İSTİHKAK İDDİASI, BORÇLU EŞİ, 3. KİŞİNİN OĞLU, ÜÇÜNCÜ YARARINA İSTİHKAK İDDİASI • kararara.com


Forum ana sayfa İÇTİHAT PAYLAŞIM FORUMLARI Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları İSTİHKAK İDDİASI, BORÇLU EŞİ, 3. KİŞİNİN OĞLU, ÜÇÜNCÜ YARARINA İSTİHKAK İDDİASI

İSTİHKAK İDDİASI, BORÇLU EŞİ, 3. KİŞİNİN OĞLU, ÜÇÜNCÜ YARARINA İSTİHKAK İDDİASI


teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 18684






T.C
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2015/15884
KARAR NO: 2018/5300
KARAR TARİHİ:05.03.2018



>BORÇLU EŞİ, DAVACI 3. KİŞİNİN DE OĞLU OLAN KİŞİNİN,ÜÇÜNCÜ KİŞİ YARARINA İSTİHKAK İDDİASINDA BULUNMAYA YETKİLİ DEĞİLDİR.

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı 3. kişi vekili, Tekirdağ İcra Müdürlüğünün 2014/304 Talimat sayılı dosyası üzerinden yapılan tüm haciz işlemlerine konu menkullerin davacıya ait olduğunu, yapılan haciz işlemlerinden yeni haberdar olduklarını belirterek, davanın kabulü ile menkuller üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı alacaklı vekili, 30.06.2014 tarihli haciz tutanağı incelendiğinde hazır bulunan Ö. İ.'ın haciz mahallindeki eşyaların annesi S. İ.'a ait olduğunu beyan ettiğini, dolayısıyla ortada hukuken bir istihkak iddiası bulunmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini ayrıca davanın süresinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davaya konu malların haczedildiği işyerinin borçluya ait olduğu, İstanbul'daki işyerini kapatan borçlunun muhtemel hacizleri engellemek amacı ile işyerini kayınvalidesinin adına faaliyete geçirdiği gerekçesiyle davanın reddi ile 5.267,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalı alacaklıya verilmesine karar verilmiştir.

Hüküm, davacı 3. kişi tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.

1- İstihkak davasının dinlenebilmesi için ön koşul, malın üçüncü kişi elinde haczedilmesi üzerine üçüncü kişi tarafından haczedilen mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı gibi sınırlı bir ayni hakka vs. dayanarak istihkak iddiasında bulunulmasıdır. İstihkak iddiası, tüzel kişilerde tüzel kişiyi temsile yetkili organlarca, gerçek kişilerde ise ya kendisi tarafından ya da bu kişiyi temsile yetkili kişilerce ileri sürülebilir. Tüzel kişiyi veya gerçek kişiyi temsil yetkisi olmayan kişinin yaptığı iddia, geçerli bir istihkak iddiası sayılmaz.

Somut olayda, dava konusu hacizler sırasında 3. kişi yararına istihkak iddiasında bulunan Ö. İ.’ın borçlunun eşi , davacı 3. kişinin de oğlu olduğu, anılan şahsın üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olduğuna dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı görülmektedir. Takip dosyasındaki bilgi ve belgelere göre, davacı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nun 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, 3.şahıs tarafından usulüne uygun yapılmış bir istihkak iddiası bulunmadığının kabulü gerekir.

Öte yandan; davacı 3. kişi 22.09.2014 tarihli dava dilekçesiyle 2014/304 Talimat sayılı dosyada yapılan tüm hacizlerle ilgili istihkak iddiasında bulunmuştur. Takip dosyasında 26.08.2013 tarihinde yapılan haciz sırasında borçlunun görümcesi D.Ç.'ın hazır olduğu, 19.06.2014 ve 30.06.2014 tarihli hacizler sırasında ise borçlunun eşi, davacı 3. kişinin oğlu Ö. İ.'ın hazır olduğu görülmektedir. Ayrıca, davaya konu haciz tutanaklarında, tutanağın bir suretinin 103 davetiye yerine kaim olmak üzere borçlu adına tebellüğe yetkili hazirunlara tebliğ edildiğine dair şerh de bulunmaktadır. Dava ise az yukarıda belirtildiği gibi 22.09.2014 tarihinde açılmıştır.

Bu bilgilere göre; davacı 3. kişi, borçlu ve hacizler sırasında hazır bulunan kişiler arasındaki anılan akrabalık bağı ve davaya konu haciz tutanağının bir suretinin 103 davetiye yerine kaim olmak üzere borçlu adına tebellüğe yetkili hazirunlara tebliğ edildiğine dair şerhin varlığı ile haciz yapılan yerin bir işyeri olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde davanın süresinde açılmadığının kabulü gerekir. Zira, haciz bir işletme için olağandışı bir gelişme olup; haciz sırasında hazır bulunanın davanın taraflarıyla olan akrabalık bağı da dikkate alındığında, davacı 3. kişinin hacizlerden 3 ay sonra haberdar olduğunu iddia etmesi hayatın olağan akışına da uygun düşmemektedir.

Tüm bu bilgiler ışığında; davanın süresinde açılmadığı kabul edilerek davanın bu sebeple reddi gerekirken mahkemece davanın esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün İİK'nun 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek bulunmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 05.03.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM


  • POPULER KONULAR

Dön Yargıtay Hukuk Daireleri Kararları