• Reklam

ÇEŞİTLİ YEREL MAHKEME KARARLARI ÖRNEĞİ.

Hakimlik, Savcılık, Avukatlık, Noterlik, Kamu Avukatlığı, Hukuk Öğretimi, Hukuk Fakülteleri ve diğer mesleki konu ve haberlerin serbestçe paylaşılabildiği platform...

ÇEŞİTLİ YEREL MAHKEME KARARLARI ÖRNEĞİ.

Mesajgönderen teoman » 24 Ağu 2012, 15:57

Örnek: Arama kararı

T.C.
......... SULH CEZA MAHKEMESİ

DEĞİŞİK İŞ KARAR

DEĞİŞİK İŞ NO :

HAKİM :

KATİP :

....... Kaymakamı imzalı .../.../... tarih ve ...-.. sayılı talebi ile ..... İlçesi Jandarma Komutanlığı sorumluluk alanında aranan şahısların yakalanması, bölgenin ............. Karayolu üzerinde bulunması sebebi ile 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 9'uncu maddesinde belirtilen "Kaçak eşya, her türlü silah, mühimmat, patlayıcı ve uyuşturucu maddelerin bulunduğu şüphe edilen her türlü kap, ambalaj veya taşımaya yarayan diğer araçlarda arama yapılır." Maddesi gereğince kaçakçılığın tespiti ile ...... sınır kapsından Ülkemize kaçak akaryakıt, et girişi ve son günlerde çok sayıda ele geçirilen kaçak sigara girişlerini önlemek amacı .../.../... günü ...-... saatleri arasında ......... Karayolu üzerinde bulunan döner kavşakta geçiş yapan araçlar, araçlarda bulunan eşyalar, kişilerin üzerinde, ......... Gümrük Kapısı önünde bekleyen araç ve şahıslar ile aynı gün ....-.... saatleri arasında ...... köyü mevkiinde geçiş yapan araçlar, araçlarda bulunan eşyalar, kişilerin üzerinde Önleme Araması yapılabilmesi için Adli ve Önleme Arama Yönetmeliğinin 18,19 ve 20. maddeleri gereğince arama talebinde bulunulmuş olmakla;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Önleme arama kararı verilmesine ilişkin Olarak Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 20. maddesinde "....önleme aramalarında işlemin yapılacağı kanunda belirtilen umumî ve umuma açık yerlerde makul sebeplerin oluştuğunu...tespiti amacının ortaya çıktığını ve tehlikenin oluştuğunu gösteren belirlemeler, kolluk tarafından önceden tespit edilir ve aramanın yapılması önerilen yer ve zaman ile birlikte...." şeklinde yer alan düzenlemede, önleme aramasının talep edilebilmesi ve karar verilebilmesi için oluşan makul sebeplerin ve bu konuda ortaya çıkan belirlemelerin neler olduğunun anlatılması ve ortaya konulması, gerekmektedir. Talebe ilişkin olarak yapılan değerlendirmede, ..... sınır kapısından ülkemize kaçak et girişi ve son günlerde kaçak sigaranın çok sayıda ele geçirilmesi, yönetmelikte bu konuda aranan makul şart ve belirleme unsurunu oluşturduğu ve talebin kabulüne ilişkin şartların gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılarak önleme arama kararı verilmesine,dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıdaki gerekçelerle;
1-.../.../... günü ...-... saatleri arasında Kemalpaşa ..... Karayolu üzerinde bulunan döner kavşakta geçiş yapan araçlar, araçlarda bulunan eşyalar, kişilerin üzerlerinde ve .... Gümrük Kapısı önünde araç ve araçlardaki şahısların üzerlerinde, ve aynı tarih 06:00-08:00 saatleri arasında .....ı köyü mevkiinde kaçak suç eşyasının ele geçirilebilmesi amacı ile Adli ve Önleme Arama Yönetmeliği gereğince ÖNLEME ARAMASI YAPILMASINA,
2-Kararın gereği için ..... Kaymakamlığına tevdiine,
Dair, ilgililerin kararı öğrenmelerinden itibaren 7 gün içinde mahkememize dilekçe verilmek suretiyle veya zabıt katibine yapılacak ve tutanağa geçirilecek bir beyanla, 5271 sayılı CMK 231 ve 268 maddeleri gereğince, .... Asliye Ceza Mahkemesine itiraz kanun yolu açık olmak üzere, evrak üzerinden karar verildi.

Katip Hakim




T.C.
.......... SULH CEZA MAHKEMESİ


DEĞİŞİK İŞ KARAR
DEĞİŞİK İŞ NO :

HAKİM :

KATİP :
TALEP EDEN :
TALEP :Alı konulması suretiyle el konulması
TALEP TARİHİ :
KARAR TARİHİ :


.......Cumhuriyet Başsavcılığının .......tarih ve ..... soruşturma sayılı yazısı ile:
...........tarihinde şüpheli .......... 'ni kullandığı .............plakalı araçta yapılan aramada aracın ön göğüs boşluğu icçinde 50 karton ....... menşeyli kaçak sigara ele geçirildiği,
Talep;
Suçta kullanılan Türkiye' de sicile kayıtlı olmayan ........plaka sayılı araca 5607 SK nın 10/2 maddesi gerğince alıkonulması suretiyle el konulmasına kara verilmesi talep edilmiştir.
Talep yazısı incelendi, uygun görülmekle;
HÜKÜM:
Suçta kullanılan Türkiye' de sicile kayıtlı olmayan .......plakalı araca 5607 sayılı kanunun 10/2 maddesi gereğince alıkonulmasına,
2-Kararın gereği için ...... Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
Dair, ilgililerin kararı öğrenmelerinden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize dilekçe vermek sureti ile veya zabıt katibine yapılacak ve tutanağa geçerilecek bir beyanla 5271 sayılı CMK 268 ve devamı maddeleri gereğince ...... Asliye Ceza Mahkemesine itiraz kanun yolu açık olmak üzere evrak üzerinde kara verildi......

Katip Hakim




ÖRNEK: KISITLAMA TALEBİ(Dosyadan belge alma ve inceleme)

T.C.
......... SULH CEZA MAHKEMESİ
DEĞİŞİK İŞ KARAR


DEĞİŞİK İŞ NO :
HAKİM :
KATİP :
TALEP EDEN : ..... CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI
TALEP :Gizlilik talebi
TALEP TARİHİ :
KARAR TARİHİ :

...... Cumhuriyet Başsavcıalığının ......tarih ve ......soruşturma sayılı yazısı ile;
KISITLAMA SEBEBİ : Henüz delillerin toplanmamış olması nedeniyle, delillerin karartılma olasılığının bulunması
KISITLAMA TALEP EDİLEN EVRAK : CMK-153-3 maddesinde yer alan istisna hariç tüm soruşturma evrakı.
Soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebileceğinden soruşturma dosyasında bulunan ve yukarıda belirtilen evrakın (CMK. nun 153/3. Maddesindeki istisna hariç ) müdafi ve suçtan zarar gören vekili tarafından incelenmesi ve suret alınması hakkının kısıtlanmasına Ceza Muhakemesi Kanununun 153/2.Maddesine göre karar verilmesi talep olunur denilerek talepte bulunulmakla;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Soruşturma dosyasının incelenmesinde; dosya içerisindeki suçlu sayısı, şüphelilerden bir kısmının kamu görevlisi olması, atılı suçların vasıf ve mahiyeti, suç fiillerinin gerçekleştirilmesinde şüphelilerin birbirleri olan irtibatları hep birlikte göz nüne alındığında suç delillerinin gizlenebileceği veya kaçırılabileceği ve/veya şüphelilerin kaçabileceği göz önüne alınarak, kural olarak gizli yürütülen soruşturma aşamasının gizliliğine ve soruşturmaya zarar verilebileceği göz önüne alınarak talebin CMK m.153/3'de düzenlenen istisna dışında kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-CMK m.153/2 gereğince şüpheliler müdafii/müdafiilerinin CMK m.153/5'deki düzenleme sonucunda da suçtan zarar gören vekili/vekkillerinin dosya içeriğini inceleme ve belgelerden örnek alma hakkının CMK m.153/3'de düzenlenen istisna dışında KISITLANMASINA,
2-Kararın gereği için dosyası ile birlikte ......Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Dair, ilgililerin kararı öğrenmelerinden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize dilekçe verilmek suretiyle veya zabıt katibine yapılacak ve tutanhağa geçirilecek bir beyanla 5271 sayılı CMK 268ve devamı maddeleri gereğince .......Asliye Ceza Mahkemesine itiraz kanun yolu açık olmak üzere evrak üzerinden karar verildi........

Katip Hakim




EL KOYMA VE ALI KONULMA.

T.C.
.......
SULH CEZA MAHKEMESİ


DEĞİŞİK İŞ KARAR
DEĞİŞİK İŞ NO :
HAKİM :
KATİP :
TALEP EDEN :
TALEP : El koyma ve alıkonulma
TALEP TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
...... Cumhuriyet Başsavcıalığının ...... tarih ve ...... soruşturma sayılı yazısı ile; Cumhuriyet Başsavcılığımızca 5607 Sayılı Yasaya Muhalefet suçundan yapılmakta olan bir soruşturmaya esas olmak üzere;...... tarihinde Türkiye'ye giriş yapmak üzere .... Gümrük kapısına gelen şüphelinin aracında yapılan kontrolde; ..... Gümrük müdürlüğünce tatbik edilen .......seri nolu güvenlik mührünün sağlamlığı görülmüş olup, söz konusu güvenlik mührünün fek edilerek yükün yapılan kontrolünde araçta yüklü bulunan ........ (...... seri nolu fatura ) seri nolu ihracaat beyannamesi muhteviyatı eşya ve ................ (0.....) seri nolu ihracat beyannamesi muhteviyatı eşyanın tır aracında olmadığı, sadece ...... (........ seri nolu fatura) seri nolu ihracat beyannamesi muhteviyatı eşyanın araçta olduğu tespit edilmiştir. Ele geçirilen .........kg. soğana 5607 Sayılı Yasanın 9.maddesi delaletiyle CMK.127.maddesi gereğince EL KONULMASINA, Ele geçirilen .......kg soğanın çabuk bozulabilir gıda maddesi olması hasebiyle muhafazasının ciddi külfet oluşturması nedeniyle 5607 sayılı yasanın 16/1 maddesi geriğince tasfiyesine,c-Suçta kullanılan Türkiye'de sicil kaydı bulunmayan ........ ........ plakalı araca 5607 SK'nun 10/2 maddeleri gereğince ALIKONULMASI SURETİYLE ELKONULMASINA karar verilmesi kamu adına talep olunur, denilerek talepte bulunulmakla;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Soruşturma dosyasının incelenmesinde; 5607 sayılı kanuna uygun olarak yapılan arama sonucunda .......kg soğanın ele geçirildiği ve muhafaza altına alındığı muhafaza altına alınan soğanlara 5607 s. yasanın 9. md. delaletiyle CMK 127 gereğince el konulmasına, el konulan soğanların çabuk bozulabilir gıda maddesi olması nedeni ile 5607 sayılı yasanın 16-1 maddesi gereğince tasfiyesine, suçta kullanıldığı bildirilen ........ plaka sayılı aracın yabancı plakalı ve yabancı sicile kayıtlı olması sonucunda, 5607 sayılı kanunun 10/2 maddeleri gereğince alı konulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-........kg soğana 5607 Sayılı Yasanın 9.maddesinin göndermesi ile CMK.127.maddesi gereğince EL KONULMASINA,
2-Ele geçirilen ........kg soğanın çabuk bozulabilir gıda maddesi olması hasebiyle muhafazasının ciddi külfet oluşturması nedeniyle 5607 sayılı yasanın 16/1 maddesi geriğince tasfiyesine,
2- 5607 Sayılı Yasanın 10/2 maddesi gereğince suçta kullanıldığı bildirilen ............ plakalı taşıtın Türkiye’den sicile kayıtlı olmaması nedeniyle 5607 Sayılı Yasanın 10/2.maddesi ve CMK 127 maddesi gereğince Elkonulması suretiyle ALIKONULMASINA,
3-Kararın gereği için dosyası ile birlikte ..... Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Dair, ilgililerin kararı öğrenmelerinden itibaren 7 gün içerisinde mahkememize dilekçe verilmek suretiyle veya zabıt katibine yapılacak ve tutanhağa geçirilecek bir beyanla 5271 sayılı CMK 268ve devamı maddeleri gereğince ...... Asliye Ceza Mahkemesine itiraz kanun yolu açık olmak üzere evrak üzerinden karar verildi

Katip Hakim







YEREL MAHKEME KARARLARI

Mahkeme: İSTANBUL 4. TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Esas No : 2007/210

Karar No : 2007/374

Tarihi : 28.06.2007




Davacı tarafından davalı aleyhine açılan THHK İtiraz davasının mah¬ke¬mece yapılıp bi¬tirilen du-ruşması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili 05.04.2007 tarihli dilekçesiyle. davalının şikayeti üzeri¬ne Bakırköy Kay¬makam¬lığı Tüketici Sorunları İlçe Hakem Heyeti Başkan¬lığının tüketicinin şikayetinin kabu¬lüne, tüketicinin müşteri hesabından çekilen 30,00 YTL'nin tüketiciye geri verilmesine yöne¬lik kararının yürür¬lükte bulunan bankacılık uygulamalarına kredi kartı üyelik sözleşmesi kapsamına ve Sanayi ve Ticaret Ba¬kanlığı Tüketicinin ve Rekabetin Ko¬runması Genel Müdürlüğü'¬nün 12.02.2007 tarih ve 2007/2 sayılı genel¬gesine aykırı olduğunu uyuşmazlık konusu kart aidatı ücretinin davacı banka ile davalı arasında imza¬lanan sözleş¬meden kaynak¬lanan alacak ol¬ması nedeniyle tüketicinin korunması hakkındaki yasa¬nın 6. maddesin¬de belirtilen haksız şart niteliğinde olmadığını belirterek Bakırköy Kay¬makamlığı Tü¬ketici So-runları Hakem Heyeti Başkanlı¬ğı'nın 20.02.2007 tarih 104/50 karar sayılı kararının iptaline karar verilmesini iste¬miştir.

Davalı vekili 18.05.2007 havale tarihli dilekçesinde özetle; Tüketici ha¬kem heyeti kara¬rının doğru olduğunu belirterek, itirazın reddine karar verilme¬sini istemiştir.

Davacı vekilinin dilekçesi ekindeki Bakırköy Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı'nın 104/50 sayılı 20.02.2007 tarihli kara¬rında şikayet edenin H.B., şikayet edilenin Türkiye İş Bankası AŞ. 20.02.2007 tarihinde tüketicinin şikayetinin kabulüne 4822 sayılı yasay¬la değişik 4077 sayılı tüketicinin korunması hakkındaki yasanın 6-4 maddeleri gereği tüketici¬nin müşteri hesabından çekilen 30,00 YTL'nin tüketiciye geri verilmesine, ka¬rar verildiği anlaşılmıştır.

Davacı vekili tararlar arasında düzenlenen Bankacılık Hizmetleri Söz¬leşmesini dilekçesi ekinde sunmuştur.

Davacı banka 5464 Sayılı Yasanın 24. maddesine ve sözleşmeye da¬yan¬maktadır. Davalı ise 4077 Sayılı Yasa'nın 6. maddesi kapsamında sözleşmedeki kredi kartı üyelik ücretine ilişkin hükmün haksız şart oldu¬ğunu iddia etmekte¬dir.

Taraflar arasında düzenlenen Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin 26. maddesinde üyelik üc¬reti "Üye ve/veya ek kart hamili bankaca belir¬lenecek tutarda bir defaya mahsus olmak üzere giriş aidatı ile her yıl üye¬lik aidatı (kredi kartı ve/veya ek kartı yenileme ücretini) ödemeyi kabul ve taahhüt eder denil-mektedir.

Sözleşmenin bu maddesi bu şekilde 4822 sayılı yasayla değişik 4077 Sa¬yılı Yasa'nın 6. madde¬sinde tanımlanan haksız şartı içermektedir. Zira 6. mad¬dede satıcı veya sağlayıcının tüketici ile müza¬kere etmeden tek ta¬raflı olarak sözleşmeye koyduğu tarafların sözleşmeden doğan hak ve yü¬kümlü¬lüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aley¬hine dengesizliğe neden olan söz¬leşme koşullan haksız şarttır. Taraflar¬dan birini tüketicinin oluş¬turduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özel¬likle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketi¬ci içeriğine etki edememişse o sözleşme şartının tüketici ile müzakere edilmediği kabul edilir. Bu maddedeki haksız şart tanıtımı söz¬leşmedeki üyelik ücreti maddesine uymaktadır. Zira; sözleşme davacı banka tara¬fından daha önceden tek taraflı olarak hazırlanmış matbu ve standart söz¬leşmedir. Davalı sözleşmenin içeriğine etki edememiştir. 4077 Sayılı Yasa'nın 6. maddesine göre sözleşmenin bu maddesinin müzakere edil¬mediğinin kabulü gerekmiştir. Ayrıca sözleşmede kredi kartı yıllık üyelik bedelinin banka tara¬fından tek taraflı olarak belir¬leneceği yazılıdır. Söz¬leşmedeki yıllık üyelik bedeli ile ilgili madde 4077 Sayılı Yasa'nın 6. mad¬desinde belir¬tilen haksız şart olarak kabul edilmiş ve tüketici olan davalı yönünden bu maddenin bağlayıcı olmadığı sonucuna varılmıştır.

Davacı banka 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 24. maddesine dayanmış ise de bu madde "Kart hamilinin yaptı¬ğı işlemler nedeniyle sözleşmede yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi adlar al¬tında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart ha¬milinin hesabın¬dan kesinti yapılamaz. Sözleşmede kart hamilinin hakla¬rını zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan hükümlere yer veril¬mez" şeklinde düzenlenmiştir. Kredi kartı üyelik sözleşmesinde yer alan yıllık üyelik bedelini dü¬zenleyen hüküm kart hamilinin haklarını zedeleyici mahi-yettedir ve kart çıkaran kuruluş olan davacı bankanın lehine olarak tek taraflı düzenlenmiştir. Bu sebep¬le 5464 Sayılı Yasa'nın 24. maddesine göre de söz¬leşmenin üyelik ücreti¬ne ilişkin kısmı haksız şart içermektedir Buna göre de sözleşmenin bu hükmü davalı tüketici yönünden bağlayıcı değildir.

Taraflar arasında düzenlenen Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin 26. maddesinde yer alan yıllık üyelik bedeli madde 4822 Sayılı Yasayla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korun¬ması Hakkındaki Kanun'un 6. maddesi ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 24. mad¬desi gere¬ğince tüketici yönünden haksız şart olarak kabul edilen bu hü¬küm davalı tüketiciyi bağlanamayacağın¬dan ve bu maddeye dayalı olarak davacı bankanın kredi kartı hamilinden kredi kartı ücreti adı altında kart hamilinin hesabından 30,00 YTL tah¬sil etmesine yönelik işlemin yasal dayanağı yoktur. Bu iş¬leme yönelik tüke-ticinin şikayeti üzerine Bakırköy Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heye¬ti'nce yapılan inceleme so-nunda verilen karar usul ve yasaya uygun, davacının karara yönelik iti¬razı yasal dayanaktan yoksun olduğundan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Ayrıntıları gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;

1-Davanın reddine,

2-Harç tahsil edildiğinden tekrar alınmasına yer olmadığına,

3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakıl¬ma¬sına,

4-Avukatlık asgari ücret gereğince hesap ve taktir olunan 200,00 YTL vekalet ücretinin davacı¬dan alınarak davalıya verilmesine,

Dair davacı ile davalı vekilinin yüzlerine karşı kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28.06.2007










Mahkeme: PENDİK 1. İCRA HUKUK MAHKEMESİ

Esas No : 2010/368

Karar No : 2010/499

Tarihi : 03/11/2010




Yukarıda adı yazılı taraflar arasındaki davanın dosya üzerinde yapılan incelemesi sonucunda gereği düşünüldü;

İDDİA/ Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Pendik 2. İcra Müdürlüğünün 2009/……….. E. Sayılı dosyasında …. Pendik adresinde bulunan müvekkiline ait B. Tekstil-H. B. B. isimli işyerinde 21.10.2010 tarihinde hukuka aykırı olarak muhafazalı haciz işleminin gerçekleştirildiğini aynı iş yerinde 10.04.2009 tarihinde haciz yapıldığını müvekkilinin borçlu şirket ile hiçbir ilgisinin olmadığını, istihkak davalarının devam ettiğini, icra takip dosyasına sunmuş oldukları 25.10.2010 tarihli dilekçelerinde yapılan haksız ve kötü niyetli haciz işlemi ile ilgili olarak İ.İ.K. nın 99. Maddesi uyarınca işlem yapılmasının talep edildiğini, icra müdürlüğünce taleplerine ilişkin karar verilmediğinin şifahi olarak İ.İ.K. 97. Maddesi uyarınca işlem yapılacağının bildirildiğini, bu nedenlerle öncelikle olarak haksız ve kötü niyetli olarak haczedilen ve muhafaza altına alınan menkul malların yediemin olarak müvekkiline teslimine, icra müdürlüğünün işleminin iptaline, alacaklıya istihkak davası açması için süre verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA / Şikayetin niteliği gereği duruşma açılmasına gerek görülmemiştir.

Pendik 2. İcra Müdürlüğünün 2009/….. E. Sayılı takip dosyası getirtilerek incelenmiştir.

DOSYANIN BİR BÜTÜN OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİNDE: Pendik 2. İcra Müdürlüğünün 2009/………. Esas sayılı dosyasında davalı-alacaklı D. K. Ö. tarafından borçlu M. A. aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip yapıldığı, 10.04.2009 tarihinde takip dosyasından 3. Kişi olan davacının …… adresinde ki iş yerinde bulunan menkullerin haczedildiği ve yediemin olarak davacıya bırakıldığı, 19.10.2010 tarihinde alacaklının takip dosyasında hacizli malların muhafaza altına alınmasını, bulunmamaları halinde yeni menkul mal haczinin yapılarak muhafaza altına alınmasını talep ettiği, aynı tarihli icra memurluğu kararınca talebin yerine getirilmesine karar verildiği, 21.10.2010 tarihinde davacıya ait aynı iş yerine karar doğrultusunda işlem yapılmak üzere gidildiği, haciz mahallinde 10.04.2009 haczedilen menkullerin iş yerinde bulunmadığının belirlendiği, haciz tutanağında nitelikleri ve sayıları yazılı olan yeni menkullerin haczedilerek muhafaza altına alındığı, alacaklının talebi doğrultusunda kasanın açıldığı ve boş olduğunun tespit edildiği, davacı vekilince takip dosyasına yazılı talepte bulunarak yapılan haksız haciz işlemlerinin iptalinin ve İ.İ.K. 99 madde uyarınca alacaklıya istihkak davası açması için süre verilmesinin talep edildiği, icra memurluğunca talep konusunda bir karar verilmediği, davacı vekilince dava dilekçesinde belirtilen gerekçelerle haksız ve kötü niyetli olarak haczedilen muhafaza altına alınan menkul malların yediemin olarak kendilerine teslimine ve şikayet konusu işlemin iptaline, haksız ve kötü niyetli alacaklıya istihkak davası açması için süre verilmesine karar verilmesinin talep edildiği, takip dosyasında haczedilen menkullerin muhafaza altına alınması işleminin İ.İ.K. 88, 88/2 ve 99. Maddesinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda usul ve yasaya uygun olduğu hacizli menkullerin ancak alacaklının muvaffakatı halinde yediemin olarak zilliyedinde bırakılabileceği, buna karşılık 3. Kişi durumunda bulunan davacının iş yerinde haczedilen menkullerin mülkiyetinin yargılama sonucunda belirleneceği, 21.10.2010 tarihinde yapılan muhafazalı haciz sırasında davacıya ait iş yerinde borçlu şirkete ait herhangi bir evrak ya da belge bulunmadığı, davacıya ait iş yerinde ki menkullerin muhafaza altına alınması durumunda davacıya ait iş yerinin ticari hayatının da tehlikeye düşeceği hususunun açık olduğu, İ.İ.K. 99. Maddesi uyarınca 3. Kişide bulunan menkullerin haczi durumunda alacaklıya icra hukuk mahkemesine istihkak iddiasına ilişkin başvurması konusunda 7 günlük yasal sürenin verilmesi gerektiği bu işlemin icra memurunca yerine getirilmediği anlaşılmakla, 2009/…. esas sayılı takip dosyasında 21.10.2010 tarihli haciz sırasında muhafaza altına alınan menkullerin haciz sırasında belirlenen değerlerinin %60'ı oranında teminat yatırılması durumunda davacıya yediemin olarak iadesine, alacaklıya hacizli menkulleri konusunda istihkak iddiasına ilişkin icra hukuk mahkemesine 7 günlük yasal süre içinde başvurabileceği konusunda icra memurluğunca işlem yapılmasına, karar vermek gerekmiş aşağıda yazılı hüküm kurma yoluna gidilmiştir.

HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davacı tarafça Pendik 2. İcra Müdürlüğünün 2009/….. Esas sayılı dosyalarından 21.10.2010 tarihinde "….. Pendik" adresinde yapılan hacizde muhafaza altına alınan menkullerin toplam değerinin %60'ı oranında teminat yatırması halinde 3. Şahıs davacı H. B. B.'a yediemin olarak teslimine,

2-Pendik 2. İcra Müdürlüğünün 2009/….. Esas sayılı dosyasında 21.10.2010 tarihinde haczedilen menkullere ilişkin İ.İ.K. 99. Maddesi uyarınca icra memurluğunca davacıya karşı dava açması konusunda alacaklıya 7 günlük yasal süre verilmesine,

3-Peşin yatırılan harç karar ve ilam harcını karşıladığından mahsubu ile hazineye gelir yazılmasına,

4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay 12. Hukuk Dairesi Başkanlığı nezdinde temyiz yolu açık olmak dosya üzerinden karar verildi. 03/11/2010






Mahkeme: İSTANBUL 1. İCRA HUKUK MAHKEMESİ

Esas No : 2010/898

Karar No : 2011/297

Tarihi : 05/04/2011




Mahkememizde görülmekte bulunan İcra Takibine İtirazın Kaldırılması davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dilekçesinde, asıl borçlu şirket ve müteselsil kefil olan davalılar hakkında yapılan takip sırasında davalı borçlular tarafından haksız yere itirazda bulunulduğunu belirterek kaldırılmasını ve icra takibinin devamına karar verilmesini talep ettiği; duruşmada da dilekçesini tekrar ederek bilirkişi raporunun banka aleyhine olan kısımlarını kabul etmeyerek sonuç kısmına göre davanın subut olduğunu, takipte asıl alacak yönünden bir itiraz olmadığını, sadece yetkiye ve faize faiz yürütüldüğüne yönelik bir itiraz bulunduğunu, yetki sözleşmesi yapıldığını, İstanbul Mahkemelerinin yetkisi açık olup, gerek hesap kat ihtarı gerekse takip borçlularının sözleşmede bankaya bildirdikleri adrese yapıldığını, sözleşmenin hükümleri açık olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini istediği;

Davalılar vekili cevap dilekçesini tekrar ederek kat ihtarnamesinin kesinleşmediği için borcun muaccel olmadığını, yargıtay kararlarının bu konuda açık olduğunu. Genel mahkemelerde yargılamayı gerektiren husus olduğunu, İİK. 68/b maddesinde faiz tahakkuk dönemlerini takip eden 15 gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorunda olduğunu, davacının 31/12/2008 tarihli devre faizi ve diğer alacaklarla ilgili 11/02/2009 tarihinde hesap özetini adresine gönderdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istediği;

İcra dosyasının celp edilip incelendiği; alacaklı tarafından davalı borçlular hakkında İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/…. D.iş sayılı 02.07.2009 tarihli ihtiyati haciz kararı alınarak kredi sözleşmesinden doğan alacak için ilamsız takip yapıldığı; borçlular tarafından yapılan itiraz üzerine, alacaklı vekili tarafından borçluların itirazının haksız olduğu iddia edilerek kaldırılması istendiği; Mahkememiz dosyası bilirkişiye tevdi edilerek iddialar konusunda rapor istenmiş ise de, takip dayanağı genel kredi sözleşmelerinde asıl kredi borçlusu şirket ile müteselsil kefil olan davalılara hesap kat ihtarnamesinin gönderildiği ancak tebligatların adresten taşındıklarından bahisle tebliğ edilmeden bila tebliğ edildiği noter şerhinden anlaşıldığı; itiraz eden borçlular kredi kullanan asıl kredi borçlusu şirketin müteselsil kefilleri olup banka kredi sözleşmeleri süresiz sözleşmeler olduğundan kural olarak hesap katedilmesiyle borcun muaccel hale gelmiş olduğu, ancak kredi borçlusu ve kefillerine yapılacak ihtarla temerrüt oluşabileceğinden ve davalı borçlulara hesap kat ihtarı tebliğ edilmediğinden sunulan belgeler İİK nun 68/b maddesinde sayılan belgelerden olmadığı; alacaklının ilgili Hukuk Mahkemesinde dava açması gerektiği;.bu nedenlerle İİK. 68/b anlamında tebligat yapılmadığı için davanın şartları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerektiği;

Tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.

Belirtilen nedenlerle :

HÜKÜM:

1-Açılan davada İİK. 68/b anlamında tebligat yapılmadığı için davanın şartları oluşmadığından REDDİNE ,

2- Şartları oluşmadığından icra inkar tazminatı hükmetmeye yer olmadığına,

3- Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4- Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesap ve taktir olan 360.-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

Dair davacı vekili Av. B. Ü. ile davalılar vekili Av. Ahmet Erol'un yüzünde tebliğ ve tefhim tarihinden itibaren 10 günlük yasal süre içinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olarak karar verildi







Mahkeme: KADIKÖY 2. İCRA HUKUK MAHKEMESİ

Esas No : 2010/516

Karar No : 2010/1762

Tarihi : 04/11/2010




Mahkememizde görülmekte bulunan İstihkak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dilekçesiyle,müvekkilinin borçlusundan 9.7.2009 tarihinde boşandığını,yıllardır üst düzey yönetici olarak çalıştığını, birikimleriyle haczin yapıldığı taşınmazı satın aldığını, evlilik birliğinin devamı esnasında haciz adresinde ikamet ettiğini,boşanma sonucunda borçlunun evini şahsi eşyalarını alarak terk ettiğini hal böyle iken borçlu aleyhine yapılan takipte müvekkiline ait evde haciz yapıldığını,borçlunun ikametgah adresi kaydını değiştirmemesi nedeniyle borçluya ihtarname çektiklerini beyanla, istihkak iddiasının kabulünü istemiştir.

Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesiyle,haczin yapıldığı adresin takip dayanağı belgelerde borçlunun bildirdiği adres olduğunu, borçlunun piyasaya borçları nedeniyle eşi davacıyla muvazaalı boşandığını beyanla, davanın reddini istemiştir.

Davalı borçlu vekili, davacıyla müvekkilinin boşandıklarını, haczedilen menkullerin davacıya ait olduğunu beyan etmiştir.

İcra dosyasının celp ve tetkikinde: Davalı alacaklının borçlu aleyhine 12.08.2008 tanzim tarihli iki adet bonoya dayalı olarak 08.10.2009 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlattığı Anadolu hisarı Hisar evleri adresine hacze gidildiği, adreste borçlunun çalışanı huzurunda haczin gerçekleştiği, çalışan ve hizmetli olduğu anlaşılan Meryem Duman'ın borçlunun adreste olmadığı yönünde herhangi bir beyanının bulunmadığı görülmüştür.

Davacı delil olarak Üsküdar 2 Aile Mahkemesinin 2009/…. sayılı ilamı ve tanık beyanları ve bir adet faturaya dayanmıştır.

Davacı tanığı İlkim Atilla, davacının büyük bir firmada yönetici seviyesinde çalıştığını, haczin yapıldığı gayrimenkul ile içindeki eşyaları 2003 yılında satın aldığını, bu esnada evlilik birliğinin devam ettiğini, borçlunun da o sıralar mali durumunun iyi olduğunu, geçen sene itibarıyla eşinden boşandığını,

Diğer davacı tanığı Meryem Nur, davacının yönetici olarak çalıştığını, borçlunun da ekonomik durumunun iyi olduğunu, geçen sene ayrıldıklarını, boşanmadan sonra evde davacının ikamet ettiğini, borçlunun evden ayrıldığını söylemişlerdir.

Davacının ibraz ettiği boşanma ilamının tetkikinde:borç doğurucu işlemden sonra takip tarihine bir kaç ay kala tarafların anlaşmalı olarak boşanmak için mahkemeye başvurdukları, boşanmanın tüm mali sonuçları hakkında anlaştıkları,davacının boşanmadan sonra eşinin soy adını taşıma hususunda mahkemeden izin aldığı görülmüştür.

Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı ile her ne kadar davacının yönetici olarak çalıştığı beyan edilmiş ise de, borçlunun da evlilik birliğinin devamı esnasında mali durumunun iyi olduğu dolayısıyla haczin yapıldığı evin ve içindeki eşyaların satın alındığı tarih itibarıyla mali durumu iyi olan borçlunun hiçbir ekonomik katkısı olmadan her şeyin davacı tarafından satın alındığı, borçluya ait hiçbir şeyin bulunmadığı iddiası inandırıcı gelmemiş, borçlunun boşanmadan sonra evden ayrıldığı iddia edildiğine göre de boşanmanın borç doğurucu işlemden sonra yapıldığı ve boşanma ilamının içeriğine göre de alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı olduğu kanaatine varılmış, (borçlunun tuttuğu vekil kanalıyla davacı lehine olmak üzere davayı da takip etmesi izlenmek suretiyle) haciz esnasında da evin çalışanının borçlunun adreste olmadığını beyan etmesi ve yine icra dosyasında mevcut mernis adresinin de haczin yapıldığı adres olduğu anlaşılmakla, menkuller borçlu elinde haczedilmiş sayılmış,davacı İİK.nun 96 ve devamı maddesinde öngörülen karinenin aksini kesin ve inandırıcı delillerle ispatlayamadığından davasının reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacının davasının REDDİNE.

Peşin alınan harçtan 17,15 TL nini karar harcına mahsubu ile bakiye harcın isteği halinde davacıya iadesine.

Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına.

Davalı alacaklı vekili yararına dava konusu menkullerin değeri üzerinden nispi hesaplanan 579,00 TL nispi ücreti vekaletin davacıdan alınarak, davalı alacaklıya verilmesine.

Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tefhimden itibaren 10 günlük süre içinde temyizi kabil olmak üzere verilen karar okunup,açıklandı.04/11/2010





Mahkeme: İSTANBUL 10. İCRA HUKUK MAHKEMESİ

Esas No : 2010/758

Karar No : 2010/1605

Tarihi : 27/10/2010




Mahkememizde görülmekte bulunan İcra Takibine İtirazın Kaldırılması davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dilekçesinde; borçluların borçlarını ödememesi sebebiyle haklarında icra takibi yaptığını, yapılan bu takibe borçluların itiraz ettiğini, bunda haksız olduklarını, bu nedenle davanın kabulü ile itirazın kaldırılmasına, takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekiline duruşma gününü bildirir meşruhatlı tebligatın usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, duruşmaya gelmediği anlaşıldı.

İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2010/….. esas sayılı takip dosyası celp ve tetkik edildi.

İcra dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhlerine ilamsız icra takibi yaptığı görülmüştür. Borçlular adlarına gönderilen örnek 7 nolu ödeme emirleri tebliğ edilmiş olup, borçlular süresi içerisinde yapılan takibe vekili marifetiyle itirazda bulunmuşlardır. Borçlu taraf itirazında; borca itiraz ettiklerini, müvekkillerinin böyle bir borçlarının bulunmadığını, takip konusu yapılan bononun müvekkiline, müvekkilinin ortağı ve yönetici olduğu S. Ltd. Şti. Tarafından inşa edilen M… Apt. işi ile ilgili teminat senedi olarak verildiğini, teminat senedi olarak verilmiş bononun tahsil amacıyla icra takibine konulmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu bildirmişlerdir. Alacalı tarafın takibe koyduğu senet incelendiğinde, senet arkasında teminat olarak verildiği yazılıdır. Senede teminat senedi yazılması yeterli değil ise de, davacı senedi takibe koyarken senedin teminat senedi olduğunu kabul ederek, takibe teminat senedi olarak koymuştur. Bu durumda senedin teminat olarak verilip verilmediği, teminat olarak verilmiş ise şartların oluşup oluşmadığı ve edimlerin yerine getirilip getirilmediği hususları yargılamayı gerektirir. Dar yetkili mahkemede incelenemez. Bu nedenle davacının davası yerinde görülmemiş, reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM :

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davacının davasının REDDİNE

2- Davacının kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine,

3- Davalıların kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine,

4- Harç ve mahkeme giderlerinin sarfeden üzerinde bırakılmasına, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

Kanun yolu açık olmak üzere verilen bu karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda açıkça okunup, usulünce anlatıldı.






Mahkeme: KARTAL 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Esas No : 2010/294

Karar No : 2011/363

Tarihi : 21/06/2011




Davacı vekili tarafından davalı hakkında açılan itirazın iptali davası nedeni ile Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan açık duruşma sonunda ;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili duruşmada tekrar ettiği dava dilekçesi ile davalının davacıya olan borcuna karşılık 15/01/2005 vade tarihli 9.100.00.TL bedelli bono imzalayıp davacıya verdiğini ve fakat vade tarihinde davacıya ödenmediğini, davacının Kratal 4. Icra Müdürlüğünde 2009/….. esas sayılı dosya ile genel haciz yoluna mahsus ilamsız icra takibi başlattığını, davalının 29/12/2009 günü takibe, borca ve ferilerine itiraz ettiğini, yapılan haksız itiraz üzerine takibin durduğunu, Kartal 1. İcra Hakimliğinde 2010/….. esas sayılı dosya ile itirazın kesin kaldırılması için dava açıldığını ancak anılan mahkemece 20/04/2010 günü 2010/….. karar numarası ile takip konusu bononun 3 yıllık zaman aşımı süresi geçtikten sonra takibe konulduğu ve genel haciz yolu ile takip yapma olanağı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddiine karar verildiğini davalının itiraz dilekçesinde davacıya herhangi bir borcu olmadığını, takibin yasaya aykırı olduğunu, ileri sürdüğünü, davalının takibe konu bonoyu 01/01/2005 günü davacı adına düzenlediğini, borçlunun imzasını inkar etmediğini, takip konusu bonoyu ödediğini yazılı bir delil ile ispat etmesi gerektiğini, itirazın haksız olduğunu, kötü niyetli olduğunu iddia ederek, itirazın iptaline takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi ile, takip konusu yapılan senetten dolayı davacıya herhangi bir borçları olmadığını alacaklı görülün şahsın bedelsiz kalan ve teminat amaçlı yazılı delil başlangıcı hükmündeki belgeyi üçüncü kişilerden kötü niyetli olarak elde edip takibe koyduğunu, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, onunla bir alacak borç ilişkisi olmadığını, takip konusu senetlerdeki alacaklı konumundaki Ömer Kaya'nın senetleri ne şekilde elde ettiğini bilmediklerini, davalı tarafından keşide edilip davacıya teslim edilmiş bir senet bulunmadığını, davacının senetleri kimden ne şekilde elde ettiğini ve neden alacaklı olduğunu kanıtlaması gerektiğini, tazminat gerektiren alacağın kesin ve likit olması gerektiğini icra takibine konu alacağın kesin olmaması ve ispatı mucip bir alacak olması nedeni ile icra inkar tazminatı talebinin yersiz olduğunu, haksız ve yasal olmayan bir alacağın icra takibine konu edilmesi nedeni ile davalı lehine kötü niyet tazminatı taktir edilmesi gerektiğini, savunarak davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.

Kartal 4. İcra Müdürlüğünün takip dosyası ve Kartal 1. İcra Hakimliğinin 2010/….. esas sayılı icra takibine itirazın kaldırılması dosyası getirtilmiş tarafların delilleri toplanmış, tanıklar dinlenmiştir.

Toplanan delillerle Alacaklısı Ö. K. olan borçlusu H. K. olan 01/01/2005 düzenleme günü 15/01/2005 vade günlü 9.100.00.TL bedelli bono daki imza davalı tarafça inkar edilmemiştir. Davalı bononun bedelsiz kaldığını, teminat amaçlı verildiğini savunmuştur. davacının davaya konu bonoyu üçüncü kişilerden kötü niyetle elde edip takibe koyduğunu savunmuştur. Davalı bononun bedelsiz kaldığını ve teminat amaçlı verildiğini kanıtlayamamıştır. Imza inkar edilmediğine göre davalı taraf davacının imzasını taşıyan borç ikrarına havi bononun teminat olduğunu, bedelsiz kaldığını usulüne uygun kanıtlayamadığından dolayı aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.

Hüküm yukarıda izah edilen nedenlerle ;

1-Davanın KABULÜNE, Kartal 4 İcra Müdürlüğünün 2009/….. esas sayılı takip dosyasına DAVALININ VAKİ İTİRAZININ İPTALİNE, TAKİBİN DEVAMINA, YARGILAMA GEREKTİĞİNDEN İCRA İNKAR TAZMİNATI TAYİNİNE YER OLMADIĞINA.

2-Alınması gerekli 540.54.TL. Harçtan peşin alınan 135.15.TL harcın icrai mahsubu ile bakiye 405.39.TL harcın davalıdan alınıp hazineye gelir kaydına.

3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden lehine 1.100.00.TL Vekalet ücreti taktiri ile bunun davalıdan alınıp davacıya verilmesine.

4- Başvurma harcı 17.15 TL peşin harç 135.15. TL vekalet onama harcı 2.75 TL posta gideri 20.00.TL olmak üzere toplam : 175.05.TL. Yargılama giderinin davalıdan alınıp sarf edin davacıya verilmesine.

Dair, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar alenen okunup usulen tefhim kılındı.









Mahkeme: KADIKÖY 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Esas No : 2009/528

Karar No : 2010/506

Tarihi : 16/12/2010




Mahkememizde görülmekte bulunan sözleşme şerhinin silinmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili mahkemeye verdiği dilekçesinde, davacının 13 nolu daireyi 12/02/08 tarihinde satın aldığını, eski malik E. Y. ile şirket arasında gayrimenkul satış vaadi kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapılmış olduğuna dair şerhin tapu kaydında bulunduğunu, ancak apartmanın diğer bağımsız bölümlerinde bu kaydın yer almadığını, diğer maliklerin rıza ve muvafakatini almadan yapılmış sözleşmenin davacıyı ve diğer malikleri de bağlamayacağını, şerhin yolsuz olduğunu, kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevabında, davacının taşınmazı şerhle birlikte ve şerhi görerek aldığını, TMK'nun 1009 maddesi gereğince bu tür şahsi hakların şerh edilebileceğini ve sonradan iktisap edenlere karşı da ileri sürülebileceğini, redde karar verilmesini savunmuştur.

Dava, TMK'nun 1009 maddesine göre açılmış şerhin iptali istemidir.

Tarafların listesini verdiği deliller toplanmıştır.

Gelen tapu kaydına göre taşınmazın ….. bağımsız bölüm olduğu ve 19/10/05 tarihinde davacı E. Y. tarafından satın alınarak iktisap edildiği, onun da davalı firma ile Kadıköy 4 Noterliğinde 23/12/05 tarihinde ………. yevmiye numarası ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı, şerhin ise tapu siciline 05/01/06 tarihinde işlendiği anlaşılmıştır.

Bu kerre, aynı bağımsız bölümün üzerinde ipotek vs'ler ile birlikte yükümlü olarak 85.000 TL'ye A. M. A.'a satılmış olduğu anlaşılmıştır.

Tapu kaydının tedavüllerine göre …. bağımsız bölüm üzerindeki İnşaat sözleşmesi şerhin bu bağımsız bölümün 5/64 hissesi üzerine nakledildiği ve sürdürüldüğü anlaşılmıştır.

Dosyaya getirilen davalının yaptığı projeye göre 24 bağımsız bölümlü bina için 26/11/09 tarihinde inşaat ruhsatı aldığı görülmüştür.

Davacının …… bağımsız bölümü satın alırken üzerinde var olan şerh ile satın almış olmakla şerhin davacıya karşı ileri sürülmesi mümkün bulunmaktadır.

Ne var ki, binada kat mülkiyeti iptal edilerek paylı mülkiyete geçilmiş, ancak diğer kat maliklerinin davacının bayiinin yapmış bulunduğu sözleşmeyi benimseyen ve müteahhit davalı ile sözleşme yapanın bulunmadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda kat karşılığı inşaat sözleşmesinin hüküm ifade edebilmesi için paylı mülkiyete konu taşınmazlarda TMK'nun 691 ila 693 ve 702 maddeleri gereğince tüm maliklerin birlikte hareket etmeleri gerekli ve şart olduğundan davacının satın aldığı ….. bağımsız bölümüde bulunan şerhin onları bağlaması ve binanın bu sözleşmeye göre yeniden yapılması mümkün değildir. Davalı 23.12.2005 tarihinden bu yana diğer paydaşlarla da sözleşme imzaladığını bildirmemiş esasen makul sürede 5 yıldan bu yana dolmuştur. Bu durumda MK' nun 2. Maddesi de gözetilerek davacının payı üzerinde bulunan şerhin terkinine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Yukarıdaki gerekçeye göre,

1-) Davanın kabulü ile; …. parselde bulunan 27.10.2009 tarihinde paylı mülkiyete dönüştürülen ve davacının 5/64 payı üzerinde bulunan kat karşılığı inşaat sözleşmesi şerhinin terkinine,

2-) Alınması gereken 17,15 TL harçtan peşin alınan 15,60 TL' nin mahsubu ile bakiye 1,55 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-) Davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 1.100,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-) Davacının yaptığı 15,60 TL harç, 15 ,00 TL tebligat, 40,00 TL teskere ve 200 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 270,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı ve vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde temyiz yolu açık verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİCBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.
KÖTÜLÜKLE BESLENEN ZALİMLİKLE TERBİYE EDİLİR.
WWW.KARARARA.COM
Kullanıcı avatarı
teoman
Global Moderatör
 
Mesajlar: 7968
Kayıt: 29 Tem 2012, 17:08

Reklam

Dön Mesleki Konular ve Haberler



Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

 

 

 

   

 

Copyright 2010 BETA