Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları ÖZEL HASTANEDE UYGULANAN FİZİK TEDAVİ, HATALI TEŞHİS VE TEDAVİ, TAZMİNAT İSTEMİ

ÖZEL HASTANEDE UYGULANAN FİZİK TEDAVİ, HATALI TEŞHİS VE TEDAVİ, TAZMİNAT İSTEMİ


admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 27966



YARGITAY 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/39432
KARAR NO : 2018/4196


Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı, 03.06.2011 tarihinde bel ağrısı şikayetiyle davalı hastaneye gittiğini, bir süre fizik tedavi uygulandığını, ancak ağrılarının devam etmesi üzerine tekrar hastaneye gittiğinde davalı T... tarafından 18.07.2011 tarihinde lazerle ameliyat edildiğini, davacının taburcu olduktan bir gün sonra bu defa bel ağrısı yanında şiddetli bacak ağrısı da yaşamaya başladığını ve doktorunu arayarak durumu izah ettikten sonra kendisine önerilen ağrı kesici ilaç almaya başladığını, ancak bir sonraki gün ağrıları dinmediğinden 22.07.2011 tarihinde yeniden hastaneye yatırıldığını 3 gün tedavi gördüğünü, durumunda bir iyileşme olmayınca 25.07.2011 tarihinde ikinci kez ameliyat edildiğini ve 04.08.2011 tarihinde hastaneden taburcu edildiğini, ancak henüz hastaneden çıkamadan bel ve sağ bacağında şiddetli, dayanılmaz ağrıları olunca hemen acile alındığını ve yeniden tedavi sürecinin başlatıldığını, “Enfeksiyon” kaptığının söylendiğini, 8.8.2011 tarihinde araştırma hastanesine sevk edildiğini, bel ağrısıyla hastaneye giriş yapan davacının iyileşme yerine bu defa da şiddetli bel ağrıları yanında sağ bacağında da şiddetli ağrılar seyretmeye başladığını, hatalı teşhis ve tedavi sonrasında yaşananlardan dolayı maddi ve manevi zarar gördüğünü ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 30.000,00 TL manevi ve 15.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava, davacının tedavisini üstlenen davalı doktorun tedavi sırasındaki hatasından kaynaklanan zararların tazminine ilişkindir. Davacı davalı doktor tarafından yapılan ilk ameliyatın başarısız olduğunu, yeniden ameliyat olmak zorunda kaldığını ve enfeksiyon kaptığını iddia ederek zararının tazminini istemiş, davalılar olayda bir kusurları olmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.

Vekil (Doktor), hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özelliklerinin göz önünde tutulması, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılması ve en emin yolun seçilmesi gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, TBK.510. (eski BK.394/1) maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Mahkemece, Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan raporda bilirkişilerin, davacıya öncelikle medikal tedavi sonrasında fizik tedavi uygulanmasının tıbben doğru olduğunu, ağrılarının devam etmesi üzerine 18.07.2011 tarihinde beyin ve sinir cerrahisi uzmanı davalı T... tarafından yapılan ameliyatın tıp kurallarına uygun olduğunu, reoperasyon gerekliliğinin bu tür ameliyatlardan sonra beklenebileceği, dolayısıyla sonradan yapılan ameliyatın da tıbben doğru olduğu, ameliyattan sonra gelişen spondilodiskitin, bu tür ameliyatlardan sonra ortaya çıkması beklenebilir bir komplikasyon olduğunu, davalı hekimin bu hususu tespit edip gerekli tıbbi tedavi uygulama ve yaklaşımları gerçekleştirerek başarılı bir komplikasyon yöntemi uyguladığını, bu nedenle doktora ve hastaneye izafe edilebilecek bir kusur olmadığını bildirdikleri anlaşılmaktadır. Davacı tarafından alınan bu rapora itiraz edilmiş olup mahkemece bu itirazları karşılayacak şekilde bir rapor alınmadığı anlaşılmıştır. O halde, mahkemece, üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından seçilecek, konularında uzman bilirkişilerden oluşmuş bir kurul aracılığı ile davalıların hukuki konum ve sorumluluğu, dosyada mevcut delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, davacının ameliyat sürecinde yapılması gerekenle yapılan işlemlerin neler olduğu, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda doktor ve hastaneye kusur izafe edilip edilmeyeceğini gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.


  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları