kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

YARGITAY

9. Hukuk Dairesi

ESAS NO       : 2009/20810

KARAR NO  : 2011/35525 

KONU            : Yeni HMK’da Hükmün Zorunlu Unsurları ( 6100 s. HMK 297. Md)

 

DAVA :Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, izin ücreti alacaklarının ödetilmesine  karar verilmesini istemiştir.

            Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

            Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, iş sözleşmesinin uygun çalışma ortamının sağlanmaması ve hak edilen ücretlerin ödenmemesi sebebiyle haklı nedenle işçi tarafından feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı … Genel Müdürlüğü vekili, davacının diğer davalı taşeron işçisi olduğunu  bu nedenle davalı kuruma husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı 1945 … İnş. San. Ve Tic. A.Ş. vekili aşamalardaki beyanlarında davanın reddini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece, 26.06.2007 tarih ve 2003/101 esas-2007/810 sayılı karar ile davacının iş akdini ücretinin ödenmemesi sebebiyle haklı nedenle feshettiği ve davalı kurumun ihale makamı olarak asıl işveren, … inşaat A.Ş’ Nin de alt işveren olarak değerlendirilerek davacının alacaklarından anılan Yasa'nın 1. maddesi çerçevesinde her iki davalı şirketin de müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduğu gerekçesiyle ihbar tazminatının reddine diğer taleplerin ise kabulü ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

İş bu karar davalı … Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 27.11.2008 tarih ve 2007/32759 esas-2008-32405 karar sayılı ilamı ile "...Davalı …  Kurumu  Genel  Müdürlüğü  faaliyet  sahası  dışında  inşaat  işini  diğer  davalıya    ihale  yolu  ile  vermiştir. Davalının  işinin  bir  bölümü  olmadığı  gibi, inşaat  işi  yardımcı  iş de  değildir.  Bu  durumda   4857 sayılı  İş  Kanunu  2/6  maddesi  uyarınca  davalı    …  Kurumunun    sorumluluğu  bulunmamaktadır. (Dairemiz emsal  kararı  Y.9.HD. 16.5.2007 tarih  2006/27724 E 2007/15277 K). Ancak, davalı  …  Kurumunun sorumluluğu  son  üç  aylık    ücretle   sınırlıdır.  Mahkemece  ücret dışındaki   alacaklarla    ilgili   davalı  … sorumlu  tutulmaması   gerekirken  yazılı  şekilde  karar  verilmesi  hatalıdır..." Gerekçesiyle bozulmuştur.

Mahkemece bozma ilamı sonrası yalnızca davalılardan ... Genel Müdürlüğü'ne davetiye çıkartılmış, davalı taraf vekilinin yokluğunda bozma ilamına uyma kararı verilmiştir. Bozma ilamına uyma kararı verilmesi sonrası Mahkemece "...Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı bir adara değerlendirildiğinde  davalı ... Genel Müdürlüğü faaliyet sahası dışında inşaat işini Arı İnşaata ihale yolu ile verdiği, bu işin davalının işinin bir bölümü olmadığı gibi, inşaat işi  yardımcı iş de olmadığından  4857 sayılı İş Kanunun 2/6 maddesi uyarınca davalı ...'nin sorumluluğunun bulunmadığı ve ... sorumluluğunun son üç aylık ücretle sınırlı olduğu, davalı ... nin dava konusu diğer alacaklardan sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla...." gerekçesiyle yalnızca davalı ... Genel Müdürlüğü ile kısıtlı olmak üzere 1.830,00.TL net ücret alacağının dava tarihi olan 04.04.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... den alınarak  davacıya verilmesine, davacının kıdem tazminatı ,fazla mesai alacağı, yıllık ücretli izin alacağı, ulusal bayram genel tatil alacağı, hafta tatili ücret alacağı taleplerinin reddine, davacının ihbar tazminatına ilişkin verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.

E) Gerekçe:

   Mahkemeler tarafından verilen kararlarda tarafların gösterilmesi, iddia ve savunmaların özetlenmesi, ihtilaflı konular hakkındaki delillerin tartışılması ret ve üstün tutma sebeplerinin açıklanması zorunludur. Kararın, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 388 ve 389. Maddelerinde tanımlanan unsurları taşıması ve

     1. Kararı veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve tutanak kâtibinin ad ve soyadları ve sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa kararın hangi sıfatla verildiği,

     2. Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri,

     3. İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep,

      4. Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi,

     5. Kararın verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve tutanak kâtibinin imzaları, yönündeki hükümlerin kararın yazımında dikkate alınması gerekir.

       Benzer düzenlemeye 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde de yer verilmiş ve;

"(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.

b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.

c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.

ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.

d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.

e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi" hükmü konulmuştur.

Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Aynı kural HUMK. nun 389.maddesinde de tekrarlanmıştır. Keza HUMK. nun 381.maddesi (kararın tefhimi en az 388.maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur).Aynı nitelikteki düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. maddesinde de yer almış ve "...Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir...." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/6-18 esas-2011/30 karar sayılı ilamında "....Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388.maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.

Aynı kural HUMK.nun 389.maddesinde de tekrarlanmış; HUMK.nun 381.maddesinde ise “Kararın tefhimi en az 388.maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir.

Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.

Ayrıca, bozma kararı ile ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden ona atıf suretiyle hüküm tesisinin yukarıda açıklanan kurallara uygun düşmeyeceği de aşikardır.

Nitekim, Yargıtay'ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulu'nun 19.6.1991 gün 323/391 sayılı;10.9.1991 gün 281-415  sayılı; 25.9.1991 gün 355-440 sayılı; 05.12.2007 gün ve 2007/3-981/936 sayılı; 23.01.2008 gün ve 2008/14-29/4 sayılı kararları).

Ceza Genel Kurulu'nca da önceleri C.M.U.K.nun benzer hükümleri taşıyan 261 ve 268 maddelerinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte de bu kanunun 34, 223, 230,231,232 maddelerinin uygulanmasında bozulan kararın geçerliliğini ve yerine getirilme yeteneğini yitirdiğinden "önceki hükümde direnilmesine" denilmekle yetinilerek ve atıf suretiyle hüküm kurulamayacağı kabul edilmiştir (Ceza Genel Kurulu'nun 2.2.1976 gün 1/22-25 sayılı;  12.05.1998 gün ve 1998/6-104-171 sayılı; 05.02.2002 gün ve 2001/1-417-2002/153 sayılı kararları).

Somut olayda da aslolan kısa  kararda, hüküm fıkrası oluşturulmamış; yalnızca "önceki kararda direnilmesine" denilmekle yetinilmiştir.

O itibarla mahkemece HUMK.nun 388.maddesinin açık hükmü gözetilmeksizin  yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır." şeklinde karar verilmiştir.

Yukarıda anılan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da ifadesini bulduğu üzere yerel Mahkemelerce verilen kararların ilgili Yargıtay Dairesince bozulması sonucu verilen ilk karar bir bütün halinde ortadan kalkar.Bu ilkeden hareketle yerel Mahkemece verilen 26.06.2007 tarih ve 2003/101 esas-2007/810 sayılı karar Dairemizin 27.11.2008 tarih ve 2007/32759 esas-2008-32405 karar sayılı ilamı ile hayatiyetini yitirmiştir. Bu nedenle yerel Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararı sonrası dosyanın Mahkemenin yeni esasına kaydından sonra davalılar ... Genel Müdürlüğü vekili ve 1945 … İnş. San. Ve Tic. A.Ş. vekiline davetiye çıkartılıp bozma ilamı hakkında beyanlarının tespitinden sonra her iki davalı hakkında bir hüküm oluşturulması gerekirken bozma sonrası yalnızca davalı  ... Genel Müdürlüğü hakkında hüküm kurulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Başkan                   Üye                       Üye                        Üye                          Üye

 

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA