kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

YARGITAY

Hukuk Genel Kurulu

ESAS NO       : 2011/19-54

KARAR NO  : 2011/315     

KONU            : HAKİMLER HAKKINDA TAZMİNAT DAVASI, KAMU KURUMUNUN ADLİ YARDIM TALEBİ…(6100 S. HMK)

 

Taraflar arasındaki “tazminat” davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nce 07.07.2009 gün ve 2009/984 E. 2009/6944 K. sayılı kararla, “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573. maddesindeki koşullar gerçekleşmediğinden davanın reddine” karar verilmiştir.

Davacıların adli müzaheret talebi, Özel Daire’nin 18.11.2009 tarihli 1. Ek kararıyla reddedilmiş; Temyiz harcının verilen kesin süre içerisinde de yatırılmamış olması sebebiyle “hükmün temyiz edilmemiş sayılmasına ve temyiz dilekçesinin reddine” dair verilen 14.12.2009 tarihli 2. Ek karar ise, davacıların temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulu’nun 27.01.2010 gün ve 2010/19-49 E. 2010/10 K. sayılı kararı ile, “… ilk derece mahkemesi sıfatıyla davacı tarafın adli yardım talebi yönünden işin esasına girilerek yasal şartların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve bu şartların varlığı halinde davacı tarafın bu kurumdan yararlandırılması; adli yardım talebinin şartlarının bulunmadığının tespiti halinde ise, usulünce temyiz harç ve giderlerinin yatırılması için süre verilip sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine işaretle bozulmuştur.

Bozma ilamına uyulmasına karar veren Özel Daire’nin “…Adli yardım isteminde bulunan davacılarla ilgili olarak kolluk kuvvetleri aracılığıyla sosyo ekonomik durumları araştırılmış, davacı A... tarafından Beypazarı İlçesi K... Köyü İhtiyar Heyetince düzenlenen fakirlik belgesi ve davacı şirkete ait Y... Belediye Başkanlığınca verilen ekonomik durumla ilgili belge dosyaya ibraz edilmiş, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıt örneği getirtilmiştir.

Adli yardım HUMK.’nun 465.-472.maddelerinde düzenlenmiş olup, 465.maddede belirtilen fakirlik ve haklı olma şartlarının varlığının ispatı halinde adli yardımdan gerçek kişilerin yararlandırılması gerekmektedir. Yasa sadece hayır müesseselerinin adli yardım isteğinde bulunabileceklerini öngörmektedir (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, HMUK. Cilt 4, shf 3755-3756). Bu nedenle tüzel kişiler adli yardımdan yararlanamaz.

Dairemizce toplanan deliller neticesinde, davacı asil A...’nun, dosyaya ibraz edilen fakirlik belgesi içeriğinden adli yardıma muhtaç olduğu, HUMK. 465/1.maddesinde öngörülen adli yardıma ilişkin koşulların davacı asil yönünden gerçekleştiği anlaşılmakta, davacı asil A...’nun adli yardım isteminin kabulüne, davacı T... San. Ltd. Şti. ise sermaye şirketi olup, sermaye şirketlerinin adli yardımdan yararlanmaları mümkün olmadığından davacı şirketin adli yardım verilmesine ilişkin isteminin ise reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- Davacı asil A...’nun adli yardım isteminin kabulü ile adli müzaheretten yararlandırılmasına,

2- Davacı T... Sanayi Limited Şirketinin adli yardım isteminin reddine, anılan Şirket yetkili temsilcisi hazır olan A...’na 67.20 TL temyiz başvuru harcı, 15.60 TL maktu temyiz harcı olmak üzere toplam 82.80 TL davacı Şirket yönünden temyiz harcını yatırması için 7 günlük kesin mehil verilmesine,

Verilen kesin süre içerisinde harç gideri yatırılmadığı takdirde HUMK nun 434/son maddesi uyarınca davacı Şirketin temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağı hususunda ihtarat yapılmasına (ihtarat yapıldı)…”

Dair oybirliği ile verdiği 30.11.2010 gün ve 2010/2869 E. 2010/13865 K. sayılı kararı ile 07.07.2009 gün ve 2009/984-6944 sayılı esasa ilişkin kararının davacı tarafça temyiz edildiğinin anlaşılmasından ve dosyadaki tüm kağıtların okunmasından sonra gereği düşünüldü:

1-Davacı T... Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin temyizi yönünden;

Özel Dairenin, davacı Şirketin adli yardım talebinin reddine dair verdiği 30.11.2010 tarihli kararında, aynı zamanda davacı Şirket temsilcisine temyiz harç ve giderlerinin yatırılması konusunda 7 günlük kesin mehil verilerek, kesin süre içerisinde harç gideri yatırılmadığı takdirde HUMK nun 434/son maddesi uyarınca davacı Şirketin temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağı hususunda ihtarat yapılmıştır.

Bunun üzerine davacı Şirket temsilcisince ibraz edilen 03.12.2010 havale tarihli dilekçe ile, esasa ilişkin kararda iadesine hükmedilen bakiye harçtan, yatırılması gereken temyiz harcının mahsubu ile bu işlemler süresince 7 günlük kesin sürenin işlememesi yönünde talepte bulunulmuş ise de; Özel Daire 03.12.2010 tarihli Ek kararıyla, ‘… davacı şirket yetkilisinin harcın iadesi ve yatırılması gereken harçtan mahsubuna ilişkin olarak gerekli kuruma yazı yazılması ve bu işlemler süresince de 30.11.2010 tarihli celsede 2 nolu ara karar uyarınca verilen 7 günlük kesin sürenin işlememesi yönündeki istemlerinin reddine’ karar vermiş; anılan kararın davacı Şirket temsilcisine 18.03.2011 tarihinde tebliğinden sonra 22.03.2011 tarihli dilekçeyle temyiz isteminde bulunulmuş, ancak temyiz harcı yatırılmamıştır.

 Davacı Şirketin adli müzaheret talebinin reddine dair Özel Daire’ce verilen hüküm HUMK nun 469/1. maddesi uyarınca kesin olup, aynı kararda temyiz harcının yatırılması için 7 günlük kesin süre tanındığı, aksi takdirde temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağı hususunun ihtar edilmesine rağmen temyiz harcının yatırılmadığı ve mahsup talebinin de Özel Daire’ce reddedildiği anlaşıldığından; davacı T... Sanayi Ticaret Limited Şirketi yönünden temyiz dilekçesinin bu nedenle reddine karar verilmelidir.

2- Davacı A...’nun temyizine gelince;

Dava; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 573 ve izleyen maddelerine dayalı olarak, 13.01.2008 dava tarihi itibariyle Yargıtay ... Dairesi Tetkik Hakimi olan davalı aleyhine açılmış; maddi ve manevi tazminat talep edilmiştir.

Dava tarihinden sonra davalı Hakimin, ….. tarihli Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla Yargıtay üyeliğine seçildiği ve statüsünün değiştiği belirgindir.

Hemen belirtilmelidir ki; görevli yargı yerinin belirlenmesinde, davadaki istemin niteliğinin yanı sıra, davalının statüsünün de önem taşıdığı kuşkusuzdur. 

Ve yine vurgulanmalıdır ki, görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekir.

Bu noktada; dava ve hüküm tarihlerinden sonra, 14 Şubat 2011 tarihinde yürürlüğe giren 09 Şubat 2011 tarih ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, hakim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet ve kararları nedeniyle açılacak tazminat davalarında uygulanacak esas ve usule ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir.   

09 Şubat 2011 tarih ve 6110 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici Madde 2/1 de:

 “12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girinceye kadar, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573 üncü maddesindeki sebeplere dayanılarak açılacak tazminat ve rücu davalarında;

a) Hâkimlerin bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle Devlet aleyhine açılan tazminat davası, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda  olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür…”

hükmüne yer verilmiştir.

Bu açık hüküm karşısında, Yargıtay üyesi olan davalı aleyhine, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 573 üncü maddesine dayanılarak açılan davada ilk derece mahkemesi olarak Yargıtay Özel Dairesinin değil, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun görevli olduğu ve davanın ilk derece mahkemesi olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda görülüp sonuçlandırılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır.

Hal böyle olunca; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nce yapılacak iş, ilk derece mahkemesi olarak davaya bakma görevinin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na ait olduğu göz önüne alınarak görevsizlik kararı verilmesi olmalıdır. 

Açıklanan nedenlerle; Özel Dairenin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 07.07.2009 gün ve 2009/984-6944 sayılı esasa ilişkin kararının bozulması gerekir.

S O N U Ç: 1- Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı T... Sanayi Ticaret Limited Şirketi yönünden TEMYİZ DİLEKÇESİNİN REDDİNE,

2- Yukarıda (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı A...’nun temyiz itirazlarının  kabulü ile Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 07.07.2009 gün ve 2009/984-6944 sayılı esasa ilişkin kararının H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına,

18.05.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA