CEZA ZAMANAŞIMININ KESİLMESİ - TCK 71. Md. • kararara.com


Forum ana sayfa HUKUKİ PAYLAŞIM FORUMLARI Kanun Şerhleri Türk Ceza Kanunu Şerhi CEZA ZAMANAŞIMININ KESİLMESİ - TCK 71. Md.

CEZA ZAMANAŞIMININ KESİLMESİ - TCK 71. Md.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun madde sıralı, gerekçeli, açıklamalı ve içtihatlı şerhinden oluşan paylaşım forumu...

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 27544







Madde 71 - (1) Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser.

(2) Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği takdirde, ceza zamanaşımı kesilir.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

Mesaj 26 Ara 2012 18:11
admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 27544



MADDE 71.– Tasarının ilgili maddesinin ikinci fıkrasında zamanaşı­mını kesen mahkûmiyet bakımından değişiklik yapılmıştır. Tasarıda daha önce işlediği bir suçtan mahkûm olan kimsenin zamanaşımı süresi içinde mahkûm olduğu suç türünden diğer bir suç işlediği takdirde ceza zamanaşı­mının kesileceği kabul edilmişti. Ancak, madde metninde yapılan değişik­likle, üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlen­diğinde zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 27544



MADDE AÇIKLAMALARI:

Ceza Zamanaşımının Kesilmesi


Ceza zamanaşımını kesen nedenler, 765 s. Türk Ceza Kanununun 114. maddesinde ve 5237 s. Türk Ceza Kanununun 71. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu konuda iki kanun hükümleri karşılaştırıldığında şunlar söylenebilir:

765 s. TCK’da hükümlünün yakalanmasının ceza zamanaşımını kesmesi, hürriyeti bağlayıcı cezalar yönünden kabul edildiği halde(m. 114/1,2. cümle), 5237 s. TCK’da böyle bir ayırıma yer verilmemiştir.

765 s. TCK’da bir suçtan dolayı mahkum olan kimsenin ceza zamanaşımı süresi içinde mahkum olduğu suç türünden diğer bir suç işlediği takdirde ceza zamanaşımının kesileceği kabul edilmiş iken(m. 114/2); 5237 s. TCK’da ise, bir suçtan dolayı mahkûm olan kimsenin, üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi halinde, ceza zamanaşımının kesileceği öngörülmüştür(m. 71/2).

( CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN TASARISI MADDE 15 ) :

(1) Birden fazla mahkumiyeti olan kişi bu mahkumiyetlerden birine ilişkin cezayı infaz kurumunda çektiği sürece, diğer cezaları açısından ceza zamanaşımı işlemez.

(2) Cezanın infazının ertelenmesi veya durdurulması halinde, bu cezaya ilişkin zamanaşımı işlemez.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 27544



10. Ceza Dairesi 2014/14222 E. , 2014/13781 K.

Adalet Bakanlığı'nın, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan hükümlü ... hakkındaki kesinleşmiş hükmün infazı aşamasında hükümlü hakkında verilen cezanın, ceza zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle infaz edilmemesi kararına yönelik itiraz üzerine İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 25.07.2014 tarihinde 2014/275 değişik iş sayı ile verilen “itirazın reddine” ilişkin kararın kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca dava dosyasının 07.11.2014 tarihli ihbar yazısı ekinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İncelenen dosyadan;
a) Hükümlü ...'nun, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan İstanbul 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce 20.01.1994 tarihinde 1991/363 esas ve 1994/4 karar sayı ile 765 sayılı TCK'nın 403. maddesinin 5, 6 ve 7. fıkraları uyarınca 18 yıl ağır hapis ve 3.898.350.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunduğu,
b) Belirtilen hükmün, Dairemizin 05.05.1994 tarihli 1994/3562 esas ve 1994/6938 karar sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleştiği,
c) İnfaz aşamasında 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle lehe olan kanunun belirlenmesi için Cumhuriyet savcılığınca yapılan başvuru üzerine, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 21.09.2006 tarihinde 1991/363 esas ve 1994/1 karar sayılı ek karar ile hükümlünün 5237 sayılı TCK'nın 188. maddesinin 3 ve 4. fıkraları ile 52. maddesi uyarınca 10 yıl 6 ay hapis ve 1200 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; uyarlama hükmünün 13.11.2006 tarihinde kesinleştiği,
d) Hükümlü müdafiinin ceza zamanaşımı süresi dolduğundan cezanın infaz edilmemesine karar verilmesini talep etmesi üzerine, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 11.07.2014 tarihinde 2014/494 değişik iş sayı ile hükümlü hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleşme tarihi olan 05.05.1994 tarihinden itibaren 20 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle “hükümlü hakkındaki cezanın infaz edilmemesine” karar verildiği,
e) Cumhuriyet savcısının belirtilen karara itiraz etmesi üzerine, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 25.07.2014 tarihinde 2014/275 değişik sayı ile itirazın reddedildiği
Anlaşılmıştır.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, «Hükümlü hakkındaki gerek 765 sayılı Kanun’un 403/5-6-7. maddeleri gereğince hükmedilen 18 yıl ağır hapis cezasının gerekse de 5237 sayılı Kanun 188/3-4. maddeleri gereğince 10 yıl 6 ay hapis cezasının, 765 sayılı Kanun'un 112/3 ve 5237 sayılı Kanun'un 68/1-d. maddeleri gereğince 20 yıllık ceza zamanaşımı süresine tâbi bulunduğu, ilâmın 05/05/1994 tarihinde kesinleştiği, hükümlü hakkında İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 06/02/1995 tarihinde yakalama müzekkeresi tanzim edildiği, yakalama müzekkerelerinin düzenlendiği tarihten itibaren 20 yıllık ceza zamanaşımının dolmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine yazlı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.» denilerek, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25.07.2014 tarihli kararının bozulması istenmiştir.
Hükümlü hakkında 765 sayılı TCK uyarınca verilen 20.01.1994 tarihli hüküm, Dairemizin 05.05.1994 tarihli 1994/3562 esas ve 1994/6938 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş; böylelikle, ceza zamanaşımı süresi de “05.05.1994” tarihinden itibaren işlemeye başlamıştır.
Yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, 21.09.2006 tarihinde verilen kararla, lehe kabul edilen 5237 sayılı TCK hükümleri yukarıda belirtildiği biçimde uygulanmış ve bu karar da temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
Hükümlünün lehine olan ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca bütünüyle uygulanması gereken 5237 sayılı TCK’nın ceza zamanaşımına ilişkin 68/1-d maddesi uyarınca, cezası 20 yıllık ceza zamanaşımı süresine tabidir.
5237 sayılı TCK’nın “Ceza zamanaşımının kesilmesi” başlıklı 71. maddesinde;
“(1) Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser.
(2) Bir suçtan dolayı mâhkum olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği takdirde, ceza zamanaşımı kesilir” hükmü öngörülmektedir.
Somut olayda, ceza zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı “05.05.1994” tarihinden sonra, hükümlüye infaz için yetkili merci tarafından kanuna göre yapılmış bir tebligat işlemi ya da adli sicil kaydı içeriğine göre başka bir suçtan ceza zamanaşımını kesebilecek nitelikte bir mahkûmiyeti bulunmadığı ve hükümlü hakkında yakalama müzekkeresi çıkarılmış olmasının ceza zamanaşımını kesen sebeplerden olmadığı, bu nedenle hükmün kesinleşme tarihinden itibaren 20 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

admin Kullanıcı avatarı
Site Yöneticisi

Mesajlar: 27544



11. Ceza Dairesi 2014/17801 E. , 2014/17713 K.

TAZYİK HAPSİ KARARININ ZAMANAŞIMINA UĞRAMASI
DİSİPLİN HAPSİ
ZAMANAŞIMININ KESİLMESİ
BORÇLUNUN ÖDEME ŞARTINI İHLALİ
CEZA ZAMANAŞIMI


Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 24.06.2014 gün ve 2014-12960/43273 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14.07.2014 gün ve KYB. 2014/250944 sayılı ihbarnamesi ile;
Borçlunun ödeme şartını ihlâli suçundan sanık A.. M..’in, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca 3 ayı geçmemek üzere kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair Kadıköy 2. İcra Ceza (kapatılan) Mahkemesinin 07/02/2012 tarihli ve 2011/457 esas, 2012/41 sayılı kararını müteakip anılan tazyik hapsi kararının 14/03/2014 tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımını doldurduğundan bahisle ortadan kaldırılmasına ve infazına yer olmadığına ilişkin İstanbul Anadolu 7. İcra Ceza Mahkemesinin 21/03/2014 tarihli ve 2011/457 esas, 2012/41 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair İstanbul Anadolu 8. İcra Ceza Mahkemesinin 01/04/2014 tarihli ve 2014/23 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 45. maddesinde, suç karşılığı uygulanacak yaptırımların, hapis ve adlî para cezası olarak belirlendiği, diğer taraftan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 1. maddesinde bu Kanunun amacının, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usûl ve esasları düzenlemek olduğunun belirtildiği, bu haliyle 5275 sayılı Kanun'un ceza ve güvenlik tedbirlerine dair hususları kapsamakta olup tazyik hapislerine ilişkin bir hususa yer vermediği, keza Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 193/4. maddesinde yer alan “Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları, tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adlî sicil kayıtlarına işlenmez.” hükmü ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/11/2006 tarihli ve 2006/16-220-231 sayılı ilâmı ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 03/10/2013 tarihli, 2013/17785 esas, 2013/14246 karar sayılı ilâmı birlikte değerlendirildiğinde, disiplin ve tazyik hapsinin bir "hapis" cezası olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesinde tanımlanan "disiplin hapsi" kavramı içinde kaldığının anlaşılmasına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 71. maddesinde düzenlenen ceza zamanaşımının kesilmesine ilişkin hususların disiplin hapsi mahiyetinde olan tazyik hapsi için geçerli olmadığı, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 354/2. maddesinde yer alan ceza zamanaşımı süresinin kesilmesine ilişkin başkaca bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı gözetilerek itirazın kabulü yerine yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
Kadıköy 2. İcra Ceza Mahkemesinin 07/02/2012 tarihli ve 2011/457 esas, 2012/41 sayılı kararı ile sanık A.. M.. hakkında borçlunun ödeme şartını ihlâli suçundan, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 340. maddesi uyarınca 3 ayı geçmemek üzere kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün itiraz edilmeden 14.03.2012 tarihinde kesinleştiği, cezanın infazı için sanığın 05.03.2013 tarihinde yakalanıp, açık cezaevine teslimi için 10 günlük süre verilerek serbest bırakıldığı, sanığın belirtilen sürede teslim olmadığı, cezasının infazı için 18.04.2012 tarihinde ilamat bürosuna gönderildiği, Cumhuriyet savcılığı ilamat bürosunun 19.03.2014 günlü istemi ile hükümlünün zamanaşımı süresinden önce yakalanmasının ceza zamanaşımını uzatıp uzatmayacağı hakkında mahkemeden bir karar verilmesi talep edildiği, İstanbul Anadolu 7. İcra Ceza Mahkemesinin 21/03/2014 tarihli ve 2011/457 esas, 2012/41 sayılı ek kararı ile, 14/03/2014 tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımını dolduğundan kararın ortadan kaldırılmasına ve infazına yer olmadığına karar verildiği, itiraz üzerine mercii İstanbul Anadolu 8. İcra Ceza Mahkemesinin 01/04/2014 tarihli ve 2014/23 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 45. maddesinde, suç karşılığı uygulanacak yaptırımların, hapis ve adli para cezası olarak belirlendiği, diğer taraftan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 1. maddesinde bu Kanunun amacının, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğunun belirtildiği, bu haliyle 5275 sayılı Kanun'un ceza ve güvenlik tedbirlerine dair hususları kapsamakta olup tazyik hapislerine ilişkin bir hususa yer vermediği, keza Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 193/4. maddesinde yer alan "Disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları, tekerrüre esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adli sicil kayıtlarına işlenmez." hükmü ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/11/2006 tarihli ve 2006/16-220-231 sayılı ilamı birlikte değerlendirildiğinde, disiplin ve tazyik hapsinin bir "hapis" cezası olmadığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesinde tanımlanan "disiplin hapsi" kavramı içinde kaldığının anlaşılmasına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 71. maddesinde düzenlenen ceza zamanaşımının kesilmesine ilişkin hususların disiplin hapsi mahiyetinde olan tazyik hapsi için geçerli olmadığı, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 354/2. maddesinde yer alan ceza zamanaşımı süresinin kesilmesine ilişkin başkaca bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı gözetilerek, mercii İstanbul Anadolu 8. İcra Ceza Mahkemesinin 01/04/2014 tarihli ve 2014/23 değişik iş sayılı kararı isabetli olduğu cihetle, ihbarnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.


İlkemiz, hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir.
kararara.com sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.



  • POPULER KONULAR

Dön Türk Ceza Kanunu Şerhi