• Reklam

YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ KARARLARI

Re: YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ KARARLARI

Mesajgönderen admin » 19 Ara 2013, 17:59

6. Hukuk Dairesi 2012/963 E., 2012/4573 K.

KİRA ALACAĞI NEDENİYLE İCRA TAKİBİ
KİRA ARTIŞ BEDELİNİN MUAYYEN OLMADIĞINDAN ARTIŞIN GEÇERSİZLİĞİ


İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Davacı alacaklının davalı borçlu hakkında kira alacağı nedeniyle başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, takibin devamı ve icra tazminatı isteminde bulunmuştur. Mahkemece Davanın kısmen kabulüne, itirazın 5.309 TL asıl alacak ve 94,23 TL işlemiş faiz üzerinden kaldırılmasına ve davacı lehine icra tazminat verilmesine karar verilmesi üzerine, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dayandıkları belgelere temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davalı kiracının kira miktarına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davacı 16.3.2011 tarihinde başlatmış olduğu icra takibinde aylık 1.250 TL'den 2010 yılı Kasım ayı ila 2011 Mart ayları arasındaki 5 aylık kira toplamı 6.250 TL asıl alacak ve 114,65 TL işlemiş faizin tahsili isteminde bulunmuştur. Davalı itirazında, aylık kiranın 1.250 TL değil, 1.000 TL olduğunu ve kiraları PTT ile gönderdiğini, takip alacaklısına borcu olmadığını bildirmiştir. Taraflar arasında 1.8.2007 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiği, kira sözleşmesinde aylık kira parasının 1.000 TL olup, kira artışının enflasyona göre yapılacağının kararlaştırıldığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. 1.8.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin sonuna "kira artışının enflasyona göre yapılacağı" düzenlemesi getirilmiş ise de, taraflarca düzenlenen bu artış şartı belli ve muayyen olmadığından geçersizdir. Davacı alacaklı, aylık kira parasının 1.250 TL olduğuna ilişkin yazılı bir delil sunamamıştır. Bu durumda aylık kira parasının davalı kiracının kabul ettiği miktar olan 1.000 TL olduğunun kabulü gerekir. O halde mahkemece, aylık kira parası 1.000 TL kabul edilerek alacak miktarı belirlenmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde fazla alacağa karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ;Yukarıda 2 nolu bentte yazılı nedenlerle kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 22.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir. www.kararara.com
Kullanıcı avatarı
admin
Site Yöneticisi
 
Mesajlar: 16182
Kayıt: 22 Mar 2012, 12:08
Konum: Ankara

Reklam

Re: YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ KARARLARI

Mesajgönderen admin » 19 Ara 2013, 18:01

6. Hukuk Dairesi 2012/652 E., 2012/4554 K.

VEKİL İLE TAKİP EDİLEN İŞLERDE TEBLİGATIN VEKİLE YAPILMASI GEREKİR


İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, kira alacağının tahsili için yapılan icra takibine itirazın kaldırılması ve temerrüt nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin kabulüne karar verilmiş, kararı davalı borçlu vekili temyiz etmiştir.

Takip dosyasındaki borca itiraz dilekçesi, borçlu vekili olarak Av. B…….. Ş……. tarafından verilmiştir. Takip dosyasında ilgili avukata ait vekaletname bulunmaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11, Avukatlık Kanunu'nun 41 ve yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK'nun 62. maddesi ve bunun karşılığı olarak düzenlenen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 73.maddesi gereğince, vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerekir. Avukatlık Kanunu kapsamında ayrı bir iş olmayan itirazın kaldırılması davası bakımından, borçluya çıkarılacak tebligatın vekile yapılması zorunludur. Duruşma tebligatı davalı asile yapılmıştır. Bu husus yasanın emredici hükmüne aykırı olup asile yönelik tebliğ işlemi hukuken bir sonuç doğurmaz. Mahkemece dava dilekçesi ve duruşma gününe ilişkin tebligatın davalı borçlu vekili yerine asile tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma sebebine göre temyiz eden davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 22.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir. www.kararara.com
Kullanıcı avatarı
admin
Site Yöneticisi
 
Mesajlar: 16182
Kayıt: 22 Mar 2012, 12:08
Konum: Ankara

Re: YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ KARARLARI

Mesajgönderen admin » 19 Ara 2013, 18:01

6. Hukuk Dairesi 2012/1827 E., 2012/4510 K.

TAŞINMAZ PAYDAŞLIĞININ GİDERİLMESİ


Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, onbir adet taşınmazın paydaşlığının giderilmesine ilişkindir. Mahkemece, satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.

Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ile imar mevzuatına göre aynen bölüşmenin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.

Aynen bölünerek paylaştırmanın (taksimin) mümkün olması durumunda bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para (ivaz) eklenerek denkleştirme sağlanır. Davada paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez.

Aynen bölünerek paylaştırma (taksim) halinde teknik bilirkişiye ifraz (taksim) projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz Belediye veya mücavir alan hudutları içerisinde ise Belediye Encümeninden karar alınmak suretiyle belediyeden, Belediye dışında ise İl İdare Kurulundan İmar Yasası ve Yönetmeliğine göre bölüşmenin (taksimin) mümkün olup olmadığı sorulur. İfraz projesinde kimlere nerelerin verileceği konusunda paydaşlar anlaşamazlar ise hakim huzurunda kura çekilerek belirlenir.

Onay makamından olumsuz cevap gelmesi halinde paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekir.

Olayımıza gelince; Dava konusu parsellerden, 472 nolu parselin, dutluk niteliğinde, 42.760 m2 yüzölçümünde olduğu, yola cephesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. 29.4.2011 tarihli bilirkişiler kurulu raporunda taşınmazın resmi yolu olduğu belirlenmiş iken, 19.01.2012 tarihli fenni bilirkişinin ek raporunda yolun çıkmaz yol olması nedeniyle taksiminin kabil olmadığı belirtilmiş ise de, arazide yeterli incelemeyi içermeyen bu rapor yetersiz olup, hüküm kurmaya elverişli değildir. Yine 1032 parselin, köy içinde ve avlulu ev niteliğinde 6360 m2 yüzölçümünde olduğu, yola çephesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda, dava konusu 472 ve 1032 nolu parsellerle ilgili olarak, mahallinde harita mühendisi bilirkişi marifetiyle keşif yapılması, bölgeye ait paftanın zemine uygunlanması suretiyle 472 nolu parselin doğusundaki tarla yolunu kesen hoşoba çayından sonra, bayır yolu olduğu da gözetilerek, gerçek anlamda yol bağlantısının bulunup bulunmadığının araştırılması, 1032 parselin de köy içinde avlulu ev niteliğinde olduğu gözetilerek taşınmazların aynen taksimi yönünden az yukarıda açıklanan ilkelere uygun taksim projesi hazırlattırılması, onay makamından görüş alınması ve hasıl olacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Öte yandan, dava konusu parsellerle ilgili taraflar arasında dersdest olduğu bildirilen tapu iptal-tescil davasına ait dosyanın mahkemesinden getirtilip, incelenerek bekletici mesele yapılmasının gerekip gerekmediğinin değerlendirilmemesi doğru değildir.

Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.

Kabule göre de; dava konusu 1032, 44, 49 ve 471 nolu parsellerin, muris M..... Ç.... adına kayıtlı olduğunun anlaşılması karşısında, bu parseller yönünden satış parasının, dosya içinde mevcut muris M..... Ç....'e ait veraset ilamındaki payları oranında paydaşlara dağıtılmasına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.3.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir. www.kararara.com
Kullanıcı avatarı
admin
Site Yöneticisi
 
Mesajlar: 16182
Kayıt: 22 Mar 2012, 12:08
Konum: Ankara

Re: YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ KARARLARI

Mesajgönderen admin » 19 Ara 2013, 18:02

6. Hukuk Dairesi 2011/14436 E., 2012/3570 K.

HAKSIZ FESİH
KİRA SÜRESİ BİTMEDEN TAHLİYE ZARARININ HESABI
KİRALANANIN TAHLİYESİ


Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan alacak davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, kiracı tarafından açılan 4.400 TL hasar gören eşyalar bedeli, 67.000 TL tazminat ve 9.000 TL fazla ödenen kira bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere, takdirde de bir isabetsizlik olmamasına ve haklarındaki husumetten ret kararı verilen davacılar yönünden ayrıca davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmediğinin anlaşılmasına göre temyiz eden davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Davacılar vekili, dava dilekçesinde, davacıların kiralananda 01.04.2004 tarihli sözleşme ile kiracı olduklarını, herhangi bir mahkeme kararı olmadan ve ihtar yapılmadan kiralanan taşınmazdaki eşyalarının dışarıya atıldığını, yapılan tespitte bu eşyalardaki zararın 4.400 TL olduğu, ayrıca peşin ödedikleri kira bedeli olan 9.000 TL'nin ve mahrum kalınan kâr bedeli 67.000 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın haksız ve dayanaksız açıldığını, kira sözleşmesi özel şartlar birinci maddesinde kiralanan dükkan tamamen veya kısmen başkasına devredilemez, ortak alınamaz, geçici dahi olsa üçüncü şahısların istifadesine bırakılamaz şeklindeki düzenlemeye rağmen davacıların üçüncü bir kişiyi ortak aldıklarından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinden davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalı tarafından davacılara Alanya Beşinci Noterliği'nin 04.05.2004 tarih 04208 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin birinci maddesinin ihlal edildiği için sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, bu nedenle sözleşmenin feshinin haklı olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 01.04.2004 başlangıç 31.12.2004 bitim tarihli kira sözleşmeleri konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu kira sözleşmesinde davacı şirketin kiracı, davalı şirketin kiralayan olduğu görülmektedir. Her ne kadar mahkemece davalı tarafından Alanya Beşinci Noterliği'nin 04.05.2004 tarih 04208 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, belirtilmiş ise de bahsi geçen ihtarname davacılara tebliğ edilmediği gibi 6570 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılan taşınmazın mahkeme kararı olmadan noter ihtarıyla tahliye edilmesi de hukuken mümkün değildir. Bu durumda kiralanan taşınmazın kullanılmasının davalı tarafından engellenmesinin haklı bir sebebe dayanmadığından davacı şirketin talepleri hakkında inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

S o n u ç: Davacı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda (2) no'lu bentte yazılı nedenlerle (BOZULMASINA), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 06.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir. www.kararara.com
Kullanıcı avatarı
admin
Site Yöneticisi
 
Mesajlar: 16182
Kayıt: 22 Mar 2012, 12:08
Konum: Ankara

Re: YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ KARARLARI

Mesajgönderen admin » 19 Ara 2013, 18:05

6. Hukuk Dairesi 2011/15289 E., 2012/3446 K.

ANAHTAR TESLİMİ
FESHİ İHBAR
KİRA SÖZLEŞMESİNİN FESHİ
KİRALANANIN TAHLİYESİ


Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan itirazın iptali davasına dair karar, davacılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, ödenmeyen kira ve ortak giderlerin tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 1.004 TL kira alacağı ve 310 TL apartman aidat gideri olarak 1.314 TL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin ve icra tazminatları istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili davalı kiracı K…

… Üniversitesi'nin 15.08.2007 tarihli kira sözleşmesi ile kiraladığı yerin kira sözleşmesini 20.10.2009 tarihli feshi ihbar ile haklı gerekçeye dayanmaksızın feshettiğini, feshi ihbarın sözleşmeye uygun yapılmadığını, davalının 2009 yılı Kasım ayına ait apartman aidat borçlarını ve 2009 Aralık ayı kira borcunu ödemediğini, İstanbul Dokuzuncu İcra Müdürlüğü'nün 2010/13434 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, ancak davalının borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, takip tarihine kadar davalının ödemediği 1.626 TL aidat borçları davacılar tarafından ödendiğini, taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinin 7. maddesinde "kiracı herhangi bir aya ait kira bedelini süresi içinde yatırmadığı takdirde diğer aylara ait tüm kira alacakları muaccel hale gelir." hükmü bulunduğunu, davalının sözleşmenin bitimi 15.08.2010 tarihine kadar tüm kira bedellerini ödemekle yükümlü olduğunu bildirerek itirazının iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatı verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, taraflar arasında imzalan 15.08.2007 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin 6. maddesinde "anlaşma sağlanamadığı takdirde 2 ay önceden yazılı bildirimde bulunarak sözleşme tek taraflı olarak feshedilebilir." hükmü düzenlendiğini, davalının bu hükme dayanarak süresi içinde fesih ihbarında bulunduğunu, sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, davacıların kira sözleşmesinin sonuna kadar kira bedellerini talep edemeyeceklerini, davalının fesih beyanının hukuka uygun ve geçerli olduğunu bildirerek haksız açılan davanın reddini savunmuştur.

Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 15.08.2007 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünün 6. maddesinde kiracı ve kiralayan arasında bir yıl sonunda anlaşma sağlanmadığı takdirde iki ay önceden yazılı bildirimde bulunarak sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilebileceği kararlaştırılmıştır. Kira sözleşmesinin başlangıç tarihinden itibaren bir yıl geçtiğine göre kiracıya iki ay önceden yazılı bildirimde bulunmak koşuluyla kiralananı tahliye etme hak ve yetkisinin tanındığının kabulü gerekir. Bu durumda kiralananın tahliye edileceğinin belirtildiği tarih ile feshi ihbarın tebliğ tarihi arasında en az iki aylık sürenin bulunması zorunludur. Davalı kiracı davacıya gönderdiği 20.10.2009 keşide 27.10.2009 tebliğ tarihli feshi ihbarında kiralananı 19.11.2009 tarihinde tahliye edeceğini bildirmiştir. Feshi ihbarın tebliğ tarihi ve tahliye tarihi arasında en az iki aylık süre bulunmadığından feshi ihbarın sözleşmeye uygun yapılmadığı mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece feshi ihbarın tebliğ tarihine iki aylık süre eklenerek davacının erken tahliye nedeniyle uğradığı zarar tazmin edilmiş ise de bu yolla ulaşılan tarihin benimsenmesi için kiralananın fiilen boşaltılmış ve anahtarlarının kiralayana yasal şekilde teslim edilmiş olması gerekir. Anahtar teslim edilmediği sürece kiralananın kiracının kullanımında olduğu kabul edilmelidir. Kiralananın fiilen boşaltıldığını ve anahtarın teslim edildiğini böylece kira ilişkisinin kendisince ileri sürdüğü tarihte hukuken sona erdirildiği kanıtlama yükü kendisine ait olan kiracı anahtar teslimi hukuki bir olgu olduğundan bu olguyu yasal delillerle kanıtlayabilir.

Kiralananın yukarıda açıklandığı şekilde yöntemine uygun biçimde hangi tarihte tahliye edildiği belirlenerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, bu husus gözetilmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

S o n u ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ya 6217 sayılı Kanun'la eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK'nın 428. maddesi uyarınca hükmün (BOZULMASINA), istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir. www.kararara.com
Kullanıcı avatarı
admin
Site Yöneticisi
 
Mesajlar: 16182
Kayıt: 22 Mar 2012, 12:08
Konum: Ankara

ÖncekiSonraki

Dön Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları



Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Bing [Bot], Google Feedfetcher ve 26 misafir

 

 

 

   

 

Copyright 2010 BETA