Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları YENİDEN EVLENMENİN İŞTİRAK NAFAKASININ KALDIRILMASINI GEREKTİRMEYECEĞİ

YENİDEN EVLENMENİN İŞTİRAK NAFAKASININ KALDIRILMASINI GEREKTİRMEYECEĞİ


admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 25236







YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ
ESAS: 2016/8052
KARAR: 2016/10965


Taraflar arasındaki yoksulluk ve iştirak nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı dava dilekçesinde; davalı ile 13.12.2011 tarihinde boşandıklarını, boşanma ilamı ile davalı lehine aylık 750,00 TL yoksulluk nafakasına ve velayetleri davalıya bırakılan iki müşterek çocuk için aylık 250'şer TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, davacının evlilik döneminden kalan kredileri ödediğini, davacının yeniden evlendiğini, bir çocuğu daha olduğunu, maaşı ile geçinmesi ve nafakaları ödemesinin mümkün olmadığını, boşanmada belirlenen nafakanın fahiş olduğununu belirterek, yoksulluk ve iştirak nafakalarının kaldırılmasına veya yoksulluk nafakasının aylık 200,00 TL'ye ve iştirak nafakalarının aylık 150,00'şer TL'ye indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde; davacının evlilik döneminden kaldığını iddia ettiği borçların davacının memur olması nedeniyle fiilen davacının işlettiği ancak resmen davalı adına gözüken işyeri için alınan kredilerden kaynakladığını, davalının bu kredilerle bir ilgisi olmadığını, davalı çalışmadığını, çocukların büyüdüğünü, masraflarının arttığını belirterek, davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davacının başka biriyle yeniden evlenmesi ve bu kişiden çocuğunun olması, yeni bir yuva kurması dolayısıyla giderlerinin arttığı ve borçları nedeniyle gelirinde olan azalma nedeniyle ekonomik durumunda olumsuz değişimler yaşandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıya ödenen aylık 750,00 TL yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 475,00 TL'ye indirilmesine ve iştirak nafakalarının düşürülmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmiştir.

Türk Medeni Kanunu'nun 176/4.maddesi hükmüne göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Bu hüküm gereğince mahkemece iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin gerektirmesi gerekmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 1998/2–656–688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.

Somut olayda; tarafların 13.12.2011 tarihinde boşandıkları, davalı kadın lehine aylık 750,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, kararın Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından onanarak 10.2.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Somut olayda; davacının polis memuru olarak çalıştığı, 450 TL kira ödediği, yeniden evlendiği, 1 çocuğu daha olduğu, davalının ise ev hanımı olduğu, 550 TL kira ödediği, nafaka dışında geliri olmadığı anlaşılmıştır. Tanık beyanında, evlilik döneminde davalı adına davacının açtığı dükkan nedeni ile davacının kredi borcu bulunduğu belirtilmiştir.

Tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının ekonomik durumunda herhangi bir kötüleşme bulunmadığı, davacının yeniden evlenmiş olması ve çocuk sahibi olmasının tek başına davacının ekonomik durumunu kötüleştirmeyeceği, davalının da ekonomik durumunda herhangi bir artış ve iyileşme bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ:
Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.


  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları