kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
Vergi D.Gen.Kur. 2005/153 E.N , 2005/271 K.N.


Özet
İMALAT KUSURU BULUNMASI NEDENİYLE İADE EDİLDİĞİ İLERİ SÜRÜLEN MALLARIN İADE BEDELLERİ TOPLAMININ ZARAR YAZILABİLMESİ İÇİN EMSAL BEDEL TAKDİRİ İSTEMİYLE YAPILAN BAŞVURUNUN REDDİNE İLİŞKİN TAKDİR KOMİSYONU KARARINDA BU HUSUSUN İSPATLANAMAMASI KARŞISINDA HUKUKA AYKIRILIK BULUNMADIĞI HAKKINDA.


İçtihat Metni

İmalat kusuru bulunması nedeniyle iade edildiği ileri sürülen malların iade bedelleri toplamının zarar yazılabilmesi için emsal bedel takdiri istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 29.6.2001 günlü ve 17135 sayılı takdir komisyonu kararının iptali istemiyle dava açılmıştır.

İstanbul 9.Vergi Mahkemesinin 18.3.2003 günlü ve E:2001/1810, K:2003/931 sayılı kararıyla; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Kıymeti düşen mallar" başlığını taşıyan 278 inci maddesinde yangın, deprem ve su basması gibi afetler yüzünden veyahut bozulmak, çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtia ile maliyetlerinin hesaplanması mutad olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, dese ve ıskartaların emsal bedeli ile değerleneceğinin belirtildiği, olayda, davacı şirket tarafından satılan ancak zaman içinde müşterileri tarafından imalat kusuru nedeniyle şirkete iade edilen ve toplam tutarı 257.661.412.837 lira olan ticari mal bedelinin zarar yazılabilmesi için idareye başvurulduğu, takdir komisyonunun, idareyi temsilen üyeleri tarafından mahallinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen tutanaktaki tespiti gerekçe göstererek defolu olması nedeniyle iade edildiği iddia edilen mallar için emsal bedel takdir etmemesinin dava konusu edildiği, Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine gönderilen cevapta davacı şirketin, defolu olduğu için iade edilen malların şirket tarafından satıldığını kanıtlayamadığı gibi bu malların, firma ile bayi arasında yapılan sözleşme ya da 4077 sayılı Yasada belirlenen esaslardan hangisine göre iade edildiği de ortaya konulamadığından, şirketin 213 sayılı Yasanın 278 inci maddesi hükmünden yararlandırılmamasında yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Yükümlünün temyiz istemini reddeden Danıştay Dördüncü Dairesi kararın düzeltilmesi aşamasında verdiği 10.11.2004 günlü ve E:2004/1765, K:2004/2234 sayılı kararıyla; Vergi Usul Kanununun 278 inci maddesi ile ürün satışı yapan şirketlerde iade alınan ürünler için müşterilere yeni ürün verilmesi ya da bedelinin iadesi söz konusu olabildiğinden ürünlerin maliyet bedelleri yerine emsal bedelleri üzerinden zarar yazılabilmesine imkan tanındığı, davacı şirket tarafından, bayiler aracılığıyla yapılan satışlarla ilgili olarak iade alınan ürünlerin Vergi Usul Kanunu ve Tüketicinin Korunması Kanununda belirtilen şekil ve şartlara uygun olarak iade alındığı, ürünlerin ekonomik değerinin olmaması nedeniyle bir depoda bekletildiği iddia edildiğinden, bu ürünlerin davacı şirketin satışını yaptığı ürünler olup olmadığı, iade alınan ürün bedellerinin kurum kazanandan indirilip indirilmediği, iadeye konu malların nitelikleri ve emsal bedelleri konusunda defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi ve ürünlerin bulunduğu depoda keşif yaptırılarak karar verilmesi gerektiği, davacının yıl içinde para iadesi veya ürünün yenisini vermesine karşın bu işlemlerin yapıldığı dönemlerde zarar yazılmaması halinde, iade alınan malların emsal bedelleri üzerinden zarar yazılabilmesinin mümkün olması gerektiği, bu itibarla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere mahkeme kararını bozmuştur.

Bozma kararına uymayan İstanbul 9.Vergi Mahkemesi 21.2.2005 günlü ve E:2005/300, K:2005/212 sayılı kararıyla; olayda, davacı şirket tarafından satılan ancak zaman içinde müşteriler tarafından iade edilen ticari mal bedellerinin zarar yazılabilmesi için vergi dairesine başvuruda bulunulması nedeniyle, takdir komisyonunca mahallinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen tutanakta, tespiti istenilen spor kıyafet ve ayakkabıların imalat hatası ve modası geçmesi nedeniyle değerini kaybetmedikleri, tüketiciler tarafından belli bir süre giyilip kullanıldıktan sonra iade edilen mallar olduğu, ürünlerin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanundaki hükümlere uygun olarak değil, şirket itibarı ve marka gözetilerek geri alındığının saptanması üzerine, değer tespitine gerek olmadığına karar verildiği, davacı tarafından emsal bedel takdirine konu edilen malların Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine uygun olarak iade edildiği ileri sürülmesine karşın, Mahkemelerince 28.5.2002 günlü ve 20.12.2002 tarihli ara kararları ile iade konusu malların hangi tarihte kime satıldığı, hangi tarihte ve hangi belge karşılığı iade alındığı sorulmuş olup bu konular hakkında somut herhangi bir belge ibraz edilmediği, dolayısıyla, emsal bedel takdiri istenilen malların şirket tarafından satılan ve iade edilen mallar olduğu belge ile kanıtlanamadığı gibi Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda belirlenen usul ve süre içinde iade edilen mallar olduğu da kanıtlanamadığından, sırf şirket itibarı ve markasını korumak amacı ile geri alındığı sonucuna varılan malların zarar olarak kabulü mümkün olamayacağından, takdir komisyonunca emsal bedel takdiri yapılmamasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolundaki kararında ısrar etmiştir.

Israr kararı yükümlü tarafından temyiz edilmiş, bilirkişi incelemesi ve keşif yaptırılması isteminin dikkate alınmadığı, ara kararı cevabı olarak mahkemeye ibraz edilen belgelerin gereği gibi değerlendirilmediği ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.

Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

Danıştay Tetkik Hakimi Özlem ULAŞ'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar ısrar kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı A.Kemal TERLEMEZOGLU'nun Düşüncesi:Temyiz isteminin kabulü ile vergi mahkemesi ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararındaki esaslar doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İstanbul 9.Vergi Mahkemesinin 21.2.2005 günlü ve E:2005/300, K:2005/212 sayılı ısrar kararı, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.

Bu nedenlerle temyiz isteminin reddine, 18.11.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararında yer alan esaslar uyarınca bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA