MUHAKEME ŞARTI OLARAK SANIĞIN DURUŞMADA HAZIR OLMASI • kararara.com


Forum ana sayfa EMSAL KARAR TALEP FORUMLARI Ceza Hukuku MUHAKEME ŞARTI OLARAK SANIĞIN DURUŞMADA HAZIR OLMASI

MUHAKEME ŞARTI OLARAK SANIĞIN DURUŞMADA HAZIR OLMASI

Suç ve Cezalar, Suç Türleri, Ceza Hesaplama, Hapis, Adli Para Cezası, Adli Kontrol, Ön Ödeme, Uzlaşma, Tutuklama, Arama, Elkoyma, İletişimin Tespiti, Ceza Yargılama Usulü, Tekerrür, İçtima, İştirak...

teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 18007






Muhakeme Şartı Olarak Sanığın Duruşmada Hazır Olması

Ceza yargılamasında dar anlamda soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin, geniş anlamda muhakemenin başlayabilmesi için tıpkı özel hukuktaki dava şartları gibi bazı şartlara ihtiyaç bulunmaktadır. Bu şartlar doktrinde bazı yazarlarca “muhakeme şartları” bazı yazarlarca ise “muhakeme engelleri” olarak nitelendirilmekte ve muhakemenin olmazsa olmazları arasında yer almaktadır.

Özel hukuk yargılamasına nispetle “daha rahat” kuralları ihtiva eden ceza muhakemesi hukuku, tüm yargılama aşamalarında mevcudiyeti re’sen takdir edilecek bu şartları maddi gerçekliği arama ihtiyacının bir ürünü olarak sınırlı sayıda düzenlemiş ve bu şartlardan yerine göre olmayanın yargılamaya engel teşkil edeceğini aktarmıştır. Bu şartları şikayet, talep, izin, dava süresi, ön ödemenin ifası, karar, uzlaşma, sanığın hazır bulunması ve af şeklinde sıralayabiliriz.

Bu yazının konusunu yukarıda sayılan muhakeme şartlarından “sanığın hazır bulunması” oluşturmaktadır. Uygulamamızda, duruşmaya gelmek fiili, müştekiler bakımından “uğranılan haksızlığın giderilmesi” noktasında çoğunlukla önemli olmaktayken, sanıklar bakımından adına duruşma denilen etkinlik, çoğu durumda kaçınılması gereken bir eylem olarak görülmektedir.

Ceza muhakemesi hukukunun sanıklar bakımından bir ehvenişeri değil de mükemmeli hedeflediği şeklindeki ön kabulde, fiili ve kendisi yargılanan sanığın duruşmada yer alıp gereken aktarımı yapması muazzam bir önem taşımaktadır. Bir kere her şeyden önce yasada suç olarak tanımlanan fiilin en yakın şahidi, esasında faildir. Bazı önemli durumlarda suçtan zarar gören, suçun kim tarafından işlendiğini bile bilememekte ve haliyle yargılamayı aydınlatamamaktadır. Şu halde muhakeme esnasında sanığın söylediklerinin önem derecesi düşünüldüğünde sanığın duruşmada hazır olması hususunun muhakemenin önemli bir şartı olduğu açıktır.

Tüm bunlarla birlikte sanık hiç ortada yokken bile elbette hakkında dava açılabilecektir. Nitekim soruşturmaya başlanması ve devamla çeşitli soruşturma işlemlerinin yapılabilmesi için failin soruşturma makamına gelmesinden ziyade, fiilin ve failin bilinmesi şartının vukuu gerekmektedir. Fakat bu kural soruşturma işlemleri bakımından geçerli iken, duruşmada sanığın varlığı belirli istisnalar dışında olmazsa olmazdır. Bu haliyle sanığın olmadığı duruşma, yakalama emrinin infazının beklenmesindeki basit bir aşamanın önüne geçememektedir. Yani aslında birazdan sunulacak olan istisnalar dışında; “sanık yoksa, duruşma yoktur.” Bu önerme 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (Bundan sonra 5271 S. K. olarak anılacaktır.) 193. Maddesinde: “Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz.” Düzenlemesiyle açıkça belirtilmiştir. Anılan madde bu düzenlemeyi yaptıktan sonra sanığa gelmemesi için geçerli mazeret sunması gerektiğini, aksi halde hakkında zorla getirilme kararı verileceğini aktarmıştır.

5271 S. K. bu aktarımdan sonra, özellikle 193, 194, 195, 196, 200 ve 204. Maddelerinde sanığın duruşmada hazır olması şeklindeki muhakeme şartından hangi durumlarda uzaklaşılacağını öngörmüştür. Buna göre sanıksız duruşma şu hallerde mümkün olacaktır:

:arrow: 1. Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir. (5271 S. K. m. 193/2)

Bu ihtimalde sanıksız duruşma için; kararın beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme kararı şeklinde olması; yani mahkumiyet dışı bir karar olması gerekmektedir. Madde metninde görüldüğü gibi kararın bunlardan biri olması şeklindeki şart, haliyle sanık sorgusunu da önemsiz hale getirmektedir. Fakat çeşitli Yargıtay kararlarında, bu hükmün ancak ilk bakışta eylemin suç oluşturmayacağının anlaşılması hali ile sınırlı olarak uygulanabileceği, mevcut kanıtlar tartışılarak delil takdiri suretiyle beraat kararı verilmesinin mümkün bulunmadığı vurgulanmış ve benimsenen bu ilke uygulamada 5271 S. K. m.193/2’nin çok sınırlı ve istikrarlı bir tatbik alanına sahip olmasına neden olmuştur.

:arrow: 2. Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir. (5271 S. K. m. 194/2)

Savuşma, duruşmaya gelen sanığın bir şekilde duruşmayı terk etmesi anlamına gelmekle, bunu yapan yahut ara verme sonrası oturuma gelmeyen sanığın daha önce sorgusu yapılmış ve duruşmada hazır olması dosya kapsamında gerekli değilse dava yokluğunda bitirilebilecek ve hakkında 5271 S. K. m 223’teki hükümlerden herhangi birisi rahatlıkla kurulabilecektir.

:arrow: 3. Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır. (5271 S. K. m. 195)

Bu maddede yargılama konusu fiilin yaptırımı ölçüt alınarak, suçun yalnız veya birlikte adli para cezasını yahut müsadereyi gerektirmesi durumunda, yokluğunda da duruşma yapılacağı kendisine davetiye yoluyla ihtar edilen sanığın gıyabında duruşmaya cevaz verildiği aktarılmıştır.

:arrow: 4. Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir. (5271 S. K. m. 196/5)

Sanığın duruşmadan bağışık tutulması Başlığı altında düzenlenen bu fıkrada sanığın gıyabında duruşma için iki şart getirilmiştir. Buna göre sanık öncelikle yargılamanın yapıldığı mahkemenin yargı çevresi dışındaki bir hastane veya tutukevinde nakledilmiş ve sorgusunun yapılmış olması gerekmektedir. Fakat diğer hallerden farklı olarak gıyapta duruşma bu iki şartın varlığı halinde bir istisna olarak kendiliğinden gerçekleşmeyecek, buna mahkemece karar verilmesi gerekecektir. Nihayet metne dikkat edildiğinde yargı çevresi dışındaki bir hastane ya da tutukevine nakil sebeplerinin tahdidi olarak verilmediği görülecektir. Yargıtay anılan hükmü “sanık hazır bulunmayı açıkça istemedikçe” koşuluyla yorumlamakta ve maddenin hazır bulundurmaya gerek görülmeyen oturumlar bakımından geçerli olmasından bahisle “her oturum için değil, bazı oturumlar için uygulanabilir” olduğunu aktararak, 5271 S. K.’nın amacının tutuklu sanığın hükümde hazır bulunmasını sağlamak olduğunu ifade etmektedir.

:arrow: 5. Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verebilir. (5271 S. K. m. 200/1)

Maddede diğer durumlardan farklı olarak esasında duruşmaya gelmiş sanığın yokluğunda duruşmaya devam edilmesi hali düzenlenmiştir. Buna göre sanık duruşmaya gelmiş; fakat bu sanığın varlığında yapılan duruşmada, suç ortaklarından birinin ya da bir tanığın gerçeği söylemeyeceği endişesinin yaşanması halinde tanık ya da suç ortağının sorgusu sırasında sanık duruşma salonu dışına alınabilecektir. Fakat bu durum geçici olup, sorgu bittikten sonra sanık tekrar duruşma salonuna alınacak ve kendisine sorgu tutanağı okunacak, gerektiğinde tutanak içeriği anlatılacaktır.

:arrow: 6. Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse, oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Oturuma yeniden alınmasına karar verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır. (5271 S. K. m. 204)

Duruşmanın düzen ve disiplininin sağlanması bakımından, duruşma düzenini tehlikeye sokacağı anlaşılan sanığın duruşma salonundan çıkarılacağı, mahkeme tarafından bu yolla salon dışında çıkarılmış olan sanığın duruşmada hazır bulunmasının savunması bakımından zorunlu görülmemesi ve bir avukatının da bulunmaması halinde, kendisine bir avukat atanması yapılacağı ve duruşmaya bu haliyle devam edileceği aktarılmıştır.

Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde sanıksız duruşmanın sınırlı hallerde mümkün olabildiği, bunların da önemli bir kısmında sanığın sorgusunun yapılmış olması şartının arandığı görülmektedir.

Nihayet bu sayılanlar dışında uygulamada, “duruşmadan vareste tutulma” olarak bildiğimiz ve 5271 S. K. m. 196’da Sanığın duruşmadan bağışık tutulması Başlığı altında düzenlenen başka bir olasılığa göre, mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilecektir. Yine devam eden fıkrada sanığın alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebileceği; fakat bunun için sorgu öncesinde sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulacağı düzenlenmiştir.

Görüldüğü gibi çeşitli istisnalar haricinde duruşmanın varlığının ön koşulu sanıktır. Bu haliyle sanığın duruşmadaki varlığı, muhakemenin önemli bir koşulunu oluşturmakta ve sanıksız duruşma muhakemeye engel teşkil etmektedir.

Av. Toygar ÖZTÜRK


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

nevzatj Site Üyesi

Mesajlar: 15


Şüpheli hakkında hazırlanan iddaaname sonucunda mahkeme iddianameyi kabul edip kamu davası açılıyor.
Sanık istinabe yoluyla sorguya çekilecek fakat ilk istinabe duruşmasına CMK M.18 e uygun olarak Yetki Itirazı dilekçesi verdiğinden dolayı katılmıyor, Sanık müdafiide Mahallindeki ilk duruşmaya "mazeret" bildirip katılmıyor.
Mahkeme ilk Duruşmayı açıp Sanığın ve Sanık müdafiinin yokluğunda duruşmayı başlatıyor, Yetkisizlik talebini reddedip, Yargılamanın seriliği gereği duruşmaya devam ederek müşteki tarafın taleplerini dinliyor vs.
Sonuç olarak bu durum İstinafta kesin bozma nedenimidir. Teşekkürler



teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 18007


nevzatj yazdı:
Şüpheli hakkında hazırlanan iddaaname sonucunda mahkeme iddianameyi kabul edip kamu davası açılıyor.
Sanık istinabe yoluyla sorguya çekilecek fakat ilk istinabe duruşmasına CMK M.18 e uygun olarak Yetki Itirazı dilekçesi verdiğinden dolayı katılmıyor, Sanık müdafiide Mahallindeki ilk duruşmaya "mazeret" bildirip katılmıyor.
Mahkeme ilk Duruşmayı açıp Sanığın ve Sanık müdafiinin yokluğunda duruşmayı başlatıyor, Yetkisizlik talebini reddedip, Yargılamanın seriliği gereği duruşmaya devam ederek müşteki tarafın taleplerini dinliyor vs.
Sonuç olarak bu durum İstinafta kesin bozma nedenimidir. Teşekkürler



Yetkisiz yerde dava görülüyor ise haliyle bozma olarak değerlendirile bilir kanaatindeyim.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM



  • POPULER KONULAR

Dön Ceza Hukuku