• Reklam

EŞ LEĞİNE VERİLEN İPOTEK-EŞLER ARASI ADİ ORTAKLIK İLİŞKİSİ.

EŞ LEĞİNE VERİLEN İPOTEK-EŞLER ARASI ADİ ORTAKLIK İLİŞKİSİ.

Mesajgönderen teoman » 21 Ağu 2012, 09:37

EŞ LEHİNE VERİLEN İPOTEK
EŞLER ARASINDAKİ ADİ ORTAKLIK İLİŞKİSİ
ORTAKLIĞIN İŞLERİNİN TEMİNATI OLARAK VERİLEN İPOTEK
KADININ KOCA LEHİNE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ İŞLEMLER
LİMİT İPOTEĞİ


T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu

Esas: 2006/19-726
Karar: 2006/719
Tarih: 15.11.2006

KARAR METNİ:
Taraflar arasındaki "İpotek Sözleşmesinin İptali, Tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 19.03.2004 tarih ve 2003/19-65-233 s. kararın tetkiki davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 07.03.2005 tarih ve 2005/8231-2336 s. ilamı ile; (...Davacı vekili, davalı ile dava dışı Hasan Fettah arasındaki bayilik sözleşmesi sebebiyle davalının ileride doğacak muhtemel alacaklarının garantisi-teminatı için ipotek talebinde bulunması sebebiyle müvekkiline ilişkin taşınmazın 05.09.1997 günlü ipotek sözleşmesi ile davalı yararına 5.000.000.000 TL bedelle ipotek edildiğini, daha sonra 01.09.1998 gününde ipotek bedelinin 10.000.000.000 TL.'ye yükseltildiğini ve üst sınır ipoteği olduğunu, dava dışı H.'nin bayilikten doğan borçlarını ödeyememesi sebebiyle ipotek limitini aşacak biçimde takibe geçildiğini, bununda üst sınır ipoteğinin amacına ve ruhuna aykırılık teşkil ettiğini iddia ederek, taraflar arasındaki ipotek akdinin üst sınır ipoteği olduğunun tesbitiyle, ipotekli gayrimenkulün sadece üst sınırı geçmemek üzere 10.000.000.000 TL ile sınırlı olduğunun tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili, 05.12.2003 günlü dilekçesi ile talebini ıslah ederek sözleşme gününde yürürlükte bulunan MK.nun 169. maddesi uyarınca davacı tarafından kocası menfaatine üçüncü kişiye verilen ipoteğin Sulh Hukuk Hakiminin izni olmadan yapılmış olması sebebiyle ipotek akdinin tamamen geçersizliğine ve iptal edilmesine biçiminde terditli olarak davasını ıslah etmiştir.

Davalı vekili, iddiaların gerçek olmadığını, davacı gayrimenkulünü kocasının lehine bir üçüncü şahsa ipotek etmediğini, kendisinin eşi ile birlikte kurdukları E. Plastik ve Alüminyum Doğrama Sanayi adlı adi ortaklıkta yapacakları iş için müvekkili şirket ile sözleşme düzenlediklerini ve alacakları mallara karşılık şahsen kendi işi için kendi adına ipotek verdiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre, taraflar arasında 01.09.1997 gününde üretici Firma Sözleşmesi imzalandığı taraflarının firma olarak yetkililerinin H. ve Ş. olan Plastik ve Alüminyum Doğrama Sanayi isimli firma ile davalı olduğu, bu sözleşmeden doğmuş ve doğacak borçlarından dolayı davacının gayrimenkulünü 5.000.000.000 TL'ye kadar ipotek tesis ettirdiği, daha sonra ikinci ipotek belgesi düzenleyerek miktarını 10.000.000.000 TL.'ye yükselttiği ve davacı davasını ıslah ederek ipoteğin fekki talebinde bulunduğu, rehin edilen mal maliki ile borçlunun aynı kişi olmasına ve eş yararına ipotek tesis olunmaması sebebiyle fek ile ilgili talebin reddine, tespit talebinin ise eda davası açılacak yerde tespit davası ikame olunamayacağından iş bu talebin de reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu ipotek Plastik ve Alüminyum Doğrama Sanayi Firması yetkilisi H. ile davalı şirket arasında düzenlenen 01.09.1997 günlü bayilik sözleşmesinden dolayı davacı Ş. tarafından verilmiştir. Davacının anılan sözleşmede imzası bulunmamaktadır. Sözleşmeyi imzalayan H.'nin ise davacının kocası olduğu tartışmasızdır. Karı koca arasında adi ortaklık bulunduğu da kanıtlanmış değildir. Bu halde davacının 01.09.1997 günlü sözleşme uyarınca sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden ipoteğin kocası lehine verildiğinin kabulü gerekir. Nitekim Dairemizin 17.01.2001 tarih, 2000/6355 E, 2001/284 s. kararı bu hususu doğrulamaktadır. O durumda mahkemece ipotek gününde yürürlükte bulunan MK. 169. maddesi hükümü gereğince bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, ipotek sözleşmesinin iptali, olmadığı takdirde, ipoteğin limit ipoteği olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

Davacı, dava dışı eşi H. ile davalı arasında 01.08.1997 gününde bayilik sözleşmesi düzenlendiğini, bunun teminatı olmak üzere 05.09.1997 gününde kendisine ilişkin taşınmaz üzerine 5.000.000.000 TL. bedelli ipotek konulduğunu, 01.09.1998 gününde ipotek bedelinin 10.000.000.000 TL'ye yükseltildiğini, davalı alacaklının bu miktarı aşar biçimde icra takibi yaparak, borcun tamamını faiz ve masrafları ile birlikte talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; taraflar arasındaki ipoteğin limit ipoteği olduğunun tespitini talep etmiş, daha sonra mahkemeye verdiği ıslah dilekçesi ile; öncelikle, kocası lehine ipotek verirken MK. m.169 gereğince sulh hukuk hakiminin iznine ihtiyaç olduğunu, böyle bir iznin bulunmadığını ileri sürerek ipotek aktinin iptaline, bunun mümkün olmaması halinde, ipoteğin limit ipoteği olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davacı ve eşi H.'nin PVC işi yapmak amacı ile Plastik ve Alüminyum Doğrama Sanayi adı ile adi ortaklık kurduklarını, davacının kocası lehine ipotek vermesinin söz konusu olmayıp kendi işi için ipotek verdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, ipotek edilen malın maliki ile borçlunun aynı şahıs olması ve eş yararına ipotek tesis edilmemesi sebebi ile ipoteğin fekki talebinin reddine, sair yandan eda davası açılacak yerde tesbit davası açılamayacağından bu talebin de reddine karar verilmiştir.

Özel Dairece, yukarda açıklanan gerekçelerle karar bozulmuş, mahkeme ilk kararında direnmiştir.

Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ve özellikle, 01.09.1997 günlü Üretici Firma Sözleşmesinde her ne kadar imzası bulunmamakla birlikte üretici firma yetkilisi olarak Ş.'nin isminin bulunmasına, Kartal İcra Tetkik Merciinin 29.07.1999 tarih ve 1999/79 E. ve 373 K. s. dosyasında şikayette bulunan olarak H. ve Ş. vekili Avukat Ş. tarafından verilen ve mahkemenin gerekçeli kararında da içeriğinden bahsedilen 15.02.1999 günlü şikayet dilekçesinin 2 numaralı bendinde aynen "müvekkile Ş. sahibi bulunduğu plastik ve alüminyum dükkanı nedeniyle, alacaklı şirket ile bayilik ilişkisi kurmuş ve bunun karşılığında takip konusu gayrimenkulünü üst sınır ipoteği-teminat ipoteği ile ipotek etmiştir" denmesine, yine Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.03.2000 tarih ve 2000/114-148 s. dosyasında davacılar olarak Ş. ve H. tarafından mahkemeye verilen dava dilekçesinin 1. bendinde aynen; "Ben P. AŞ.'nin 1997 ve 1998'de üretici bayisi idim" ifadesine yer verilip, dilekçenin altının bizzat Ş. ve H. tarafından imzalanmasına göre, davacı Ş. ile eşi H. arasında bir adi ortaklığın mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

Her ne kadar bozma ilamında da sözü edilen 19. HD'nin 17.01.2001 tarih ve 2000/6355-284 s. ilamında; "taraflar arasında adi ortaklığın bulunduğunun kanıtlanamadığı" yönünde bir ibare bulunmakta ise de, davalı vekilinin mahkemeye sunduğu, davacı vekilince de itiraza uğramayan 05.05.2005 tarihli dilekçesinde sözü edilen bu dosyanın takip edilmediğinin açıklanması sebebi ile bu yönden yanlar arasında kesinleşmiş bir mahkeme kararından söz edilemeyecektir. Sair taraftan, henüz karar kesinleşmediğinden, maddi olay yönünden adi ortaklığın olmadığını kabul de mümkün olmayacaktır. Hal böyle olunca; taraflar arasında adi ortaklığın mevcut olduğu ve bu sebeple 743 s. Türk Yasası Medenisinin 169. maddesinin olayda uygulanma yeri bulmayacağına ait yerel mahkemenin direnme hükümü doğrudur.

Ne var ki işin esasına ait davacı vekilinin temyiz itirazları incelenmediğinden dosyanın Dairesine gönderilmesi gerekir.

SONUÇ: Yukarda açıklanan sebeplerle yerel mahkemenin direnme hükümü doğru olmakla birlikte, işin esasına yönelik olarak davacı vekilince ileri sürülen temyiz itirazlarının tetkiki için dosyanın Yargıtay 19. Hukuk dairesine gönderilmesine, 15.11.2006 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİCBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.
KÖTÜLÜKLE BESLENEN ZALİMLİKLE TERBİYE EDİLİR.
http://WWW.KARARARA.COM
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
 
Mesajlar: 7750
Kayıt: 29 Tem 2012, 17:08

Reklam

Dön Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları



Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Bing [Bot], Google [Bot] ve 5 misafir

 

 

 

   

 

Copyright 2010 BETA