Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Dilekçe ve Sözleşme Örnekleri C.SAVCILIĞINA TAKİPSİZLİK KARARINA KARŞI İTİRAZ DİLEKÇE ÖRNEĞİ

C.SAVCILIĞINA TAKİPSİZLİK KARARINA KARŞI İTİRAZ DİLEKÇE ÖRNEĞİ

Dava, icra ve temyiz dilekçe örnekleri ile her türlü hukuki sözleşme örneği paylaşım platformu...

teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 13634






Ceza Muhakemesi Kanunu MADDE 173
CUMHURİYET SAVCISININ KARARINA İTİRAZ
1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

“(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.”

(Değişik 4. fıkra: 5353 - 25.5.2005 / m.26) (4) (Değişik ibare: 6217 - 31.3.2011 / m.22) “Sulh Ceza Hakimliği”, istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.

(5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hallerde bu madde hükmü uygulanmaz.

(6) İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan (Değişik ibare: 6217 - 31.3.2011 / m.22) “sulh ceza hakimliğinin” bu hususta karar vermesine bağlıdır.






................. SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE
Gönderilmek Üzere
..................CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

SORUŞTURMA NO : ……./…….
(Tebligata bakarak düzenleyiniz.)

İTİRAZ EDEN : (Ad-Soyad-Adres Bilgisi ve T.C. Kimlik No bilgilerinizi yazınız.)


ŞÜPHELİ : (Ad-Soyad-Adres Bilgisi ve T.C. Kimlik No bilgilerinizi yazınız.)

SUÇ : Şikayetçi olduğunuz suçu yazınız. Türk Ceza Kanunu’ndaki adı ile yazmanızda yarar var.

SUÇ TARİHİ : Suçun işlendiği yani örneğimizden devam edersek hakareti işittiğiniz tarihi yazınız.

İTİRAZ KONUSU : Takipsizlik kararının kaldırılması ve suçun kovuşturulması isteğimdir.

İTİRAZ EDİLEN KARAR : İlgili Cumhuriyet Başsavcılığı’nın …… tarih ve …… soruşturma …….. karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı.

KARARIN TEBLİĞ TARİHİ : Kararın size tebliğ edildiği tarihi yazınız.


İTİRAZ NEDENLERİ : 1- Burada sakin sakin olayı anlatınız. Örneğimizden yola çıkarsak size harekette bulunan A şahsını nereden tanıdığınızı, ilişkinizi, olayın gerçekleştiği yeri izah ediniz.
2- Olaya şahitlik eden kişiler var ise belirtiniz. A şahsının size karşı suç işlediğini destekleyecek her türlü bilgiyi burada verebilirsiniz.
3- Eksik inceleme yapılarak, gerekli bilgi ve belgeler istenmeden, tanıkların ifadeleri alınmadan, hukuki nitelendirmede yanılarak soyut gerekçeler ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir.

NETİCE VE TALEP : Yukarıda açıklanan nedenler ve makamınızın resen gözeteceği diğer hususlar çerçevesinde,
İtirazımın kabulüyle, İlgili Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ………… tarih ve …….. soruşturma ………. karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının kaldırılmasına ve şüpheli hakkında kamu davası açılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. …./…../……



İTİRAZ EDENİN
ADI SOYADI
İMZA ve TARİH








.............................. NÖBETÇİ SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE

2015/...........Sor.
2015/...........Karar



KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI KARARINA
İTİRAZ EDEN/ MÜŞTEKİ :........................................................................

VEKİLLERİ :..........................................................................

ŞÜPHELİ :........................................................................

SUÇ : Yalan Yere Yemin, Yalancı Tanıklık

KONU : ....................................... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2014/1… Sor. ve 2015/….. K. Sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara İtiraz Hakkında



AÇIKLAMALAR :

1- Müvekkil, şüpheli ve şüphelinin kardeşleri arasında bir gayrimenkulün yıkılarak yeniden yapılması hususunda Üsküdar 3. Noterliği’nin … Şubat 20.. tarih ve 5751 Yevmiye Numarasıyla Kat Karşılığı İnşaat Yapım sözleşmesi yapılmıştır.

2- Sözleşme gereği şüpheli ve kardeşlerine ait olan eski bina, müvekkil tarafından yıkılmış ve yerine yeni bir inşaat yapılarak hak sahiplerine ayrı ayrı daireleri teslim edilmiştir. Fakat yeni binanın ayıplı olduğu ve eksik bazı işlerin yapıldığı iddiasıyla şüphelinin kardeşleri, müvekkilime karşı İstanbul Anadolu … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/…Esas sayılı dosyasıyla alacak davası ikame etmişler, şüpheli de davanın ….06.2014 tarihli duruşmasında tarafımızdan tanık olarak gösterilmiş ve duruşmaya çağrılmıştır.

Şüpheli ….., şahitlik yapacağı dosyada davacılarla her ne kadar öz kardeş olsa da yalan söylemeyeceği ve şahit olduğu her şeyi dosdoğru söyleyeceğini düşündüğümüz için tanık olarak duruşmaya çağrılmıştır.

Şüpheli, ‘‘namusu, şerefi ve kutsal saydığı tüm inanç ve değerleri üzerine’’ yeminli olarak beyanının alınmasına rağmen davaya konu daireleri teslim alanın kendisi olması rağmen, kendisinin ayrıca söz konusu dairelerde kimin ne şekilde tasarruf sağladığını bilmesine rağmen, bildiği ve imzasıyla da onayladığı ayrıca beyan ettiği bazı hususları bilmediğini söylemiş ya da olan şeyleri olmamış, olmayan şeyleri de aksi olmasına rağmen olmuş gibi beyan etmiştir.

3- Şüpheli’nin yalan olduğunu iddia ettiğimiz beyanları aşağıda maddeler halinde sıralanmıştır.

Müvekkilin yaptığı ve şüpheliye düşecek olan daire, sözleşmenin daire paylaşım planına göre zaten inşaat sözleşmesi ekinde sözleşme gününde belirlenmiştir. Noter huzurunda düzenlenen sözleşmede şüpheliye düşecek olan daire zaten zemin katta olacaktır. Sözleşmenin ekinde bulunan daire paylaşım krokisine göre şüpheli kendisinin zemin katta daire alacağını sözleşme günü bilmektedir, oysa duruşmada ‘..Ben de davalı müteahhit ile sözleşme yaptım. Ben da hak sahibiyim. Bana 3.katı vereceklerdi. Teslim de bana giriş katı vermişler. Ben hem davacılara hem de müteahhite kırıldım…’ demiştir, yani açıkça kendisine düşen bağımsız bölümün neresi olacağını noterde bilmesine, bildiğini de imzalamasına rağmen ve kendisine düşen daireyi imzası karşılığında görüp gezerek beğenerek teslim almasına rağmen mahkeme hakimini yanıltmak gayesiyle gerçeğe alenen aykırı yeminli ifade vermiştir.
Soruşturma dosyasında bulunan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nin hiçbir kelimesinde ve ayrıca hiçbir yazılı belgede müvekkilin kira ödeme taahhüdü olmamıştır, buna rağmen şüpheli gerçeğe aykırı olmasına rağmen, sırf mahkemeyi yönlendirme gayesiyle ‘…Müteahhit başında kiraları ödeyeceğini taahhüt etti….’ demiştir, oysa bunu kanıtlayabilecek bir delil yoktur, şüpheli tanık sırf kardeşlerinin davayı kazanması için gerçeğe açıkça aykırı beyanıyla adaleti yanıltmıştır.
Şüpheli duruşmada ‘…bana daire tesliminde beni çağırdılar. Ben daireyi teslim aldım. İmzamı attım. Sorun çıkarmadım. 12 daire idi. 6 sı müteahhitin. 6 sı toprak sahibinindi. Ben dahil 5 daire verdiler…’ demiştir. Oysa şüpheli, noter sözleşmesine, soruşturma dosyasında bulunan daire paylaşım şemasına açıkça aykırı beyanda bulunmuş, gerçekleri bilmesine rağmen kasten mahkemede yalan söylemiş, duruşmadaki yalan beyanına karşı ayrıca soru sorduğumuzda da yalan beyanında direnmiştir.
Şüpheli, duruşmada ‘…Ne zaman teslim aldıklarını tam olarak bilmiyorum. Davacılar ile müteahhit arasında sorun çıkmış, ben davacıların yerinde kimin oturup oturmadığını bilmiyorum…’ demiştir, halbuki şüpheli müvekkilimden teslim aldığı binada ikamet etmesine rağmen, kardeşleriyle de komşu olmasına ve kardeşlerinin de daireleri teslim alır almaz buralara bazı kiracıları yerleştirmelerine rağmen, ayrıca mahkeme hakimi şüpheliye kardeşlerinin duruşmasında tanıklıktan çekinme hakkını hatırlatmasına rağmen şüpheli tanıklık yapacağını beyan etmiş, fakat özellikle gerçekleri beyan etmekten kaçınmıştır.
Şüpheli duruşmada ‘…arsa sahiplerine verilecek 6 dairenin birisi satılacak yer parası olarak belediyeye verilecekti. Yer parasının belediyeye kimin verdiğini bilmiyorum. Ara daire satılınca yer parası olarak belediyeye verilecekti. Ancak müteahhit mi verdi diğerleri mi verdi bilmiyorum…’ demiştir. Fakat şüpheli dairesini müvekkilimden teslim aldığında, teslim tutanağında ‘Tapu Tahsisli Arsa Bedelinin Tutarı olan 118.317,00 TL Müteahhit ……. tarafından ilgili Vakıflar Bankası aracılığıyla Belediye birimine yatırılmıştır’ demiş ve bu tutanağı imzalamıştır. Duruşmada bu husus vurgulanarak kendisine sorulmasına rağmen bu gerçeği kendi imzasıyla teyit etmesine rağmen inkar etmiştir. Yani şüpheli, tanık ifadesinde teslim sözleşmesi imzaladığını, teslim edilecek binayı usulen de olsa incelediğini beyan etmiş, hülasaa bu tutanağı rızaen imzaladığını duruşmada dahi kabul etmesine rağmen, ayrıca gerçekleri de kendi imzasıyla teyit etmesine rağmen mahkemede yalan beyanda bulunmuş ve adaleti yanıltmıştır.

NETİCE VE TALEP : Yukarıda izah edilen ve resen nazara alınacak sebeplerle;

5 maddede kısaca özetlediğimiz hususların kısmen ve tamamen yalan olduğunu, bu beyanlar sebebiyle adaletin sağlıklı tesis edilmesinde sıkıntıların vaki olduğu, tanığın yalan yere yemin etmesine rağmen ve gerçeğe aykırı beyanlarına rağmen ısrarla soru sorduğumuzda da beyanından rücu etmeyerek bildiği gerçeklere aykırı hareket etmesinden sebep, yapılan yargılamanın selametine engel olması sebebiyle yapmış olduğumuz şikayete rağmen Başsavcılıkça verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair kararın kaldırılmasını ve dosyanın tekemmül ettirilmesi için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavılığı’na iadesini saygıyla talep ederiz...../.../2015


Müşteki Vekili
Avukat
....................










................ SULH CEZA HAKİMLİĞİNE
Gönderilmek Üzere
................ CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA


İTİRAZ EDEN
(MÜŞTEKİ)
: Adı ve Soyadı, T.C. Kimlik No:
Adres

ŞÜPHELİ : Adı ve Soyadı (Açık Kimliği)
Adres

KONU: Takipsizlik kararının kaldırılması

SUÇ TARİHİ : …/…/…

TEBELLÜĞ TARİHİ : …/…/…

AÇIKLAMALAR :
1- Yukarıda numarası yazılı dosyada şüpheliler hakkında yaptığımız şikâyet hakkında ....... Cumhuriyet Başsavcılığı …/.../… tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Verilen bu kararın tarafıma tebliğinden itibaren 15 günlük kanuni süresi içinde itiraz ediyorum.
2- Ermerkez isimli işyeriyle aynı sokakta bulunuyoruz. Söz konusu işyerine ait elektrik jeneratörü çalıştırıldığında çok fazla ses çıkarmakta ve bu ses nedeniyle aşırı derecede rahatsız olmaktayız. Konunun incelenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla ilgili kurumlara müracaat ettik. Fakat görevli kurumların hiç biri bu konuyu araştırmadı. Masa başında düzenlendiği belli olan bir evrakla işin yapıldığı gerekçesiyle tarafımıza bilgi verildi. Fakat bu rahatsızlık veren konu çözümlenmedi.
3- Savcılığın takipsizlik kararında belirtildiği gibi ayrıntılı ve ölçüm sonuçlarını gösteren bir raporda mevcut değildir. Sadece iki memur tarafından imzalanan ve içeriğinde ölçüm sonucunu gösteren en azından şikâyet sonucu yapılan ölçümle şikâyetten sonra işyerinin düzelttim dediği zamandan sonra yapılan ölçümleri mukayese eder şekilde bir raporda mevcut değildir.
4- Ayrıca söz konusu jeneratör proje dışında bir yere yapılmıştır. Oradaki çöp yeri de proje dışındadır. Bu iki yerde imara göre iki yapı arasında bulunması zorunlu olan 3 metrelik kısımlarda yer almaktadır. Bu hususlarda yetkililere bildirilmesine rağmen bu konuda da gerekli araştırma ve inceleme yapılmamış ve mağduriyet giderilmemiştir.
5- Ayrıca jeneratörün gücü çok yüksek olduğundan aşırı derecede gürültü çıkarmaktadır. Bu gürültü izolasyonla da giderilmesi mümkün değildir. Ancak jeneratörün yerinin değiştirilmesi ve kapalı yere alınması gerekir. Fakat bu hususta yetkililerce incelenmedi. Buna rağmen Savcılık makamı da bu konuyu incelememiştir. Bu nedenle takipsizlik kararına itiraz ediyorum.
6- Yine aynı sokakta sokağın her iki tarafına da araçlar park etmekte ve mahalle sakini olarak bizim gelip geçmemize engel olmaktadır. Bunu ........ halkından istisnasız herkes bilmektedir. Hal böyle iken delil bulunamadığından bahisle şikâyet konusunda takipsizlik kararı verilmesi de dosya kapsamına ve oluşa aykırıdır.
7- Konuya ilişkin olarak delil mahiyetinde fotoğrafları dosyaya ibraz ediyorum. Konunun araştırılarak ........... Cumhuriyet Başsavcılığının takipsizlik kararının kaldırılması için makamınıza müracaat etmek gerekmiştir.

HUKUKİ NEDENLERİ : CMK. md. 173 ve ilgili mevzuat.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, ......... Cumhuriyet Başsavcılığının ../../2015 tarih ve 2015/4394–2485 sor-Kar. Sayılı dosyasıyla verdiği takipsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesi saygıyla arz ve talep olunur. …/…/2015

MÜŞTEKİ
Adı ve Soyadı
İmza

EKİ: Fotoğraf ve dilekçe örnekleri
http://www.kararara.com







ÖRNEK-2

……..… SULH CEZA HAKİMLİĞİNE
SUNULMAK ÜZERE
……….. CUMHURİYET SAVCILIĞI'NA

TAKİPSİZLİK KARARINA
İTİRAZ EDEN (ŞİKAYETÇİ)


1.) .........................

2.)..........................


ŞİKAYETÇİLER VEKİLİ :
Av. ........................


SANIKLAR :
1.)..........................
.
2.) ........................
.
SUÇ : Adam Kaçırmaya Teşebbüs

KARAR TARİH VE NO : …….. Cumhuriyet Savcılığının …/…../…. tarih ve …../………. Hazırlık E.

TEBELLÜĞ TARİHİ : …/…./…….

TALEP KONUSU : ………. Cumhuriyet Savcılığının ../…./…. tarih ve …/……. Hazırlık Esas numaralı. takipsizlik kararına karşı itirazlarımızın sunulmasından ibarettir.

İTİRAZLARIMIZ :

1. ………Cumhuriyet Savcılığının söz konusu kararı usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerekir. Şöyle ki;

2. Olay tarihinde müvekkillerimin işyerine gelen sanıklar, alacaklarının bulunduğunu söyledikleri işyeri çalışanlarından ve olay anında iş yerinde bulunmayan …………Ş'tan alacaklarını tahsil etmek maksadıyla ……….Ş'ın kız kardeşi olan Müşteki mağdure …………..'ı kaçırmak amacıyla 5-6 metre sürükleyerek dükkan kapısına kadar getirmişlerdir. Mağdurenin direnmesi ve kaçırılmak istenen diğer müşteki mağdur ………..'ın da karşı koyması, ………. iş merkezi özel güvenlik teşkilatının da sanıklara müdahale etmesi üzerine emellerine ulaşamayan ve eylemleri teşebbüs aşamasında kalmıştır. Sanıklar, ………………'ı darp etmişler, faaliyet konusu cep telefonu ticareti olan işyerindeki eşyaları kırıp dökmüşlerdir.

3. Söz konusu suçun Türk Ceza Kanununun m. 79 hükümleri gereğince Türk Ceza Kanununun m. 499/I hükmüne girmesi ve bu yönüyle kamu davası açılması gerekirken, bu derece ağır bir suçtan ……….. Cumhuriyet Savcılığı …/…/……. tarih ve …/……. Hazırlık Esas numaralı kararıyla takipsizlik kararı vermiştir. Sayın Savcılığın söz konusu olayda Takipsizlik kararı vermesinin mantığını anlamak güçtür. Zira Yargıtay'ın görüşü de bu yöndedir. (Y.1.CD.4.2.1986 gün ve 4178E-373 K sayılı kararı).

4. Sayın Savcılık, olayın bir çok görgü tanığı mevcut olmasına ve talep halinde Savcılık huzurunda dinletmeye hazır olduğumuz halde tanık beyanlarına başvurmamıştır. Ayrıca, sayın Savcılık, müştekilerimin beyanlarına da başvurmadan, sanıkların doğal olarak kendilerini kurtarmak amacına matuf beyanlarıyla yetinerek takipsizlik kararı vermiştir. Bu yönüyle hazırlık tahkikatında yeterli delillerin toplanmaması da usule aykırıdır.

5. ………..Cumhuriyet Savcılığının olayı adi müessir fiil olarak yorumlamasını da anlamak güçtür. Müessir fiil sanıkların eyleminin sonucu değildir. Eylemi kolaylaştırmak için başvurdukları bir yoldur. Basit tehdit yorumu da yanlıştır. Sanıkların eylemi, alacak tahsil etmek amacına matuf adam kaçırmaya teşebbüstür.

6. ………… Cumhuriyet Savcılığının hangi mantık ve gerekçeyle verdiğini bilmediğimiz takipsizlik kararı, şehir eşkıyalığına meşruiyet ve şehir eşkıyalarına da cesaret vermektedir. Güpegündüz işyeri basarak adam kaçırmaya kalkışan sanıkların yargılanmalarına bile gerek görülmemesi nasıl izah olunacaktır? Vatandaşın bakışıyla, çetelerle mafyayla meşgul olduğumuz şu günlerde ……….. Cumhuriyet Savcılığı bu kararıyla yeni bir çeteye onay ve cesaret vermiş olmaktadır ki bu durum vatandaş nazarında yargının bağımsız ve tarafsız olmadığı, adaletin güçlüden yana olduğu şüphesini doğurmaktadır. Zira söz konusu takipsizlik kararının gerekçe ve mantığını müvekkillerimize izah edememekteyiz. Vatandaş, mağduriyetinin biraz olsun telafisi için yargıya başvurmakta ancak, görüldüğü üzere beklediğini bulamamakta, kendisini şehir eşkıyalarına karşı güvende hissetmemektedir.

SONUÇ ve TALEP : Yukarıda açıklanan nedenlerle, …… Cumhuriyet Savcılığının …./…./……. tarih ve …./……….. Hazırlık Esas numaralı. takipsizlik kararının bozularak Sanıkların Türk Ceza Kanununun m. 499/I hükümleri gereğince cezalandırılmalarına karar verilmek üzere haklarında kamu davası açılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.

……/……/2015


Şikayetçiler Vekili
Av............
iMZA

http://www.kararara.com




ÖRNEK DİLEKÇE -3.

..........SULH CEZA HAKİMLİĞİNE
Sunulmak Üzere

........CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI SAYIN MAKAMINA




İTİRAZ EDEN :................

VEKİLİ :................

YAKINAN :.................

SANIK :.................

İTİRAZ OLUNAN KARAR :Cumhuriyet Savcılığı Makamının 2015/....... Sayılı Takipsizlik kararı.

KONU : Takipsizlik kararına itirazımızdır.

İTİRAZ NEDENLERİ :1-Sanık tarafından ....... tarihinde müvekkilime karşı ....... eylemi işlenmiştir.

2-Müvekkilimiz tarafından sanık hakkında karakola yapılan şikayet üzerine sanık Savcılığa çıkarılmış, sorgusundan sonra ise, dosya ile ilgili takipsizlik kararı verilerek serbest bırakılmıştır.

3-Sanığın eylemi müvekkilimizi mağdur etmesinin yanında kamu düzenini de bozan bir suçtur. Sanık tutuklanma istemi ile Sorgu Mahkemesine sevk edilmeli ve hakkında kamu davası açılmalı idi.

4-Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık hakkında verilen takipsizlik kararı usul ve yasaya uygun değildir. Hazırlık evrakındaki ifadeler ve ele geçen kanıtlar incelendiğinde durum açıkça belli olacaktır.

İSTEM SONUCU : Açıklanan itirazlarımızın incelenerek şikayetimiz hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen Takipsizlik kararının kaldırılmasına ve kamu davası açılmasına, müvekkilimizi mağdur eden ve kamu düzenini ihlal eden sanığın tutuklanmasına karar verilmesini talep ederiz. ../../2015

İTİRAZ EDEN
Adı ve Soyadı
İmza.

http://www.kararara.com





………….…SULH CEZA HAKİMLİĞİNE

TAKİPSİZLİK KARARINA
İTİRAZ EDEN MÜŞTEKİLER :
1),

2.),

VEKİLİ :

SANIKLAR :
1)

2)

[b]İTİRAZ OLUNAN KARAR
: ............. C.Başsavcılığının …………….. gün ………… Hz. …………. K.s. takipsizlik kararı.

İTİRAZLARIMIZ :

1. Sanıklar ……….. İli, ………. İlçesi 709. Sokakta bulunan ……. Sitesi yönetim ve denetim kurulu üyeleri iken ……… günü yapılan genel kurul toplantısı ile görevlerine son verilmiştir.
2. Yapılan seçimlerde bizlerinde içinde yer aldığı yeni yönetim ve denetim kurulu oluşturulmuş ,sanıkların raporları kabul edilmemiş, hesapları ibra edilmemiş ve hukuki yollara müracaat edilmesine karar verilmiştir.
3. Seçimlerin sonunda sanıklara yönetime ait tüm defter ve belgelerin teslim edilmesi için ihtar çekilmiş, sanıklar defter ve belgeleri teslim etmemişlerdir. Bunun üzerine tarafımızdan suç duyurusunda bulunulmuş, fakat itiraz edilen takipsizlik kararı verilmiştir.
4. Sanıklar, …………… tarihli toplantıda alınan kararların iptali hususunda hiçbir hukuki yola müracaat etmiş değildir. C.Başsavcılığı sanıkların mücerret beyanı ile karara itiraz edilmiş olduğunu kabul ederek takipsizlik kararını vermiştir. Oysa sanıklar hem emniyeti suistimal hem de görevi kötüye kullanma suçunu işlemiş olup cezalandırılmaları için kamu davası açılması gerekmektedir.

SONUÇ ve TALEP : Arz edilen nedenlerle ………. C.Başsavcılığının ………… tarih ………. Hz. ……….. Karar sayılı takipsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesini arz ederiz. ..../..../2015


Müştekiler Vekili
Av...................



EK:
1.) Onanmış vekaletname örneği.[/b]

http://www.kararara.com









............. ( ) SULH CEZA HAKİMLİĞİNE



C.SAVCILIĞI DOSYA NO:....../........



İTİRAZ EDEN
(MÜŞTEKİ)
:...........................................

VEKİLİ :...........................................


ŞÜPHELİLER :.............................................


SUÇ : Dolandırıcılık, Güveni Kötüye Kullanma, Çıkar Amaçlı Organize Suç Örgütü Kurma, Evrakta Sahtecilik


SUÇ TARİHİ :../../2015


TEBELLÜĞ TARİHİ : ../../2015


KONU : …….... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yukarıda soruştu ve karar numaraları belirtilmiş takipsizlik kararına karşı
itirazlarımızın ve kovuşturma istemimizin sunulmasından ibarettir.



A Ç I K L A M A L A R



…… Cumhuriyet Başsavcılığı, yukarıda numarası yazılı dosyada, EKSİK TAHKİKAT yapmış olmasına rağmen, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.

Oysa, C.M.K. mad. 160’a göre, bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet Savcısının görevi,

- ‘ hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamak ’ ve,

- ‘ şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına

almaktır’.

CMK. 160 v.s. maddeleri ihlal ederek verilen bu karara, süresi içinde itiraz etmekteyiz. Gerekçelerimiz aşağıdaki gibidir:

1. 11 ADET ŞÜPHELİDEN SADECE BİRİNİN İFADESİ ALINMIŞ, DİĞER 10 TANESİ SAVCILIĞA BİLE ÇAĞRILMAMIŞTIR

Şüphelilerden 10 tanesinin ad, soyad ve adresi, şikayet dilekçelerimiz ile Savcılığa bildirildiği halde, SADECE 1 tanesinin ifadesi alınmış, diğer 10 şüphelinin ifadesi DAHİ alınmamıştır ( bu şekilde, diğer şüphelilerin ifadelerinde ortaya çıkabilecek olası ikrar ve çelişkilerinin önü kapatılmıştır )


2. 7) NO.LU ŞÜPHELİ “MUSTAFA”NIN KİMLİĞİ AÇIKÇA TESPİT EDİLMEDEN, TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMİŞTİR


Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en yüksek tutardaki şans oyunu ikramiyesinin tahsilinde meydana geldiğini belirttiğimiz suçlar araştırılırken, şüpheli olarak gösterdiğimiz, işyeri adresini ve görevini (….......... bankasında şef) dahi belirttiğimiz “Mustafa” isimli şahsın, kim olduğunun dahi soruşturulmaması eksik tahkikatın en büyük DELİLİDİR.

Bu vesile ile kim olduğu ferden belli olmayan “Mustafa” isimli bu kişi, Savcılıkça merak dahi edilmemiş; bu hususta araştırma yapılmamıştır.



3. DOSYADA İFADESİ ALINAN TEK ŞÜPHELİ OLAN EMRULLAH DEMİR’İN BEYANLARI ÇELİŞKİLERLE DOLUDUR

…............. Emniyette alınan ifadesinde, bizim tanık beyanlarımızın aksine, şikayet konusu Süper Loto’nun hiç oynanmadığını belirterek, hemen hemen bu tür her iddiada karşılaşıldığı gibi; kendisinin müşteki tarafından dövüldüğünü, kendisine silah zoruyla tarihsiz boş senet imzalatıldığını, kendisinin ölümle tehdit edildiğini söylemiştir.

Oysa, şüphelilerden …............ işbu iddia ve savunmalarını hiçbir delille destekleyememiştir.

Şöyle ki;

Ekli …. Cumhuriyet Savcılığı’nın ….. sayılı dosyası ve ‘Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı’ndan görüleceği gibi, şüpheli ….. işbu iddialarını kanıtlayamamış ve dosya kapanmıştır.

Böylece, şüpheli …..........’ın ifadesindeki samimiyetsizlik ve gerçek dışılık ortaya çıkmıştır.



4. ŞÜPHELİ ……, MAĞDURA –ŞAHİTLER ÖNÜNDE- 6.227.000,- TL. YAZILI

ÖDEME TAAHHÜDÜNDE BULUNDUĞU HALDE, BU HUSUS SAVCI TARAFINDAN DERİNLEMESİNE SORUŞTURULMADAN, TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMİŞTİR



Şüphelilerden ….......... şahitlerimiz ….........Bankası / Pendik Şube Müdürü ….. ve ….. HUZURUNDA, kendisine mağdur …… ile birlikte oynadığı Süper Loto’dan İKRAMİYE ÇIKTIĞINI SÖZLÜ VE YAZILI OLARAK BELİRTEREK, İKRAMİYENİN ¼’ ü olan 6.227.000,- TL.sını ( = 24.908.903,85 TL. X % 25) mağdur ….’a ödeyeceğini belirten bir belge imzalamıştır (bkz. EKLİ: 9/4/2009 tarihli “Ortaklık ve Hisse Sözleşmesi).

Oysa aynı şüpheli, Savcılığa verdiği ifadesinde, “aslında kendine süper lotodan ikramiye falan çıkmadığını, mağdura şaka yaptığını” belirtmektedir. Hayatın olağan akışına göre, kimsenin SIRF ŞAKA YAPMAK MAKSADIYLA 6.227.000,- TL. ödeme taahhüdü !!! altına giremeyeceği açıktır.

Ancak, işbu HUSUSLAR derinlemesine soruşturulmamıştır.



5. ŞÜPHELİ “……”IN DOSYADAKİ DOLANDIRICILIK SUÇU TANIK

İFADELERİMİZLE KESİN OLMASINA RAĞMEN, BU HUSUS BİLE DİKKATE ALINMADAN, DİREKT TAKİPSİZLİK VERİLMESİ HUKUKA AYKIRIDIR



Şüpheli ….., tanıklarımızın beyanlarına göre,

- “ikramiyeden kazandığı parayı 3 aylık vadeliye koyduğu”,

- “vade bitince eline para geçeceği” ve

- “şimdilik parayı bozduramadığı”

gerekçeleriyle) müştekiden çeşitli vesiler ile, defalarca kez para almış olmasına rağmen bu şüpheli hakkında, dolandırıcılık suçundan da takipsizlik kararı verilmiştir.

Diğer suçlar açısından takipsizlik kararı verilecek olsa dahi –kaldı ki kanun soruşturma tamamlanmadan savcının takipsizlik kararı verilmesine cevaz vermemektedir- dolandırıcılık suçu hususunda, şüpheli ……….. açısından dosya tefrik edilmeli ve soruşturma sürdürülerek kamu davası açılmalı idi.

KISACASI; EĞER şüpheli ………’e –bkz. dosyada mevcut ifadesi- , bu ikramiye çıkmamış; fakat kendisi müvekkil Ömer’i, kendine ikramiye çıktığı konusunda KANDIRMIŞ ise, tanık beyanlarından ve şikayetten de anlaşılacağı üzere DOLANDIRICILIK suçu yine de meydana gelmiştir ve bu husustan ötürü ŞÜPHELİ …….. CEZALANDIRILMALIDIR.

Çünkü kendisi, bu şekilde şikayetçi müvekkil Ömer’i zarara uğratmış; ondan defalarca büyük miktarlarda para almıştır. TCK 157 ele alındığında dolandırıcılık suçunun meydana gelmesi için “hileli davranışlarla bir kimseyi aldatmak ve onu zarara sokmak” yeterlidir.



6. SORUŞTURMADA ÇOK BARİZ HUKUK HATALARI YAPILMIŞ ve CMK.'NIN

İSTEDİĞİ ANLAMDA ETKİN SORUŞTURMA GERÇEKLEŞTİRİLMEMİŞTİR

Şüpheli ….. ve diğer şüphelilerin, iddia ettiğimiz suçları işlediklerini tespit etmek, çok kolay olmasına rağmen, eksik soruşturma yapılmıştır. Şöyle ki;

a) Şüpheli ….’a, İKRAMİYE ÇIKAN BURSA/NİLÜFER’DEKİ BAYİDE SÜPER LOTO OYNAYIP OYNAMADIĞI SAVCI TARAFINDAN SORULMAMIŞTIR.

OYSA, BU SORU DAVANIN BELKEMİĞİNİ OLUŞTURAN ÇOK ÖNEMLİ BİR SORUDUR. …..’IN VERECEĞİ BEYANA GÖRE, BAYİDE ÇALIŞANLARIN + BAYİ SAHİBİNİN DİNLENMESİ GEREKİRDİ. ÇÜNKÜ …… TAMAMEN TERSİNİ SAVUNMAKTADIR.

AYRICA SAVCILIK, İDDİA ETTİĞİMİZ NİLÜFER’DEKİ BAYİDE Mİ, YOKSA BAŞKA BAYİDE Mİ OYNANAN LOTOYA İKRAMİYE ÇIKIP ÇIKMADIĞINI ARAŞTIRMAMIŞTIR.

TÜM BUNLAR ORTAYA ÇIKMADAN, BU DOSYANIN KAPATILMASI HUKUKA

AYKIRIDIR. AKSİ HALDE AİHM’NE BAŞVURULACAKTIR.

b) Tüm iddialarımızı ispatlar deliller, Savcılıkça önce bu dosyayla birleştirilen, sonra da tefrik edilen 2009/23500 + 2009/21501 sayılı dosyalara, diğer savcı ….. bey tarafından celbedilen YÜZLERCE SAYFALIK (DOSYADA TELEKOM MÜDÜRLÜĞÜNDEN GÖNDERİLMİŞ BİR CD HALİNDEDİR) İLETİŞİMİN TESPİTİ TUTANAKLARINDAN ÇIKARILABİLECEK iken -BU TUTANAKLAR İNCELENDİĞİNDE GÖRÜLECEK OLAN-BİRBİRLERİNİ TANIMADIKLARINI İDDİA EDEN ŞÜPHELİLERİN BİRBİRLERİYLE İKRAMİYE SONRASI YAPTIKLARI ONLARCA GÖRÜŞME SAVCILIK TARAFINDAN HİÇ FARKINA VARILMAMIŞTIR. HATTA SAYIN SAVCILIK, DOSYADA İLETİŞİM TESPİTİ İSTENMİŞ (BKZ. CD) OLMASINA RAĞMEN, TAKİPSİZLİK KARARININ 4. SAYFASININ 1. PARAGRAFINDA “iletişim tespiti istenmemiş” diyecek kadar, dosyadaki delilleri irdelememiştir.

Oysa ki, ekli Yargıtay kararında görüleceği gibi,

“somut olayda şikayet dilekçesi üzerine, müştekinin ifadesinin

alınmasından sonra telefonları kullandığını belirttiği eşinin

ifadesinin alınması, cep telefonları numaralarının ayrıntılı

görüşme kayıtlarının telefon şirketlerinden getirtilerek

incelenmesi ve sonucuna göre soruşturmanın yönlendirilmesi

maddi gerçeğe ulaşma açısından zorunludur. Bunların

yapılmaması durumunda soruşturma evresinin

tamamlandığından söz edilemeyecektir” (YARGITAY

CEZA GENEL KURULU E. 2007/2-247 K. 2007/257 T. 4.12.2007).


BÜYÜK İHTİMALLE BU CD HİÇ AÇILIP İNCELENMEMİŞTİR !!; çünkü eğer incelenseydi, iddialarımızın içinde yer alan

- Şüpheli …… ve şüpheli ……’in bu biletle aslında hiç alakaları olmadığı,

- biletin mağdur müvekkil ……’un verdiği parayla şüpheli …… tarafından makinadan oynandığı,

- ve tüm şüphelilerin, aslında mağdura ait olan ikramiyeyi ondan kaçırmak için büyük bir plan yaptıkları ve ikramiyeyi MAĞDURDAN KAÇIRMAK İÇİN, bize karşı iyiniyetli 3. Şahıs “gibi” görünen …….’E bu paraları aktardıkları

ortaya çıkacak idi.



ÇÜNKÜ, HER BİR ŞÜPHELİNİN VE MAĞDUR MÜVEKKİLİN CEP TELEFONUNDAN, İKRAMİYE ÇIKAN BİLETİN SATIN ALINDIĞI 12/3/2009 GÜNÜ AKŞAM ÜSTÜ, BAYİNİN BULUNDUĞU BAZ İSTASYONU YAKININDA BULUNUP BULUNMADIKLARINI ARAŞTIRMAK KAFİ OLACAK İDİ.

b) AYRICA, …… BANKASI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE YAZI YAZILARAK,


- İKRAMİYENİN ÖNCE HANGİ ŞÜPHELİNİN AÇTIĞI HESABA

AKTARILDIĞI,

- Ayrıca banka hesap hareketlerinin bilirkişi marifetiyle incelenmesi

gerekmekte idi.

c) Bursa/Nilüfer’de ……2009’da çekilen Süper Loto kuponuna çıkan ikramiyenin tahsilinde ceza hukuku açısından dolandırıcılık, özel hukuk açısından ise muvazaa iddiamız göz önüne alındığında, şüphelilerden ….. ve eski eşi ……… ile milli piyango kayıtlarına göre ikramiyenin gerçek talihlisi olarak görülen ….. ve eşi …..’in tamamının soyadının aynı olması düşünüldüğünde kanımızca en azından bu kişilerin nüfus aile tablolarının en geniş halinin istenmesi gerekirdi.

Çünkü ancak bu şekilde, iddiamızın temelini oluşturan,

- bu 4 kişinin birbirini tanıdığı,

- bu kişilerin birbiri ile kan ya da sıhri hısım oldukları ortaya çıkacak idi.

d) AYRICA,

- TELEKOMDAN GELEN DÖKÜMLER VASITASIYLA, SOYADI “DEMİR”

OLAN BU 4 KİŞİNİN, ikramiye çekildikten sonra BİRBİRLERİNİ ARAYIP

ARAMADIKLARI (……: 0532 …..)+ (……: 0532 ….) + (…..: 0535 6905014) + (…..: 0535 350 2911), NE KADAR SIKLIKTA ARADIKLARI, NE ZAMANLAR ARADIKLARI, KONUŞMALARIN KAÇ DK. SÜRDÜĞÜ

- bilette adları bulunan …..’e soru sorularak, bu bileti ne zaman aldıkları, hangisinin aldığı, ikisinin mi birden aldığı, yaklaşık hangi tarihte aldıkları

- BAZ İSTASYONLARI VASITASIYLA BİLETİN ALINDIĞI GÜN VE SAATTE

BU 4 KİŞİDEN, KİMLERİN, bayinin orada OLUP OLMADIKLARI

araştırılması gerekirken bunlar yerine getirilmemiştir.

Bu olayın hukuk versiyonunu düşünürsek, bu hadise, çek ve senetlerde karşılaştığımız “3. kişiye cirolayarak tahsil etme” yöntemine benzemektedir.

İşbu soruşturmayı derinleştirmemek, GERÇEĞİN bu tür dolandırıcılık ve muvazaalarla örtbas edebileceğini kabullenmek DEMEKTİR.

BİZ, SAYIN MAHKEMENİN BUNA CEVAZ VERMEYECEĞİ İNANCINDAYIZ.



7. TEK İFADESİ ALINAN ŞÜPHELİ OLAN EMRULLAH’IN İFADESİ ÇELİŞKİLERLE DOLUDUR

………’in alınan emniyet ifadesi çelişkilerle dolu iken (eski eşi diğer şüpheli

………….’in adresini dahi bilmediğini iddia etmesi fakat cep telefonu servis kayıtlarına göre, belirtilen tarihlerde yüzlerce kez telefonla görüşmüş olmaları; bkz. DOSYADA MEVCUT CD HALİNDEKİ İLETİŞİM TUTANAKLARI) bunun sebebi dahi kendisinden sorulmamıştır.



Ayrıca soruşturma esnasında şüphelinin ifadesi alınırken, şüphelinin adaleti yanıltmaya yönelik beyanlarda bulunması suç teşkil ettiği halde, bunun sebebinin araştırılmaması da hakkaniyete ve soruşturmanın selametine aykırı olmuştur.

Müşteki müvekkilin isnatlarının tamamı (çekiliş öncesi nerede olunduğu, yanında kimlerin olduğu, biletin nereden alındığı, biletin alınış şekli, …… arasındaki görüşmeler) cep telefonu arama kayıtlarından gelen kayıtlar ve tanık ifadelerine göre sabit iken, sadece şüphelinin bu isnadı reddetmesi ile takipsizlik sonucuna ulaşmıştır. Ancak ceza muhakemesi somut gerçeği aramayı amaçladığından birbiri ile çelişen bu durumların aydınlatılmış olması gerekmektedir.



8. SORUŞTURMADA GERÇEK ARANMAMIŞTIR

Şüphelilerden bilhassa …… ve soyadı bilinmeyen Mustafa isimli şahsın

adresleri ve işleri belli olduğu halde dinlenmemesi kim olduğunun ve ………. ile ilişkilerinin olup olmadığının araştırılmaması, soruşturmanın somut gerçeği arama mantığına ters düşmektedir.

Ekli Yargıtay 7. Ceza Dairesinin Esas No: 2007/4866, Karar No:

2007/11717 SAYILI kararından anlaşılacağı üzere; bir şüphelinin soyadı dahi belirlenmeden kovuşturma başlatılamayacağı





....... SULH CEZA HAKİMLİĞİNE


Sunulmak Üzere

....... CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
SAYIN MAKAMINA


.......

İTİRAZ EDEN :.......

VEKİLİ :.......



YAKINAN :.......



SANIK :.......



İTİRAZ OLUNAN
KARAR
:...........................................................................

KONU : Takipsizlik kararına itirazımızdır.

İTİRAZ NEDENLERİ :
1-Sanık tarafından ....... tarihinde müvekkilime karşı ....... eylemi işlenmiştir.

2-Müvekkilimiz tarafından sanık hakkında karakola yapılan şikayet üzerine sanık Savcılığa çıkarılmış, sorgusundan sonra ise, dosya ile ilgili takipsizlik kararı verilerek serbest bırakılmıştır.

3-Sanığın eylemi müvekkilimizi mağdur etmesinin yanında kamu düzenini de bozan bir suçtur. Sanık tutuklanma istemi ile Sorgu Mahkemesine sevk edilmeli ve hakkında kamu davası açılmalı idi.

4-Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık hakkında verilen takipsizlik kararı usul ve yasaya uygun değildir. Hazırlık evrakındaki ifadeler ve ele geçen kanıtlar incelendiğinde durum açıkça belli olacaktır.

İSTEM SONUCU :
Açıklanan itirazlarımızın incelenerek şikayetimiz hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen Takipsizlik kararının kaldırılmasına ve kamu davası açılmasına, müvekkilimizi mağdur eden ve kamu düzenini ihlal eden sanığın tutuklanmasına karar verilmesini talep ederiz. ../../2015



İTİRAZ EDEN
VEKİLİ

.......












[u]C. SAVCILIĞI KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞI KARARINA İTİRAZ DİLEKÇESİ[/u]
Resim
Resim
Resim
Resim
C. SAVCILIĞININ KYO KARARININ KALDIRILMASINA DAİR SULH CEZA HAKİMLİĞİ KARARI
Resim






TAKİPSİZLİK KARARININ KALDIRILMASI ,YEREL MAHKEME KARAR ÖRNEĞİ

T.C.
MUĞLA
.. AĞIR CEZA MAHKEMESİ
DEĞİŞİK İŞ KARAR

DEĞİŞİK İŞ NO :2014/... D.İş
BAŞKAN :....
ÜYE :....
ÜYE :....
KATİP :....

İTİRAZ EDEN
ŞİKAYETÇİ : .....
VEKİLİ : Av......
İTİRAZA KONU KARAR : Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının ../../2014 tarih ve 2014/... sayılı takipsizlik kararı
SUÇ : Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetmek
İTİRAZ TARİHİ :../../20...
KARAR TARİHİ :../../20...

Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının ../../2014 tarih ve 2014/... sayılı takipsizlik kararına müşteki vekili tarafından ../../2014 havale tarihli dilekçe ile itiraz edilmiş olup, itiraz hususunda bir karar verilmek üzere takipsizlik tomar evrakı mahkememize gönderilmiş olup, Cumhuriyet Savcısının yazılı görüşü alınarak,
Dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Evrakın tetkikinde, müştekinin iddiaları ile ilgili araştırma yapılmadığı ve delillerin toplanmadığı anlaşıldığından usul ve yasaya uygun olmayan Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının ../../2014 tarih ve../../2014 sayılı şüpheli hakkındaki takipsizlik kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
KARAR:Gerekçezi yukarıda açıklandığı üzere;
İTİRAZIN KABULÜNE,
Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının ../../2014 tarih ve 2014/... sayılı şüpheli ..... hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın KALDIRILMASINA,
Şüpheli hakkında mahkemeye kamu davası açılmasına,
Karardan bir suretin itiraz edene Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca tebliğine,
Gereği yapılmak üzere tomar evrakın Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Evrak üzerinde yapılan inceleme neticesi talebe uygun olarak olarak oy birliği ile kesin olarak karar verildi.10.03.2014






T.C.
SİNCAN
2. AĞIR CEZA MAHKEMESİ
DEĞİŞİK İŞ KARARI
DEĞİŞİK İŞ NO : 2012/....
BAŞKAN : .....
ÜYE : ....
ÜYE : .....
KATİP : ....

Ankara C. Başsavcılığının ../../2012 tarih ve 2012/..... Soruşturma 2012/..... Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair kararına şikayetçi vekili itiraz etmekle; bu konuda C. Savcısının yazılı mütalaası alındıktan sonra evrak ve ekleri tetkik edildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İtiraz üzerine Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar evrakının yapılan incelemesinde; şikayetçinin şikayeti üzerine şüpheli hakkında ''Adli Görevi Kötüye Kullanma İddiası'' suçundan dolayı soruşturma açıldığı, soruşturma sonunda Ankara C. Başsavcılığı'nca şüpheli hakkında müsnet suçtan kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği anlaşıldığından,
Dosya kapsamına göre; H...'nin tedavi gördüğü ... Hastanesinden tedavi evraklarının istenerek, sağlık raporunun hangi şartlar altında hangi aşamalardan geçerek verildiği, Adli Tıp Gözlem İhtisas dairesinin raporundaki belirtilen hastalığın ne zaman ortaya çıktığının ve ... Hastanesinin raporu düzenlediği tarihte hastalığın mevcut olup olmadığının sorulup araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar usul ve yasaya aykırı bulunduğundan itirazın kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR/Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Şikayetçi vekilinin İTİRAZININ KABULÜNE,
2-Ankara C. Başsavcılığının ../../2012 tarih ve 2012/.... soruşturma 2012/.... karar sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair Kararın 5271 sayılı CMK.'nın 173. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Karardan bir suretinin şikayetçi vekiline Ankara C. Başsacılığınca TEBLİĞİNE,
4-Evrakın gereği için Ankara C. Başsavcılığına TEVDİİNE,
5-Evrak üzerinde yapılan inceleme sonucu Cumhuriyet Savcısının talebine uygun CMK'nın 173 ve 271 maddelerine göre oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. ../../2012





T.C.
YARGITAY
4.CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2007/9636
KARAR NO:2007/9375
KARAR TARİHİ:14.11.2007


Tehdit ve hakaret suçlarından kimliği meçhul şüpheli hakkında yapılan soruşturma sonunda G_____ Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08.05.2007 tarihli ve 2006/1099-2738 sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yapılan itirazın kabulüne dair, merci (K........Birinci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı) 'nca verilen 29.06.2007 tarihli ve 2007/538-536 sayılı karar aleyhine Adalet Bakanlığınca verilen yasa yararına bozma isteğini içeren Yargıtay C.Başsavcılığı'nın 24.09.2007 gün ve 181695 sayılı tebliğnamesiyle birlikte dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:

KARAR : Tebliğnamede; "dosya kapsamına göre, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına itiraz üzerine incelemeyi yapan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173/3. maddesi uyarınca karar vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görmesi halinde, bu hususu açıkça belirtmek suretiyle o yer sulh ceza hakimini görevlendirebileceği ve sonucuna göre de, kamu davası açılması için yeterli nedenler bulunmazsa istemin gerekçeli olarak reddine, delil bulunduğu takdirde ise kabulüne karar vermesi gerekeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilmektedir.

İncelenen dosyada yakınanın C.Başsavcılığına verdiği 22.01.2007 tarihli dilekçede; cep telefonunu arayan ve kendisini Av. S______ olarak tanıtan bir kişinin, 12.01.2007 günü saat 15.00 ile 16.30 arasında, 18.01.2007 günü saat 16.00 ile 18.00 arasında ve 18.30'da ve 21.01.2007 günü saat 11.00 ile 17.00 arasında yaptığı aramalarda; "sahtekar, şerefsiz" sözleri ile ve ayrıca "seni orada barındırmayacağız, bak başına neler getireceğiz" biçimindeki sözleri ile, hakaretle tehdit ettiğini ileri sürerek yakınmada bulunduğu, G______ C.Başsavcılığı'nca yakınanın dilekçesi ve ifadesi alınmakla birlikte, yakınanın bildirdiği telefon numarasının bildirilen tarih ve saatlerdeki görüşme kayıtlarının istenmediği ve bu yönde bir inceleme yapılmadan, görüşmenin varlığı ve içeriği ile ilgili bir tanık ve kayıt bulunmaması nedeniyle soyut iddiadan ibaret yakınma hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinin açıklanarak, kararın yakınana tebliğ edildiği, itiraz üzerine dosyayı inceleyen merci K....... Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin ise, iddia ile ilgili hiçbir araştırma yapılmayıp, telefon görüşme dökümleri getirilip incelenmediğinden, kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılmasına ve gereğinin G......... C.Başsavcılığınca yerine getirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.

5271 sayılı CYY'nin 160. maddesi uyarınca bir suçun işlendiğine ilişkin ihbarı alan C.Savcısı, hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamak ve maddi gerçeğin araştırılabilmesi ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak aynı Yasa'nın 170/2. maddesi uyarınca yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmak, aksi halde ise CYY'nin 172. maddesi gereği kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevlidir.

Cumhuriyet Savcısının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararına karşı yapılacak itirazla ilgili olarak CYY'nin 173/3. maddesinde; "Başkan kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise, bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hakimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder..." ve aynı maddenin 4. fıkrasında; "Başkan istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir..." hükümleri yer almaktadır.

Görüldüğü üzere CYY'nin 173. maddesi, C.Savcısının yaptığı "soruşturma" sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının yargısal denetimini düzenlemiş ve merciin yapacağı inceleme sonunda vereceği kararın da kural olarak; "C.Savcısının iddianame düzenlemesini sağlama" ya da "kovuşturmama kararının yerinde bulunması" biçiminde sonuçlanmasını öngörmüştür. Ancak bu hükümlerin uygulanabilmesi için C.Savcısının yasaya uygun bir "soruşturma" yapmış olması zorunludur. Başka bir deyişle, C.Savcısı suçla ilgili soruşturmayı yapmasına karşın, merciin karar vermesi için eylemin suç teşkil edip etmediği ya da failin eylemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği konularıyla ilgili olarak bazı hususların da araştırılması, ortaya çıkarılmasına gerek duyduğunda o yer sulh ceza hakimini görevlendirmen ve sonucuna göre kararını vermelidir.

Buna karşın, C.Savcısının CYY'nin kendisine yüklediği soruşturma görevini hiç yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir "soruşturma"nın bulunmadığı bir durumda, Yasa'nın 173/3. maddesi koşulları oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin, C.Savcısının CYY'nin 160 vd. maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar vermesi gerekmektedir.

Açıklanan yasal gerekler karşısında, incelenen dosyada C.Savcısının yakınanın ifadesini alma dışında hiçbir soruşturma yapmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi nedeniyle CYY'nin 173/3. maddesi koşulları oluşmadığından, C.Savcısının yasaya uygun soruşturma yapmasına olanak sağlamak maksadıyla kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılmasına karar verilmesi yasaya uygun bulunmakla,

KARAR : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde yer alan düşüncesi dosya içeriğine göre yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı CYY'nin 309. maddesi uyarınca, yasa yararına bozma isteğinin REDDİNE, 14.11.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
http://www.kararara.com









TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ

Başvuru Numarası: 2012/1049
Karar Tarihi: 26/3/2013
Başkan : Serruh KALELİ
Üyeler : Mehmet ERTEN
Zehra Ayla PERKTAŞ
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör : Recep ÜNAL
Başvurucu : Onurhan SOLMAZ
Vekili : Av. Kerem DİKMEN


I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, İzmir’de 19/3/2012 tarihinde yerel bir gazetede yayımlanan köşe yazısı ile ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikâyet üzerine yürütülen soruşturma sonucunda, köşe yazarı ve sorumlu yazı işleri müdürü hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi ve sözü edilen karara karşı yaptığı itirazın Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 10., 36. ve 40. maddelerinde düzenlenen temel haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 30/11/2012 tarihinde İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 25/12/2012 tarihinde başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından ilke kararı alınması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. İzmir’de faaliyet gösteren yerel bir gazetenin 19/3/2012 tarihli nüshasında, İzmir bölgesinde yaşayan transseksüel ve travestileri konu alan bir köşe yazısı yayımlanmıştır.

6. Söz konusu köşe yazısında, İzmir Emniyet Müdürlüğüne ait ekiplerin çalışması sonucu Alsancak’ın belli bir yerinde oturan travesti ve transseksüellerin dağıldığı, polisin gerekeni yaptığı, polise göre İzmir’de “otuz kırk kişi” kaldıkları, İzmir’in EXPO-2020’ye pırıl pırıl bir şehir olarak hazırlanması için, geriye kalan otuz kişinin de kontrol altına alınmasında büyük bir fayda olduğu, İzmir’e gelen her turistin travesti ve transseksüeller için döviz anlamına geldiği, kurvaziyer gemi personelinin soluğu onlarda aldığı, gemi geldiğinde Alsancak Limanı’nın çevresinde hemen “tezgâh” açtıkları, bu durumun, İzmir’in kanayan yarası ve madalyonun arka yüzü olduğu, İzmir’in travestiler ile tanındığı, kolluk görevlilerinin İzmir’in bu kötü imajını bir an evvel “kurutmalarının” gerektiği ifadelerine yer verilmiş ve bu durum “kepazelik” olarak nitelendirilmiştir.

7. Başvurucu, 15/6/2012 tarihinde anılan köşe yazısı nedeniyle şikâyetçi olmuştur. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, “halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama”, “suç işlemeye tahrik ve hedef gösterme” ve “hakaret” suçlarının işlendiği şüphesi ile soruşturma başlatmış, ancak başvurucunun şikâyetine konu olan köşe yazısındaki ifadelerin, ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı ve bu çerçevede suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.

8. Başvurucu, bahsi geçen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz yoluna başvurmuştur. İtirazı inceleyen Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile 2/11/2012 tarihinde itirazın reddine karar vermiş ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar bu şekilde kesinleşmiştir.

B. İlgili Hukuk

9. 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hakaret” kenar başlıklı 125. maddesi şöyledir:

“(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.

(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.

(3) Hakaret suçunun;

a) ...

b) Dinî, siyasî, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,

c) …”

10. 5237 sayılı Kanun’un “Mağdurun belirlenmesi” kenar başlıklı 126. maddesi şöyledir:

“(1) Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır.”

11. 5237 sayılı Kanun’un “Suç işlemeye tahrik” kenar başlıklı 214. maddesi şöyledir:

“(1) Suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
...
(3) Tahrik konusu suçların işlenmesi hâlinde, tahrik eden kişi, bu suçlara azmettiren sıfatıyla cezalandırılır.”

12. 5237 sayılı Kanun’un “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” kenar başlıklı 216. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 26/3/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 30/11/2012 tarih ve 2012/1049 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

14. Başvurucu, hak arama hürriyetinin, transseksüel olması nedeniyle kısıtlandığını, adil yargılanma hakkının yalnızca sanıkların haklarına ilişkin olmadığını, etkili soruşturma ve kovuşturma yapılmaması hâlinin, mağdurların haklarını da ihlal edeceğini, şikâyetine konu olan ve transseksüelleri topluluk olarak aşağıladığını iddia ettiği köşe yazısının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirildiğini, oysa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin cinsel yönelimle ilgili olarak toplulukları aşağılayıcı ve nefret söylemli ifadeleri, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmediğini, Cumhuriyet savcısının, başvurucunun transseksüel olması nedeniyle farklı uygulama yaparak kamu davası açmadığını, bu şekilde ayrımcılık yapıldığını, ayrıca etkili soruşturma yapılmadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyetinin, 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ve 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Anayasa’nın 36. Maddesi Yönünden Değerlendirme

15. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

16. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

17. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.”

18. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir.

19. Başvurucu, yapmış olduğu şikâyet üzerine başlatılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi ile Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyetinin (adil yargılanma hakkının) ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

21. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:

“1. Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. Hüküm açık oturumda açıklanır; ancak, demokratik bir toplumda genel ahlak, kamu düzeni ve ulusal güvenlik yararına, küçüklerin korunması veya davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veya davanın açık oturumda görülmesinin adaletin selametine zarar verebileceği bazı özel durumlarda, mahkemenin zorunlu göreceği ölçüde, davanın tamamı süresince veya kısmen duruşmalar basına ve dinleyicilere kapalı olarak sürdürülebilir.

2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.

3. Her sanık başlıca olarak aşağıdaki haklara sahiptir:

a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;

b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;

c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında çağrılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek;

e) Duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı takdirde bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanmak.”

22. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma” ifadesi, 3/10/2001 tarih ve 4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun ile Anayasa’ya eklenmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir.

23. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hak arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için, başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından, bireysel başvuruya konu olamaz.

24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, bir ceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını talep eden mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler, Sözleşme’nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu kuralın istisnaları, ceza davasında medeni hak talebine imkân veren bir sistemin benimsenmiş veya ceza davası sonucunda verilen kararın hukuk davası açısından etkili ya da bağlayıcı olması hâlleridir (Perez/Fransa, 47287/99, § 70).

25. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi hak iddiasında bulunma imkânı ortadan kalkmıştır. Dolayısıyla başvurucunun ceza muhakemesi sürecinde medeni haklarını ileri sürme imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkileri ceza muhakemesi süreci ile sınırlı olup hukuk mahkemeleri açısından bağlayıcı bir etkisi bulunmamaktadır.

26. Başvurucu, suç işlediğini düşündüğü bir üçüncü kişi hakkında soruşturma açılmasını sağlamak amacıyla suç duyurusunda bulunmuş olup, talebi üçüncü kişinin cezalandırılmasıyla sınırlıdır. Başvurucu, üçüncü kişinin fiili nedeniyle medeni haklarına yönelik bir müdahalenin bulunduğunu düşünüyor ve buna ilişkin zararının giderilmesini istiyorsa, hukuk mahkemeleri önünde dava açma imkânı vardır. Kaldı ki başvurucu, başvuru dilekçesinde kişilik haklarına yönelik herhangi bir müdahaleden söz etmemektedir.

27. Sonuç itibariyle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesine dayanan ihlal iddiasının konusu, Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.

2. Anayasa’nın 10. ve 40. Maddeleri Yönünden Değerlendirme

28. Başvurucu, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesinin ve 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere (§ 18), bireysel başvuru kapsamındaki hakların içeriğinin tespit edilmesinde Anayasa ve Sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi ve ortak koruma alanının tespit edilmesi gerekmektedir.

29. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10. maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.



Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”

30. Sözleşme’nin “Ayırımcılık yasağı” kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

31. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” kenar başlıklı 40. maddesi şöyledir:

“Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.

Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.

...”

32. Sözleşme’nin “Etkili başvuru hakkı” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:

“Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir.”

33. Başvurucunun, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve Sözleşme’nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağı ile Anayasa’nın 40. ve Sözleşme’nin 13. maddelerinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialarının, bahsi geçen maddelerdeki ifadeler dikkate alındığında, soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyle ayrımcılık yasağı ve etkili başvuru hakkının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, ihlal iddiasının, kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda ayrımcılığa maruz kaldığı ve hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda etkili başvuru hakkının kısıtlandığı sorularına cevap verebilmesi gerekmektedir.

34. Başvurucunun, eşitlik ilkesinin ihlali ve etkili başvuru hakkının sağlanmadığı iddialarının, başvurunun temelini oluşturan adil yargılanma hakkı çerçevesinde ve bu hakla bağlantılı olarak ele alınması zorunluluğu vardır. Dolayısıyla ayırımcılık yasağı ve etkili başvuru hakkı, bağımsız nitelikte koruma işlevine sahip olmayıp, temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasını, korunmasını ve başvuru yollarını güvence altına alan tamamlayıcı nitelikte haklardandır. Bu çerçevede, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamına giren bir hakkına yönelik müdahale bulunmaması nedeniyle ayırımcılık yasağı ve etkili başvuru hakkının somut başvuru açısından uygulanabilmesi mümkün değildir.

35. Sonuç itibariyle, başvurucunun Anayasa’nın 10. ve 40. maddelerine dayanan ihlal iddialarının konusu da, Anayasa’da güvence altına alınmış ve Sözleşme kapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.

36. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Başvurunun, “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 26/3/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Dön Dilekçe ve Sözleşme Örnekleri