kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
Vergi D.Gen.Kur. 2005/208 E.N , 2005/309 K.N.


Özet
ÖNCEKİ MALİKİN VERGİ BORCU NEDENİYLE TEMİNAT OLARAK GÖSTERİLEN ARACIN TRAFİK KAYDINA KONULMUŞ OLAN HACİZ ŞERHİNİN KALDIRILMASI İSTEMİNİN REDDİNE İLİŞKİN İŞLEMİN İPTALİ İSTEMİYLE AÇILAN DAVANIN İDARİ YARGININ GÖREVİNE GİRDİĞİ HAKKINDA.


İçtihat Metni

Davacının satın aldığı aracın sicil kaydına eski malike ait vergi borcundan dolayı haciz konulması işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.

Antalya Vergi Mahkemesi 20.11.2001 günlü ve E:2001/663, K:2001/876 sayılı kararıyla; eski maliki tarafından vergi borçlarına karşılık olarak teminat gösterilen araç üzerine, davalı idarenin 4.6.2001 günlü işlemiyle haciz konulduğu, davacının, aracın 22.5.2001 tarihli noter satış sözleşmesiyle satın alındığı ve haciz tarihi itibarıyla mülkiyetinin kendisine ait olduğu iddiasıyla haczin kaldırılmasına yönelik başvurusunun davalı idarece reddedildiği, davacı tarafından hacze konu araç üzerinde mülkiyet iddiasında bulunulmasına rağmen, bu iddia üzerine davalı idarece 15 gün içinde dava açılmadığından, 6183 sayılı Kanunun 67 nci maddesi uyarınca davacının mülkiyet iddiasının kabul edilmiş sayılacağı, yapılan haciz işleminde yasaya uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle haciz işleminin iptaline karar vermiştir.

Vergi dairesi müdürlüğünün temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi 10.2.2004 günlü ve E:2002/739, K:2004/267 sayılı kararıyla; davanın, 6183 sayılı Kanuna göre tesis edilen haciz işleminin unsurlarında hukuka aykırılık bulunduğu iddiasıyla değil, malik sıfatına dayanılarak açıldığı, hacze konu borcun satıcıya, alacağın ise vergi dairesine ait olması nedeniyle, davacının üçüncü kişi durumunda olduğu, davacının noterde düzenlenen kafi satış sözleşmesiyle satın alarak üzerinde fiilen tasarruf ettiği, ancak trafikte adına kayıtlı olmayan araca, haciz tarihinde kimin, ne şekilde malik olduğunun davanın çözümü yönünden önem taşıdığı, taşınır mülkiyetinin intikal şekli ve zamanı ile önceki malikin borcu nedeniyle trafik sicil kaydına konulmuş olan haciz şerhinin, aracın yeni maliki davacıya olan etkisinin değerlendirilmesinin, taşınır mülkiyeti ile ilgili uyuşmazlıkları çözümlemekle görevli adli yargı mahkemelerinin görev alanına girmesi nedeniyle, vergi mahkemesince verilen kararda hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle, kararı bozmuştur.

Bozma kararına uymayan Antalya Vergi Mahkemesi 24.3.2005 günlü ve E:2005/191, K:2005/239 sayılı kararıyla; ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak; her ne kadar satın alınan taşıt trafik siciline davacı adına kayıt ve tescil edilmemiş ise de, noterlikçe kati satış senedi düzenlenmekle Borçlar Kanununun 12 nci maddesinde öngörülen satım aktinin gerçekleştiği ve mal teslim edilmekle mülkiyetin alıcıya geçmiş bulunduğu; davanın, mülkiyeti davacıya ait taşıt üzerine uygulanan haciz işlemine karşı açılmış olduğu, 6183 sayılı Kanunun 67 nci maddesindeki üçüncü şahıs elinde haczedilen mallara karşı istihkak iddiaları başlıklı düzenleme uyarınca, borçlunun elinde olmayıp üçüncü kişi olan davacının tasarrufunda bulunan mala konulan haczin öğrenilmesi üzerine davacının bu malın kendisine ait olduğunu vergi dairesine bildirdiği, bu bildirim üzerine vergi dairesince 15 gün içerisinde bu malın borçluya ait olduğu ileri sürülerek dava açılmadığından, istihkak iddiasının kabul edilmiş sayılacağı, borçlu olmayan davacıya ait menkul mal haczedildiğinden, davanın idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı; aracın mülkiyetinin uyuşmazlık konusu olmayıp, satın alan kişinin mülkiyetinde bulunduğu, bu nedenle araca uygulanan haciz işleminde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle, işlemin iptali yolundaki kararında ısrar etmiştir.

Israr kararı vergi dairesi müdürlüğünce temyiz edilmiş, işlemlerin 6183 sayılı Kanunun 67 nci maddesine göre değil, 66 nci maddesine göre yapıldığı ve kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenmiştir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Özlem ULAŞ'ın Düşüncesi: Temyiz isteminin ısrar hükmü yönünden reddi ile işin esası hakkında ileri sürülen iddialar incelenmek üzere dosyanın Üçüncü Daireye gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Nurten KARAÇAY'ın Düşüncesi: Danıştay Üçüncü Dairesinin bozma kararında yazılı gerekçe uyarınca temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesince verilen ısrar kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar mahkeme kararının davanın idari yargının görevine girdiği yolundaki ısrar hükmünün bozulmasını sağlayacak durumda bulunmamıştır.

Ancak, vergi mahkemesinin ilk kararı, uyuşmazlığın çözümünün adli yargı mahkemelerinin görev alanına girdiği gerekçesiyle bozulduğu ve uyuşmazlığın esasına ilişkin bir temyiz incelemesi yapılmamış bulunduğundan, bu incelemenin Kurulumuzca değil, ilk derece yargı yerlerince verilen kararları temyizen incelemekle görevli Danıştay vergi dava dairesince yapılması gerekmektedir.

Bu nedenlerle, temyiz isteminin ısrar hükmü yönünden reddine, diğer konular incelenmek üzere dosyanın Danıştay Üçüncü Dairesine gönderilmesine, 23.12.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Kamu borçlusu olduğu ve borçlarını 414 sayılı Tahsilat Genel Tebliği uyarınca ödemek isteyerek trafik sicilinde adına kayıtlı ve maliki olduğu taşıtı 22.2.2001 tarihinde teminat gösterdiği anlaşılan kimse hakkında haciz kararı alındığı ve teminat gösterilen taşıtın siciline 4.6.2001 tarihinde haciz şerhi konulduğu anlaşılmaktadır. Haczin konulduğu tarihte ve davanın açıldığı tarihte taşıtın, trafik sicilinde kamu borçlusu adına kayıtlı olduğunda ihtilaf yoktur.

Davacı; 22.5.2001 tarihinde noterde düzenlenen satış sözleşmesiyle sözü edilen taşıtı satın alan; 2918 sayılı Yasaya göre bu tarihten başlayarak bir ay içinde adına tescil istemesi gerekirken bu istemde geciken ve tescil başvurusu yapacağı sırada taşıtın siciline 4.6.2001 tarihinde satıcı olan kamu borçlusunun borcundan dolayı haciz kaydı işlendiğini öğrenerek, haczin kaldırılması istemli 16.7.2001 günlü başvurusu, 20.7.2001 günlü vergi idaresi işlemiyle reddedilen kimsedir. Davacı tarafından dava konusu yapılan ve haczin kaldırılması isteminin reddi yolundaki işlem, 6183 sayılı Yasanın 29 ve 30 uncu maddelerine dayandırılmıştır. Bu kurallar uyarınca genel hükümlere göre adli yargı yerinde açılmış bir dava olup olmadığı bilinmemekte olup, mahkemece de araştırılmamıştır.

Satıştan üç ay önce teminat gösterilen, davanın açıldığı tarihte tescili kamu borçlusu adına süren taşıtın, trafik sicilindeki haciz şerhinin kaldırılması istemi, istihkak iddiası olarak değerlendirilemeyeceği gibi onbeş gün içinde idarece dava açılmamış olması gibi bir sebeple, istihkak iddiasının kabul edildiği sonucuna da ulaşılamaz.

Üçüncü Dairenin bozma kararında, taşıtın mülkiyetinin ihtilaflı olması değil, intikalin şekli ve trafik sicilindeki haciz şerhinin davacıyı etkileyip etkilemeyeceği noktasında beliren anlaşmazlığın, genel görevli yargı yeri olan adli yargının görev alanına girdiği kabul edilmiştir.

Danıştay'ın vergi davalarını çözmekle görevli dairelerinin başkanları ve tüm üyelerinin katılımıyla oluşan Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun, aynı konuda verilen 30.4.2004 gün ve E:2005/274, K:2004/10 sayılı kararının da Üçüncü Dairenin bozma kararı doğrultusunda olduğu bilinmektedir. Israr kararı, sözü edilen kararlara olduğu kadar aşağıda yazılı nedenlerle 2577 sayılı Yasaya da aykırıdır.

Haciz işlemleri; 6183 sayılı Yasanın 64 üncü maddesi uyarınca tahsil dairesinin düzenleyip, alacaklı kamu idaresinin yerel en büyük memuru veya tevkil edeceği memur
tarafından onaylanan kararlardır. Bu işlemler, sadece hakkında haciz kararı alınan kamu borçlusunun menfaatini etkileyen ve unsurlarında hukuka aykırılık bulunduğu iddiasıyla ancak kamu borçlusu olan kimseler tarafından iptal davasına konu edilebilecek işlemlerdir. Haciz işleminin iptaline de ancak kamu borçlusu tarafından açılan bir dava sonunda karar verilebilir.

İncelenen davanın; davacısı kamu borçlusu olmayan, hakkında alınmış bir haciz kararı da bulunmayan; sadece 22.5.2001 tarihinde satın aldığı taşıtın trafik siciline haciz şerhi düşülen kimsedir. Davacı hakkında vergi idaresince kurulan ve bu davaya konu yapılan vergi idaresi yazısı, trafik sicilindeki haciz şerhinin kaldırılması isteminin reddi yolundaki olumsuz yanıttır. Yerel mahkemenin bu dava sonunda haciz işleminin iptaline karar vermesi, dava konusu yapılan olumsuz işlemin dışında kalan ve davaya da konu yapılmayan bir işlem hakkında hüküm kurulması sonucu yaratmıştır.

Belirtilen hukuka aykırılıklar nedeniyle Üçüncü Daire bozma kararı doğrultusunda bozulması gereken ısrar kararına karşı yapılan temyiz isteminin reddi yolundaki Kurul kararına katılmıyoruz.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA