• Reklam

6111 S. KANUNDAN SONRA TRAFİK KAZASINDA SGK'NIN RÜCU HAKKI

6111 S. KANUNDAN SONRA TRAFİK KAZASINDA SGK'NIN RÜCU HAKKI

Mesajgönderen admin » 25 Eki 2013, 14:12

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
Esas: 2012/10-1156
Karar: 2013/339

6111 S. KANUNDAN SONRA TRAFİK KAZASINDA SGK'NIN RÜCU HAKKI
SGK'NIN KUSURLU TARAFA VEYA SİGORTA ŞİRKETİNE YA DA GÜVENCE FONUNA RÜCU HAKKININ KAPSAMI
6111 SAYILI KANUNLA GELEN DEĞİŞİKLİK 25.02.2011 TARİHİ ÖNCESİ VE SONRASI DURUM


Taraflar arasındaki “rucuan alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; ... 1.İş Mahkemesi’nce karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 31.03.2011 gün ve 2011/10 E.-2011/129 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 10.Hukuk Dairesi’nin 13.12.2011 gün ve 2011/7536 E.-2011/17987 K.sayılı ilamı ile;

(...Davanın, yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 39.maddesinde "Kasdi veya suç sayılır hareketi ile sigortalının hastalanmasına sebep olan kimseye, bu Kanun gereğince hastalık sigortasından yapılan her türlü giderler tazmin ettirilir" hükmü öngörülmüştür. Dava konusu somut olay da; 30.04.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan sigortalıya, Kurumca yapılan tedavi giderlerinin, kazaya sebep olan aracın sürücüsü ile sigorta şirketinden rücuan tahsili istemine ilişkindir.

Yasa Koyucu tarafından, trafik kazası nedeniyle sağlık hizmet sunucularınca verilen tedavi hizmet bedellerinin tamamının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması esasının getirilmesi amacıyla 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih 6111 sayılı Kanunun 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile “Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.

Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı paylarının %15'ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve 03.06.2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14'üncü maddesinde düzenlenen durumlar için Güvence Hesabı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılır. Söz konusu tutar, ilgili sigorta şirketleri için sigortacılık ilkelerine göre ayrı ayrı belirlenebilir. Aktarım ile sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının bu teminat kapsamındaki yükümlülükleri sona erer. Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu söz konusu tutarı %50'sine kadar artırmaya veya azaltmaya yetkilidir….” hükmü getirilmiştir.

6111 sayılı Kanunun, yayımı tarihinde yürürlüğe giren Geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59'uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20’sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer…..” hükmü öngörülmüştür.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91.maddesine göre, işletenler motorlu taşıtların kullanılmasından doğan, üçüncü kişilere verdikleri zararları karşılamak üzere zorunlu mali mesuliyet sigortası yaptırmak zorundadırlar. Sigorta şirketi, araç sahibinin, gerek müstahdeminin kusurundan ve gerekse, bizzat kendi kusurundan doğacak mali mesuliyetini temin etmektedir. Bu yönden sigorta şirketleri işletenin yada şoförlerinin, kusurları ile neden oldukları olaydan dolayı doğan mali sorumluluklarının belirli limit dahilinde kefili durumundadır. Karayolları Trafik Kanuna göre zorunlu mali mesuliyet sigortası yaptırmak zorunlu bulunmakla beraber, bu tür sigorta sözleşmesi de diğer sözleşmeler gibi sigorta ettiren ile sigortacı arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklaması ile sigorta sözleşmesi poliçeye bağlanmak suretiyle kurulur.
Tedavi giderleri kapsamında, sigorta şirketinin, motorlu araç işletilmesinden kaynaklanan sorumluluğunun zorunlu olarak sigorta teminatına bağlanması nedeniyle yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. Ne var ki; anılan Kanunun 59 ve Geçici 1.maddelerinde, aktarım ile sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının bu teminat kapsamındaki yükümlülüklerinin sona ereceği belirtilmiş olup, Kanunun açık hükmü karşısında, sorumluluğun ancak yapılacak aktarım sonrasında ortadan kalktığının kabulü gerekir. Nitekim bu husus 27.08.2011 tarihli 28038 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte de vurgulanmıştır.

Bu haktan, sigorta sözleşmesinin tarafı olan işleteni ve şoförlerinin yararlanması gerekmekte olup, poliçe limiti kapsamında kalan tedavi giderleri nedeniyle sorumlulukları sona erecektir. Ancak, zorunlu sigorta teminat tutarlarını aşan tedavi giderlerinin, zarara sebep olan veya hukuken sorumlu olanlar tarafından karşılanacağı, bu kişiler yönünden poliçe limitini aşan kısım yönünden sorumluğun devam edeceği de kabul edilmelidir.

Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek, 6111 sayılı Kanunun 59 ve Geçici 1.maddelerinde belirtilen tutarların sigorta şirketleri tarafından aktarılıp aktarılmadığı araştırılmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...)

gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.  

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili  
 
HUKUK GENEL KURULU KARARI  

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:  
Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, trafik kazası nedeniyle sigortalıya yapılan tedavi giderlerinin rucuen tahsili istemine ilişkindir.  

Davacı vekili; trafik kazasında yaralanan sigortalıya Kurumca yapılan yardımların, trafik kazasının meydana gelmesinde kusurlu bulunan araç sürücüsü ve aracı sigortalayan davalı sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.  

Yerel mahkemece, 25/02/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun Geçici 1.maddesindeki, “bu kanun yayınlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmetlerinin bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır” hükmünde rücu hakkı yer almadığından karar vermeye yer olmadığına karar verilmiştir.

Davacı Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin temyizi üzerine verilen karar, Özel Dairece, yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, yerel mahkemece önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.  

Hükmü davacı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili temyize getirmiştir.  

6352 sayılı Kanun ile 5521 sayılı Kanuna eklenen Geçici 2.maddesi uyarıca yapılan inceleme sonrasında Özel Daire’ce, bozma ilamı gerekçesindeki açıklamalar gözetildiğinde, Mahkemenin direnme kararının yerinde görülmediği belirtilerek, dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine oyçokluğuyla karar verilmiştir

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, 6111 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 25.02.2011 tarihinden önce meydana gelen trafik kazaları nedeni ile sigortalıya yapılan tedavi giderlerinden dolayı, sigorta şirketlerinin, Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı sorumluluktan kurtulması için, 6111 sayılı Kanunun 59 ve Geçici 1.maddesinde belirtilen tutarları Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarmanın zorunlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle zorunlu mali sorumluluk sigortasına (ZMSS) ilişkin mevzuatın değerlendirilmesi gerekmektedir.  

Zorunlu mali sorumluluk sigortası kavramı, 18.10.1984 tarihinde yürürlüğe giren 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda yer almakta olup; anılan Kanunun 91 ila 111.maddeleri ve aynı Kanunun 93.maddesi hükmü uyarınca, Hazine Müsteşarlığınca çıkarılan Karayolları Trafik Kanunu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında ile konu ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.  

Buna göre, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüne zorunlu mali sorumluluk sigortası adı verilmektedir.  

Zorunlu mali sorumluluk sigortasında, rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortacının ödeyeceği tazminat, 2918 Sayılı Kanunun 91.maddesinin yollamasıyla aynı Kanunun 85.maddesine göre belirlenir. Buna göre; sigortacı; sigorta ettiren işleten tarafından, motorlu aracın işletilmesi sırasında ortaya çıkan maddi zararlar ile kişinin yaralanması veya ölmesi gibi bedeni zararlardan sorumludur. Kişinin bedenine gelen zararlarda tedavi giderlerinin ödenmesine ilişkin koşullar 98.maddede, diğer tazminat ve giderlerin ödenmesi esasları ise, 99. maddede açıklanmıştır.  

Trafik kazası nedeniyle sağlık hizmet sunucularınca verilen tedavi hizmet bedellerinin tamamının, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması esasının getirilmesi amacıyla, 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 59.maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi değiştirilmiş; anılan değişiklik ile; “Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.

Trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda, sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı paylarının %15'ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve 03.06.2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14'üncü maddesinde düzenlenen durumlar için Güvence Hesabı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılır. Söz konusu tutar, ilgili sigorta şirketleri için sigortacılık ilkelerine göre ayrı ayrı belirlenebilir. Aktarım ile sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının bu teminat kapsamındaki yükümlülükleri sona erer. Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu söz konusu tutarı %50'sine kadar artırmaya veya azaltmaya yetkilidi.

Bu madde çerçevesinde sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun 89'uncu maddesinin ikinci fıkrası uygulanır….” hükmü getirilmiştir.

6111 sayılı Kanunun, 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59'uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20’sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir.

Bu Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren altı ay içinde Sağlık Bakanlığı Trafik Hizmetleri Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün trafik kazalarından kaynaklanan tedavi giderlerinin tahsili için kurduğu sistem mevcut haliyle Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilir. Trafik Hizmetleri Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün tasfiyesine ilişkin iş ve işlemler aynı tarih itibarıyla Sağlık Bakanlığınca gerçekleştirilir....” hükmü öngörülmüştür.

(Mülga) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 39.maddesinde, kasti veya suç sayılır hareketi ile sigortalının, eşinin veya çocuğunun hastalanmasına sebep olan kimseye, bu kanun gereğince hastalık sigortasından yapılan her türlü giderlerin tazmin ettirileceği, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 76.maddesi ile de genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere kastı veya suç sayılır bir hareketi veya ilgili kanunlarla verilmiş bir görevi yapmaması ya da ihmali nedeniyle, Kurumun sağlık hizmeti sağlamasına veya bu kişilerin tedavi süresinin uzamasına sebep olduğu mahkeme kararıyla tespit edilen üçüncü kişilere, Kurumun yaptığı sağlık hizmeti giderlerinin tazmin ettirileceği belirtilmiş, ayrıca aynı Kanunun 89 maddesinde süresinde ödenmeyen kurum alacaklarının tahsili düzenlenmiştir.

Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından hazırlanarak 27 Ağustos 2011 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan, Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5.maddesinin 2.fıkrası ile Yönetmelik uyarınca tespit edilen Kurum alacağının süresinde ödenmemesi halinde, 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı, Kanunun yayımı tarihinden önceki trafik kazaları ile ilgili Geçici 1.maddesinde ise Kanunun yayımı tarihinden önce meydana gelen trafik kazalarından kaynaklanan ve anılan tarih itibariyle ödenmemiş tüm tedavi gideri bedellerinin Kanunun Geçici 1'inci maddesi kapsamında Kurumca ödeneceği, bu tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle ilgili sigorta şirketlerinden ve Güvence Hesabından tahsil edilen tutarlar bakımından ilgili sigorta şirketlerine ve Güvence Hesabına herhangi bir iade yapılmayacağı, bu tutarlar Kuruma bu Yönetmelik uyarınca aktarılan tutarlardan mahsup edilemeyeceği, Kanunun yayımı tarihinden yönetmeliğin yayımı tarihine kadarki döneme ilişkin aktarımları düzenleyen Geçici 2.maddesinin 2.fıkrası ile ise ilgili sigorta şirketleri Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları bakımından, Kanunun yayımlandığı tarihten bu Yönetmeliğin yayımı tarihine kadarki dönemde düzenlenen Zorunlu Taşımacılık Sigortası ve Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası poliçelerinden tahakkuk eden sigorta primlerinin bu Yönetmelik ekinde yer alan hesaplama yöntemine göre belirlenen kısmını Müsteşarlıkça belirlenen vadelerde Kuruma aktaracakları kabul edilmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında, 6111 sayılı Kanunun 59.maddesi ile 2918 sayılı Kanunun 98.maddesinde yapılan değişiklik ve 6111 sayılı Kanunun Geçici 1.maddelari birlikte gözetildiğinde; Kanunun yürürlük tarihinden önce meydana gelen trafik kazalarında, 2918 sayılı Kanunun 98.maddenin 2.fıkrası düzenlemesinden, primlerin aktarılmamış olması halinde sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı’nın sorumluluğunun devam edeceği anlamının çıkarılabileceği görülmekte ise de, bu hükmün aynı maddenin 3.fıkrası ile birlikte değerlendirildiğinde; maddenin, sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı’na eski hükümlere göre, rücu hakkı verdiği şeklinde değil, süresinde aktarılmayan primleri tahsil için takip yapabilme yetkisini verdiği, dolayısıyla, sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının, yapacağı aktarım ile prim aktarma borçlarının sona ereceği şeklinde anlaşılması gerekir. Buna karşılık aktarımın yapılmaması halinde, Kurumun sigorta şirketine, Güvence Hesabına, işletene ve şoföre rücu hakkının devam edeceği şeklindeki düşünce, Kanun’un amacına uygun düşmeyecektir. Özellikle Yasa’da aktarım için üç yıllık bir sürenin öngörülmüş olması nedeni ile, aktarımın yapıldığı tarihe kadar sorumluluğun devam edeceğinin kabulü, 6111 sayılı Kanunun Geçici 1.maddede düzenlenen geçmiş dönemlerin prim ve katkı paylarının aktarımı hükmü fiilen uygulanamaz hale gelecektir. Bunun sonucunda da Kurum, geçmiş dönem için hem primleri ve katkı paylarını tahsil ederken aynı zamanda, zararını rücuan tahsil edebiliciği için sebepsiz zenginleşebilecektir.

Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan görüşmelerde azınlıkta kalan görüş sahiplerince; Kurum tarafından karşılanan sağlık hizmet bedelleri için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından Kuruma her bir vakıa için ayrı ayrı değil, global olarak aktarım başlamış olması nedeni ile her bir poliçe için ayrı ayrı aktarım tarihinin tespiti mümkün olmadığından, global aktarımın başladığı tarih itibari ile, sigorta şirketlerinin sorumluluğun sona ereceği belirtilerek, bu değişik gerekçe ile yerel mahkeme karanının onanması gerektiği görüşü savunulmuşsa da, çoğunlukça bu görüş benimsenmemiştir.

Sonuç olarak, Kurumun, süresinde aktarılmayan prim ve katkı payları için sigorta şirketlerine karşı 5510 sayılı Kanunun 89.maddesine göre takip yaparak tahsil yetkisi bulunduğu gözetildiğinde, trafik kazası nedeniyle sigortalıya yapılan tedavi giderleri için 6111 sayılı Kanu’nun 59.maddesi ile 2918 sayılı Kanu’nun 98.maddesinde yapılan değişikliğin yürürlük tarihi olan 25.02.2011 tarihinden itibaren, sigorta şirketlerine, Güvence Hesabına, sürücü ve işletene karşı, Kurumun rücu hakkının sona erdiğinin kabulü gerekir, Bu nedenle 6111 sayılı Kanu’nun 59 ve Geçici 1.maddelerinde belirtilen tutarların sigorta şirketleri tarafından aktarılıp aktarılmadığının araştırılması gerektiğine işaret eden Özel Daire bozma ilamına karşı direnmesi usul ve yasaya uygundur.  

Ne var ki, Yüksek Özel Daire bozma nedenine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden, bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daire’ye gönderilmesi gerekir.  

S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince direnme uygun bulunduğundan, hükmün ONANMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 10.HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 5521 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13.03.2013 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğuyla karar verildi
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir. www.kararara.com
Kullanıcı avatarı
admin
Site Yöneticisi
 
Mesajlar: 15910
Kayıt: 22 Mar 2012, 12:08
Konum: Ankara

Reklam

Dön Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları



Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

 

 

 

   

 

Copyright 2010 BETA