Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Dilekçe ve Sözleşme Örnekleri İNFAZIN MAZERET NEDENİ İLE ERTELEME DİLEKÇESİ

İNFAZIN MAZERET NEDENİ İLE ERTELEME DİLEKÇESİ

Dava, icra ve temyiz dilekçe örnekleri ile her türlü hukuki sözleşme örneği paylaşım platformu...

teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 13650






HAPİS CEZASI İNFAZININ MAZERET NEDENİYLE ERTELENMESİ


Mahkemeler tarafından verilip de kesinleşen mahkumiyet hükümleri sonrasında, verilen cezalar belirli ilkeler ve şartlar doğrultusunda infaz ettirilir. Cezaların infazıyla ulaşılmak istenen amaç hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak ve hükümlünün yeniden sosyalleşmesini sağlamaktır. Dolayısıyla infaz hem toplumun hem de hükümlünün sağlığı için gerekli olup, ceza yargılamasının da nihai sonucudur. Şüphesiz ki infaz edilmeyen bir mahkumiyet tek başına hiçbir işe yaramayacaktır. Mahkeme kesinleşen hükmü Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir ve cezanın infazı Cumhuriyet savcısı tarafından izlenir ve denetlenir.

İnfazın Ertelenmesi İle Cezanın Ertelenmesi Arasındaki Farklar

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun uyarınca düzenlenen cezaların infazı ile TCK 51. Maddede düzenlenen cezaların ertelenmesi müessesi birbirinden farklı kurumlardır. Cezaların ertelenmesi kurumu gereği işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Ancak erteleme kararının verilebilmesi için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve yargılama sürecinde mahkemede yeniden suç işlemeyeceğine yönelik kanaat oluşturması gerekir. Cezası ertelenen kişi bir yıl ve üç yıl arasında denetime tabi tutulur. Bu süre, fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış veya 65 yaşını bitirmiş kişiler bakımından üç yıldır. Denetim süresi içinde yükümlü, kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun hareket eder ve bu süreyi iyi halli olarak geçirirse ceza infaz edilmiş sayılır, hakkında açılan dosya kapanır. Ancak makalemizde değineceğimiz cezaların infazı kurumu, cezaların fiilen infaz ettirilmesi olup, infaz edilmiş sayılma durumu bulunmamaktadır.

İnfazın Ertelenmesi

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun da düzenlenen infazın ertelenmesi müessesinde ise, sanık hakkında yerel mahkemece mahkûmiyet hükmü verilmiş, karar Temyiz edilmişse Yargıtay’ca onanıp kesinleşmiş ancak bahsi geçen kanunda yazılı nedenlerle infaz ertelenmiş olup belirli süre sonra belirli şekillerde yerine getirilecektir. Yani ceza infaz edilmeden infaz edilmiş gibi sayılması söz konusu değildir.

Kasten işlenen suçtan dolayı 3 sene veya daha az ya da taksirle işlenen bir suçtan dolayı 5 sene veya daha az süreli hapis cezası verilmiş ve bu ceza kesinleşmişse hükümlüye infazın başlaması için çağrı kâğıdı gönderilir. İş bu çağrı kâğıdında hükümlüden on gün içinde teslim olması istenir. Hükümlü on gün içinde gelmez, kaçar veya kaçacağına dair şüphe uyandırırsa Cumhuriyet Savcısı hakkında yakalama emri çıkartır. Kasıtlı suçlarda 5, taksirli suçlardaysa 3 veya daha fazla süreli hapis cezalarının infazı içinse doğrudan doğruya yakalama emri çıkartılır. Adli para cezasından çevrilen hapsin infazında da hükümlüye önce çağrı kâğıdı gönderilir. Çağrı kâğıdı hükümlüye tebliğ edildikten sonra hükümlü infazın ertelenmesi talebinde bulunabilir. Eğer böyle bir talep yoksa yakalama emrine ilişkin maddeler uygulanır.

:arrow: İnfazın Ertelenmesi Başvurusu Nereye Yapılır?

:arrow: İnfazın ertelenmesi başvurusu dilekçeyle çağrı kâğıdını gönderen yer Cumhuriyet Başsavcılığına yapılır. Dilekçeyi İnfaz Savcılığı inceler.

İnfazın Ertelenmesi Şartları

Hapis Cezasının Hastalık Nedeniyle İnfazının Ertelenmesi

İnfazın ertelenmesinde hastalığın etkisi akıl hastalıkları, diğer hastalıklar, gebeler ve hastalığı nedeniyle hayatını infaz kurumu koşullarında yalnız idame ettiremeyenler olmak üzere dört grupta incelenmektedir. Buna göre akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geri bırakılır ve hükümlü iyileşinceye kadar sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınır. Hükümlünün iyileşinceye kadar sağlık kurumunda geçirdiği bu süreler cezaevinde geçirilmiş sayılır. Gerçekten de cezaların infazının amacı suçlunun ve toplumun sağlığını korumak olduğundan hasta bireyleri cezaevlerinde infaz etmek, cezanın maksadı dışında etki yaratabilecektir. Akıl hastalığı dışında tıbben tedaviye olanak bulunmayan veya tedavisi uzun sürecek bir takım hastalıkların varlığı halinde ise cezanın infazına, resmi sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam edilir. Ancak bu ortamda bile hapis cezasının infazı mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa ceza iyileşinceye kadar akıl hastalarında olduğu gibi geri bırakılır.

Hapis cezasının hastalık nedeniyle infazının ertelenmesi için Adli Tıp Kurumunca düzenlenen veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kuruluşlarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine verilebilir. Bu rapor hükümlü tarafından infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığına verilir ve erteleme kararını da burası verir. Geri bırakılma kararı mahkûmun kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Kararda mahkûmun tabi olacağı yükümlülükler belirtilmek zorundadır. Mahkûm veya yasal temsilcisi de geri bırakma süresi içinde mahkûmun bulunacağı yeri ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığı veya onun yetkilendirmesi ile mahkûmun bulunduğu yerdeki Savcılık, sağlık raporunda bulunan sürelere, bir süre bulunmadığında bir yıllık dönemlerde, hükümlünün sağlık durumunu incelettirir. Bu incelemeler neticesinde erteleme sona erdirilebilir veya infazın ertelenmesine devam edilebilir. Geri bırakma kararını veren savcılık isterse kolluk makamlarınca mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler aldırabilir. Açıklanan bu usule aykırı hareket edilmesi halinde ise geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu kaldırma kararına karşı da İnfaz Hâkimliğine başvuru yolu açıktır.

Hapis cezası verildiği sırada hamile olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş olan kadınlar hakkında da cezanın infazı geri bırakılır. Çocuğun ölmesi veya anadan başka birine verilmesi halindeyse doğumun üzerinden 2 ay geçince ceza infaz olunur. Bununla birlikte kadın kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra da hamile kalmış olabilir. Bu durumdaki kadınlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile toplum için tehlikeli sayılanlar hakkında infazın ertelenmesi kararı verilemez. Bu kişilerin cezalarının infazı infaz kurumlarında kendileri için ayrıca düzenlenen özel yerlerde devam eder.

Son olarak, maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen mahkûmun cezasının infazı diğer hastalıklarda uygulanan usule uygun olarak geri bırakılabilir. Ancak bunun için mahkûmun toplumun güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Akıl Hastalığı Dışında Ruhsal Rahatsızlığı Olan Hükümlülerin Cezalarının İnfazının Ertelenmesi

Akıl hastalığı olan kişilerin infazının ertelenerek yüksek güvenlikli sağlık kuruluşlarında tedavisi öngörülmektedir. Uygulamada akıl hastaları sağlık bakanlığına ait ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde tedavi görmekte ancak bir süre sonra taburcu olarak ceza infaz kurumlarına yönlendirilmektedir. Ceza evlerine yönlendirilen ve iyileşmemiş akıl hastaları yanında, ceza evlerinde, akıl hastası olmayıp psikolojik, sinirsel veya depresif rahatsızlıkları bulunan ancak ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde tutulmaları gerekli görülmeyen mahkûmlar da bulunmaktadır. Bu iki grup mahkûmların cezaları infaz kurumlarının onlara özgü yerlerinde infaz ettirilir. Dolayısıyla bu kişiler ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri bulunan Samsun, Bakırköy, Adana, Manisa ve Elazığ kapalı ceza evlerinde barındırılmaktadır. Buralarda bulunan mahkûmların tedavisi ile topluma kazandırılmaları için mevcut ceza evi personeli ile sağlık personeline ilaveten Sağlık Bakanlığından ilave sağlık personeli istenmektedir. Bu kurumlarda mahkûmlar bir yandan topluma kazandırılmakta diğer yandan cezaevinin boğucu ortamı nedeniyle uğradıkları psikolojik rahatsızlıklardan tıbbi müdahalelerle arındırılmaktadır. Bu uygulama Avrupa Cezaevi Kurallarında da bulunan son derece faydalı bir uygulamadır.

Hükümlünün İstemiyle İnfazın Ertelenmesi

Kasten işlenen suçlarda üç, taksirle işlenen suçlarda beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarında, çağrı prosedüründen sonra hükümlü çağrıyı gönderen Cumhuriyet Başsavcılığına giderek infazın ertelenmesini talep edebilir. Bunun ilk şartı, başta da söylendiği üzere, verilen mahkûmiyet kararının kasten işlenen suçlarda üç, taksirle işlenen suçlarda beş veya bu sürelerden daha az süreli olmasıdır. İnfazın ertelenmesi en fazla iki kez uygulanabilir. İnfazın ertelenmesi kararı her defasında bir yılı geçmemek üzere uygulanabilir. Erteleme isteminin kabulü güvence gösterilmesine veya belirli bir şarta bağlı tutulabilir. Uygulamada bu şart genellikle belirli bir miktar para olarak karşımıza çıkmaktadır. Verilen erteleme süresi içinde hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı dava açılırsa erteleme kararı kaldırılır ve ceza infaz olunur.

Hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi;

Terör suçları, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar;
Mükerrerlere özgü infaz rejimini uygulanmasına karar verilenler
Disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar hakkında uygulanmaz.
Kasten işlenen suçlarda üç, taksirle işlenen suçlarda beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarında, cezanın infazına başlanmış olsa bile bazı durumlarda Cumhuriyet Başsavcılığınca altı ayı geçmeyen sürelerle hapis cezasının infazına ara verilebilir, infazın ertelenmesi söz konusu olabilir. Ancak bu ara verme iki defadan fazla olamaz ve bu hallerde mümkündür;

Hükümlünün yükseköğrenimi bitirebilmesi,
Hükümlünün ana, baba veya çocuklarının ölümü veya
Bu kişilerin sürekli hastalığı veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkânsız hale gelmesi,
Hükümlünün hastalığın sürekli bir hastalığı gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi haller.
Maddede sayılan bu durumlar sınırlı sayıda değildir. Somut olaya göre zorunlu ve ivedilikle görülmesi gereken hallerde, iki defadan fazla olmamak şartıyla ara verme kararı verilebilir.









…………………. CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA



İNFAZIN
ERTLENMESİNİ
İSTEYEN : Adı ve Soyadı............................TC.No:..........................Adresi..........................



KONU : Ceza infazının ertelenmesi talebimizdir.

ÇAĞRI TEBLİĞ TARİHİ : ..../..../.........



AÇIKLAMALAR :

1-...........2.Ağır Ceza Mahkemesi’nin Esas No:20...../………. ve Karar No:2012/........... Sayılı kararı ile 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildim.Dava süresince .../.../......... tarihi ile .../.../......tarihleri arasında tutuklu kaldım.

2-Kararlar tarafımdan temyiz edilmiş, fakat Yargıtay onama ile kesinleşmiştir.

3- Annem vefat etmiş olup, aynı çatı altında büyük babam, büyük annem ve babam çalışmamaktadırlar. Kardeşim de öğrenci olup, desteğe ihtiyaç duymaktadır.

Ayrıca, aynı çatı altında kalanların, doktor, alışveriş ihitiyaçları ile masrafları tarafımca tedarik edilmektedir. Aile fertlerinin hiç biri oluşabilecek sorunları halledebilecek durumda değildir. Ailemle ilgili oluşabilecek sorunları halledebilecek başka yakınım da yoktur.

Duruşmaları takip ettim ve cezalandırılırken de iyi halim göz önüne alınmıştır.Kaçma şüphem bulunmamaktadır.

Gerek Büyük annemin ve büyük babamın, gerekse babam ve kardeşim ile ilgilenebilmem, ceza infazı sırasında onlara yeterli bir parayı tedarik edip bir köşeye koymam ve cezamı çekmeye başlamadan önce işlerimi yoluna koymam, için cezasının 1 yıl ertelenmesini talep etmekteyim.

İSTEM SONUCU : Hakkımda kesinleşen ve infaz aşamasına gelen cezanın infazının CMK hükümleri gereğince veya uygun görülecek kefalet karşılığında 1 yıl ertelenmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim .../.../ 2015



Hükümlü
Adı ve Soyadı
İmza








..................CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI İLAMAT BÜROSU

DOSYA NO. : …………….

İCRANIN ERTELENMESİ
TALEBİNDE BULUNAN
HÜKÜMLÜ : .

T.KONUSU : CMUK.'nun .....ncü maddesi gereğince infazın "……ay" ertelenmesi talebidir.

AÇIKLAMALAR :
1 Savcılığınızın ………… ilamat numarası ile …………......... Hakimliği'nce verilen ……….. Esas numaralı kararla verilen "……….gün hafif hapis" cezası ile ilgili davetnameyi ../…/……. günü tebellüğ ettim.

2 Cezanın derhal infazı mağduriyetime neden olacak niteliktedir. Cezanın infazına başlanıldığında işimi ve taahhütlerimi yerine getiremeyeceğimden işlerimi sonradan mümkün olmayacak şekilde kaybedeceğim. Zaten şu anda Ankara dışına öğretmen olarak atanan kız çocuğumun ev taşıma ve yerleştirme hazırlıkları ile uğraşmaktayım. Bir süre de yanında kalmak zorunluluğu da bulunmaktadır.

Bu nedenle infazın dört ay daha ertelenmesini, durumum gözönüne alınarak teminata hükmedilmemesi ya da çok cüzi bir teminatla bu sürenin verilmesini, saygı ile, diliyorum. …/…/2015


Hükümlü
Adı ve Soyadı
İmza






[b]………….............................. CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA

İNFAZIN ERTELENMESİNİ
İSTEYEN (SANIK) : Adı ve Soyadı..................TC.N...........................Adresi.....................

DAVA KONUSU : Cezanın infazının ertelenmesi talebinden ibarettir.

TALEP NEDENLERİ :

1. Ben Hırsızlık suçundan ........ Asliye Ceza Mahkemesinin …………… tarih, ………….. Esas ve ………….. karar sayılı ilamı ile …. ay …. hapis cezasına çarptırıldım. Söz konusu karar tarafımdan temyiz edilmiş ancak Yargıtay …… Ceza Dairesince hakkımda verilen karar onanmış ve ……….. tarihinde kesinleşmiştir. bana verilen ceza, infaz aşamasına gelmiş bulunmaktadır.

2. Ancak ben, ekte de sunmuş olduğumuz doktor raporlarından anlaşılacağı üzere, hamile olup önümüzdeki birkaç gün içinde doğum yapacağım. Cezanın, benim icin bu şekildeyken infaz edilecek olması hem doğacak olan çocuğun, hem de benim hayatımı tehlikeye sokabileceği gibi telafisi güç ve imkansız zararların doğmasına neden olacaktır.

3. Bu nedenle göstermiş olduğum mazeretime binaen iş bu infazın ertelenmesi talebinde bulunma zorunluluğu doğmuştur.

SONUÇ ve TALEP : Yukarıda saydığımız nedenlerle; hakkımda kesinleşen ve infaz aşamasına gelen cezanın infazının CMUK. m. 399 hükümleri gereğince ertelenmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.

……/……/2015


Sanık
Adı ve soyadı
İmza

EK:
1.) Doktora Raporları









:arrow: İnfazda Çağrı Kağıdı ve Yakalama Emri

5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 19. maddesine göre; "Hükümlü, hapis cezası veya güvenlik tedbirinin infazı için gönderilen çağrı kağıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa, cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır. Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıldan fazla hapis cezasının infazı için doğrudan yakalama emri çıkarılır". Kasten işlediği suçtan dolayı üç yıldan ve taksirle işlediği suçtan dolayı beş yıldan fazla olmayan hapis cezası ile cezalandırılan hükümlü hakkında davetiye çıkarılmaksızın, doğrudan yakalama emri düzenlenemez. Çağrı kağıdının ne şekilde düzenleneceği, 5275 sayılı Kanunun 20. maddesinde gösterilmiştir.

Çağrı kağıdı, 19. maddede gösterilen hapis cezası süreleri nedeniyle hükümlüye çıkarılacak yakalama emrinin ve cezanın infazının ön şartıdır. 19. maddenin 1 ve 2. fıkraları ile 20. maddede, azami üç veya beş yıl süreli hapis cezalarında çağrı kağıdının düzenlenip hükümlünün adresine tebliğe çıkarılması öngörülmüştür. Bu merasime uyulmasının zorunluluğu 19. maddenin 1. fıkrasında, “Çağrı kağıdının tebliği üzerine 10 gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa, cumhuriyet savcısı yakalama emri çıkarır” ibaresinde yer almaktadır.

Hükümlünün kaçtığı veya kaçacağına dair şüphe uyandırdığı cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilse bile, 19. maddenin 2. fıkrasının mefhum-u muhalifinden azami üç yıl (kasıtlı suçlarda) ve beş yıl (taksirli suçlarda) hapis cezalarının infazından dolayı hükümlüye doğrudan yakalama kararı çıkarılmaz. Cumhuriyet savcısı; önce çağrı kağıdını düzenleyip hükümlünün kayıtlı adresine tebliğ çıkaracak ve bu tebliğin usulüne uygun hükümlüye ulaştığı veya ulaştığının kabul edildiği andan itibaren başlayan 10 gün içinde infaz için adliyeye başvurmayan veya bu süre içinde kaçan ya da kaçacağına dair şüphe uyandıran hükümlü hakkında yakalama kararı çıkarabilir.

Çağrı kağıdının hükümlüye usulüne uygun tebliğinden veya tebliğ edilmiş sayılmasından itibaren başlayacak on günlük sürenin geçmesinin beklenmesi, yakalama emri için zorunlu mudur? Bizce zorunludur. Bunun yegane istisnası, çağrı kağıdının tebliğinden sonra hükümlünün kaçtığını ve saklandığını veya buna teşebbüs ettiğini gösteren somut bulgu, bilgi ve şüpheler olabilir.

Kanunun lafzı ile bağlı olduğumuza göre ve Kanun hükmünde de “on gün içinde gelmez, kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa” ibaresine yer verildiği dikkate alındığında, kaçma veya kaçacağına dair şüphe yoksa, on günlük süre dolmadan hükümlü hakkında yakalama kararı çıkarılamaz. Ancak tüm bunlar, çağrı kağıdının düzenlenip usule uygun şekilde hükümlüye gönderilmesine engel değildir.

Hükümde geçen “kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa” ibaresinde yer alan “kaçma” veya “kaçacağına dair şüphe uyandırma” kavramlarının uygulamada, on günlük sürenin başlamasının veya dolmasının beklenmesini bir kenara bırakalım, çağrı kağıdının hükümlüye tebliğe çıkarılmasına bile gerek olmayacak bir sebep olarak kabul edildiği görülmektedir. Bu düşüncenin kabulü mümkün değildir. İnfaz Kanunu’nun 19. maddesinin 1. fıkrasında, tereddüde yer vermeyecek ve hiçbir hükümlü açısından fark gözetilmeyecek şekilde çağrı kağıdının düzenlenip tebliği usulüne yer verildiği, hatta hükümlünün daha önce bulunan sabıkalarının da buna engel olarak tanımlanmadığı, 19. ve 20. maddeler birlikte değerlendirildiğinde, azami üç ve beş yıllık hapis cezaları bakımından çağrı kağıdının ön şart olarak arandığı ve bu ön şartın bertaraf edilmesi hususunda cumhuriyet savcısına bir yetki tanınmadığı görülmektedir.

19. maddenin 1. fıkrasında geçen “şüphe” kavramı, kimisine göre soyut ve kimisine göre de somut nedenlere bağlı şüphe olarak değerlendirilebilir. Hükümlünün kaçma veya kaçacağına dair şüphe uyandırmasının dayanağı; bir ihbar veya kendisinin bulunduğu yeri, şehri terk ettiğini veya yurtdışına gittiğini ya da bunların hazırlığında olduğunu gösteren somut bulgular olabileceği gibi, hükümlünün yaşam biçimi, geçmişi ve sabıkalı halinin kaçmasına karine kabul edilebileceği soyut nedenler de olabilir. Bizce kanun koyucu, İnfaz Kanunu m.19/1’de yer alan “şüphe” kavramını geniş tutmuş ve bu konuda cumhuriyet savcısına takdir yetkisi tanımıştır. Ancak bu takdir yetkisi, şüpheye dayanak olabilecek hiçbir bulgu, bilgi ve delil olmaksızın hükümlü aleyhine kullanılmamalı ve çağrı kağıdının hükümlüye tebliğinden sonra geçecek on gün beklenmeden yakalama kararı çıkarılmasının dayanağı yapılmamalıdır.

Bir başka meseleyi inceleyecek olursak; İnfaz Kanunu’nun 17. maddesinde yer alan hükümlünün isteği ile infazın ertelenmesine ve 19 ile 20. maddelerde öngörülen yakalama emrinin çıkarılmasına ilişkin düzenlemelerde, hükümlü hakkında erteleme talep edilmesi durumunda veya erteleme talebinin infaz savcılığınca reddedilmesi halinde, hükümlüye ayrıca davetiye çıkarılmayacağına dair bir hüküm mevcut değildir. Kaldı ki, hükümlü hakkında erteleme talebinde bulunulması veya hükümlünün mükerrir olması sebebiyle erteleme talebinin reddedilmesi; hükümlünün hapis cezasının infazına ilişkin doğrudan bilgi sahibi olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, salt erteleme talebinde bulunulması hükümlünün kaçacağına dair şüphe teşkil eden bir husus da değildir. 17. maddenin başlığında ve 1. fıkrasında yer alan “hükümlünün istemi” ibaresi, avukatı tarafından yapılan infazın ertelenmesi talebinden haberdar olduğunun karine sayılması şeklinde yorumlanamaz. Avukatın erteleme talebi, İnfaz Kanunu’nun 19 ve 20. maddelerinde öngörülen çağrı kağıdının düzenlenip hükümlüye tebliğ edilmesi prosedürünü bertaraf etmez.

İnfazın ertelenmesine ilişkin talepte bulunulması, hükümlünün kaçma şüphesi uyandırdığına veya kaçma ihtimalinin kabulüne ilişkin “karine” niteliği de taşımamaktadır. Çağrı kağıdının tebliği, tebliğden itibaren 10 gün içinde infaz için savcılığa başvurma yükümlülüğünü hükümlüye yüklemektedir. Erteleme talep edilmesi ve bu hususta ertelemenin reddine karar verilmesi, hükümlüye ayrıca davetiye gönderilmesine engel teşkil etmeyecektir. Bu hususta, infazının ertelenmesi talebinde bulunan hükümlünün, hapis cezasının infazı hakkında yeterince bilgi sahibi olduğu ve bu sebeple ayrıca davet edilmesine gerek olmadığı ileri sürülemeyecektir.

Kanunun 19. maddesi açık ve net bir şekilde, azami üç veya beş yıl süreli hapis cezalarının infazında hükümlüye davetiye çıkarılmasının zorunlu olduğunu vurgulamaktadır. Uygulamada; çağrı kağıdı tebliğ edilmeksizin hükümlü hakkında yakalama emri çıkarılması, hükümlünün “kaçma” veya “kaçma şüphesi uyandırma” yönünde savcılık makamında kanaat oluşturması şartına bağlanmıştır. Kanuna aykırı şekilde kabul edilen bu uygulamanın, İnfaz Kanunu m.19’da herhangi bir karşılığının bulunmadığını ifade etmek isteriz. “Çağrı kağıdının tebliğ edilmesi” yakalama emri düzenlenmesi hususunda ön şart niteliğindedir.

5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 19. maddesinden 1. fıkrasından çıkarılabilecek sonuç, çağrı kağıdının tebliğ edilmesine rağmen;

- Hükümlü 10 gün içinde gelmezse bu sürenin sonunda,
- Hükümlünün kaçtığına veya kaçma ihtimalinin bulunduğuna dair şüphe mevcut ise 10 günlük sürenin dolması beklenilmeksizin,

Yakalama emri düzenleneceğidir. Her iki ihtimalde de, öncelikle çağrı kağıdının hükümlüye tebliğ edilmesi şartı aranmaktadır. İnfaz Kanunu m.17’de düzenlenen infazın ertelenmesine ilişkin talebin, infaz savcılığına yakalama emri çıkarılması hususunda “doğrudan” takdir ve yetki tanıdığı da ileri sürülemez. Bu tür bir uygulama, erteleme talebinde bulunan her hükümlünün veya müdafiinin, “kaçma” veya “kaçma şüphesi uyandırma” yönünde savcılık makamında kanaat oluşturduğunun kabulü anlamına gelecektir. Bir başka ifadeyle, Kanunun 17. maddesinde düzenlenen erteleme talep edebilme hakkının kullanılması, 19. maddenin 1. fıkrasında yer alan “hükümlünün kaçacağına dair şüphe uyandırırsa” ibaresi kapsamına girmez, çünkü bir hakkın kullanılması, bir başka hakkın kaybının dayanağı yapılamaz.

İnfaz Kanunu m.19 ve 20 uyarınca, kasten işlenen suçlarda üç yıl ve taksirli suçlarda beş yıl ve daha az olan hapis cezalarının infazında hükümlüye çağrı kağıdının gönderileceği açık ve net bir şekilde düzenlenmiştir. Emredici nitelikte olan ilgili hükümler gereğince, avukata tebligat yapılabileceği veya avukatın verdiği dilekçe ile sürenin başlayacağı yönünde bir hüküm de bulunmamaktadır. Şüphesiz, avukatların sanık ve hükümlülerden bağımsız olarak dosya takip etme, onların lehine tasarrufta bulunma hak, yetki ve sorumluluğu bulunmaktadır.

Hükümlü veya müdafii tarafından yapılan erteleme talebine; hükümlünün hapis cezasının infazına ilişkin bilgi sahibi olduğunun kabulü ile çağrı kağıdı tebliğ edilmeksizin, yani doğrudan yakalama emri çıkarılmak suretiyle neticeye bağlanması “kanunilik” ilkesine aykırılık teşkil edecektir. Müdafiin ertelemeye ilişkin talebi, hükümlüye tebliğ edilmesi gereken çağrı kağıdının amaç ve niteliği ile eşit tutulamaz ve bu talebin, hükümlüye gönderilen davetiye ile aynı sonuçlara yol açması da beklenilemez.

Prof. Dr. Ersan Şen


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Dön Dilekçe ve Sözleşme Örnekleri