kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

YARGITAY

10.Hukuk Dairesi

Esas 2010/3896         

Karar 2011/12750

KONU: Rücuan Tazminat İstemi, Kararın Tefhim Şekli… (6100 s. HMK 297. md)

 

Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.

                Hükmün, davacı Kurum Avukatı ile, davalılardan U… Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1-Kararın tefhim şekli, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297.maddesine (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 ve 389. maddeleri) uygun şekilde yapılmadığından, davalı U… vekilinin temyizinin süresinde yapılmadığına dair mahkemenin ek kararının BOZULMASINA,

                2-Davacı Kurum ile davalı U… vekillerinin işin esasına ilişkin temyiz itirazlarına gelince;

Dava,  14.10.2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ve  yapılan cenaze giderinden oluşan sosyal sigorta yardımlarının rücuan tahsili istemine ilişkindir.

                 Mahkemece, dava konusu trafik iş kazasının oluşumunda, davalı sürücü ...’ye  %5 kusur veren ve olayı  %95 de  kaçınılmazlık olarak değerlendiren 19.06.2009 tarihli kusur bilirkişisi raporu esas alınmak suretiyle; hak sahiplerine bağlanan ilk peşin değerli gelirin %5 kusur karşılığı yönünden asıl dava kısmen kabul edilirken; tamamen ilk peşin değerli gelire ilişkin olarak açılıp birleşen davanın ise, peşin değerli gelirlerin kusur karşılığının, asıl davayla hüküm altına alınmış olması nedeniyle tamamen reddine karar verilmiştir.

                  a) Dava dışı işveren … Tarım Ürünleri Dış Ticaret ve Sanayi A.Ş’nde genel müdür olarak görev yapan sigortalı C…,aynı yerde genel müdür yardımcısı olarak görev yapmakta  olan davalı  sürücü ... ile  birlikte, işveren Şirket’e ait 1998 Model araçla, verilen görev kapsamında, 14.10.2001 günü saat 14.45 sıralarında, Ankara istikametinden Afyon istikametine seyir halinde iken, 70.kilometreye gelindiğinde, davalı sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ve yoldan çıkmasıyla, sigortalının vefat etmesi  şeklinde meydana geldiği anlaşılan trafik iş kazasında; kaza tespit tutanağı ve sair tüm dosya içeriğindeki deliller birlikte değerlendirildiğinde, kaçınılmazlıktan bahsedilmesi mümkün değildir. Diğer taraftan, dava dışı işveren Şirket tarafından,yapılan bu iş seyahati sırasında,Şirkete ait aracın kullanımı amacıyla, yeterli deneyim ve donanımı olan profesyonel bir sürücü(şöför) tahsisi de yapılmış değildir.

Bu durumda, dava konusu trafik iş kazasını %95 kaçınılmazlık olarak değerlendiren  19.06.2009 günlü kusur raporu yetersiz olup, hükme esas alınamaz.

Kaldı ki, hükme esas 19.06.2009 günlü kusur raporu ile, 20.01.2009 günlü kusur raporları arasında, kusur oran ve aidiyetleri yönünden de açık çelişki mevcuttur. Bu çelişkiyi giderecek, yeni bir kusur raporu da alınmamıştır.

Şu halde yapılması gereken iş; Yukarıdaki değerlendirmeler kapsamında,  dava konusu iş kazasında,  iş kazasının gerçekleştiği iş kolu(trafik) ile, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişi kurulundan, her iki rapor arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde yeniden kusur raporu alınmalı ve varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

     b)Davacı Kurum asıl dava ile,sigortalının hak sahiplerinden օ’a bağlanan gelirin bilahare fiili ödemeye dönüşmüş olması nedeniyle, yapılan 6.797,13 TL’lik fiili ödemeyi dava konusu yaptığı halde; anılan hak sahibi yönünden, bağlanan gelirin ilk peşin değeri belirlenip, fiili ödeme tutarı ile mukayese edilerek sonuca gidilmeksizin ve ayrıca fiili ödemeyi de hatalı şekilde 24,50 TL olarak alınması isabetsizdir.

    Bilindiği üzere, 506 sayılı Yasanın 26. maddesine yönelik Anayasa Mahkemesinin iptal tararı ile birlikte, sigortalı ve/ya hak sahibine bağlanan gelirin fiili ödemeye dönüşmesi halinde; Kurumun talep edebileceği miktar, ilk peşin değerin kusur karşılığı fiili ödeme miktarından düşük ise ilk peşin değere göre; fiili ödeme miktarı ilk peşin değerden düşük ise fiili ödeme miktarı dikkate alınarak belirlenecektir.

                  c)Öte yandan, kabule göre de; davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Yasanın 26. maddesine yönelik Anayasa Mahkemesi iptal kararının,Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanmasının zorunlu olması karşısında, iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı 21.03.2007 tarihinden sonra, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesi uyarınca, yürürlükteki yasaları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi bulunmadığından; dava tarihindeki mevzuat  ve içtihatlara   uygun olarak açılan  asıl davanın, anılan iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum gereğince kısmen reddine karar verilmesinde tarafların sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle Kurum aleyhine yargılama gideri ve ücreti vekalete hükmedilmemesi yerindedir.

                      Ancak, bakiye ilk peşin değerli gelirin tahsiline yönelik birleşen davanın, anılan iptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı 21.03.2007 tarihinden sonra, 21.04.2008 tarihinde açılmış olması karşısında, davanın tamamen reddi nedeniyle, hükmü temyiz eden davalı lehine yargılama gideri ve ücreti vekalete karar verilmemesi isabetli görülmemiştir.

Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

                       O halde, davacı ve davalılardan ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

                       SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle  BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ...'ye iadesine, 29.09.2011  gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

       Başkan                         Üye                   Üye                     Üye                       Üye

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA