Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Kanun Şerhleri Türk Ceza Kanunu Şerhi ETKİN PİŞMANLIK - TCK 168. Md.

ETKİN PİŞMANLIK - TCK 168. Md.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım forumu...

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 27985



2. Ceza Dairesi 2014/10216 E. , 2015/11274 K.

HIRSIZLIK SUÇUNDA ETKİN PİŞMANLIK
TEKERRÜRE ESAS OLMAYAN SUÇUN, TEKERRÜRE ESAS ALINMASI


Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemişir. Ancak;
1- Sanığın 16.06.2012 tarihli celsede müştekinin zararını gidermek istediğini beyan etmesi, müştekinin 27.12.2012 tarihli celsede zararının bulunmadığını ve şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, müştekiden zararın sanık tarafından giderilip giderilmediği sorularak, sanık tarafından giderilmişse hangi tarihte giderildiği belirlendikten sonra sonucununa göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 168/1-4 maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Sanığın adli sicil kaydındaki tekerrüre esas alınan Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.03.2008 günlü 2005/90 E 2008/49 K. sayılı ilamı ile tayin olunan adli para cezasının miktarı itibariyle 1412 sayılı CMUK'nun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve aynı Kanun’un 305/son maddesi gereğince tekerrüre esas olmayacağı, sanığın suç tarihi itibari ile de adli sicil kaydında başkaca bir mahkûmiyet kaydının bulunmadığı gözetilmeden, sanığın tekerrüre esas mahkûmiyeti bulunduğu gerekçesiyle 5237 sayılı TCK’nun 58/6-7. maddesi ve 5275 sayılı Kanun’un 108. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı istem gibi (BOZULMASINA), 01/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.






T.C
YARGITAY.
13.CEZA DAİRESİ
2016/9991 E.
2017/7593 K.
20/06/2017 Tarih


>HIRSIZLIK AKÜ ÇALMA VE KISMI İADE ŞİKAYETÇİNİN KISMI İADEYİ KABUL ETMESİ HALİNDE ETKİN PİŞMANLIK UYGULANACAĞI

ÖZET : Müştekinin soruşturma aşamasında kısmi iadeye rıza gösterdiği dikkate alındığında, bu rızanın kovuşturma evresine de yansıyacağından hareketle sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekir.

DAVA VE KARAR : Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakta ise de; hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde eylemin nitelikli hırsızlık suçuna dönüşeceği ve eylemi uzlaşma kapsamı dışına çıkaracağı gözetilip yüklenen suçu gece vakti işlediği anlaşılan sanık hakkında uzlaşma hükümleri uygulanamayacağı belirlenerek yapılan incelemede,

Sanığın 19.01.2011 günü çalınan 17 adet aküyü sattığı şahıs olan...' den aküler kolluk görevlilerince alınarak müştekiye teslim edildiği ancak...'nin bozma sonrası beyanından zararının giderilmemiş olduğu anlaşılmış ise de, 24.01.2011 günü sanığın yakalandığında suça konu dört adet aküyü çaldığı yeri görevlilere göstererek henüz müracaatı bulunmayan müşteki İ..'e teslimini sağladığı müştekinin bozma sonrası TCK'nın 168. maddesinin uygulanmasına rızasının olduğunu beyan etmesi karşısında; tebliğnamedeki TCK'nın 168. maddesinin uygulanamayacağı yönündeki düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak,

1- Sanığın, soruşturma aşamasında kısmi iadede bulunduğu ve müşteki İ..'in de kısmi iade nedeniyle TCK'nın 168. maddesinin uygulanmasına rıza gösterdiğinin anlaşılması karşısında; soruşturma aşamasında yapılan kısmi iadeye rıza kovuşturma aşamasında gösterilse dahi sanık hakkında TCK'nın 168/2. maddesinde belirlenen oran da gözetilerek, TCK'nın 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi ve sanık hakkında hükmedilen cezadan T.C.K.'nun 143 ve 43/1. maddeleri gereğince artırım yapıldıktan sonra belirlenen 1 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasından T.C.K.'nun 168. maddesinin hangi fıkrasının uygulandığı da belirtilmeden 1/2 oranında indirim yapılarak 9 ay 10 gün hapis cezası yerine 7 ay 10 gün ve T.C.K.'nun 62. maddesinin uygulanması suretiyle sonuç cezanın 7 ay 23 gün yerine 6 ay 11 gün olarak belirlenmesi,

2- "Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b. bendinde düzenlenen "seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına" hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanıkların, 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,

SONUÇ VE İSTEM : Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK'un 326/son. maddesi gereği sanığın ceza süresi yönünden kazanılmış hakkının gözetilmesine 20.06.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.








T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU
ESAS NO. 2013/13-626
KARAR NO. 2015/7
KARAR TARİHİ. 17.2.2015



5237/m.168

ÖZET : Dava; hırsızlık suçunda etkin pişmanlığa ilişkindir. Sanığın yakalandığında suçunu ikrar edip çaldığı yağları sattığı kişiyi kolluk görevlilerine söylediği, ancak eşyayı sattığı bu kişiden ücretini ödemek suretiyle geri alarak mağdura aynen iade etmek veya bizzat ya da kendi girişimleri sonucu 3. bir kişi tarafından bedelini mağdura ödenmek gibi bir davranışta bulunmadığı anlaşılan somut olayda; sanığın artık üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan yağları sattığı kişiyi söylemesi sonucu yağların satın alan kişiden alınarak mağdura iadesinin T.C.K.nun 168. maddesi anlamında bizzat pişmanlık gösterilerek gerçekleştirilmiş bir iade veya tazmin olarak kabulü mümkün değildir. Bu itibarla 5237 Sayılı T.C.K.nun 168. maddesi kapsamında etkin pişmanlık şartlarının gerçekleşmediğini kabul eden yerel mahkeme hükmü ile bu hükmü onayan Özel Daire kararında bir isabetsizlik bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

DAVA : Hırsızlık suçundan sanık U.'in 5237 Sayılı T.C.K.nun 142/1-b. 53 ve 58. maddeleri uyarınca 4 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin. Gaziantep 15. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 15.9.2010 gün ve 76-539 Sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 13. Ceza Dairesince 10.4.2013 gün ve 26553-10453 sayı ile T.C.K.nun 58. maddesinin uygulanmasına dair bölümün çıkartılması suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 13.6.2013 gün ve 51759 sayı ile;
"... Sanık yakalandığında suçunu ikrar edip çaldığı suça konu 8 teneke yağı Ali'ye sattığını bildirmesi üzerine, buradan ele geçen yağların soruşturma aşamasında yakınana teslim edildiğinin anlaşılması karşısında, kısmi iade sebebiyle yakınandan rızası sorularak sonucuna göre 5237 Sayılı T.C.K.nun 168/3-4. maddesinin uygulama şartlarının tartışılması gerekir. Artık bu aşamada sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması açısından rızanın sorulması gerektiği, sanığın beraat eden sanık Ali'nin zararını gidermesinin hırsızlık suçunda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması açısından bir öneminin bulunmadığı, bu iki kişi arasındaki ihtilafın hukuki mahiyet arz ettiği..."
Görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
5271 Sayılı C.M.K.nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 13. Ceza Dairesince 26.6.2013 gün ve 19869-20330 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya. Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:

KARAR : Sanık A. hakkında suç eşyasını satın almak suçundan kurulan beraat hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup, inceleme sanık U. hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
Suçun sübutuna ve nitelendirilmesine dair bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya içeriği itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmayan somut olayda, Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, 5237 Sayılı T.C.K.nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;
Mağdurun 18.5.2008 günü saat 10.00 sıralarında kolluğa müracaat ederek garaj kapısının kilidi kırılarak içeride bulunan 16 teneke toplam 2.000 TL değerindeki zeytinyağının çalındığını beyan ettiği.

Olay, yakalama, muhafaza altına alma, takdiri kıymet ve teslim tutanağına göre; mağdurun müracaatı üzerine daha önce işlediği hırsızlık suçları sebebiyle kollukça tanınan ve bu konuda beyanı alınmak istenen sanığın yakalandığı, kendisiyle yapılan mülakatta, mağdurun garajının kapısının kilidini kırarak 9 teneke zeytinyağını alıp ticari taksiyle evine taşıdığını, bir tenekesini tanımadığı bir şahsa, sekiz tenekesini ise 450 Liraya Ali'ye sattığını, bu kişinin sepetli bir motorla yağları evine taşıdığını söylediği, adı geçen şahsa sorulduğunda olayı doğruladığı ve sanığın kendisine 450 liraya sattığı 8 teneke yağı kolluk görevlilerine teslim ettiği ve yağların mağdura iade edildiği,
Mağdurun kollukta, ilk müracaatında 16 teneke olarak belirtmiş ise de, kesin olarak çalınan yağ miktarının 12 teneke olduğunu, olaydan bir-iki saat sonra kolluk görevlilerinin kendisini arayarak yağların ve sanığın yakalandığını söylediğini, 8 teneke yağın kendisine iade edildiğini, sadece 1 tenekeden biraz yağ kullanılmış olduğunu, 4 teneke yağın ise bulunamadığını, 1 teneke yağın piyasa değerinin 120 lira olduğunu, şikayetçi olduğunu ve uzlaşmak istemediğini beyan ettiği,
Mahkemede, tam olarak ne kadar yağ çalındığını bilmediğini, önceki yıllardan da yağ kaldığı için emin olamadığını, 8 ya da 12 teneke olabileceğini, 8 teneke yağın kolluk tarafından iade edildiğini, şikayetçi olmadığını ifade ettiği,
Suç eşyasını satın almak suçundan hakkında verilen beraat kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olan A. 'un, sanıktan 8 teneke yağı 450 liraya aldığını, bir teneke yağı biraz kullandığını, polisler gelince satın aldığı yağları kolluk görevlilerine teslim ettiğini, kendisine bu yağları satan sanıktan şikayetçi olduğunu söylediği,

Sanığın; 13.5.2008 günü gündüz saat 10.00 sıralarında mağdurun garajının kapısını kırarak üzerinde markası olmayan 8 teneke zeytinyağını çaldığını ve hurda arabasına koyarak götürdüğünü, yolda gördüğü ve daha önceden tanıdığı Ali'a söz konusu yağları köyden getirdiğini ve acilen satmak istediğini söyleyip 450 Liraya sattığını savunduğu,
Dosya içerisinde sanığın sattığı yağların parasını A. R.'ya ödediğine dair bir bilginin bulunmadığı,
Anlaşılmaktadır.
1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nun 168. maddesine göre;
" ( 1 )Hırsızlık. mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık ve karşılıksız yararlanma suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu sebeple hakkında kovuşturma başlamadan önce failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde: cezası üçte birden üçte ikiye kadar indirilir. Yağma suçunda ise, cezada altıda birden üçte bire kadar indirim yapılır.
( 2 ) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, mağdurun rızası aranır".
Bu hüküm, 8.7.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan 5377 Sayılı Kanunun 20. maddesiyle değiştirilmiş ve " ( 1 ) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflas, taksirli iflas ve karşılıksız yararlanma suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu sebeple hakkında kovuşturma başlamadan önce failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
( 2 ) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
( 3 ) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, 1. fıkraya giren hallerde yarısına, 2. fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.
( 4 ) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için. ayrıca mağdurun rızası aranır" şekline dönüştürülmüş.
5.7.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 Sayılı Kanunun 84. maddesiyle de "ve karşılıksız yararlanma" ibaresi madde metninden çıkartılmış ve maddeye "Karşılıksız yararlanma suçunda, fail. azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz: zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz." şeklinde 5. bir fıkra eklenmiştir.
Ceza Genel Kurulunun 27.5.2008 gün ve 2008/11-127-147 Sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, 5237 Sayılı T.C.K.nun 168. maddesinde yer alan "etkin pişmanlık" hükmünün uygulanabilmesi için, maddede sınırlı bir şekilde sayılan suçların işlenmesi halinde, failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi gerekmektedir.
Anılan madde bu düzenleniş şekliyle, 765 Sayılı T.C.K.nun 523. maddesinden oldukça farklıdır. 29.6.1955 gün ve 10-16 Sayılı içtihadı Birleştirme Kararıyla Ceza Genel Kurulu'nun 11.11.1997 gün ve 248-288 Sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında da açıklandığı gibi, 765 Sayılı T.C.K.nun 523. maddesi, "iade ve tazmin esasına" dayalıdır. 5237 Sayılı T.C.K.nun 168. maddesi ise tazminden çok "pişmanlık" esasına dayanmaktadır.
Öğretide hakim olan görüşe göre de; 5237 Sayılı T.C.K.nun 168. maddesinin, 765 Sayılı T.C.K.nun 523. maddesinden farklı olarak tazminden çok pişmanlık esasına dayandığı kabul edilmektedir. ( Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, D. Tezcan, M. Ruhan Erdem, R. M. Önok. 9. Baskı. Seçkin Yayınevi, Ankara 2013. s.649-655: V. Özer Özbek, M. N. Kanbur, Koray Doğan, P. Bacaksız, ilker Tepe. Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler. Seçkin Yayınevi, 4. Baskı. 2012, s.579: 5237 Sayılı Kanun Kapsamında Ceza Hukuku Özel Hükümleri. Cilt 1. S. Bakıcı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2008. s.934 vd: Hırsızlık Suçları, E. Noyan, Adalet Yayınevi, Ankara. 2007. s.396 vd.: Açıklamalı-içtihatlı Hırsızlık Suçları, H. Eker. Adalet Yayınevi. 2. Baskı. Ankara. 2014. s.756 vd: )
5237 Sayılı Kanunun 168. maddesinin düzenlenmesi sırasında maddeye, "... failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi..." ibaresi eklenmek suretiyle oluşması muhtemel tereddütlerin önüne geçilmek istenmiştir. Zira. metinde geçen "bizzat pişmanlık göstererek" ibaresi, düzenlemenin "tek başına iade ve tazmine" değil, "pişmanlık sonucu olan iade ve tazmine" önem atfettiğinin açık göstergesidir. Nitekim, maddeyle ilgili Meclis Komisyonunda yapılan görüşmeler sırasında da bu konu gündeme gelmiş ve oturum başkanının: "Önemli olan zararın giderilmesi değil mi?" şeklindeki sorusuna, Kanunun hazırlanmasında görev alanlardan birisi olan Prof. Dr. İzzet Özgenç: "Hayır, bu maddenin koruduğu espri bu değil. Bu maddenin koruduğu espri, mağdurun mağduriyetini sadece gidermek değil, Kişinin pişmanlık duymasını sağlamak ..." şeklinde cevap vermiştir. ( T.C. Adalet Bakanlığı Yayın İşleri Dairesi Başkanlığı, Tutanaklarla Türk Ceza Kanunu, Ankara. Şubat-2005. s.616 )

Bu açıklamaların sonucu olarak; iade ve tazminin cebri icra yoluyla gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına veya ondan habersiz olarak üçüncü kişilerce giderilmesi, eşyanın failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu veya kaçarken yakalanan failin üzerinde ele geçirilmiş olması gibi hallerde, failin gerçek anlamda pişmanlığından söz edilemeyeceğinden. 5237 Sayılı T.C.K.nun 168. maddesinin uygulanma şartları oluşmayacaktır. Buna karşın, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun uğradığı zararın aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi şartı yerine getirilirken duyulan pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesi zorunluluğu bulunmayıp, davranışlar yoluyla da ifade edilmesi olayın özelliğine göre mümkün olabilecektir.

Öte yandan, Ceza Genel Kurulunun 18.6.1996 gün ve 132-140 Sayılı kararı başta olmak üzere, Özel Dairelerin birçok kararlarında da belirtildiği üzere, 765 Sayılı T.C.K.nun 523. maddesinde düzenlenen rızai iadede amaç mağdurun zararının karşılanması olmakla beraber, çalıntı malın birkaç el değiştirmesi halinde, zincirin halkalarını oluşturan ve malı bedelini ödeyerek alan kişilerin de zararının karşılanması esastır.

5237 Sayılı T.C.K.nun 168. maddesinde 765 Sayılı T.C.K.nun 523. maddesinden farklı olarak mutazarrır ( zarar gören ) kavramı yerine mağdur kavramı kullanılmış olup, mutazarrır kavramı içinde yer alan suç eşyasını satın alan kişi veya kişilerin, mağdur kavramına dahil edilmesi mümkün bulunmadığından, 168. maddede düzenlenmiş olan etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için yalnızca maddede belirtilen suçların mağdurlarının zararının giderilmesi yeterli olacağından, ayrıca suça konu eşyayı satın alan kişi veya kişilerin, başka bir anlatımla mutazarrının zararının giderilmesi şartı aranmamalıdır.

Ancak bu noktada failin hırsızlık suçuna konu eşyayı 3. bir kişiye satması halinde eşya üzerinde tasarruf yetkisinin devam edip etmediği ve böyle bir durumda salt eşyayı sattığı yeri veya kişiyi söylemesinin etkin pişmanlık olarak kabul edilip edilmeyeceği hususu üzerinde ayrıca durulması gerekmektedir.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 762. maddesinde yer alan: "Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen maddi şeylerle edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir." şeklindeki düzenlemeyle taşınır mülkiyetinin konusu belirlenmiş,
763. maddesindeki: "Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir. Bir taşınırın zilyetliğini iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan kimse, devredenin mülkiyeti devir yetkisi olmasa bile, zilyetlik hükümlerine göre kazanmanın korunduğu hallerde o şeyin maliki olur." biçimindeki düzenleme ile de zilyetliğin devriyle taşınır mülkiyetinin naklinin gerçekleşeceği belirtilmiştir. Maddenin bu açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, zilyetliğin devriyle taşınır mülkiyetinin nakli gerçekleşmiş olacağından, suça konu eşyayı 3. bir kişiye satmak suretiyle zilyetliği devreden sanığın artık eşya üzerinde tasarruf yetkisi kalmamaktadır.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 763. maddesi uyarınca suça konu eşyayı 3. bir kişiye satmak suretiyle zilyetliği devreden failin artık eşya üzerinde tasarruf yetkisi kalmadığından, üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan bu eşyayı sattığı yeri göstermesi sonucu satın alınan kişiden alınarak mağdura iadesinin 168. madde anlamında fail tarafından gerçekleştirilmiş bir iade veya tazmin olarak kabulü mümkün değildir. Fail eşyayı sattığı yerden ücretini ödemek suretiyle geri alarak mağdura aynen iade etmesi veya bizzat ya da kendi girişimleri sonucu 3. bir kişi tarafından bedelinin mağdura ödenmesi vb. hallerinde ancak 168. madde anlamında bir iade ve tazminden bahsetmek mümkündür. Aksi halde esasen meşru malik pozisyonunda olan iyiniyetli üçüncü kişilerden malın geri alınması suretiyle temini cihetine gidilerek mağdurun zararının giderilmesi durumunda, failin haksız biçimde sağladığı kazancının devam ettiği hususu gözardı edilmiş olur.

5237 Sayılı T.C.K.nun 168. maddesi, 765 Sayılı T.C.K.nun 523 maddesinden farklı olarak salt iade ve tazmin esasına dayalı bir düzenleme olmayıp, pişmanlık sonucu gerçekleştirilmiş olan iade ve tazmini esas alan bir düzenleme olması karşısında, suçtan elde ettiği menfaat halen kendisinde bulunan sanığın yalnızca eşyayı sattığı yeri göstermiş olmasının pişmanlık olarak kabul edilmesi kanun koyucunun amacına da uygun olmayacaktır.

Diğer taraftan failin suça konu eşyayı sattığı yeri göstermesi 5237 Sayılı T.C.K.nun 62. maddesinin uygulanmasında göz önünde bulundurulabilecektir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.3.2013 gün ve 2012/6-1232-106 Sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde:

Sanığın yakalandığında suçunu ikrar edip çaldığı yağları sattığı kişiyi kolluk görevlilerine söylediği, ancak eşyayı sattığı bu kişiden ücretini ödemek suretiyle geri alarak mağdura aynen iade etmek veya bizzat ya da kendi girişimleri sonucu 3. bir kişi tarafından bedelini mağdura ödenmek gibi bir davranışta bulunmadığı anlaşılan somut olayda, sanığın artık üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan yağları sattığı kişiyi söylemesi sonucu yağların satın alan kişiden alınarak mağdura iadesinin T.C.K.nun 168. maddesi anlamında bizzat pişmanlık gösterilerek gerçekleştirilmiş bir iade veya tazmin olarak kabulü mümkün değildir.

Bu itibarla. 5237 Sayılı T.C.K.nun 168. maddesi kapsamında etkin pişmanlık şartlarının gerçekleşmediğini kabul eden yerel mahkeme hükmü ile bu hükmü onayan Özel Daire kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle.
1- ) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine,
2- ) Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2015 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.


T.C
YARGITAY
13.CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2013/16311
KARAR NO:2013/15230
KARAR TARİHİ:21.05.2013

- HIRSIZLIKTA ETKİN PİŞMANLIK
- ÇALINAN MALI SATIN ALANDAN TESLİM ALINMASI SATIN ALANIN ZARARININ GİDERİLMEMESİ KARŞISINDA ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİ UYGULANMAZ.


TCK 168

Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay CGK'nın 26.03.2013 günlü, 2012/6-1232 esas ve 2013/106 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, çalınan malın 3. kişiye satılması halinde; 5237 sayılı TCK'nın 168. maddesinin uygulanabilmesi için hırsızlık suçunun failinin, sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın, hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlaması yetmez. Failin bizzat pişmanlık göstererek, satın alan iyiniyetli ise; sattığı yeri veya kişiyi söyleyerek çalınan malın hırsızlık suçunun mağduruna iadesini sağlaması yanında aynen geri verme veya tazmin suretiyle satın alanın zararını da gidermesi, kötü niyetliyse; satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati, kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi gerekir. Esasen iyiniyetli olan satın alanda bulunan ve hırsızlık suçuna konu olan eşyaya elkonulamaz.

Hırsızlık suçuna konu eşyaya elkonulmasına rağmen, failin satın alandan aldığı para veya sağladığı menfaatin satına alana iade edilmemesi halinde, satın alana Devlet eliyle haksızlık yapılmış olur. Somut olayda, satın alan TCK'nın 165. maddesinin faili olmakla kötü niyetli olduğundan, hırsızlık suçunun faili, çaldığı malı sattığı yeri söyleyerek suç konusu eşyanın mağdura iadesini sağlamışsa da satın alandan elde ettiği parayı kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi halinde, etkin pişmanlık hükümleri uygulanabileceği için TCK'nın 168/1. maddesinin uygulanma koşulları bulunmadığından tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre O yer Cumhuriyet savcısı ve suça sürüklenen çocuk S. K. müdafii ile sanıklar A. Ç. ve S. T.in temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında, suça sürüklenen çocuk ve sanıklar hakkındaki usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin kısmen isteme aykırı kısmen de isteme uygun olarak ONANMASINA, 21.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 27985



6. Ceza Dairesi 2012/4856 E. , 2015/416 K.

HIRSIZLIK
HÜKME ESAS ALINAN PARMAK İZİ RAPORUNUN DENETİME OLANAK SAĞLAYACAK ŞEKİLDE DOSYA İÇERİSİNDE YER ALMAMASI
SUÇA KONU EŞYALARIN İADESİ
TEKERRÜRE ESAS ALINAN İLAMIN HÜKÜM FIKARSINDA GÖSTERİLMESİ GEREKMESİ


Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-) Gerekçeli kararda iddia ve savunma ile esas hakkındaki görüşe yer verilmeyerek CMK’nun 230. maddesine aykırı davranılması,
2-) Denetime olanak sağlayacak şekilde dosya içerisinde bulundurulmayan ve hükme esas alınan parmak izi raporunun mahkumiyet hükmünün tek delili konumunda olduğunun anlaşılması karşısında; öncelikle hükme esas alınan parmak izi raporunun denetime olanak sağlayacak şekilde dosya içerisine getirtilerek incelenip, bunun mümkün olmaması halinde yeniden bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak olay yerinden elde edilen parmak izinin sanığa ait olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edildikten ve okunarak sanıktan diyecekleri sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması,
3-) Suça konu eşyalardan cep telefonun dışındakilerin iade edildiğinin yakınan tarafından beyan edilmesine karşın, ne şekilde iade edildiğinin dosya içeriğinden anlaşılamaması karşısında; suça konu eşyaların ne şekilde ve ne zaman iade edildiği, koşulların bulunması halinde kısmi iadeye rızasının bulunup bulunmadığı yakınandan sorularak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 168/4. maddesinin uygulama koşullarının tartışılması gerektiğinin düşünülmemesi,
4-) Kasten işlemiş olduğu suçtan hapis cezasına mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesi uyarınca uygulama yapılması gerektiğinin düşünülmemesi,
5-) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Yasanın 108/2. maddesi uyarınca tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağının anlaşılması karşısında, tekerrüre esas alınan ilamın hüküm fıkrasında gösterilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık E.. O..’ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 19484


T.C
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU
ESAS NO.2013/735
KARAR NO.2016/55
KARAR TARİHİ.09.02.2016



Dolandırıcılık suçundan sanığın TCK'nun 157/1, 62, 53/1, 50 ve 52/2-4 maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay
hapis ve 2000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, ... Asliye Ceza
Mahkemesince verilen ... gün ve ... sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı
inceleyen Yargıtay ... Ceza Dairesince ... gün ve ... sayı ile onanmasına karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise ... gün ve ... sayı ile;

"...Katılanların zararını gidereceğini beyan eden sanığa, katılan taraf bu teklifi kabul etmese bile tevdi
mahalli (ödeme yeri) tayin edilerek, kalan zararı ödemesi için makul bir süre tanınması, neticesine göre
sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağının değerlendirilmesi gerekirken,
mahkemece bu bu yola tevessül edilmeden karar verilerek sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden
istifade edebilme imkanının ortadan kaldırılması usul ve yasaya aykırı bulunduğu,..." düşüncesiyle itiraz
kanun yoluna müracaat ederek, Özel Dairenin onama ilamının kaldırılmasına ve yerel mahkeme
hükmünün bozulmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.


CMK'nun 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, ... gün ve ...-... sayı ile, itirazın yerinde
görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca
değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.


TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI



Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve çözümlenmesi gereken uyuşmazlık;
dolandırıcılık suçundan mağdurların uğradıkları zararı kısmen gideren ve geri kalanını da karşılamak
isteyen sanık hakkında TCK'nun 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi
açısından mahkemece bir ödeme noktası belirlenerek zararı gidermek üzere imkan tanınması amacıyla
Özel Dairece hükmün bozulması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.



İncelenen dosya kapsamından;
Market işleten katılan ...’ye kendisini mahalleye yeni taşınan üniversite hocası ... olarak tanıtan sanığın
65 Liralık veresiye gıda alışverişi yaptığı, 2 gün sonra alışveriş yapmak üzere tekrar markete gittiğinde
sanık hakkında araştırma yapan ...’nin “sen burada oturmuyormuşsun” diyerek kimlik istediği, sanığın
borcunun 55 Liralık kısmını verdiği, ...'nin çığlık atarak "polis çağırın" demesi üzerine kaçmaya çalıştığı,
ancak yakalandığı,

Katılan ..., sanığın yakalanmadan önce 65 Lira civarındaki borcundan dolayı 50 lirayı oğlu ...’a
verdiğini, halen kendisinden 15-16 Lira civarında alacağının bulunduğunu, bu miktarı ödemediğini,
kısmi iadeye rıza göstermediğini, sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği,

Sanık, alışveriş sonrası deftere borcu 65 Lira yazdırıp herhangi bir para ödemediğini, ikinci defa ekmek
almaya gittiğinde katılanın kimlik istendiğini, hayali olarak verdiği isim ortaya çıkacak diye düşünüp
cebinde bulunan 55 Lirayı verdiğini, katılanlara olan borcunu ödemek istediğini, yanlarına gidemediği
için ödeyemediğini, yaptığından pişman olduğunu, kabul ederlerse borcunu ödemek istediğini
savunduğu,
Anlaşılmaktadır.

Türk Ceza Kanununun, uyuşmazlık konusuyla ilgili olan "etkin pişmanlık" başlıklı 168. maddesi;
"1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık ve karşılıksız yararlanma suçları
tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce failin, azmettirenin
veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin
suretiyle tamamen gidermesi halinde; cezası üçte birden üçte ikiye kadar indirilir. Yağma suçunda ise,
cezada altıda birden üçte bire kadar indirim yapılır.
2) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için,
mağdurun rızası aranır" şeklinde düzenlenmiş iken, 08.07.2005 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak
yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunun 20. maddesiyle;
"1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs ve
karşılıksız yararlanma suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma
başlamadan önce failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun
uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın
üçte ikisine kadarı indirilir.
2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi
halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren
hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.
4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca
mağdurun rızası aranır" biçiminde yeniden hüküm altına alınmıştır.
Ceza Genel Kurulunun ... gün ve ...-... sayılı kararında açıklandığı gibi; TCK'nun 168. maddesinde yer
alan "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanabilmesi için, maddede sınırlı şekilde sayılan suçların
işlenmesi halinde, failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen iade veya tazmin
suretiyle tamamen gidermesi gerekmektedir.
Anılan madde, bu düzenleniş şekliyle 765 sayılı TCK'nun 523. maddesinden oldukça farklıdır. ... gün
ve 10-16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Ceza Genel Kurulunun 11.11.1997 gün ve 248-
288 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, 765 sayılı TCK'nun 523.
maddesi "iade ve tazmin" esasına dayalıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 168. maddesi ise,
tazminden çok "pişmanlık" esasını ön plana çıkarmaktadır.
Öğretide de; 5237 sayılı TCK'nun 168. maddesinin, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 523. maddesinden
farklı olarak "tazminden çok pişmanlık" esasına dayandığı kabul edilmiştir. (Durmuş Tezcan-Mustafa
Ruhan Erdem-Murat Önok, Teorik Ve Pratik Ceza Özel Hukuku, 11. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara
2014, s. 696-702; Veli Özer Özbek-M. Nihat Kambur - Koray Doğan-Pınar Bacaksız-İlker Tepe, Türk
Ceza Hukuku Özel Hükümler 8. Baskı, Seçkin Yayınevi, Ankara 2015, s. 615-618; Sedat Bakıcı, Ceza
Hukuku Özel Hükümleri, Adalet Yayınevi, Ankara 2008, s. 934; Erdal Noyan, Hırsızlık Suçları, Adalet
Yayınevi, Ankara 2007 s. 396; Ali Parlar-Muzaffer Hatipoğlu, Türk Ceza Kanunu Yorumu, Ankara
2007, c. 2, s. 1318; Hüseyin Eker, Hırsızlık Suçları, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2014, s.756)
TCK'nun 168. maddesinin düzenlenmesi sırasında maddeye; "failin, azmettirenin veya yardım edenin
bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen
gidermesi" ifadesi eklenmek suretiyle, muhtemel tereddütlerin önüne geçilmek istenmiştir. Zira madde
metninde geçen "bizzat pişmanlık göstererek" ibaresi, düzenlemenin "tek başına iade ve tazmine" değil,
"pişmanlık sonucu olan iade ve tazmine" önem atfettiğinin açık göstergesidir. Nitekim Türkiye Büyük
Millet Meclisi Komisyonunda maddeyle ilgili görüşmeler sırasında da konu gündeme gelmiş ve oturum
başkanının; "önemli olan zararın giderilmesi değil mi" şeklindeki sorusuna, kanunun hazırlanmasında
görevli olan İzzet Özgenç; "bu maddenin koruduğu espri, mağdurun mağduriyetini sadece gidermek
değil, kişinin pişmanlık duymasını sağlamak" şeklinde cevap vermiştir. (Adalet Bakanlığı Yayın İşleri
Dairesi Başkanlığı, Tutanaklarla Türk Ceza Kanunu, Ankara 2005, s. 616)
Bu kanuni düzenlemeler ve açıklamaların sonucu olarak; iade ve tazminin cebri icra yoluyla
gerçekleştirilmesi, zararın failin rızası hilafına ya da ondan habersiz olarak üçüncü kişiler tarafından
giderilmesi, eşyanın failin yakalanmamak için kaçarken atması sonucu veya kaçarken yakalanan failin
üzerinde ele geçirilmiş olması gibi hallerde failin gerçek anlamdaki pişmanlığından söz
edilemeyeceğinden, maddenin uygulanma şartları oluşmayacaktır. Buna karşın, etkin pişmanlık
hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun uğradığı zararın aynen geri verme ya da tazmin suretiyle
tamamen giderilmesi şartı yerine getirilirken, pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesi zorunluluğu
bulunmayıp, olayın özelliklerine göre davranış yolu ile de gösterilmesi mümkün olabilecektir.
Öte yandan kanun koyucu TCK'nun 168/4 maddesi uyarınca kısmen geri verme veya tazmin halinde
etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızasını aramıştır. Dolayısıyla
sanık tarafından zararın tamamının aynen geri verme veya tazmin suretiyle giderilmesi veya giderilmek
istenmesi halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için mağdurun rızası aranmamaktadır.
Diğer bir ifadeyle mağurun iade veya tazmini kabul etmemesi sanık aleyhine yorumlanmamalı,
mahkemece bir ödeme noktası belirlenmek suretiyle zararı gidermek isteyen sanığa zararı giderme
imkanı sunulmalıdır.

Somut olay bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;
Market işleten katılan ...’ye kendisini mahalleye yeni taşınan üniversite hocası ... olarak tanıtan sanığın
65 Liralık veresiye gıda alışverişi yaptığı, iki gün sonra alışveriş yapmak üzere tekrar markete gittiğinde
sanık hakkında araştırma yapan katılan ...’nin “sen burada oturmuyormuşsun” diyerek kimlik istediği,
sanığın borcunun 55 Liralık kısmını verdiği, ...'nin çığlık atarak "polis çağırın" demesi üzerine kaçmaya
çalıştığı, ancak yakalandığı, aşamalarda pişman olduğunu ve geri kalan zararı gidermek istediğini beyan
ettiği olayda; yerel mahkemece zararın miktarının ve bu zararın hangi aşamada karşılanmak istendiğinin
tespit edilerek, bir ödeme noktası tayin edilip, sanığa zararı giderme imkanı sunularak sonucuna göre
sanık hakkında TCK'nun 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma
şartlarının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve sanığın hukuki durumunun buna göre tayin
edilmesi gerekmektedir. .


Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının
kaldırılmasına, usul ve kanuna aykırı olan mahalli mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan beş Genel Kurul Üyesi; itirazın reddi gerektiği düşüncesiyle karşıoy
kullanmıştır.

SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve ... sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,
3- Usul ve kanuna aykırı olan ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... gün ve ... sayılı mahkûmiyet hükmünün
BOZULMASINA,
4- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.02.2016
tarihinde yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Önceki


  • POPULER KONULAR

Dön Türk Ceza Kanunu Şerhi