kararara.com

Yargı Kararı Paylaşım Platformu

 

 

Ana Sayfa        Forum        Loca        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

İRTİKÂP - TCK 250. Md. • kararara.com


  • Reklam

İRTİKÂP - TCK 250. Md.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım forumu...

İRTİKÂP - TCK 250. Md.

Mesajgönderen admin » 25 Ara 2012, 01:50

Madde 250 - (1) (Değişik fıkra: 02/07/2012-6352 S.K./86.md.) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir.

(2) Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamu görevlisi, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) İkinci fıkrada tanımlanan suçun kişinin hatasından yararlanarak işlenmiş olması hâlinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(4) (Ek fıkra: 02/07/2012-6352 S.K./86.md.) İrtikap edilen menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu göz önünde bulundurularak, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir. www.kararara.com
Kullanıcı avatarı
admin
Site Yöneticisi
 
Mesajlar: 12707
Kayıt: 22 Mar 2012, 11:08
Konum: Ankara

Reklam

GEREKÇE - TCK 250. Md.

Mesajgönderen admin » 26 Ara 2012, 01:08

MADDE 250.– Madde metninde çeşitli şekillerde gerçekleştirilen irtikap fiilleri suç olarak tanımlanmıştır. İrtikabın varlığı için, kamu görevlisi¬nin kişilerden kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekir. Ancak, bu yarar sağlama olgusu çeşitli şekillerde gerçekleşebilir. Madde metninde bu yararlanma olgusunun gerçekleştiriliş şekilleri göz önünde bulundurularak suç tanımlaması yapılmıştır.

Maddenin birinci fıkrasında icbar suretiyle irtikap suçu tanımlanmış¬tır. İcbar suretiyle irtikâp suçunun oluşabilmesi için; kamu görevlisinin, bir başkasını kendisine veya başkasına yarar sağlamaya veya bu yolda vaatte bulunmaya icbar etmesi gerekir. Bu icbarın, yürütülen görevin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmiş olması gerekir. Ancak, bu icbarın, yağma suçunun oluşumuna neden olan cebir veya tehdit boyu¬tuna varmaması gerekir. Aksi takdirde, gerçekleşen suç, icbar suretiyle irti¬kâp değil, gasp suçu olur.

İcbar teşkil eden fiillerin etkisinde kalan kişi, hukuka aykırı olduğunu bilmesine rağmen, karşılaşabileceği daha ağır zararların önüne geçebilmek için, bu baskının etkisiyle, kamu görevlisinin şahsına veya gösterdiği üçüncü kişiye bir yarar sağlamaktadır.

Yarar vaadinde bulunulması hâlinde de, kamu görevlisinin tamam¬lanmış icbar suretiyle irtikap suçundan dolayı sorumlu tutulması gerekmek¬tedir. Bu durumda aslında icbar suretiyle irtikâp suçu henüz tamamlanma¬mıştır; ancak, izlenen suç politikası gereğince, failin tamamlanmış suçun cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür.
Maddenin ikinci fıkrasında ikna suretiyle irtikap suçu tanımlanmıştır. İkna suretiyle irtikâp suçunun oluşabilmesi için; kamu görevlisinin, hileli davranışlarla bir kimseyi kendisine veya başkasına yarar sağlamaya veya bu yolda vaatte bulunmaya ikna etmesi gerekir.

İkna suretiyle irtikâp suçunu oluşturan hileli davranışların da kişinin yerine getirdiği kamu görevinin sağladığı güven kötüye kullanılmak sure¬tiyle gerçekleştirilmesi gerekir.
İkna suretiyle irtikâp suçunu oluşturan hilenin icraî veya ihmali dav¬ranışla gerçekleştirilmesi mümkündür. Bu bakımdan, hatadan yararlanmak suretiyle irtikap, ikna suretiyle irtikap suçunun sadece bir işleniş şeklinden ibarettir. Maddenin üçüncü fıkrasına göre, bu durumda ikna suretiyle irtikap suçunun cezasında indirim yapılması gerekmektedir.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir. www.kararara.com
Kullanıcı avatarı
admin
Site Yöneticisi
 
Mesajlar: 12707
Kayıt: 22 Mar 2012, 11:08
Konum: Ankara

İRTİKÂP - TCK 250. Md. - MADDE AÇIKLAMALARI

Mesajgönderen admin » 26 Oca 2013, 22:24

MADDE AÇIKLAMALARI:

Madde 250 de önceki yasa dönemindeki düzenlemeye paralel olarak başlıca şekilleri ele alınarak irtikap suçuna konu eylemler tanımlandı.

Hukuki Konu: Kamu görevlilerinin kamusal faaliyeti ilgili mevzuata uygun olarak, görevlerin yürütülmeleri sağlanmak istenmiştir. Bunun yanında devlete ve görevlilere karşı duyulması gereken güven, yetkilerin kötüye kullanılmaması ve bireylerin bu faaliyetlerin kötüye kullanılmasıyla zarara sokulmamaları amaçlanmıştır. İrtikâbın üç ayrı şekli, bağımsız üç ayrı suç olarak düzenlenmiş ve ağırlıklarına göre farklı yaptırımlar konmuştur. Farklı suç tiplerini oluşturan hareketler, irtikâp suçunun seçimlik hareketleri değil, farklı suç tiplerine ait bağımsız hareketlerdir. O nedenle bu farklı hareketlerin aynı zamanda veya kısa zamanlı dönemde aynı yerde işlenmesiyle suç çokluğu söz konusu olacak ve ancak zincirleme suç hükümleri gündeme gelecektir.

Fail: Kamu görevlisidir. Bu kavram hakkında zimmet suçu bakımından yapılan açıklamaları tekrarlarız.

Önce 250.madde de, 765 sayılı kanunun 209.maddesindekilerden farklı olarak düzenlenen kavramlara değinelim:

1-Görevin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak: Görev gereği sahip olunan yetkinin, çıkar sağlamak amacıyla kişileri zor durumda bırakacak şekilde kullanılması, ima edilmesi ya da kullanıp kullanmamak bakımından bazı davranışlara girilmesidir. Nüfuz kullanılarak tesis edilecek işlemin zamanında yapılmaması, takdir yetkisinin aleyhe kullanılması hallerinde bu durum söz konusudur.

Nüfuz görevlinin sıfatı nedeniyle de söz konusu olabilir.

2-İcbar etmek: Mağdurun iradesini zorlayıp baskı altına alarak görevliye çıkar sağlatma eylemleridir. Maddi zorlama olmamalıdır. Manevi nitelikteki zorlamalarda zorlamanın nitelik ve mahiyet itibariyle yağma (madde 148) suçunu oluşturur dereceye de ulaşmaması gerekir. Belirmek gerekir ki mağdur kesin olarak icbara uymak durumunda kalmayacak sadece sübjektif bir değerlendirmeyle tercih sorunu yaşayacaktır. Bu zorlama karşısında kişi, görevliye ya da gösterdiği yer ya da kişiye yasaya aykırı olduğunu bildiği halde çıkar sağlayacaktır.

İcbar, mağdur üzerinde yapılabileceği gibi onu etkileyecek yakınları ya da çıkarları baskı ya da zarar altında alınacağı tehdidiyle de yapılabilir. Böyle bir elverişliliğin var olup olmadığını belirlemek mahkemenin çözeceği maddi sorundur. Her olayda somut ortam ve koşullara göre çözülmelidir.

Dikkat edilmesi gereken kişinin görevli tarafından yapılması söz konusu işlemden göreceği zarar ile hukuka aykırı olarak sağladığı çıkar arasındaki değer ve orandır. Yalnız bu objektif değil sübjektif bir değerlendirme konusudur.

Zorlama icbar boyutuna ulaşmazsa, rüşvet suçu gündeme gelecektir.

3-Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak: İkna suretiyle irtikâp suçunda, görevin sağladığı güvenden yararlanarak kişiyi hileli davranışlarla etkileyip kandırarak çıkar sağlanmaktadır.

Görevliye sahip olduğu konum ve yetkiler nedeniyle ve onları doğru kullanacağı düşüncesiyle güvenilir.

Görevli, bireyi ikna için çıkarın görev ve işlem gereği verilmesi gerektiğini ileri sürecektir. Mağdur, görevlinin istediği çıkarın yasa ve görev gereği verilmesi gerektiğine hileli davranışlarla inandırılmıştır. Bu zan inanç memurun, ikna eden söz ve davranışları ile oluşmuştur.

Bu fıkradaki suçun aktif söz ve eylemlerle gerçekleşmesi mümkündür. İhmali hareketlerle ancak 3. fıkradaki suç işlenebilir.

4-Kişinin hatasından yararlanarak : Burada da çıkarın sağlanması için 2. fıkradaki şekilde mağdurun iradesinin yanıltılması gerekir. Bu durumda, mağdurun daha önceden yaptığı bir hareket vardır. Ancak bireyin hata ve yanılgısı ile çıkar sağlanmış ve sağlanmaya hazır hale gelmiştir. Görevli bu hatalı durumu fark etmesine rağmen, bireyin bu hatasından yararlanmakta ve devam etmesi için, bunu açıklamadan yarar sağlamaktadır.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir. www.kararara.com
Kullanıcı avatarı
admin
Site Yöneticisi
 
Mesajlar: 12707
Kayıt: 22 Mar 2012, 11:08
Konum: Ankara

Re: İRTİKÂP - TCK 250. Md.

Mesajgönderen admin » 28 Eki 2013, 23:31

5. Ceza Dairesi 2006/12792 E., 2006/10667 K.

İHALEYE FESAT KARIŞTIRMA
İRTİKAP


Devlet alım ve satımına fesat karıştırmak suçundan hükümlü A……….'ın bozma üzerine hakkında 5237 sayılı TCK.nun uygulanıp uygulanamayacağı ile ilgili olarak Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 05.05.2006 gün ve 2006/75 Esas, 2006/153 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi hükümlü müdafii ve katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

Suç tarihinde Milli Emlak Müdürü olup aynı zamanda ihale komisyon başkanlığı görevini yapan hükümlü A……….'ın mülkiyeti hazineye ait taşınmazın satış ihalesi öncesinde Mehmet'in bu taşınmaza çok para harcadığını, muhakkak almak isteyeceğini bildiğinden onu sıkıştırmak suretiyle para almak için Kazım Kaçan ile işbirliği yapıp, K…

….'ın ihaleye adamları vasıtasıyla alıcı olarak girmesini, bilahare M……..'den para alma vaadi karşılığında ihaleden çekilmelerini sağlayıp bu şekilde menfaat temin etmesi eyleminde ihaleye fesat karıştırma suçu yanında irtikap suçunu da işlediği sabit olup 5252 Sayılı Yasanın 9/4. maddesi gözetilerek 5237 Sayılı Yasanın 235/4. maddesi delaletiyle aynı Yasanın 250/1. maddesi gereğince cezalandırılması gerekirken isabetli olmayan gerekçe ile bu suçtan cezalandırılamayacağına karar verilmesi,

Kesinleşen 09.11.1998 günlü ilk hükümde devletin bir zararı söz konusu olmadığından bahisle zararın sanıklardan alınmasına yer olmadığına karar verilmesi karşısında, uyarlama aşamasında da 5237 Sayılı Yasanın 235/1,2-b-d maddesi ile belirlenen cezanın 235/3. maddesi gereğince artırılamayacağının gözetilmemesi,

Suçun 5237 Sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesine rağmen hükümlü hakkında 53/5. maddenin uygulanmaması,

Kanuna aykırı, hükümlü müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir. www.kararara.com
Kullanıcı avatarı
admin
Site Yöneticisi
 
Mesajlar: 12707
Kayıt: 22 Mar 2012, 11:08
Konum: Ankara

Re: İRTİKÂP - TCK 250. Md.

Mesajgönderen admin » 28 Eki 2013, 23:32

5. Ceza Dairesi 2007/4995 E., 2011/21609 K.

CEBRİ İRTİKAP
TEŞEBBÜS


Cebri irtikap ve buna iştirak suçlarından sanıklar N..... ve M..... C.'nin bozma üzerine yapılan yargılanmaları sonunda; sanık N……..'nin cebri irtikaba iştirak suçundan beraetine, sanık M..... C.'nin müşteki Y……..'a yönelik cebri irtikap fiilinden mahkumiyetine, müdahil M..... S.'ye karşı işlediği iddia olunan suçtan ise beraetine dair, (Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi)'nden verilen 28.12.2006 gün ve 2005/53 Esas, 2006/329 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık M..... C. müdafii ve katılan M..... S. vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

15.11.2005 günlü oturuma ait duruşma tutanağının birinci sayfası mahkeme başkanı tarafından imzalanmamış ise de, burada yapılan usul işlemleri sonraki oturumlarda yeniden yapılarak anılan noksanlık giderilmiş olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanıkların müdahil M..... S.'ye karşı işledikleri ileri sürülen cebri irtikap ve buna iştirak suçlarından kurulan beraet hükümlerinin incelenmesinde;

Katılanın aşamalardaki uyumlu anlatımlarına, sanık N……..'nin hazırlıktaki kısmi ikrarına, bunu doğrulayan tanık İ……..'ın olaya yakın verdiği beyanlara, 20.03.2002 tarihli para teslim ve arama tutanaklarına, tanık beyanlarına ve dosya içeriğine göre Vergi Dairesi Müdür Vekili olan sanık M..... C.'nin vergi mükellefi olan müdahili mali araştırmaya tabi tutup fazla vergi cezası keseceğinden bahisle korkutarak komşusu ve arkadaşı olan diğer sanık vasıtasıyla para talep ettiği, katılanın isteği kabul etmiş gözükerek 20.03.2002 günü C.Savcılığı'na müracaat edip durumu bildirdiği, suçun ve faillerin belirlenmesi amacıyla tespiti yapılan para ve çekin katılan tarafından sanık N.....'ye ait işyerinde teslim edilmesini müteakip yapılan operasyonla suça konu çek ve paranın sanığın işyerinde bulunan kutuda gizlenmiş olarak bulunduğunun anlaşılması karşısında, sabit olan ancak, henüz menfaat veya menfaat vaadinin sağlanamamış olması ve olayın ortaya çıkarılması için para ve çekin verilmiş olması nedeniyle teşebbüs aşamasında kalan cebri irtikaba teşebbüs ve buna katılma niteliğinde olan suçlardan dolayı sanıkların mahkumiyetleri yerine, oluşa ve dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı biçimde beraetlerine karar verilmesi,

Sanık M..... C.'nin müşteki Y………'a yönelik cebri irtikap suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanun'un 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK'nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu,

Bozmayı gerektirmiş ve sanık M..... C. müdafii ile katılan M..... S. vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 05.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir. www.kararara.com
Kullanıcı avatarı
admin
Site Yöneticisi
 
Mesajlar: 12707
Kayıt: 22 Mar 2012, 11:08
Konum: Ankara

Sonraki

Dön Türk Ceza Kanunu Şerhi



Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 6 misafir

 

 Ceza Hesaplama          Yargılama Giderleri Hesaplama          Avukatlık Ücreti Hesaplama          İnfaz (Yatar) Hesaplama

 

Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Hukuk)          Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)          Anketler          İstatistikler

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA