düzeltme başvurusu olmayıp, istemi kabul edilmediği takdirde idari davaya konu olabilecek idari işlem yaratmak amacıyla yapılmış bir başvurudur.

Davacı, hakkında alınan 15.10.2004 tarihli ihtiyati haciz kararını değil, 9.11.2004 tarihinde verdiği dilekçenin işleme konulamayacağı ve hakkında 6183 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağını duyuran idari işlemi davaya konu yapmıştır. Bu işleme karşı açılacak idari davanın süresinin, sözü edilen işlemin tebliğ edildiği tarihe göre belirlenmesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7'nci maddesindeki düzenleme gereği olmakla birlikte, ihtiyati haciz kararı konu yapılmadığı için aynı düzenlemeden dolayı idari işlemlere karşı vergi mahkemesinde otuz gün içinde açılabilecek bu davanın, ihtiyati haciz kararına karşı daha kısa bir süre öngören ve bu süreyi yedi gün olarak belirleyen 6183 sayılı Yasaya dayanılarak süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen ısrar kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüyle, İstanbul 9.Vergi Mahkemesinin 10.5.2007 günlü ve E:2007/1029, K:2007/1146 sayılı ısrar kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 24.10.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3622 sayılı Kanunun 4'üncü maddesiyle değişik ll'inci maddesinin 4'üncü fıkrasında yer alan "Bu madde hükümleri vergi, resim ve harçlarla benzeri mali yükümlerin tarh, tahakkuk ve tahsilinden ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda uygulanamaz." hükmü 4001 sayılı Kanunun 6'ncı maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olduğundan, ll'inci maddenin vergi uyuşmazlıklarında da uygulanması mümkündür.

Dosyanın incelenmesinden; davacı adına tesis edilerek 2.11.2004 tarihinde tebliğ edilen ihtiyati haciz işlemine karşı, 6183 sayılı Yasanın 15'inci maddesinde öngörülen yedi günlük dava açma süresi içinde ve 9.11.2004 tarihinde, 2577 sayılı Yasanın ll'inci maddesi uyarınca itiraz edildiği, maddi hata bulunduğundan söz edilerek düzeltme talebinde bulunulmadığı, 11.11.2004 tarih ve 44386 sayılı itirazın reddine ilişkin işlemin 7.12.2004 tarihinde tebliği üzerine, 8.12.2004 tarihinde kayda geçen dilekçeyle dava açıldığı, 2577 sayılı Vasanın ll'inci maddesine göre davanın süresi içinde açıldığı anlaşıldığından, temyize konu kararın bu gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla kararın gerekçesine katılmıyoruz.

KARŞI OY

XX- Temyiz başvurusu; hakkında uygulanan ihtiyati haczin kaldırılması istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle davacı Şirket adına açılan davayı süre aşımı sebebiyle reddine dair kararının Danıştay Dokuzuncu Dairesince bozulmasından sonra, bozma kararına aynı gerekçeyle direnen Vergi Mahkemesi kararının bozulması istemine ilişkindir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 15'inci maddesinde, haklarında ihtiyati haciz tatbik olunanların, ihtiyaten haczin sebeplerine karşı, tatbik tarihinden itibaren (7) gün içinde idari dava açabilecekleri öngörülmüştür.

Dosyanın incelenmesinden; davacı Şirketin, hakkında alınan ihtiyati haciz kararına karşı uygulama tarihi olan 2.11.2004 gününden itibaren 7 gün içinde, açıklanan yasa hükmünde yazılı biçimde idari dava açmadığı; idari dava açma süresi geçtikten sonra, alacaklı kamu idaresine yapmış olduğu başvuruda, ihtiyati haciz kararı alınmasını gerektiren sebeplere yönelik iddialarla, ihtiyati haczin kaldırılmasını istediği; bu isteğinin idarece reddi üzerin^ de, bu işlemin iptali istemiyle idari dava açtığı anlaşılmıştır.

İhtiyati haciz kararına idari dava açma süresi geçirildikten sonra, haczin kaldırılmasının, ancak yeni bir sebebin oluşması halinde istenilmesi olanaklıdır. Oysa; davacı Şirket, idareye yapılan başvuruda, alınmasına dayanak oluşturan sebeplerin hukuka aykırılığı iddiasıyla, hakkında uygulanan haciz işleminin kaldırılmasını idareden istemiştir. Haciz kararına karşı, ancak süresi içerisinde açılacak idari davada yapılacak hukuka uygunluk denetiminde dikkate alınması olanaklı bu iddiaların, idari dava açma süresi geçtikten sonra idareye yapılan başvuruya dayanak oluşturulması ve bu başvuru üzerine idarece verilen olumsu|z yanıtın idari davaya konu edilmesi, idarede istikrar ilkesi gereği olanaksızdır.

Bu nedenle, temyiz isteminin reddi ile sonucu itibarıyla yerinde görülen direnme kararının onanması gerekeceği oyu ile karara katılmıyoruz.

KARŞI OY

XXX- Temyiz başvurusu, davacı şirket hakkında uygulanan ihtiyati haciz işleminin kaldırılması istemiyle yapılan başvuru üzerine davalı idarece tesis edilen 11.11.2004 gün ve 44386 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada mahkemece verilen süre ret kararının bozulması istemine ilişkindir.

Davacı şirketin, davalı idareye yapmış olduğu başvuru dilekçesi incelendiğinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 13'üncü maddesinde tanımlanan ve sebepleri açıklanan ihtiyati haciz işlemine itiraz ettiği ve yasaya uygun olmadığını ileri sürdüğü işlemin kaldırılmasını istediği görülmüştür.

Bu durumda, davacının isteminin gerek Kanunun 16'ncı maddesinde yer alan "ihtiyati haczin kaldırılması" istemi gerekse yeni bir sebebin oluşması halinde idarelerden işlemlerinin kaldırılmasını isteme olarak kabul edilmesine olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenle, dava açma süresinin dava konusu edilebilecek olan ihtiyati haciz işlemine göre hesaplanması ve temyiz isteminin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA