TAKSİRLİ İFLÂS - TCK 162. Md. • kararara.com


Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Kanun Şerhleri Türk Ceza Kanunu Şerhi TAKSİRLİ İFLÂS - TCK 162. Md.

TAKSİRLİ İFLÂS - TCK 162. Md.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım forumu...

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 27528







Madde 162 - (1) Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflâsa sebebiyet veren kişi, iflasa karar verilmiş olması hâlinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Mesaj 26 Ara 2012 11:59
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 27528



MADDE 162.– Madde metninde, taksirli iflas suçu tanımlanmıştır. Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin (Türk Ticaret Kanunu, madde 20, fıkra 2) gösterilmemesi yani objektif özen yükümlülüğünün ihlâli dola­yısıyla iflâsa sebebiyet verilmesi hâlinde taksirli iflas söz konusudur.
Hileli iflas suçunda olduğu gibi, kişinin taksirli iflas dolayısıyla ceza­landırılabilmesi için, tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösteril­memesi dolayısıyla iflâsa karar verilmiş olması gerekir. Bu nedenle, iflas olgusunun gerçekleşmesi, bu suç açısından da bir objektif cezalandırılabilme şartı niteliği taşımaktadır.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 27528



MADDE AÇIKLAMALARI:

Madde metninde, taksirli iflas suçu tanımlanmıştır. Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin (Türk Ticaret Kanunu, madde 20, fıkra 2) gösterilmemesi yani objektif özen yükümlülüğünün ihlâli dolayısıyla iflâsa sebebiyet verilmesi hâlinde taksirli iflas söz konusudur.

Hileli iflas suçunda olduğu gibi, kişinin taksirli iflas dolayısıyla cezalandırılabilmesi için, tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflâsa karar verilmiş olması gerekir. Bu nedenle, iflas olgusunun gerçekleşmesi, bu suç açısından da bir objektif cezalandırılabilme şartı niteliği taşımaktadır.

Yeni düzenlemede sınırlı şekilde sayılan davranışların varlığı halinde fail hileli veya taksirli müflis durumuna gelecek ve eylemi cezayı gerektirecektir.

Karşılıksız yararlanma suçları; 765 sayılı TCK nan 3756 sayılı Kanun ile 521a ve 521b maddelerinin eklenmesi ile getirilmiş bir düzenleme idi. Yeni TCK da bu suçların kapsamında bir daraltma göze çarpmaktadır. Yeni TCK nun 163 maddesinde; otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen hizmetten ödeme yapmadan yararlanma, telefon hatları ve frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedini rızası olmadan yararlanma suç olarak tanımlanmıştır.

Önceki düzenlemede yer alan; pansiyon, otel, han gibi geçici ikamete tahsis edilmiş yerlerde kalan, lokanta ve benzeri yerlerde yiyip içen, taksi ve benzeri ulaşım araçlarında kendini bir yerden bir yere taşıtan ve bunların sonucunda para ödemeyen kişinin eylemleri yeni düzenlemede karşılıksız yararlanma suçu kapsamına alınmamıştır. Yani eski 521b maddesi yeni düzenlemede genişleyerek yer almış iken 521a da yer alan düzenlemeye yer verilmemiştir.

Yeni durumda eylemin dolandırıcılık kapsamında kalıp kalmayacağını tartışılması gerekecektir.

Karşılıksız yararlanma suçuna ilişkin failin konuma özgü bazı cezasızlık veya cezadan indirim sebepleri 167. maddede düzenlenmiştir. Yağma hariç tüm mala karşı suçlarda bu sebepler yer almaktadır.

Bu indirim ve cezasızlık hali failin şahsına ilişkin olduğundan, suça iştirak eden kişiler maddede belirtilen akrabalık durumuna sahip değiller ise indirim veya cezasızlık halinden yararlanamaz.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 27528



Ceza Genel Kurulu 2006/6-328 E., 2006/323 K.

LEHE KANUN UYGULAMASI
TAKSİRATLI İFLAS SUÇU


Sanık A…… E……'nin taksiratlı iflas suçundan 765 sayılı TCY'nın 507 ve 522. maddeleri uyarınca 1 ay 5 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 01.11.2002 gün ve 323-1277 sayılı hüküm sanık müdafiinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 28.11.2005 gün ve 17497-10872 sayılı kararı ile onanmıştır.

İ... C.Başsavcılığı İnfaz Bürosunun yasa yoluna başvurulmasını istemesi üzerine Yargıtay C.Başsavcılığı 11.12.2006 gün ve 285720 sayı ile;

"Suçtan sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın 50/3. maddesi uyarınca 'suç tarihinde 65 yaşın üzerinde olan sanıkların 1 yıl ve daha aşağı süreli hapis cezalarının 50. maddede yazılı tedbirlerden birine çevrilmesinde zorunluluk bulunmasına' göre, suç tarihinde 65 yaşın üzerinde olan, geçmiş mahkûmiyeti bulunmayan ve 1 ay 15 gün hapis cezası ile hükümlendirilen sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 162 ve 50/3. maddeleri uyarınca yapılacak uygulamanın sanığın daha lehine olacağı" görüşüyle itiraz ederek, Özel Daire onama kararının kaldırılmasını, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasını istemiştir.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca okundu, gereği görüşülüp düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık A…… E……'nin taksiratlı iflas suçundan dolayı 765 sayılı TCY'nın 507 ve 522. maddeleri uyarınca 1 ay 5 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık müdafiinin temyizi üzerine Özel Daire, mahkemenin 765 sayılı Yasaya göre gerçekleştirdiği uygulamanın, hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCY'nın 162. maddesiyle karşılaştırıldığında daha lehe sonuç verdiğini kabul ederek hükmü onamıştır.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise, 5237 sayılı Yasaya göre gerçekleştirilecek uygulamanın 765 sayılı Yasaya oranla daha lehe sonuç vereceğini belirterek itiraz etmiştir.

Ceza Hukukumuza hakim olan genel prensip, suç tarihinde yürürlükte olan ceza yasasının uygulanmasıdır. Ancak gerek 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 2/2., gerek 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 7/2. maddesinde bu genel prensibe istisna getirilmiş ve suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasa ile sonradan yürürlüğe giren yasaların hükümlerinin farklı olması halinde, failin lehine olanın uygulanması kabul edilmiştir.

Sanığa yüklenen taksiratlı iflas suçu, hükümden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 162. maddesinde düzenlenmiş ve ceza yaptırımı olarak 2 aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Yasanın 50. maddesinin 3. fıkrası ise, geçmişte hapis cezasına mahkûm olmayan ve suç tarihinde 65 yaşını doldurmuş bulunanlara verilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının, adlî para cezasına veya maddede öngörülen tedbirlerden birine çevrilmesi zorunluluğunu getirmiştir. Bu durumda, 17.04.1931 tarihinde doğmuş olup, suç tarihi olan taksiratlı iflas kararının verildiği 31.05.2000 tarihinde 69 yaşında olduğu belirlenen ve geçmiş mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında, hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 162 ve 50. maddeleri uygulanarak saptanacak adlî para cezası veya güvenlik tedbirinin, mahkemenin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 507 ve 522. maddelerini uygulayarak hükmettiği 1 ay 5 gün hapis cezasına nazaran daha lehe bir yaptırım olduğu anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 28.11.2005 gün ve 17497-10872 sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3- İ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2002 gün ve 323-1277 sayılı kararının BOZULMASINA,

4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2006 günü oybirliği ile karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.



  • POPULER KONULAR

Dön Türk Ceza Kanunu Şerhi