BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım forumu...
Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md.

Mesaj gönderen Admin » 25 Ara 2012 17:16

İKİNCİ BÖLÜM:GÜVENLİK TEDBİRLERİ

BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA
Madde 53 - (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak; *1*

a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tâbi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,

b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (...), *2*

c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,

d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasî parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,

e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tâbi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten, yoksun bırakılır.

(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz. *2*

(3) Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.

(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. *3*

(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar.

(6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.



*1* Anayasa Mahkemesi’nin 8/10/2015 tarihli ve E.: 2014/140, K.: 2015/85 sayılı Kararı ile; birinci fıkrada yer alan “Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;…” bölümü, aynı fıkranın (b) bendinde yer alan “…seçilme ehliyetinden…” ibaresi yönünden, yine aynı fıkrada yer alan “…hapis cezasına…” ibaresi ise (b) bendinde yer alan “Seçme ve…” ibaresi yönünden iptal edilmiştir.

*2* Anayasa Mahkemesi’nin 8/10/2015 tarihli ve E.: 2014/140, K.: 2015/85 sayılı Kararı ile; birinci fıkrada yer alan “…ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresi ile aynı maddenin ikinci fıkrası, birinci fıkranın (b) bendinde yer alan “Seçme ve seçilme ehliyetinden…” ibaresi yönünden iptal edilmiştir.

*3* Anayasa Mahkemesi’nin 8/10/2015 tarihli ve E.: 2014/140, K.: 2015/85 sayılı Kararı ile; dördüncü fıkrada yer alan “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya…” ibaresi, aynı maddenin birinci fıkrasında yer alan “…seçilme ehliyetinden…” ibaresi yönünden iptal edilmiştir.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

GEREKÇE - TCK 53. Md.

Mesaj gönderen Admin » 26 Ara 2012 18:19

MADDE 53.– İşlediği suç dolayısıyla toplumda kişiye karşı duyulan güven sarsılmaktadır. Bu nedenle, suçlu kişi özellikle güven ilişkisinin var­lığını gerekli kılan belli hakların kullanmaktan yoksun bırakılmaktadır. Madde metninde, işlediği suç dolayısıyla kişinin hangi hakları kullanmaktan yoksun bırakılacağı belirlenmiştir.
Ancak, bu hak yoksunluğu süresiz değildir. Cezalandırılmakla güdü­len asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağ­layıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, suça bağlı hak yoksun­luklarının da belli bir süreyle sınırlandırılması gerekmiştir. Bu nedenle, madde metninde söz konusu hak yoksunluklarının mahkûm olunan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam etmesi öngörülmüştür. Böylece, kişi mahkûm olduğu cezanın infazının gereklerine uygun davranarak bunun ta­mamlanmasıyla kendisinin tekrar güven duyulan bir kişi olduğu konusunda topluma da bir mesaj vermektedir. Bu bakımdan hak yoksunluklarının en geç cezanın infazının tamamlanması aşamasına kadar devam etmesi, suç ve ceza politikasıyla güdülen amaçlara daha uygun düşmektedir.
Bu sistemde süresiz bir hak yoksunluğu söz konusu olmadığı için, ya­saklanmış hakların geri verilmesinden artık söz edilemeyecektir.
Maddenin üçüncü fıkrasında mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesa­yet ve kayyımlık yetkilerini kullanabileceği belirtilmiştir. Ayrıca, dördüncü fıkrada, kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında mahkûm oldukları cezaya bağlı herhangi bir hak yoksunluğunun doğmadığı hüküm altına alınmıştır.
Maddenin beşinci fıkrasında, belli bir hak ve yetkinin kötüye kulla­nılması suretiyle işlenen kasıtlı suçlar dolayısıyla mahkûmiyet hâlinde, mahkûm olunan cezanın infazından sonra da etkili olmak üzere bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına ayrıca hükmedilmesi öngörülmüş­tür. Bu durumda mahkemenin belli bir hak ve yetkiyle ilgili olarak vereceği yasaklama kararı bir güvenlik tedbiri niteliği taşımaktadır.
Altıncı fıkrada, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin ge­rektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, yine güvenlik tedbiri olarak, belli bir süre için bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği öngörülmüştür.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md.

Mesaj gönderen Admin » 31 Ara 2012 02:28

MADDE AÇIKLAMASI:

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesi gereğince; belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu söz konusu değildir. Bu hak yoksunluğu süresiz olmayıp, mahkum olunan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam etmesi öngörülmüştür.

1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde şöyle düzenleme yapılmıştır.

“Madde 53 - (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak;

a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,

b) Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan,

c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,

d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,

e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,

yoksun bırakılır.

(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.

(3) Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.

(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkumiyet halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adli para cezasına mahkumiyet halinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar.

(6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.”

1926 tarih ve 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu arasındaki önemli fark; belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğunun yeni Türk Ceza Kanunu'nda söz konusu olmamasıdır.

765 sayılı önceki Türk Ceza Kanunu'nda ceza mahkumiyetinin neticesi olarak beş seneden fazla ağır hapse mahkumiyet durumunda müebbeden “ömür boyu” ve üç seneden beş seneye kadar ağır hapse mahkumiyette ise üç aydan üç yıla kadar kamu hizmetlerinden yasaklanma cezası uygulanıyordu.

Bunun dışında ayrıca ceza mahkumiyetinden kaynaklanan diğer nevi hakları kullanmaktan yasaklama cezası da vardı.

Örnek olarak; görevine girmeyen ve yapılması veya yapılmaması hususunda yetkili olmadığı bir işi yapacağı kanaatini uyandırarak menfaat sağlayan memura bir yıldan beş yıla kadar hapis ve iki milyon liradan beş milyon liraya kadar ağır para cezası ve aynı zamanda memuriyetten müebbeten “ömür boyu” mahrumiyet cezası veriliyordu. Burada ki temel cezanın ağır hapis cezası olmamasına karşılık kamu hizmetlerinden yasaklanmaya göre daha dar kapsamlı sayılabilen fer'i ceza özelliğindeki memuriyetten ömür boyu yasaklanma cezasına hükmolunuyordu. Yine önceki Türk Ceza Kanunu'na göre, görevi kötüye kullanma suçundan tayin olunan hürriyeti bağlayıcı ceza ağır hapis cezası olmamasına, hapis cezası olarak belirlenmesine rağmen hapis cezasına ilave olarak ayrıca, memuriyetten süreli veya temelli olarak yoksun kılınma cezası da veriliyordu.

Kamu hizmetlerinden ömür boyu “müebbeten” yasaklanma ve ceza mahkumiyetinden meydana gelmiş diğer nevi hak yoksunluğu cezaları yasaklanmış “memnu” hakların iadesi yoluyla giderilebiliyordu. Bunun için mahkumun oturduğu yerin bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesi yetkili merciydi.

Ceza şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezaya bağlı olduğu halde buna mahkum olan ve işlemiş olduğu cürümden dolayı pişmanlık duyduğunu ihsas edecek surette iyi hali görülen kimse, asıl cezasını çektiği veya ceza af ile ortadan kalktığı tarihten itibaren üç ve zamanaşımı ile düşmüş olduğu surette düştüğü tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra yasaklanmış hakların iadesini isteyebiliyordu.

Eğer bu mahrumiyet ve iskatı ehliyet cezaları diğer bir cezaya ilaveten tertip olunmamış ise memnu hakların iadesi ancak hüküm kesinleştiği tarihten itibaren beş sene sonra talep edilebiliyordu.

Yürürlükten kaldırılan 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu'nun sisteminde; gerek Türk Ceza Kanunu'ndan gerekse özel bir yasadan meydana gelsin, “kamu hizmetlerinden yasaklanma”, “memuriyetten mahrumiyet”, “seçme ve seçilme hakkından yoksun kılınma”, “yasal kısıtlılık altında bulundurma”, “babalık ve kocalık haklarından mahrumiyet”, “meslek ve sanatın tatili”, “iş yerinin kapatılması” ve benzerleri, ister bir mahkumiyet neticesi ve isterse ceza biçiminde hükmedilen bir nev'i ehliyetsizliklerin, yasaklanmış (memnu) hakların geri verilmesi yolu ile ortadan kaldırılmasına yasal engel bulunmuyordu. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun sisteminde ise; hak yoksunlukları kural olarak cezanın infazı ile sona erdiğinden memnu hakların iadesi söz konusu değildir.

Hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilen şahıs, toplumda belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaktadır. Ancak, bu yoksunluk kural olarak mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar sürecektir. Cezanın yerine getirilmesi şahsın işlediği suçtan ötürü etkin pişmanlık hissetmesini, yeniden topluma kazanılmasını gerektirdiğine göre; cezasını çekmiş olan şahıs artık toplumla barışmış, suç işlemekle kaybettiği toplumsal güveni geri kazanmış demektir. Bu itibarla yeni değişiklikte, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin neticesi olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğuna yer verilmemiştir. Suç işleyen kişiye karşı toplumun güveni sarsılmaktadır. Bu sebeple suçlu kişi özellikle güven ilişkisinin varlığını gerekli kılan belli hakların kullanmaktan yoksun bırakılmaktadır.

53. madde metninde, işlediği suç dolayısıyla kişinin hangi hakları kullanmaktan yoksun bırakılacağı belirlenmiştir. Ancak, bu hak yoksunluğu süresiz değildir. Cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı şahsın etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, suça bağlı hak yoksunluklarının da belli bir süreyle sınırlandırılması gerekmiştir.

Bu sebeple, madde metninde söz konusu hak yoksunluklarının mahkum olunan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam etmesi öngörülmüştür.

Bu sistemde süresiz bir hak yoksunluğu söz konusu olmadığı için, yasaklanmış hakların geri verilmesinden artık söz edilemeyecektir.

Maddenin dördüncü fıkrasında, kısa süreli hapis cezası “bir yıla kadar hapis cezası kısa sürelidir” ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında mahkum oldukları cezaya bağlı herhangi bir hak yoksunluğunun doğmadığı hüküm altına alınmıştır.

Maddenin beşinci fıkrasında, belli bir hak ve yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen kasıtlı suçlar dolayısıyla mahkumiyet halinde, mahkum olunan cezanın infazından sonra da etkili olmak üzere bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına ayrıca hükmedilmesi öngörülmüştür. Bu durumda mahkemenin belli bir hak ve yetkiyle ilgili olarak vereceği yasaklama kararı bir güvenlik tedbiri niteliği taşımaktadır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun özel kanunlarla ilişki başlığını taşıyan beşinci maddesine göre “Bu kanunun genel hükümleri özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.”

Türk Ceza Kanunu'nun birinci kitabını oluşturan ilk 75 maddesi genel hükümleri ihtiva etmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olan 5252 Sayılı Kanun'un geçici birinci maddesine göre “Diğer kanunların 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun birinci kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2006 tarihine kadar uygulanır.” 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile yaptırım sisteminde önemli değişiklikler yapılmıştır.

Asli ceza ve fer'i “ek” ceza ayrımı kaldırılmıştır. Suç olgusu dolayısıyla uygulanabilen yaptırımlar, ceza ve güvenlik tedbiri olarak belirlenmiştir. Suçlar arasındaki cürüm ve kabahat ayrımı terk edildiği için ağır hapis, hapis ve hafif hapis ayırımı da kaldırılmıştır. Temel ceza olarak hapis cezası benimsenmiştir. Hapis cezası, ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve süreli hapis cezası olmak üzere üçe ayrılmıştır. Bu ayrımda hapis cezasının infaz sureti esas alınmıştır. Bu cezaların ne surette infaz edileceğinin İnfaz Kanunu'nda düzenlenmesi öngörülmüştür. Cürüm ve kabahat ayrımının kaldırılması para cezası bakımından da ağır para cezası ve hafif para cezası ayrımının terk edilmesi sonucunu doğurmuştur. Bir suç karşılığında öngörülen ve mahkeme tarafından hükmedilen para cezası ile idari yaptırım olarak uygulanan para cezası arasındaki kavram karışıklığını önlemek için ceza hukuku yaptırımı niteliğindeki para cezasının adı, adli para cezası olarak belirlenmiştir. Adli para cezası bakımından gün para cezası sistemi benimsenmiştir. Adli para cezası, kural olarak hapis cezasına seçenek yaptırım şeklinde kabul edilmiştir.

Adli para cezası beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin » 19 Haz 2013 00:28

MADDE AÇIKLAMALARI -2-

I. Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma

1) Genel Olarak:


Suç işlemiş olan kişiye toplumda duyulan güven ortadan kalkmıştır. Kişi, mahkum olduğu suçtan dolayı cezayı çekmekle yeniden topluma kazandırılmış olacaktır. Eğer cezalandırmakla güttüğümüz amaç kişinin etkin bir pişmanlık sağlayarak ( etkin pişmanlık göstererek ) topluma yeniden kazandırılmasını sağlamaksa cezasını bihakkın çekmiş olan kişinin de bu etkin pişmanlığı göstermiş, toplum açısında da kendisine karşı duyulan güvensizlik ortadan kalkmış, dolayısıyla bir suçu işlemekten dolayı mahkumiyete bağlı hak yoksunlukları da ortadan kalkmış olacaktır.

Bir suçu işlemek dolayısıyla kişi belli hakları kullanmaktan yoksun kalacaktır. Ne zaman o suçu işlemek dolayısıyla hakkında kesin bir hüküm verildi, o andan itibaren bu mahkumiyetin gereği olan cezayı bihakkın çekinceye kadar bir takım hakları kullanamayacaktır. Çünkü toplum bu kişiye duyduğu güveni kaybetmiştir. Kullanılamayacak hakların neler olduğu yeni Ceza Kanununun 53. maddesinin 1. fıkrasında tek tek sayılmak suretiyle ortaya konulmuştur.
Maddenin 2. fıkrasında bu hak yoksunluklarının cezanın hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği belirtilmiştir. Şu halde, sadece hapis cezaları için hak yoksunluğu söz konusu olacaktır ve hapis cezası bihakkın çekilinceye kadar sürecektir.

Maddenin 3. fıkrasında bu hak yoksunları açısından istisnai düzenlemelere yer verilmiştir. Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşulla salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanamaz. Velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ne zaman cezası ertelenen hükümlü açısından veya koşullu salıverme hükümlerine göre serbest bırakılan kişi hakkında bunlar uygulanmayacaklar, ama kişi hakkında hüküm verilmiş, hüküm kesinleşmiş kaçak halde cezası infaz edilemiyor. Bu süre zarfında velayet veya vesayet hakkını kullanamayacaktır. Çocukları üzerindeki velayet yetkisini dahi yitirmektedir. Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında 1. fıkranın e bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir. Bu kişi bir kurumun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatın kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etme ehliyetini de yitirmektedir. Kural olarak bu ehliyeti yitirilmektedir ama bunun uygulanmaması konusunda karar vermeye yönelik hakime bir takdir yetkisi tanınmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu; bütün bu hallerde bir cezaya mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak bu hak yoksunlukları karşımıza çıkmaktadır.

Maddenin 4. fıkrasında kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış kişiler hakkında 1. fıkra hükmü uygulanmaz denilmektedir. Yani kısa süreli hapis cezası eğer ertelenmişse o hapis cezasına bağlı herhangi bir hak yoksunluğu söz konusu değildir. Yine fiili işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış olan kişinin mahkum olduğu hapis cezasına bağlı bir hak yoksunluğu da söz konusu değildir.

Maddenin 3. ve 5. fıkrasında ise belli bir hakkın hak veya yetkinin kötüye kullanılması veya belli bir hukuki değerle ilgili olarak gerekli dikkat ve özenin gösterilmemiş olması dolayısıyla, bir suçun işlenmiş olması halinde hakime kötüye kullanılan bu hak ve yetkinin veya belli bir meslek ve sanatın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gereklerine aykırı hareket edilmesi dolayısıyla bir suçun işlenmiş olması halinde bu meslek ve sanatın icrasında cezanın infazının tamamlanmasından sonra da belli bir süre devam edebilecek şekilde hakim veya mahkeme tarafından yasaklanmasına yönelik bir düzenlemeye yer verilmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur; yasaklanan sadece kötüye kullanılan hak ve yetki yada kötüye kullanılan belli bir meslek ve sanatın icrasıdır. Ama bunun dışındaki hak ve yetkiler kullanılmaya devam etmektedir. Bunun süresi ne kadardır, bunun süresi de cezanın infazı tamamlandıktan sonra yarısından bir katına kadar bir süre devam edecektir.

Maddenin 5. fıkrasında kabul edilen başka bir özellik de şudur: 1 ve devamı fıkralarda eğer mahkum olunan ceza sadece adli para cezası ise adli para cezasına mahkumiyete bağlı bir hak yoksunluğu yoktur. Ancak 5. fıkrada bir hak kötüye kullanılmak sureti ile adli para cezasına mahkumiyet halinde dahi bu hakkın kullanılmasının yasaklanması yönünde bir karar verilebilecektir. Maddenin 5 ve 6. fıkraları bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Bu sistemin doğurduğu sonuç ise şudur: Bu sistemde bir insanın ömür boyu gölge gibi takip edecek bir hak yoksunluğu söz konusu değildir. Yeni düzenlemede güvenlik tedbirleri belirli süreler için öngörülmüş olduğundan, bu sürelerin dolmasıyla ya da belirtilen şartların gerçekleşmesiyle tedbirler kendiliğinden kalkacaktır. Yani kişinin yasaklılık hali sürekli değildir. Cezalandırılmakla güdülen amaç, işlediği suçtan dolayı etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, suça bağlı hak yoksunluklarının da belli bir süre ile sınırlandırılması gerekmiştir. Bu nedenle CEZANIN İNFAZI TAMAMLANINCA MADDE METNİNDE YER ALAN HAK YOKSUNLUKLARI DA SONA ERECEKTİR (m.53/2). Ancak bu kuralın istisnası TCK nun 53/5 maddesinde düzenlenmiş olup, bu konuya aşağıda değinilecektir. Bu nedenle eski düzenlemede yer alan yasak hakların geri verilmesi kurumuna yer verilmemiştir. Bu durumun aksine olan tüm yasalar bu kanun ile birlikte (m. 5 uyarınca) yürürlükten kalkmış olacaktır. Dolayısı ile Devlet Memurları Kanununda, Dernekler Kanununda Siyasi Partiler Kanununda vs. kanunlarda affa uğramış olsa bile vs. gibi hallerde hakkın kullanılamayacağına, belli bir hakkında kullanılamayacağına dair düzenlemelerin yeni Ceza Kanununun söz konusu 53. maddesi hükmü karşısında uygulama kabiliyeti ortadan kalkmış bulunmaktadır.

Yeni TCK nın getirdiği en önemli yeniliklerden birisi de güvenlik tedbirleri kurumudur. Önceki ceza sistemimizde “feri ceza” kavramı ve bu kavram altında düzenlenen yaptırımlar bulunmakta idi. Ancak bu cezalar oldukça karmaşık olarak düzenlenmişti. Ayrıca bunlar bir ceza olarak tanımlandığı için ceza sorumluluğu bulunmayan kişiler hakkında uygulanıp uygulanmayacağı hususu tartışmalıydı. Yeni düzenleme ile hak yoksunlukları belirlenmiş olduğundan, diğer yasalarda yer alan ve bu madde hükümlerine aykırı olan tüm hükümler TCK nun 5. maddesi uyarınca yürürlükten kalkmıştır. Böylece başka yasalarda yer alan tüm feri cezalar ve güvenlik tedbiri niteliğindeki cezaların uygulama alanı kalmamıştır.

2) Yasak Hakların Uygulanma Şartları:
Bir kişinin işlediği suçtan dolayı belli hakları kullanmaktan yasaklanması için her şeyden önce;
A)Kasıtlı bir suç işlemesi gerekir. Burada olası kastla işlenen suçlarda kasıtlı suçlardan sayılmaktadır. Ancak kişinin bilinçli veya bilinçsiz taksirle işlediği suçlar söz konusu olduğunda belirtilen haklardan yasaklanması söz konusu değildir.

B)Suçun karşılığı olarak hapis cezasına mahkum olmalıdır. Hapis cezaların ertelenmesi başlığında da açıklandığı üzere hapis cezasının ertelenmesi yeni düzenlemede bir infaz rejimi olarak kabul edildiğinden verilen hapis cezasının ertelenmiş olması kişini belli haklardan yasaklı olmasına KURAL OLARAK engel değildir. Bu nedenle hapis cezası ister ertelenmiş olsun ister olmasın kişi belirli haklardan yasaklı hale gelebilir. Bu konudaki istisnalara az sonra değinilecektir.

3) Hapis Cezasının Doğal Sonucu Olan Yasaklılıklar;
Sanık, işlemiş olduğu kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası aldığında, bu cezasının doğal sonucu olarak şu hakları kullanmaktan yasaklı hale gelir (m.53/1-a, b, c, d, e);
a)Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tâbi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b)Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasî hakları kullanmaktan,
c)Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,
d)Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasî parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
e)Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tâbi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten.

Bu yasaklılıkların uygulanabilmesi için gerekli yerlere gereken bildirimlerin yapılması gerektiği kanısındayım. Örneğin mahkumiyetle kişi seçme hakkından da yasaklı olacağından kişinin oy kullanacağı bölgenin seçim kuruluna durum bildirilmelidir. Zira, seçilme hakkının kullanılmasında sabıka kaydı isteneceğinden durum ortaya çıkabilecek iken seçmen kaydında böyle bir inceleme yapılmadığından seçilme hakkı kısıtlanan kişinin durumu ancak mahkemenin bildirimi ile tespit edilebilir.

4 ) Hak Yoksunluklarının Uygulanmayacağı Haller:
Kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına karar verilen sanık hakkında 53/1 maddesinde belirtilen hak yoksunluklarının verilen hapis cezası ister ertelenmiş olsun, ister olmasın hükmün verilmesi ile birlikte geçerli olacağını belirtmiştik. İşte yasa koyucu bu kesin uygulamanın bir takım sakıncalar getireceği düşüncesi ile aynı maddede bu hak yoksunluklarının uygulanmayacağı bazı halleri düzenlemiştir. Buna göre;
a)Hapis cezası ertelenen veya hapis cezasının infazı sırasında koşullu olarak salıverilen hükümlü kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini kullanabilir.

b)Hakkında verilen hapis cezası ertelenen sanığın kişisel ve sosyal durumuna, suçun işlenmesindeki özelliklere göre; mahkeme, sanık hakkında 53/1-e bendinde belirtilen (Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tâbi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun bırakılma) hak yoksunluklarının UYGULANMAMASINA karar verebilir. Mahkeme böyle bir karar vermez ise hapis cezası ertelenenler hakkında da (e) bendinde belirtilen hak yoksunlukları söz konusu olacaktır.

c)Kısa süreli hapis cezası (bir yıl ve bir yıldan az süreli hapis cezaları) ertelenmiş kişiler hakkında belli halları kullanmaktan yoksun bırakma tedbiri UYGULANMAZ, Eğer Mahkeme verdiği kısa süreli hapis cezasını ertelemez ise hükümlü hakkında belli haklardan yoksun bırakma tedbiri uygulanacaktır. Verilen hapis cezasının kısa süreli olması ve cezanın ertelenmiş olması şartları birlikte gerçekleşmelidir.

d)Fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan kişiler (çocuklar) hakkında belli hakları kullanmaktan yoksun bırakma tedbiri UYGULANMAZ. Bu durumda çocuk sanığa verilen cezanın tür ve miktarının önemi yoktur. Verilen cezanın miktarı ne olursa olsun bu yasaklılıklar çocuk hakkında uygulanamazlar.

5 ) İnfazdan Sonra da Uygulanacak hak Yoksunlukları:
Yukarıda hak yoksunluklarını süresiz olmadığı, bu yoksunluklarının cezanın infazını bitmesi ile sona ereceğini belirtmiştik. Ancak yasa koyucu nasıl bazı hallerde hak yoksunluklarının uygulanmamasına karar vermiş ise, bazı haller de bu yoksunlukların infazın bitmesinden sonra da uygulanması gerektiğini kabul etmiştir.
A)TCK nun 53/5 maddesindeki düzenlemeye göre;
Yargılamaya konu suç TCK nun 53/1 maddesinde belirtilen hak ve yetkilerden birinin KÖTÜYE KULLANILMASI sonucunda işlenmiş bir suç ise mahkeme tarafından verilecek kararda;
a) Verilen hapis cezasının yarısından bir katına kadar süre ile,
b) suç nedeniyle sadece adli para cezası verilmiş ise, verilen adli para cezası gün sayısının yarısından bir katına kadar süre ile,
53/1 maddesinde belirtilen hak ve yetkilerin verilen cezanın İNFAZINDAN SONRA DA KULLANILMASININ YASAKLANMASINA karar verilir. Bu durumlar oluştuğunda mahkemenin bu ek yoksunluk süresine karar vermesi zorunludur. Mahkemenin takdirinde olan şey infazdan sonra da devam edecek hak yoksunluğunun süresine ilişkindir.

Örneğin; yöneticisi olduğu derneğe ait paraları mal edinen sanık hakkında güveni kötüye kullanmak suçundan dolayı TCK nun 155/2 maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ve 1000 gün karşılığı adli para cezası verildiğinde, bu cezası süresi itibarıyla uzun sürelidir ve aynı nedenle erteleme kapsamı dışındadır. Bu nedenle sanık cezasını infaz edinceye kadar TCK nun 53/1 maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun olacaktır. Mahkeme işte bunun yanı sıra, sanığın söz konusu hak ve yetkileri (m.53/1-d) kötüye kullanarak suçu işlediğinden bahisle verdiği hapis cezasının infazından sonra başlamak üzere hapis cezasının yarısı ile bir katı arasında (örneğe göre 1 yıl altı ay ile 6 yıl arasında) bir süre boyunca daha TCK nun 53/1 maddesinde belirtilen hakları kullanmaktan yoksun bırakıldığına karar verebilir. Burada sanık sadece kötüye kullandığı hakkı kullanmaktan (örnekte m.53/1-d) ek süre boyunca yasaklı hale gelir. Bu durum madde de yer alan “bu hak ve yetkinin” cümlesinden anlaşılmaktadır. Yine burada önemli bir başka husus, sanık hakkında hem hapis ve hem de adli para cezası verildiğinden ek sürenin belirlenmesinde sadece hapis cezasının süresi dikkate alınacaktır. Sadece adli para cezası verilir ise o takdirde ek süre adli para cezası gün süresine göre belirlenir.

B)TCK nun 53/6 maddesindeki düzenlemeye göre;
Belli haklardan yoksunluğun ancak kasıtlı suçlar için söz konusu olabileceğine değinmiştik. İşte yasa koyucu 53/6 daki düzenleme ile bu kurala da bir istisna getirmektedir. Buna göre, sanık dava konusu suçu;
a) Belli bir meslek ve sanatın gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranma nedeniyle,
b)Trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı davranma nedeniyle,
İşlendiğinde ve sanık hakkında mahkeme tarafından, bu TAKSİRLİ suçtan dolayı mahkumiyete karar verildiğinde;
Üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere,
a)Suça konu meslek ve sanatın icrasının yasaklanmasına,
b)Sürücü belgesini geri alınmasına
karar verilebilir.

Burada karar mahkemenin takdirindedir. Mahkeme dilerse sanık hakkında böyle bir ek yasaklama kararı vermeyebilir.
Mahkemenin verdiği bu ek yasaklılık süresi aldığı asıl cezanın infazından sonra yürürlüğe girer.

Örneğin yaptığı hesap hataları sonucunda yaptığı bir bina yıkılan ve bu nedenle ölüme neden olan mimar hakkında örneğin 5 yıl hapis cezası verildiğinde mahkeme verdiği bu cezanı yanı sıra sanık hakkında örneğin 2 yıl boyunca mimarlık mesleğini icradan yasaklama kararı verebilir. Bu durumda sanık hakkındaki bu yasaklama kararı 5 yıllık hapis cezasının infazından sonra başlayacaktır. Zaten sanık hapis cezasının infazı sırasında da bu hakkını kullanmakta 53/1-e maddesi uyarınca yasaklı hale gelmiş olacaktır.

Yine kullandığı araç ile kaza yapan ve ölüme neden olan sanığın sürücü belgesi bu madde uyarınca belirtilen sürelerle geri alınabilecektir.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin » 19 Eki 2013 01:26

10. Hukuk Dairesi 2008/994 E., 2008/8630 K.

BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA
UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ YAPMAK


Uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan sanıklar Mehmet ... ve Ahmet ... hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucu, 13.07.2007 tarihinde 2007/38 esas ve 2007/229 karar sayı ile kurulan mahkumiyet hükmünün sanıklar Ahmet ve Mehmet ile sanık Ahmet müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay C. Başsavcılığınca onama-bozma isteyen tebliğnamesi ile 10/01/2008 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Sanık Ahmet ... müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına dair isteminin, hükmedilen cezanın süresine göre, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8/1, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 318. ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 299. maddeleri uyarınca, reddine karar verilerek dosya üzerinde yapılan incelemede;

A- Sanık Mehmet ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesi:

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık Mehmet'in yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;

TCK'nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c madde ve bendindeki "velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun" sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,

Yasaya aykırı olduğundan, hükmün CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılarak yerine "Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına" ibaresinin yazılması suretiyle, hükmün istem gibi DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B- Sanık Ahmet ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesi:

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre;yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;

1- Dosya içeriğine göre; 28.08.2006 tarihinde eşinin ihbarı üzerine sanığın evinin bahçesinde toprak altında gömülü vaziyette net 40,9 gram madde ele geçirilmesi, alınan karar gereğince teknik takip altında bulunan sanık hakkında soruşturma devam ederken bu kez 22.11.2006 tarihinde görevlilerce yakalanarak yapılan üst aramasında net 2,8 gram ve evinin 150 metre yakınında toprak altında net 9866 gram madde yakalanması karşısında; ele geçen uyuşturucu maddelerin aynı bütünün parçaları olduğu ve sanığın ticaret amacıyla bulundurduğu, bu nedenle eyleminin tek suç oluşturduğu anlaşıldığına göre; sanıkta ele geçen esrarın miktarı, önem ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak temel hapis cezasının alt sınır aşılarak belirlenmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde iki ayrı suç kabul edilerek hüküm kurulması,

2- TCK'nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c madde ve bendindeki " velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun" sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,

Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 27.05.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin » 19 Eki 2013 01:27

13. Ceza Dairesi 2011/3161 E., 2012/3277 K.

DENETİMLİ SERBESTLİK SÜRESİ
HAK YOKSUNLUĞU
NİTELİKLİ HIRSIZLIK


Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan 5271 sayılı CMK'nın 231/6. maddesinin a bendinde yazılı "kasıtlı bir suçtan mahkum olmama" koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açık-lanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1- 5237 sayılı TCK'nın 142/2-g bendinde yasal sınırlama getirilmediğinden ve maddede bahsi geçen hayvanların çoban veya sahibi gözetiminde olup olmamasının, bu bendin uygulanması bakımından sonucu etkilemeyeceği ve dolayısıyla somut olaya göre, müştekinin otlatmakta olduğu küçükbaş hayvanlardan bir adet kuzunun çalınması şeklindeki sanık eyleminin TCK'nın 142/2-g bendine uyduğu gözetilmeden, yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile eylemin açıktan hırsızlık kabulüyle TCK'nın 141/1. maddesiyle uygulama yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde, 5237 sayılı TCK'nın 53/3. maddesi gözardı edilerek, 53/1-c bendinde belirtilen haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmiş olması,

3- Denetim süresinin belirlenmesinin infaza yönelik bir işlem olduğu gözetilerek, 5237 sayılı TCK'nın 58/6-7. maddesi gereğince mükerrir olan sanık hakkında, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi yerine, 5275 sayılı Yasa'nın 108/4. maddesine dayanılarak denetimli serbestlik süresinin belirlenmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık Fikret müdafii ve katılan Zülfiye vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak (BOZULMASINA), 15.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin » 19 Eki 2013 01:28

13. Ceza Dairesi 2011/7180 E., 2012/8523 K.

GÜVENLİK KAMERASI GÖRÜNTÜLERİ
HAKKIN KULLANILMASI
NİTELİKLİ HIRSIZLIK
BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKMA


Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Fakülte binasının, yalnızca mağdur tarafından kullanılan öğretim üyesi odasına kendi isteği ile yerleştirilen güvenlik kamerası görüntülerinin 5237 sayılı TCK'nın 26/1. maddesinde düzenlenen "hakkın kullanılması hukuka uygunluk nedenleri"nden kabul edilen "iddia ve savunma hakkı"nın kullanılması kapsamında bir delil olması ve bu delilin de 5271 sayılı CMK'nın 217/2. maddesine göre hukuka uygun bulunması karşısında,

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nite-lendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Kasten işlenen suçlardan hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olan ve 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirlerinin seçimlik olmadığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK'nın 53/1-c bendinde düzenlenen velayet hakkına; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaya ilişkin hak yoksunluğuna hükmedilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık Z.Pınar müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak (BOZULMASINA), bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a,b,d,e maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm tümden çıkartılarak yerine "Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan, hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin "a, b, c, d, e" bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 26.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin » 19 Eki 2013 01:29

12. Ceza Dairesi 2011/23933 E. , 2012/18441 K.

TAKSIRLE YARALAMA
SEÇENEK YAPTIRIM
BELIRLI ETKINLIKLERI YAPMAKTAN YASAKLANMA
İNFAZDA TEREDDÜT
DENETİMLİ SERBESTLİK VE YARDIM MERKEZLERİ İLE KORUMA KURULLARI YÖNETMELİĞİ(MÜLGA) (0) DENETİMLİ SERBESTLİK VE YARDIM MERKEZLERİ İLE KORUMA KURULLARI YÖNETMELİĞİ(MÜLGA)


Taksirle yaralama suçundan, sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mah­kemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;

5237 sayılı Kanun’un 50/1-d maddesindeki “belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklama” seçenek yaptırımının, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Yönetmeliği’nin 38/son maddesinde “belirli yerler ve etkinlikler; sanık veya hükümlünün suç işle­mesinde, suça yönelmesinde ya da zararlı alışkanlıklar edinmesinde veya bağımlılık yapan maddeleri kullanmasında; çevresel, psikolojik, sosyal ve ekonomik etkisi bulunan ya da sanık veya hükümlünün yeniden suç işlemesine yol açan etkenleri tetikleyecek yerler veya etkinlikler” şeklinde açıklanmasına göre, fail için işlediği suçta kriminojen ortam oluşturan yer ve faaliyet olarak algılanması gerekirken, 5237 sayılı Kanun’un 53/6. maddesindeki hak yok­sunluğu yaptırımı ile karışacak ve sürücü belgesini geri almadan nasıl uy­gulanacağı yönünde infazda tereddüt oluşturacak biçimde, “sanık hakkında hükmolunan 1 yıl hapis cezasının TCK’nın 50/1-d maddesi gereğince sanığın 1 yıl süreyle motorlu ya da motorsuz kara taşıtını kullanmaktan yasaklanması yaptırımına çevrilmesine” karar verilmesi,

Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde gö­rüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uy­gulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca (BOZUL­MASINA), 13.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin » 19 Eki 2013 01:29

11. Ceza Dairesi 2006/379 E., 2008/427 K.

GÜVENLİK TEDBİRİ
HAK MAHRUMİYETLERİ


Resmi evrakta sahtecilik suçundan sanık M.....'in yapılan yargılaması sonunda: 5237 sayılı Kanun'un 204/1, 43, 62. maddeleri gereğince mahkumiyetine dair (Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi)'nden verilen 28.04.2005 gün ve 2003/158 Esas, 2005/100 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıta/ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmesi üzerine, 5237 sayılı TCK'nın hükümden sonra, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesini müteakip 5320 sayılı Yasa'nın 8/2. maddesi uyannca Yargıtay CBaşsavcılığı'nın 13.06.2005 tarihli "yeniden değerlendirme" İstemli yazısı ile mahkemesine iade edilmesi üzerine, aynı mahkemece duruşma aglarak verilen 16.09.2005 gün ve 2005/214 Esas, 2005/228 sayılı kararın süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı CBaşsavcılığı'nın onama isteyen 02.01.2006 tarihli tebliğnamesi ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:

Sanığın, T.c. Hamburg Başkonsolosluğumdan tanzim edilmiş görünen 16.08.2002 tarihli sahte vekaletname ile müşteki kardeşine ait taşınmaz hisselerini tapuda kendi üzerine geçirmekten İbaret eyleminin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 342/2, 80. maddeleri ile 5237 sayılı TCK'nın 204/1-3, 43. maddelerinin birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanunun uygulanması gerekirken, fiilde uygulanma yeri bulunmayan 765 sayılı TCK'nın 342/1 ve 5237 sayılı TCK'nın 204/1. maddeleriyle karşılaştırılarak hüküm kurulması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış,

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12.12.2006 gün ve 2006/11-301 esas, 2006/296 sayılı kararında da açıklandığı üzere "belli haklan kullanmaktan yoksun bırakılma" başlığı altında yeni sistemde güvenlik tedbiri olarak düzenlenmiş bulunan ve hapis cezası mahkumiyetinin yasal sonucu olan hak mahrumiyetleri kararda gösterilmemiş olsa bile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin infaz sırasında dikkate alınması mümkün görülmüştür.

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlanna uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştirilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yeterli delil bulunmadığına, 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanmaması gerektiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi (ONANMASINA), 31.01.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Kullanıcı avatarı
Admin
Site Yöneticisi
Mesajlar: 28899
Kayıt: 22 Mar 2012 12:08
Meslek: Hukukçu
İletişim:

Re: BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA - TCK 53. Md

Mesaj gönderen Admin » 19 Eki 2013 01:30

11. Ceza Dairesi 2006/4589 E., 2006/7391 K.

ADLİ PARA CEZASI
GÜVENLİK TEDBİRLERİ


Dolandırıcılık suçundan hükümlü S…….. hakkında 07.01.2003 gün ve 2001/345 Esas, 2003/2 Karar sayı ile verilip, Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen mahkumiyetinin, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nunu yönünden yeniden değerlendirilmesi için yapılan yargılama sonunda, 5237 sayılı TCK.nun 157/1, 43, 62, 52/2, ve 53/1. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis ve 2500 YTL adli para cezasıyla mahkumiyetine dair (İskenderun Ağır Ceza Mahkemesi)nden verilen 07.07.2005 gün ve 2005/157 Esas, 2005/141 Karar sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi hükümlü müdafii tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığının onama isteyen 23.06.2006 günlü tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:

Ceza Genel Kurulunun 07.02.2006 gün ve 11/12 sayılı kararında açıklandığı gibi karar tarihinden sonra yürürlüğe giren yasaya göre kurulacak mahkümiyet hükmünün gerekçesinde, 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 230. maddesine uygun biçimde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, ceza yasasında öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve cezaya mahkümiyet yerine yada yanısıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine veya adli para cezası yada tedbirlerden birine çevrilmesine, ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına yahut bu hususlara ilişkin istemlerin reddine dair dayanaklar ile yeni hükmün kesinleşmesi üzerine önceki kararın infaza esas alınacak hüküm bölümü ortadan kalkıp geçerliliği sona ereceği için, önceki hükümdeki yargılama giderleri ve vekalet ücretinin infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere uygulama hükmünde de aynen gösterilmesi gerektiği gözetilmeden bu kurallara uyulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması,

Yasaya aykırı, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 21.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Cevapla