Forum ana sayfa EMSAL KARAR TALEP FORUMLARI Ceza Hukuku UYUŞTURUCU KULLANMA SUÇUNDA TEDAVİ VE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNİN YERİNE ...

UYUŞTURUCU KULLANMA SUÇUNDA TEDAVİ VE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNİN YERİNE ...

Suç ve Cezalar, Suç Türleri, Ceza Hesaplama, Hapis, Adli Para Cezası, Adli Kontrol, Ön Ödeme, Uzlaşma, Tutuklama, Arama, Elkoyma, İletişimin Tespiti, Ceza Yargılama Usulü, Tekerrür, İçtima, İştirak...

Güntülü Kullanıcı avatarı
Moderatör

Mesajlar: 2116






UYUŞTURUCU KULLANMA SUÇUNDA TEDAVİ VE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ VE BU TEDBİRİN YERİNE GETİRİLMESİNE DAİR ESASLAR
Dr. Suat ÇALIŞKAN



Günümüzde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı önemli ölçüde artmış ve madde kullanımı özellikle gençler arasında rahatsız edici düzeyde yaygınlaşmıştır.

Türkiye’de 2007 yılı itibariyle 2 bin 148 kişinin uyuşturucu madde kullanımından yaşamını yitirdiği, 2014-2016 yılları arasında 680 bin 575 kişinin uyuşturucu tedavisi gördüğü, ALO 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattı’na 2,5 yılda toplamda 106 bin 112 çağrı geldiği ifade edilmektedir.[1]

Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak eylemleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191’inci maddesinde suç olarak tanımlanmıştır.

Kanun koyucu, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin aslında tedaviye muhtaç bir kişi olduğu gerçeğinden hareketle uyuşturucu madde kullanan kişiler hakkında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumunu hukuk sistemimize dâhil etmiştir.

TCK'nun 191. maddesinde düzenlenen suç, TCK'nun ikinci kitabının, "topluma karşı suçlar" başlıklı üçüncü kısmının, "kamunun sağlığına karşı suçlar" başlıklı üçüncü bölümünde yer almaktadır.

Suçun mağduru "kamu" olup, bu açıdan bakıldığında şüphelinin, TCK'nun 191. maddesi kapsamında verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine" dair karara itiraz edemeyeceği ileri sürülebilir. Ancak şüpheliye yükümlülük getiren denetimli serbestlik tedbirini içermesi nedeniyle, TCK'nin 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı itiraz yasa yoluna tabi tutulması gerekmektedir.

Ayrıca CMK'nin 171. maddesinde yer alan "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararından farklı olduğu hususu da dikkate alındığında, adil yargılama ilkesi ve suçsuzluk karinesi gereğince, CMK'nun 171. ve 173. maddelerinde suçtan zarar gören için tanınan "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz" hakkıyla ilgili hükümlerin, TCK'nun 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı "şüpheli" için de kıyas yolu ile uygulanması zorunlu gözükmektedir.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir

"Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından TCK'nun 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine" dair karara karşı, şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu kabul edilmektedir.[2]

Belirtilen düzenleme, kişinin öncelikle tedavi edilmesini ve tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmaktan korunmasını sağlamaya yönelik olarak hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasını işaret etmektedir.

Kişinin tedavi olmayı kabul etmesi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçundan hakkında cezaya hükmolunmayacaktır.

Türkiye genelinde 2016 yılı itibariyle denetimli serbestlik müdürlükleri tarafından 402.772 şüpheli, sanık ve hükümlü hakkında verilen denetimli serbestlik kararının infazına devam edildiği, uyuşturucu bağlantılı suçlardan dolayı ise denetimli serbestlik kararına ait dosya sayısının 58.667 olduğu, uyuşturucu madde bağlantılı suçlara ilişkin denetimli serbestlik sayısının, toplam denetimli serbestlik sayısının %14,56’sını oluşturduğu ifade edilmektedir.[3]

Bu nedenle uyuşturucu kullanımı ile ilgili tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin layıkıyla yerine getirilmesi çok önemli bir konudur.

Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri ve bu tedbirin yerine getirilmesine dair esaslar genel olarak Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin (DSHY) 72 maddesinde belirtilmiştir.

TEDAVİ KAVRAMI

Tedavi kavramı; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri kullanan kişinin bağımlılık yapan maddeden vücudunun arındırılmasına, uyuşturucu veya uyarıcı maddelere olan ihtiyacı sonucunda ortaya çıkan yoksunluk belirtilerinin giderilmesine yönelik resmi veya özel kurumlarca yürütülen sağlık çalışmaları olarak tanımlanabilir. (DSHY md. 72/1)

Tedavi ile yükümlünün, uyuşturucu veya uyarıcı maddeye olan bağımlılığı ortadan kaldırılması ve yükümlünün bu illetten kurtulması amaçlanır. Bu tedavi işlemleri sonucunda yükümlünün sağlıklı bir birey olması için çaba gösterilir.

DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNE İLİŞKİN ÇALIŞMALAR

Denetimli serbestlik tedbirine ilişkin çalışmalar; uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan ya da kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişinin, uyuşturucu kullanmasına neden olan veya kullanma isteğine yol açan etkenlerin değerlendirilerek, kişinin maddeye olan ihtiyacını kontrol etmesi, yaşam standardını artırması, belirlenen ihtiyaçları doğrultusunda kendisine ve topluma yararlı bir birey olabilmesi amacıyla yürütülen rehberlik çalışmalarını ifade eder. (DSHY md. 72/2)

Denetimli serbestlik tedbirine ilişkin çalışmalar ile şu hususlar hedeflenmiştir:

1) Yükümlünün uyuşturucu kullanmasına neden olan veya kullanma isteğine yol açan etkenlerin değerlendirilerek bağımlılığın yok edilmesi.

2) Yükümlünün maddeye olan ihtiyacını kontrol edebilmesinin sağlanması.

3) Yükümlünün yaşam kalitesinin yükseltilmesinin temini.

4) Yükümlünün belirlenen ihtiyaçları doğrultusunda kendisine ve topluma yararlı bir birey olabilmesinin temini.

TEDAVİ VE DENETİMLİ SERBESTLİK KARARININ İNFAZI

Kayıt ve Tebligat İşlemleri


Tedavi ve denetimli serbestlik kararı, önce UYAP sistemine kaydedilir. Kayıt işlemleri tamamlandıktan sonra sanık veya hükümlünün müdürlüğe müracaat etmesi için tebligat çıkartılır. Bu tebligat işlemeleri tebligat kanunu hükümlerine uygun bir şekilde yerine getirilmelidir. (DSHY md. 72/3)

Vaka Sorumlusuna Gönderme Ve Tedavi İçin Kuruma Sevk İşlemleri

Müdürlüğe müracaat eden sanık veya hükümlü, kayıt kabul bürosunca infaz bürosunda görevli vaka sorumlusuna gönderilir. Vaka sorumlusu, tedavi tedbirinin yerine getirilmesi için aynı gün ilgili kuruma sevk işlemlerini başlatır ve yükümlüden beş iş günü içerisinde tedavi için ilgili kuruma başvurmasını ister.(DSHY md. 72/3)

Nihai raporun takibi

Yükümlü Sevk yazısı ile kuruma başvurmak zorundadır. Başvurduğu tarih ile tedavinin olumlu ya da olumsuz sonuçlandığına ilişkin nihai raporun müdürlüğe iletilmesi gerekir. (DSHY md. 72/3) Bu konu ile denetim serbestlik müdürlüğü, sağlık kurumuna bir yazı yazarak tedavinin olumlu veya olumsuz olarak sonuçlanması halinde kendilerine bildirilmesini ister.

Rehberlik çalışmalarının takibi

Rehberlik çalışmalarının takibi ile gerektiğinde rehberlik çalışmalarının planlanması ve yürütülmesi için karar eğitim ve iyileştirme bürosuna gönderilir. (DSHY md. 72/3)

Tedavi Tedbirinin İnfaz İşlemlerinin Takibi

Tedavi tedbirinin infaz işlemleri vaka sorumlusu tarafından takip edilir. Tedavi tedbiri, uyuşturucu veya uyarıcı madde tedavisine ilişkin mevzuat hükümleri uyarınca ilgili kurum tarafından ve kurum yetkililerinin o kişi hakkında uygun görecekleri tedavi programına göre yerine getirilir. (DSHY md. 72/4)

Tedavi süresince veya tedavi sona erdikten sonra sanık veya hükümlünün, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını takip amacıyla tedavi kurumuna tekrar sevk edilmesi ya da kontrole gönderilmesi gibi işlemler yapılmaz. (DSHY md. 72/4)

Rehberlik Çalışmalarının Takibi

Tedavi süresince rehberlik çalışmalarının, tedavinin yürütüldüğü kurum tarafından yapılıp yapılmadığı denetimli serbestlik uzmanı tarafından takip edilir. (DSHY md. 72/5)

Gerek görülmesi halinde rehberlik çalışmaları denetimli serbestlik uzmanınca yapılır. Tedaviden sonra sanık veya hükümlü hakkında uygulanan rehberlik çalışmalarına bir yıl süreyle devam olunur. (DSHY md. 72/5)

Rehberlik çalışmaları, eğitim ve iyileştirme bürosunda görevli denetimli serbestlik uzmanı tarafından, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin “iyileştirme çalışmaları” başlıklı 37 nci maddesinde belirtilen iyileştirme çalışmalarındaki esaslara göre yerine getirilir.

Sanığın veya hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişmeler takip edilerek, üçer aylık sürelerle hazırlanacak denetim raporunun iyileştirme çalışmaları ile değerlendirme ve önerilere ilişkin bölümü görevli denetimli serbestlik uzmanı tarafından doldurulur ve vaka sorumlusuna gönderilir. (DSHY md. 72/6)

Yükümlünün Cezaevinde Olması Halinde Kararın Yerine Getirilmesi İşlemleri

Tedavi İşlemlerinin Ceza İnfaz Kurumu İdaresince Yerine Getirilmesi

Sanık veya hükümlü tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin yerine getirilmesi sırasında başka bir suçtan ceza infaz kurumunda ise; sanığın veya hükümlünün tedavi için ilgili kuruma gönderilmesi ceza infaz kurumu idaresince yerine getirilir. (DSHY md. 72/7)

Rehberlik Çalışmalarının Ceza İnfaz Kurumundaki Görevliler Tarafından Gerçekleştiril Mesi

Bu kişilerin rehberlik çalışmaları ceza infaz kurumlarında uygulanan iyileştirme faaliyetleri kapsamında ceza infaz kurumundaki görevliler tarafından gerçekleştirilir. (DSHY md. 72/7)

Vaka Sorumlusu Tarafından, Üç Ayda Bir, Kişinin Gelişimi Ve Davranışları Hakkında Ceza İnfaz Kurumu İdaresinden Bilgi İstenilmesi

Mahkemeye gönderilecek rapora esas olmak üzere vaka sorumlusu tarafından, üç ayda bir, kişinin gelişimi ve davranışları hakkında ceza infaz kurumu idaresinden bilgi istenir. (DSHY md. 72/7)

Yükümlünün Tedavi İçin Kuruma Başvurmaması veya Tedavi Programına Uymaması

Uyarma İşlemleri

Sanık veya hükümlünün beş iş günü içerisinde ilgili kuruma tedavi için müracaat etmediğinin veya belirlenen tedavi programına uymadığının bildirilmesi ya da rehberlik çalışmalarına katılmaması halinde sanık veya hükümlü Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 44 üncü maddesine göre uyarılır.(DSHY md. 72/8)

Tebligat İle Bildirimde İhtara İlişkin Bilgilerin Yer Alması

Uyarılara ilişkin tebligatta ihlal durumunun tekrarı halinde bunun yükümlülüğün ihlali sayılacağı ve dosyanın kapatılarak mahkemesine gönderileceği sanık veya hükümlüye bildirilir. (DSHY md. 72/8)

İnfazın Başlama ve Bitim Zamanı

Tedavi ve denetimli serbestlik veya sadece denetimli serbestlik tedbiri, sanık veya hükümlünün müdürlüğe müracaat ettiği tarihte başlar.(DSHY md. 72/9)

Tedavi ile birlikte verilen denetimli serbestlik tedbiri, tedavinin sona ermesinden bir yıl sonra, sadece denetimli serbestlik tedbiri ise mahkemenin belirlediği sürenin sonunda biter. (DSHY md. 72/9)

YÜKÜMLÜLÜKLERİN İHLAL EDİLMESİ HALİ

TCK'nın 191. maddesinin 4. fıkrasının ( a ) bendine göre, kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi hâlinde, hakkında kamu davası açılması gerekmektedir.[4]

Tedavi ve denetimli serbestlik ile ilgili uygulamaları yerine getirmeyen, yükümlülüklerini ihlal eden yükümlü hakkında uyuşturucu madde kullanma suçundan kamu davası açılacaktır.

Denetimli Serbestlik Müdürlüğü, yükümlünün ihlal edici davranışları nedeniyle dosyasını kapatarak ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına dosyayı göndermelidir. Bu dosya geldikten sonra ilgili savcılık yükümlü hakkında kamu davasını açacaktır.

ISRAR ETME ŞARTI

Israr etme şartının yerine gelmesi için, yükümlülük ihlalinin birden fazla olması, ilk ihlalden sonra yükümlünün ihlalin sonuçları hakkında uyarılması gerekmektedir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22.12.2015 tarih 2015/1717 esas 2015/33429 Sayılı kararında da belirtildiği üzere, denetimli serbestlik şube müdürlüğünce çıkartılan tebligatlar her ne kadar tebligat kanuna uygun olsa bile, bu suç sebebiyle kanun koyucunun iradesine uygun nitelikte olmadığı, ayrıca adresine çıkratılan ilk tebligattan sonra “ önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı hususunda ihtaratlı ikinci tebligatın çıkartılması gerekmektedir.[5]

Yükümlünün 10 Gün İçinde Başvurması İçin Israr Şartı Açısından Tek Tebligat Yeterli Değildir.

Yargıtay, sanığa denetimli serbestlik müdürlüğünün uyarı davetnamesi ile 10 gün içerisinde adı geçen müdürlüğe gelmesi konusunda ihtarda bulunulduğu, ancak adresin kapalı olması sebebiyle tebligatın muhtara bırakıldığı olayda, sanığın yasal süre ve herhangi bir başvuru yapmaması üzerine sanığa tekrar yeni bir süre verilerek başvuru yapması konusunda ihtaratta bulunulmadığının anlaşıldığı, sanığın ilk ihtarata uymamasının kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmesi olarak kabul edilemeyeceğini ifade etmektedir.[6]

Israr Şartı Kovuşturma Şartıdır.

Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada, "ısrar koşulu" bir "kovuşturma şartı"dır.

Israr şartının gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda, Mahkeme tarafından CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

Bu gibi hallerde CMK'nın 223. maddesinde karar ve hüküm türleri arasında sayılmayan “karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmesinin yasaya aykırı olacaktır.

Durma kararı ile birlikte ayrıca mahkemece “soruşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin devamına” karar verilmesi gerekmektedir.[7]

Yükümlünün infaz sırasında askerlik hizmeti altında olması

Şüpheli denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin infazına başladıktan sonra yükümlülüklerini ilk kez ihlal etmesi üzerine uyarı müzekkeresinin soruşturma aşamasında bildirdiği adresine Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ edildikten sonra şüphelinin, uyarı müzekkeresinin tebliğ edildiği tarihi de kapsayan dönemler arasında askere alındığının anlaşılması üzerine veya infaza başlandıktan sonra tebligat aşamalarının herhangi bir noktasında askere gitmesi halinde, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca denetimli serbestliğe dair yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından askerlik hizmetlerinin sonuna bırakılması gerekmektedir.[8]

Yükümlü terhis olduktan sonra ise denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin infazına devam etmesi için gönderilen uyarılı çağrı davetiyesi gönderilmelidir.

İki ihlal ve tebligatın bir yıllık süre içinde yapılması koşulu

Yükümlü şüphelinin bizzat kendisine tebliğ edilmesine rağmen 10 gün içinde kuruma müracaat etmeyerek yükümlülüklerini ilk tebligat yapılmış olması halinde 2. kez ihlal ettiği belirlenirse, ilk ihlal tarihinden itibaren 1 yıl geçtikten sonra ikinci ihlalin meydana gelmesi halinde ısrar etme koşulu gerçekleşmeyecektir. Bu gibi hallerde, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44. maddesinin 3. fıkrasında yer alan yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi halinde yükümlülüğe uymamada ısrar etme şartının gerçekleştiği kabul edilmelidir.

Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde infaza son verilerek kayıt kapatılması gerekmektedir. İlk uyarı tebligatının üzerinden 1 yıldan fazla süre geçmiş ise, şüpheli hakkında ısrar şartı gerçekleşmeyecektir. Başka bir söylemle, TCK'nin 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu" nun gerçekleşmediği kabul edilecektir.[9]

Tebligat işlemlerinin Tebligat Kanunu'na uygun olarak gerçekleştirmesi gerekir.

Yükümlüye yapılacak tebligatların Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olması gerekir. Yapılan tebligat kanunda belirtilen şartlara haiz değilse, geçerli kabul edilmeyecek ve yapılmak istenen işlem hukuka aykırı hale gelebilecektir. Bazen bu konuda Yargıtay’ın farklı uygulamalarına rastlamak mümkün olmaktadır.

Örneğin mahkemece, doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre yapılan tebligatların geçersiz olduğu gerekçesine yer verildiği bir olayda Yargıtay; tebliğ yapılan adresin sanığın bilinen son adresi olup aynı zamanda mernis adresi de olduğu ve tebliğe elverişli olmadığının anlaşılması durumunda mahalle muhtarına tebliğ yapılmasının yasaya uygun olduğu, sanığın mahkeme huzurundaki savunmasında bu adreste ailesi ile birlikte oturduğunu, ancak herhangi geçerli bir sebep ileri sürmeksizin tebligatlardan haberi olmadığını beyan ettiğinin anlaşıldığını ileri sürerek Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yapılan tebligatların yasaya aykırı olmadığına karar vermiştir.[10]

Yargıtay bu şekildeki kabulü ile, şüphelinin 2. kez uyarılmasına rağmen 2 defa yükümlülüklerini ihlal ettiği görüldüğünden, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu"nun gerçekleştiği sonucuna varmıştır.[11]

Suç Teşkil Eden Fiiller Israrın Kapsamı Dışındadır

Kamu davasının açılması için aranan "ısrar şartı" TCK'nın 191/4-(a) maddesine giren durumlarda söz konusu olup Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz edilen denetimli serbestlik ve tedavi tedbirlerinin gerektirdiği yükümlülüklere, yapılan çağrılara, plan ve programlara uyup uymamakla ilgilidir.

5237 sayılı TCK’nin 191. maddesinin 4. fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yazılı doğrudan soruşturmayı gerektiren suç teşkil eden fiiller ısrarın kapsamı dışındadır. Bu suçlar haber alındığında, kamu davası açılması ertelenen suçla birlikte soruşturularak, yeterli delil elde edildiğinde, bu suç ihlal nedeni sayılıp, açılması ertelenmiş olan kamu davasının açılması gerekir.[12]

Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi Kararı Verilen İlk Suça Dair Olarak Yargılama Şartının Gerçekleşmesi

Bu durumda, erteleme süresi zarfında tekrar kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu işlediği iddia edilerek hakkındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılan ve dava açılan şüpheli hakkında mahkemece delil değerlendirilmesi yapılarak, erteleme süresi zarfında işlendiği iddia edilen ikinci suça dair olarak mahkûmiyete yeterli delil bulunup bulunmadığı tespit edilecek ve bu ikinci suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğuna kanaat getirilmesi halinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen ilk suça dair olarak yargılama şartı gerçekleşmiş olduğundan yargılamaya devamla ilk suça dair davanın esası hakkında bir hüküm verilecektir.[13]

İkinci Suça Dair Olarak Mahkemece Mahkûmiyete Yeterli Delil Bulunmadığına Kanaat Getirilmesi Hali

Şüphelinin erteleme süresi zarfında işlendiği iddia edilen ikinci suça dair olarak mahkemece mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına kanaat getirilmesi halinde ise, TCK'nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (b) ve (c) bendlerinde yer alan, erteleme süresi zarfında “tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma veya uyuşturucu madde kullanma” şartları oluşmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen ilk suça dair olarak yargılama şartı bulunmadığı gözetilerek, bu aşamada yargılama şartının gerçekleşmesi beklenmek üzere CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca durma kararı verilmesi gerekecektir.[14]




[1] http://www.milliyet.com.tr/uyusturucuda ... m-2499373/, ET: 15.09.2018.

[2] Y.1.CD, E. 2017/2883, K. 2018/1372, T. 26.3.2018.

[3] 2017 Türkiye Uyuşturucu Raporu, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Narkotik Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, ANKARA-2017, s. 21.; http://www.narkotik.pol.tr/ TUBIM/Documents/ TURKIYE%20 UYUSTURUCU%20RAPORU%202017.pdf, ET: 15.09.2018.

[4] Y.10. CD, E. 2018/145, K. 2018/3422, T. 12.4.2018.

[5] Y.20. CD, E. 2017/6438, K. 2018/1643, T. 27.3.2018.

[6] Y.20.CD, E. 2017/2702, K. 2018/1642, T. 27.3.2018.

[7] Y.10. CD, E. 2018/205, K. 2018/2851, T. 22.3.2018.

[8] Y.10.CD, E. 2018/78, K. 2018/2856, T. 22.3.2018.

[9] Y.10.CD, E. 2018/78, K. 2018/2856, T. 22.3.2018.

[10] Y.10.CD, E. 2018/203, K. 2018/2854, T. 22.3.2018.

[11] Y.10.CD, E. 2018/203, K. 2018/2854, T. 22.3.2018.

[12] Y.10.CD, E. 2018/84, K. 2018/2661, T. 15.3.2018.

[13] Y.10.CD, E. 2018/84, K. 2018/2661, T. 15.3.2018.

[14] Y.10.CD, E. 2018/84, K. 2018/2661, T. 15.3.2018: “…Somut olayda şüpheli hakkındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesine kararı ile birlikte uygulanmasına karar verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine dair uyarılı ilk başvuru davetiyesinin tebliğini müteakip şüphelinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne 18.05.2015 tarihinde müracaat edip tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başladığı, ancak daha sonra erteleme süresi zarfında 14/06/2016 tarihinde tekrar kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinden bahisle yeni bir soruşturma başlatıldığı anlaşılmakla, TCK'nın 191/4. maddesi uyarınca kamu davası açılma koşulları oluştuğundan, yargılamaya devam olunarak her iki suça dair deliller değerlendirilip esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken, “ısrar unsurunun oluşmadığı ve dosyada kovuşturma şartının gerçekleşmediği” şeklindeki dosya kapsamına uygun düşmeyen ve TCK'nın 191/4-(b) maddesine açıkça aykırı bir gerekçe ile durma kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerindedir…”


www.kararara.com

teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 19124


T.C.
YARGITAY
10. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2018/78
KARAR NO:2018/2856
KARAR TARİHİ:22.3.2018


Adalet Bakanlığı'nın, 03/01/2018 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli ... hakkında açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucunda, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında değişiklik yapılmasına yer olmadığına dair İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 03/10/2017 tarihli ve 2017/132 esas, 2017/614 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 11/01/2018 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla ...:
1- Şüpheli hakkında, 04/07/2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği; ayrıca tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması halinde erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılacağı hususunun ihtar edildiği, erteleme kararının şüphelinin bildirdiği son adresinde tebliğ edildiği,
2- Şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanması için gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesine uyarak Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne müracaat ettiği ve kendisine burada yazılı olarak yükümlülüklerinin tebliğ edildiği ve yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde hakkında kamu davası açılacağının ihtar edildiği, ancak daha sonra 19/10/2015 tarihinde görüşmesine gelmeyerek yükümlülüklerine aykırı davranması üzerine uyarılmasına karar verilerek gönderilen uyarı müzekkeresinin 11/11/2015 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği,
3- Daha sonra şüphelinin 02/11/2015-02/11/2016 tarihleri arasında askerlik görevini yaptığının bildirilmesi üzerine, şüphelinin askerlik görevini yaptığı komutanlığına tebligat çıkarılarak terhis tarihinden itibaren 10 gün içinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmesi gerektiği hususunun 08/02/2016 tarihinde şüphelinin bizzat kendisine tebliğ edildiği,
4- Şüpheli terhis olduktan sonra da Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yeniden uyarılı çağrı davetiyesi gönderildiği, “tebliğden itibaren 10 gün içinde müracaat etmezse tekrar uyarı yapılmadan denetimli serbestliğe uymamakta ısrar etmiş sayılarak hakkında dava açılacağı uyarısını içeren bu davetiyenin 17/11/2016 tarihinde yine şüphelinin bizzat kendisine tebliğ edildiği,
5- Şüphelinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmemesi üzerine TCK'nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca “...tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği... gerekçesiyle kamu davasının ertelenmesi kararı kaldırılarak, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kamu davası açıldığı,
6- İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 03/10/2017 tarihli ve 2017/132 esas, 2017/614 sayılı kararı ile Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nce sanık askerden geldikten sonra 17/11/2016 tarihinde yapılan tek bir çağrıya uymamanın ısrar olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle, “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında değişiklik yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.

B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/1 maddesinde, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür. şeklinde hüküm çeşitlerinin tahdidi olarak sayıldığı, somut olayda sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan yapılan yargılamasında, yukarıda sayılan hüküm çeşitlerinden biriyle yargılamanın bitirilmesi gerekirken, mahkemesince kovuşturma şartının gerçekleşmediğinden bahisle, anılan Kanun'da düzenlenmeyen bir hüküm biçimi olan sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında değişiklik yapılmasına yer olmadığı şeklinde hüküm kurulamayacağı gözetilmeden, İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/10/2017 tarihli kararıyla, sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmamakta ısrar etmediğinden bahisle kovuşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında değişiklik yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28/07/2015 tarihli ve 2015/66344 soruşturma, 2015/3687 karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve şüpheli hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın 19/08/2015 tarihinde usulüne uygun şekilde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından yapılan uyarılı davetnamenin ise 11/09/2015 tarihinde yine Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, hükümlünün 19/10/2015 tarihinde vaka sorumlusu ile yapılacak olan görüşmeye katılmaması üzerine, anılan Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 26/10/2015 tarihli ve 2016/28206 sayılı yazısı ile uyarılmasına karar verildiği, söz konusu bu uyarı yazısının usulüne uygun şekilde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, hükümlünün vatani görevi nedeniyle infazına ara verilen tedbir kararının gereğinin yerine getirilmesi için terhis tarihi olan 02/11/2016 tarihinden itibaren 10 gün içinde anılan Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmesi gerektiğine dair İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 21/01/2016 tarihli ve 2015/13730 DS sayılı yazısının 11/01/2016 tarihinde hükümlüye Tebligat Kanunu'nun 14. maddesine göre usulüne uygun tebliğ edildiği, buna rağmen hükümlünün gereken sürede müracaat etmemesi üzerine dosyasının kapatılarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, böylece yükümlünün denetimli serbestlik tedbirine uymama konusunda ısrar gösterdiği anlaşılmakla, kamu davasına devamla esastan inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında değişiklik yapılmasına yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilerek, İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 03/10/2017 tarihli ve 2017/132 esas, 2017/614 sayılı kararının bozulması istenmiştir.

C) Konunun Değerlendirilmesi:
TCK'nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde, Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ... hâlinde, hakkında kamu davası açılır. hükmüne yer verilmiştir.

05/03/2013 tarihli Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44. maddesinin 3. fıkrasında “Denetimli serbestlik kararlarının infazında, yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde infaza son verilerek kayıt kapatılır. hükmü yer almaktadır.
CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasında, Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir. hükmü öngörülmüştür.

Somut olayda, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen şüpheliye tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için uyarılı ilk başvuru davetiyesi gönderildiği, şüphelinin de bu ilk çağrıya uyarak Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne müracaat ettiği, burada yükümlülüklerinin imzası karşılığında tebliğ edildiği, ayrıca yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde hakkında kamu davası açılacağının da ihtar edildiği,

Ancak bu ihtar ve uyarıya rağmen şüphelinin 19/10/2015 tarihinde yükümlülüklerini birinci kez ihlal etmesi üzerine, yine yazılı olarak uyarılmasına karar verildiği ve uyarı müzekkeresinin soruşturma aşamasında bildirdiği adresine 11/11/2015 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği,

Daha sonra şüphelinin 02/11/2015-02/11/2016 tarihleri arasında askerlik görevini yaptığının bildirilmesi üzerine, şüphelinin askerlik görevini yaptığı komutanlığına tebligat çıkarılarak terhis tarihinden itibaren 10 gün içinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmesi gerektiği hususunun 08/02/2016 tarihinde şüphelinin bizzat kendisine tebliğ edildiği,
Ayrıca, şüpheli terhis olduktan sonra da Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yeniden uyarılı çağrı davetiyesi gönderildiği, “tebliğden itibaren 10 gün içinde müracaat etmezse tekrar uyarı yapılmadan denetimli serbestliğe uymamakta ısrar etmiş sayılarak hakkında dava açılacağı uyarısını içeren bu davetiyenin 17/11/2016 tarihinde yine şüphelinin bizzat kendisine tebliğ edildiği, ancak şüphelinin tebliğden itibaren 10 gün içinde kuruma başvurmaması üzerine, “Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce şüpheliye usülüne uygun tebligatların yapıldığı ancak şüphelinin erteleme süresi içinde kendisine yüklenen yükümlülüklere ve uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği gerekçesiyle kamu davası açılmış ise de,
Şüpheli denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin infazına başladıktan sonra yükümlülüklerini ilk kez 19/10/2015 tarihinde ihlal etmesi üzerine uyarı müzekkeresinin soruşturma aşamasında bildirdiği adresine 11/11/2015 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre tebliğ edildiği, ancak daha sonra şüphelinin uyarı müzekkeresinin tebliğ edildiği tarihi de kapsayan 02/11/2015-02/11/2016 tarihleri arasında askere alındığının anlaşılması üzerine Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca denetimli serbestliğe ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmesi askerlik hizmetlerinin sonuna bırakıldığı, terhis olduktan sonra ise denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin infazına devam etmesi için gönderilen uyarılı çağrı davetiyesinin 17/11/2016 tarihinde şüphelinin bizzat kendisine tebliğ edilmesine rağmen 10 gün içinde kuruma müracaat etmeyerek yükümlülüklerini 2. kez ihlal ettiğinin anlaşılması karşısında, ilk ihlal tarihi olan 19/10/2015 tarihinden itibaren 1 yıl geçtikten sonra ikinci ihlalin meydana geldiği, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “.. yükümlülüğün bir yıl içerisinde iki defa ihlal edilmesi yükümlülüğe uymamada ısrar etme sayılır. Yükümlünün uyarılmasının ardından bir yıl içerisinde ikinci ihlalin tespit edilmesi halinde infaza son verilerek kayıt kapatılır. şeklindeki koşulun şüpheli hakkında gerçekleşmediği anlaşıldığından, somut olayda TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada kovuşturma şartı olan ısrar koşulu gerçekleşmemiştir.

Ancak, kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun gerçekleşmediğinin anlaşılması durumunda, mahkemece yapılacak işlemin iddianamenin iadesine karar verilmesi olduğu halde mahkemece bu yapılmadan kovuşturma aşamasına geçilmesi karşısında artık “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında değişiklik yapılmasına yer olmadığına dair karar verilemeyeceği, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince kovuşturma şartı olan “ısrar şartının gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği, bu nedenle CMK'nın 223. maddesinde karar ve hüküm türleri arasında sayılmayan “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında değişiklik yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu, bununla birlikte mahkemece hüküm fıkrasının devamında “tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının sürdürülmesine karar verilmiş olması karşısında verilen kararın esasen “durma kararı niteliğinde olduğu ve bu

şekildeki bir yasaya aykırılığın 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin kıyasen uygulanması ile Dairemizce düzeltilmesinin mümkün olduğu değerlendirilerek kanun yararına bozma talebi bu yönü ile ve değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.

D) Karar :
Açıklanan nedenlerle, kanun yararına bozma talebi yerinde görüldüğünden; İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 03/10/2017 tarihli ve 2017/132 esas, 2017/614 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasında yer alan “sanık hakkında verilen kararda değişiklik yapılmasına yer olmadığına şeklindeki ibarenin ÇIKARILMASINA, çıkarılan bu ibarenin yerine “kamu davasının durmasına ibaresinin EKLENMESİNE, hükmün gereklerinin bu şekilde yerine getirilmesine, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 22.03.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.







T.C.
YARGITAY
10. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2018/203
KARAR NO:2018/2854
KARAR TARİHİ:22.3.2018

Adalet Bakanlığı'nın, 15/02/2018 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli ... hakkında açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucunda, kamu davasının durmasına dair ... Anadolu 66. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21/09/2017 tarihli ve 2017/105 esas, 2017/564 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 26/02/2018 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

A) Konuyla ...:
1- Şüpheli hakkında, 06/08/2016 ve 30/09/2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği; ayrıca tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması halinde erteleme kararının kaldırılarak kamu davası açılacağı hususunun ihtar edildiği,

2- Şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanması için gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin 14/12/2016 tarihinde tebliğine rağmen Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne müracaat etmemesi üzerine gönderilen uyarı müzekkeresinin 17/01/2017 tarihinde tebliğ edildiği,

3- Şüphelinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmemesi üzerine TCK'nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca “...tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği... gerekçesiyle kamu davasının ertelenmesi kararı kaldırılarak, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kamu davası açıldığı,

4- ... Anadolu 66. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21/09/2017 tarihli ve 2017/105 esas, 2017/564 sayılı kararı ile şüpheliye yapılan tebligatların usulsüz olduğu ve ısrar şartının oluşmadığı gerekçesiyle, “kamu davasının durmasına karar verildiği ve kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.

B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, Dosya kapsamına göre, ... Anadolu 66. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve 2017/105 esas, 2017/564 sayılı kararıyla, sanığa denetimli serbestlik müdürlüğünce çıkartılan çağrı kağıdının ve uyarı müzekkeresinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na aykırı şekilde mernis şerhi ile doğrudan mernis adresine çıkartıldığı ve tebligatın anılan Kanun'un 21/12. maddesi uyarınca yapıldığı, bu tebligatların geçersiz olduğu, hakkında usulüne uygun çağrı kağıdı ve uyarı müzekkeresi tebliğ edilmeyen sanık hakkında denetimli serbestlik dosyasının kapatılması işleminin hukuka aykırı olduğundan bahisle davanın durmasına dair karar verilmiş ise de,

Şüphelinin soruşturma aşamasına kollukta şüpheli sıfatı ile vermiş olduğu 30/09/2016 ve 06/08/2016 tarihli beyanlarında yerleşim yeri adresi olarak ... mah. ... sk. no:3 iç kapı no:1 ... adresini bildirdiği, şüphelinin 7201 sayılı Kanun'un 10/1 maddesi kapsamında mezkur adresin bilinen son adresi olduğu, keza ... Anadolu 66. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada da sanık sıfatı ile vermiş olduğu 21/09/2017 tarihli savunmasında yine aynı adresi mahkemeye bildirdiği, şüphelinin adres kayıt sisteminde kayıtlı mernis adresinin de bu adres olduğu, hâl böyle olunca şüpheliye çıkartılan tebligatların usulüne uygun olduğu ve böylece denetimli serbestlik kapsamında belirlenen yükümlülüğü uymamakta ısrar ettiğinin anlaşılması karşısında, kamu davasına devamla esastan inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle durma kararı verilmesinde isabet görülmemiştir. denilerek, ... Anadolu 66. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21/09/2017 tarihli ve 2017/105 esas, 2017/564 sayılı kararının bozulması istenmiştir.

C) Konunun Değerlendirilmesi:
TCK'nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendinde, Kişinin, erteleme süresi zarfında; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ... hâlinde, hakkında kamu davası açılır. hükmüne yer verilmiştir.
Tebligat Kanunu'nun; 10. maddesinde, “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.
Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. şeklinde düzenleme yer aldığı,

21. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında ise; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.

Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. şeklinde düzenlemelerin yer aldığı,
Somut olayda, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen şüpheliye tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için uyarılı ilk başvuru davetiyesinin gönderildiği, “tebliğden itibaren 10 gün içinde müracaat etmezse hakkında dava açılacağı uyarısını içeren bu davetiyenin şüphelinin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde bildirdiği bilinen son adresi ve aynı zamanda mernis adresi olan adreste “tebliğ imkansızlığı nedeniyle şerhi verilerek Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca mahalle muhtarına tebliğ edildiği, birinci uyarının bu şekilde yapılmış olduğu, bu tebliğ ve uyarıya rağmen şüphelinin süresi içinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'ne müracaat etmeyerek yükümlülüklerini birinci kez ihlal etmesi üzerine yazılı olarak uyarılmasına karar verildiği ve “tebliğden itibaren 10 gün içinde müracaat etmezse tekrar uyarı yapılmadan yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmiş sayılarak hakkında dava açılacağı uyarısını içeren ikinci davetiyenin 17/01/2017 tarihinde tebliğ edildiği, bunun da ikinci uyarı olarak kabul edilmesi gerektiği, ancak şüphelinin yapılan bu uyarıya rağmen 10 gün içinde kuruma başvurmamak suretiyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmeyerek, ikinci kez yükümlülüklerini ihlal ettiği,
Anlaşılmıştır.

Her ne kadar mahkemece, doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre yapılan tebligatların geçersiz olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de, tebliğ yapılan adres sanığın bilinen son adresi olup aynı zamanda mernis adresi de olduğu ve tebliğe elverişli olmadığının anlaşılması durumunda mahalle muhtarına tebliğ yapılmasının yasaya uygun olduğu, kaldı ki bizzat sanık mahkeme huzurundaki savunmasında bu adreste ailesi ile birlikte oturduğunu, ancak herhangi geçerli bir sebep ileri sürmeksizin tebligatlardan haberi olmadığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yapılan tebligatların yasaya aykırı olmadığı,

Bu hali ile 2 kez uyarılmasına rağmen 2 defa yükümlülüklerini ihlal ettiği görüldüğünden, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sanığın cezalandırılması isteğiyle açılan davada kovuşturma şartı olan ısrar koşulu gerçekleşmiştir. Bu nedenle mahkemece yargılamaya devam edilerek esas hakkında bir hüküm verilmesi gerekirken, “kamu davasının durmasına karar verilmesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre; ... Anadolu 66. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21/09/2017 tarihli ve 2017/105 esas, 2017/564 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 22.03.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM



  • POPULER KONULAR

Dön Ceza Hukuku