VERİLERİ HUKUKA AYKIRI OLARAK VERME ...ELE GEÇİRME - TCK 136 • kararara.com


Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Kanun Şerhleri Türk Ceza Kanunu Şerhi VERİLERİ HUKUKA AYKIRI OLARAK VERME ...ELE GEÇİRME - TCK 136

VERİLERİ HUKUKA AYKIRI OLARAK VERME ...ELE GEÇİRME - TCK 136

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım forumu...

teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 18699






T.C.
YARGITAY
12. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2015/13582
KARAR NO:2017/3109
KARAR TARİHİ:12.04.2017
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Suç Tarihi: 05/08/2013
Hükümler : Beraat
Temyiz Ede: Mahalli Cumhuriyet savcısı
Tebliğnamedeki düşünce: Onama




Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın beraatine ilişkin hükümler, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Mahalli Cumhuriyet savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Sanık H.'ın, öz kızı olan mağdur E. ile diğer mağdur C. evlendikten sonra, her iki mağdurla aralarında başlayan husumetten dolayı mağdurlara tepki olarak, Facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde kendi ismini kullanarak açtığı hesap üzerinden, mağdur E.'nin bekarken çektirdiği ve diğer mağdur C.'ın temin ettiği resimlerini, onların uyarılarını dikkate almaksızın, rızalarına aykırı şekilde paylaştığı iddiasına konu olayda,

Mağdurların günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdikleri resimleri, mağdurların başkaları tarafından görülmesini ve bilinmesini istemeyecekleri özel yaşam alanlarına ilişkin görüntüler olarak kabul edilemeyeceğinden, mağdurların kişisel veri niteliğindeki resimlerini, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle facebook hesabı üzerinden yayımlayan sanığın eylemlerinin, TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasında tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, eylemler salt özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilip, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle sanık hakkında beraat hükümleri kurulması,

Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 12.04.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.





T.C
YARGITAY
12.CEZA DAİRESİ
ESAS NO.2015/11112
KARAR NO.2017/637
KARAR TARİHİ.01.02.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal
SUÇ TARİHİ: 05/11/2011-21/11/2011
HÜKÜM : 1- Hakaret suçundan dolayı TCK'nın 125/1, 125/4, 43/1, 62/1, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK'nın 134/2, 62/1, 53, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet


Hakaret ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen cezaların on yıl hapis cezasından aşağı olması nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318 ve 5271 sayılı CMK'nın 299. maddeleri gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede:

A) Hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;

Oluşa ve ikrarı içeren savunmaya göre; evli ve 2 çocuğu olan 31 yaşındaki sanık ...'ın, facebook adlı sosyal paylaşım sitesi aracılığıyla iletişim kurup, arkadaş olduğu 14 yaşındaki mağdur ... tarafından aralarındaki ilişkinin sona erdirilmesine tepki olarak, mağdurun oturduğu evin yanındaki iki evin duvarlarına ve 16 gün sonra da mağdurun öğrenim gördüğü okulun çevresindeki bir duvara, satın aldığı sprey boyaları kullanarak, “Ortaköy o.... ......” şeklinde, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide eden ibareler yazarak üzerine atılı zincirleme şekilde ve alenen hakaret suçunu işlediğine dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Suçun işlendiği “05.11.2011, 21.11.2011” tarihlerinin, gerekçeli karar başlığına, “07/11/2011” şeklinde yazılması, mahallinde düzeltilmesi olanaklı yazım yanlışlığı olarak kabul edildiğinden, bozma sebebi sayılmamıştır.
Temel ceza belirlenirken, TCK'nın 61/1. madde ve fıkrasında yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle, aynı Kanun'un 3/1. madde ve fıkrası uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, temel cezanın asgari hadden tayin edilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından, bozma nedeni olarak kabul edilmemiştir.
Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin ceza miktarına, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasına, hükmedilen hapis cezasının ertelenmemesine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,


B) Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz isteminin incelenmesine gelince;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine,

ancak;

1- Dosyada mevcut internet çıktılarına göre, mağdura ait resmin, 21.11.2011 tarihine kadar şikayete konu facebook hesabında yayımlandığı anlaşılmakla, gerekçeli karar başlığına, 21.11.2011 olan suçun işlendiği tarihin, 07.11.2011 olarak yazılması suretiyle CMK'nın 232/2-c madde, fıkra ve bendine aykırı hareket edilmesi,

2- Sanık ...'ın, kendisinden ayrılan kız arkadaşı mağdur ...'nın adını ve soyadını kullanarak açtığı ve pornografik görüntüler de paylaştığı sahte facebook hesabının profiline, mağdurun internette mevcut olan günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdiği bir resmini eklediği olayda,

Mağdur tarafından daha önce internette yayımlanan ve mağdurun günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdiği resmi, mağdurun başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği özel yaşam alanına ilişkin bir görüntü olarak kabul edilemeyeceğinden, mağdurun kişisel veri niteliğindeki resmini, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle sahte facebook hesabı üzerinden yayımlayan sanığın eyleminin, TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasında tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,

Kabul ve uygulamaya göre de:

a) TCK'nın 61/1. madde ve fıkrasında yer alan ölçütlerden suçun işleniş biçimi, meydana gelen tehlikenin ağırlığı ve sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı nazara alınarak, alt sınır aşılıp hak ve nasafete uygun bir ceza hükmedilmesi yerine, asgari hadden ceza tayini,

b) TCK'nın 6/1-g madde, fıkra ve bendinde, ceza kanunlarının uygulanmasında, basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınların anlaşılacağının belirtilmesi karşısında, mağdurun resmini, sahte facebook hesabı üzerinden belirsiz sayıda kişinin görgüsüne sunan sanık hakkında, hükmedilen temel cezada, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TCK'nın 134/2-2. madde, fıkra ve cümlesi gereğince, yarı oranında artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, anılan maddenin uygulanmaması suretiyle, sanığa eksik ceza tayini, kanuna aykırı,

c) Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Mağdurun resminin, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan facebook adlı sosyal paylaşım sitesi üzerinden, 21.11.2011 tarihine kadar hukuka aykırı olarak yayımlanmış olması karşısında, karar tarihinden sonra, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmüne göre, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 01.02.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.




T.C
YARGITAY
12. CEZA DAİRESİ
ESAS NO.2015/12942
KARAR NO.2017/874
KARAR TARİHİ. 08.02.2017
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
HÜKÜM: Beraat



Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hükümler, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Katılanın, sanıkların sübut bulan eylemlerinden dolayı özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine,

ancak;

Oluşa ve dosya kapsamına göre; katılan ...'ın, işyerinde kendisine tahsis edilen bilgisayarı açıp, daha önce aynı işyerinden çıkarılan bir arkadaşı ile facebook üzerinden mesajlaşırken, facebook hesabını ve bilgisayarı kapatmayı unutup bilgisayarın yanından ayrılmasının ardından gelen mesaj seslerinin gürültüsünden rahatsız olan ve katılan ile aynı işyerinde çalışan sanık ...'ın, bilgisayarı kapatmak istediği esnada, katılan ile arkadaşının birbirlerine gönderdikleri mesajlarda, kendisine, annesine, personel amiri olan diğer sanık ...'e ve bir başka işyeri arkadaşına hakaret içeren ibarelerin yazılı olduğunu gördüğü ve çıktısını aldığı katılana ait facebook mesajlarını personel amiri olan diğer sanık ...'e verdiği, bunun üzerine işten çıkarılan katılan tarafından iş mahkemesinde açılan alacak davasında, söz konusu facebook mesajlarının katılanın tarafı olduğu iş akdinin haklı nedenle fesh edildiğinin kanıtı olarak mahkemeye sunulduğu olayda,

Sanıklar hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı TCK'nın 136/1. maddesinin uygulanmasının talep edildiği iddianamede, sanıkların, katılan ile katılanın arkadaşının facebook hesaplarından birbirlerine gönderdikleri mesajları ele geçirip, kendi lehlerine yaydıkları şeklinde tarif edilen eylemlerinin, TCK'nın 132/1 ve TCK'nın 132/2. madde ve fıkralarındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebileceği; ancak, katılan tarafından bilgisayarın açık halde unutulması nedeniyle tesadüfen katılana ait facebook mesajlarını gören sanık ...'ın, katılanın, kendisine, annesine, personel amiri olan diğer sanık ...'e ve bir başka işyeri arkadaşına karşı haksız bir saldırıda bulunduğu düşüncesine kapılmasının ardından ve başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, kaybolma olasılığı bulunan delilleri muhafaza etme ve sanık ...'in de iş akdinin haklı nedenle fesh edildiğini ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettikleri bilinciyle davrandıkları kabul edilemeyeceğinden, sanıklara yüklenen fiillerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanıkların CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatlerine karar verilmesi gerekirken, sanıklar hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraat hükümleri kurulması,

Kanuna aykırı olup, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hükümlerin 1 numaralı paragrafının, “1)-Yapılan yargılama sonunda, sanıklara yüklenen fiillerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu anlaşıldığından, CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince sanıkların beraatlerine,” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.02.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

teoman Kullanıcı avatarı
Global Moderatör

Mesajlar: 18699


T.C.
YARGITAY
12. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2013/14757
KARAR NO:2014/3719
KARAR TARİHİ:17.2.2014
Tebliğname No : 12 - 2012/138166
Mahkemesi : İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi : 22.03.2012
Numarası : 2012/38 - 2012/182
Suç : Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme


>BİR BAŞKASINA AİT CEP TELEFON NUMARASINI İSMİ İLE SOSYAL MEDYADA YAYINLAMA

Kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi, TCK'nın 136/1. maddesinde “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmış olup, eylemin; kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle gerçekleşmesi hali, aynı Kanunun 137. maddesinde cezada artırım nedeni olarak öngörülmüştür.
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir; ancak, herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler, yasal anlamda “kişisel veri” olarak değerlendirilemez, aksinin kabulü; anılan maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçlar doğurur, bu nedenle, bir kişisel bilginin, açıklanan anlamda “kişisel veri” kabul edilip edilmeyeceğine karar verilirken, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerekir.

Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya içeriğine göre; sanığın, arkadaşı olan müştekiye ait cep telefonu numarasını, müştekinin bilgisi ve rızası dışında, ........ adlı arkadaşlık sitesinde “duygu” takma ismiyle üyelik işlemleri yaparak yaydığı ve açtığı profilde müştekinin küçük düşmesine yol açan değer yargısı içerecek, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte müştekinin ağzından paylaşımlarda bulunduğu, bunun üzerine müştekinin tanımadığı kişiler tarafından aranmaya başlandığı olayla ilgili olarak, Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine ve incelenen dosya içeriğine göre, müştekinin, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı telefon numarasını adı ile birlikte yayınlayarak yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunduğu sübut bulduğundan, sanığın suçun unsurlarının oluşmadığına ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine;

ancak;

1- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanığa hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, sanık hakkında belirlenen tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK'nın 52/3. maddesine ve bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın belirlenmesi sırasında uygulanan Kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi kanuna aykırı,

2- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun Geçici 1. maddesinin, “31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı; a) Soruşturma evresinde, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın kamu davasının açılmasının ertelenmesine, b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine, c) Kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükmünün infazının ertelenmesine, karar verilir.” hükmü gereğince, sanığın hukuki durumunun yeniden tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 17.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


HAYATTA KÜÇÜMSEME HİÇBİR KİMSEYİ NOKTA DA KÜÇÜKTÜR AMA BİTİRİR CÜMLEYİ.

WWW.KARARARA.COM

Önceki


  • POPULER KONULAR

Dön Türk Ceza Kanunu Şerhi