• Reklam

EMEKLİ MAAŞIN ÜZERİNE KONULAN BLOKE VE KESİNTİLERİN İADESİ

EMEKLİ MAAŞIN ÜZERİNE KONULAN BLOKE VE KESİNTİLERİN İADESİ

Mesajgönderen teoman » 22 Ağu 2012, 01:20

İcra hukuk mahkemesinde SSK,BAĞKUR,EMEKLİ SANDIĞI emekli maaşına konulan haczin kaldırılması için dava açabilirsiniz ancak 2 yıllık yapılan kesintilerin iadesini yani istirdatını da icra hukuk mahkemesinde maaş üzerinde ki haczin fekkine ilişkin alınan karardan sonra Asliye Hukuk mahkemesinden ( dava miktarına bakmaksızın yeni usul yasası gereğince iş bu davalar asliye hukuklarda açılmaktadır) isteyebilirsiniz, İcra hukuk mahkemesinde geçmişe dönük olarak yapılan kesintilerin iadesi talebi yasal olarak mümkün değildir.




T.C. ADANA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Esas - Karar No: 2011/968 Esas - 2012/199
Bu yerel mahkeme kararındada bloke kaldırılması ve kesintilerin iadesi verilmiş.



T .C.
ADANA
2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2011/968
KARAR NO : 2012/199
HAKİM : SONGÜL COŞKUN 35224
KATİP : EMEL YILMAZGÜÇ 93002
DAVACI : ............
VEKİLİ : Av. TURGAY KILIÇ - Ziyapaşa Bulvarı Öz Altın Apt. N.87/A K.7 D.69 (Eski Müze Karşısı) Seyhan/ ADANA
DAVALI : ............
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 04/11/2011
KARAR TARİHİ : 20/03/2012
KARAR YAZMA TARİHİ : 27/0 3/2012
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılamasında
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı bankanın müvekkilinin aldığı SSK emekli maaşı üzerinde yaptığı kesintiye dair blokenin kaldırılmasına ve davacı müvekkilinin SSK emekli maaşından yapılan şimdilik 1.000,00 TL haksız kesintinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı adına çıkarılan tebligatın usulüne uygun tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu ile ilgili olarak, kredi sözleşme örneği, hesap hareketleri vs belgeler celp ve ibraz edilerek incelenmiş, dosya bilirkişiye tevdii edilerek rapor alınmıştır.
Dosyanın Adana 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.10.2011 tarih 2011/2158 esas 2011/2171 karar sayılı dosyası ile görevsizlik kararı ile kesinleşerek Mahkememize geldiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi 12.03.2012 tarihli raporunda, SGK 12. Maddesi gereği emekli maaşlarının üzerine haciz konulması mümkün olmadığından davacının imzaladığı taahhütnamenin haksız şart içerdiği verilen yetkinin yasal dayanağı olmadığından emekli aylığına konulan bloke ve kesintinin kaldırılması gerekeceği kanaatinde olduğunu, davacıdan kesilen aylık toplamın 1.311,08 TL olup talebin 1.000,00 TL olduğundan bu bedelin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerekeceği görüş ve kanaatinde olduğunu belirtmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalıy bankaya yazılan müzekkereye verilen cevapta toplam kesintinin 1.174,00 TL olduğu, SGK'nun 121. Maddesinde "bu kanun gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez" hükmüne yer verilmiştir. İİK'nın 83. Maddesi gereğince borçlunun hacizden önceki bir dönemde haczi mümkün olmayan bir mal veya hakkın haczedilemeyeceğine dair alacaklıya yapmış olduğu anlaşma geçerli değildir. Bu durumda kesintilerin yasal dayanağı yoktur. Yapılan kesintilerin yasal olmadığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davanın KABULÜ ile davalı Bankanın SSK emekli maaşı üzerine yaptığı bloke ve kesintilerin kaldırılmasına,
1.000,00 TL nin dava tarihi olan 03.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu uyarınca hesaplanan 59,40 TL harcın peşin yatırılan 18,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 41,00 TL harcın davalıdan tahsiline,
3-Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 120,00 TL nispi vekalet ücretinini davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan ilk dava açma gideri 29,90 TL, 2 adet tebligat gideri karşılığı 12,00 TL olmak üzere toplam 41,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda k ararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 2 7 /03/2012
Katip 93002
Hakim 35224








T.C. YARGITAY

11.Hukuk Dairesi

Esas: 2002/1508

Karar: 2002/5286

Karar Tarihi: 27.05.2002

 

İSTİRDAT DAVASI - EMEKLİ MAAŞINDAN KESİLEN PARANIN TAHSİLİ TALEBİ - KREDİ SÖZLEŞMESİNE KEFİL OLAN DAVACININ MAAŞ KESİNTİSİNİ HACİZDEN ÖNCE KABUL ETMESİNİN MÜMKÜN OLMAMASI

ÖZET : SSK kanunu gere

ğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemeyeceği gibi, bu mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir. Yine, BK. nun 123.madde hükmüne göre de, bu alacakların takası kabil değildir.

 

 

(506 S. K. m. 121) (2004 S. K. m. 83) (818 S. K. m. 19/2, 118, 123)

Dava: Taraflar aras
ında görülen davada Konya Ereğli Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.7.2001 tarih ve 2000/340-2001/269 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Karar: Davacı vekili, müvekkilinin SSK.dan emekli olup, emekli maaşını davalı bankadan aldığını, dava dışı şahsın kredi borcuna kefil olduğunu, bu şahsın borcunu ödememesi üzerine müvekkili hakkında icra takibi yapıldığını ve bankanın müvekkilinin maaşına 1999 Ağustos yılından dava tarihine kadar el koyduğunu, bankanın gerekçe olarak dayandığı belgenin kredi sözleşmesi sırasında diğer belgelerle okunmadan imzalandığını, bunun BK.19/2 ve İİK 83/a maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin 1999 Ağustos ayından 2000 yılı Ağustos ayına kadar kesilen miktar olan 1.220.615.800-liranın davalıdan faizi ile tahsiline, kesintinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının borçtan müteselsilen sorumlu olduğunu, davacının kredi sözleşmesinden sonra imzaladığı metinle emekli maaşının borcuna mahsup edilmesini kabul ettiğini, işlemin BK.118. maddesine de uygun olduğunu, 506. sayılı kanunun 121. maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından davacının 10.3.1999 günlü irade beyanına göre dava tarihine kadar olan kesintinin doğru yapıldığını ancak davacının dava ile artık maaşının kesilmemesi iradesini açıkladığından SSK. Kanunu 121. maddesi uyarınca maaştan kesinti yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren davacının hesabından kesinti yapılmamasına, önceden yapılan kesintilerin iadesine ilişkin talebin REDDİNE karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Davacı, emeklilik maaşını aldığı davalı banka şubesinden kullandığı kredi borcunu ödememesi nedeniyle, haksız olarak emekli maaşının davalı tarafından, kredi borcuna karşılık takas-mahsup edildiğini ileri sürerek dava tarihine kadar takas ve mahsup yapılan maaşının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı banka kredi sözleşmesi ile birlikte imza altına alınan 10.3.1999 tarihli belgeye dayanmıştır. Ancak, SSK. kanunu 121. ve İİK.83/a. maddeleri hükmü uyarınca; SSK kanunu gereğince bağlanacak gelir veya aylıklar ve sağlanacak yardımlar nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemeyeceği gibi, bu mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir. Yine, BK. nun 123.madde hükmüne göre de, bu alacakların takası kabil değildir. Bu itibarla, davacıya imzalatılan 10.3.1999 tarihli davacının kullandığı kredi borcunun yatırılmaması halinde emekli maaşının kesilmesine yetki verdiğine dair belge, baştan itibaren batıl olup, buna dayanarak yapılan kesintilerin yasal dayanağı bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, davacının emekli maaşından kesilen miktarın davalıdan tahsiline karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; HUMK.434/2.maddesi hükmüne göre , temyiz isteği harca tabi ise temyiz, harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır. Davacı vekilinin temyiz dilekçesi 27.8.2001 tarihinde hakim tarafından havale edilmekle birlikte , dilekçenin harcı yatırılmadığı gibi temyiz defterine de kaydı yapılmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK. 432/4.madde uyarınca REDDİNE karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK.432/4.madde uyarınca REDDİNE, alınmadığı anlaşılan 4.960.000-lira temyiz ilam harcından peşin harcın mahsubu ile temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27.5.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)






 Yargıtay
12. Hukuk Dairesi

Esas : 2011/14589
Karar : 2011/13827
Tarih : 30.06.2011

"Somut olayda, borçlunun Emekli Sandığından almakta olduğu emekli maaşına, borçlunun muvafakati olmaksızın haciz konulduğu dikkate alındığında, 5510 Sayılı Kanunun 93 üncü maddesi uyarınca şikayetin kabulüyle haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken icra takibinin yasal değişiklikten önce başlatıldığı gerekçesiyle istemin REDDİ İSABETSİZDİR."







Yargıtay
12. Hukuk Dairesi

Esas : 2008/21366
Karar : 2009/1493
Tarih : 27.01.2009

"Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği düşünüldü:

Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Haczin kaldırılmasından önce alacaklıya ödenen paraların iadesi yargılamayı gerektirir. Bu nedenle icra mahkemesi şikayetin kabulünden sonra maaş haczi yapılamayacağına karar vermesi ile yetinmesi gerekirken, ayrıca önceden yapılan kesintilerin de geri verilmesi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK’un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 27.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi."
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİCBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.
KÖTÜLÜKLE BESLENEN ZALİMLİKLE TERBİYE EDİLİR.
WWW.KARARARA.COM
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
 
Mesajlar: 7909
Kayıt: 29 Tem 2012, 17:08

Reklam

Dön Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları



Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Google Feedfetcher ve 2 misafir

 

 

 

   

 

Copyright 2010 BETA