kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

YARGITAY
8. Hukuk Dairesi 2009/5738 E.N , 2010/1450 K.N.

İlgili Kavramlar

HAZİNE'NİN SON MİRASÇILIĞI
MALİKİN TAPU KÜTÜĞÜNDEN ANLAŞILAMAMASI
OLAĞANÜSTÜ ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ
ZİLYETLİKLE KAZANMA

Özet
KAYIT MALİKLERİNİN BİLİNEN, TANINAN VE SÜREÇ İÇİNDE YAŞAYAN KİŞİLER OLDUĞUNUN ANLAŞILMASI KARŞISINDA, MALİKİ TAPU KÜTÜĞÜNDEN ANLAŞILAMAYAN HUKUKSAL SEBEBİNE DAYALI DAVANIN REDDİ KARARI DOĞRUDUR.

HAZİNE TARAFINDAN AÇILMIŞ YÖNTEMİNE UYGUN BİR DAVA OLMADAN, TMK'NIN 713/1. FIKRASI ÇERÇEVESİNDE AÇILAN DAVAYA KATILAN HAZİNE 'NİN SON MİRASÇI OLARAK TESCİL İSTEĞİNİN KABULÜNE KARAR VERİLMESİ DOĞRU DEĞİLDİR.


İçtihat Metni

Şerife ve müşterekleri ile Hazine ve N... Belediye Başkanlığı, müdahil Nevin ve müşterekleri, dahili davalılar Nezihe ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair (Niksar Asliye Hukuk Hakimliği) nden verilen 18.04.2007 gün ve 54/102 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; 103 ada 8 sayılı parselin 50 yıla yakın bir zamandan beri vekil edenlerinin miras bırakanı Zeki'nin zilyetliğinde olduğunu, ölümü ile geriye kalan mirasçıları davacılar tarafından aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatı ile zilyet olduklarını, tapuda kayıt maliki görünen Rahmi ile Ömer ve Ahmet'in soyadlarının bilinmediğini, TMK'nın 639/2. fıkrasındaki koşulların olayda gerçekleştiğini açıklayarak kayıt malikleri adına bulunan tapu kaydının iptali ile muris Zeki'nin veraset belgesindeki payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine ve Belediye Başkanlığı vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

Davalı ve dahili davalı gerçek şahıslar, davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, davacıların davasının reddine, davalı Hazine'nin tescil isteğinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, davaya konu 103 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 539 hissesine sahip Ahmet adına olan tapu kaydının iptali ile 539 hissenin son mirasçı olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, diğer hisseler yönünden Hazine'nin tescil isteğinin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, TMK'nın 713/2. fıkrasında yazılı üç hukuki sebepten biri olan "...maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan..." hukuki sebebine dayalı olarak ve tapu kütüğünün bu nedenle hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.

Uyuşmazlık konusu 103 ada 8 sayılı parsel, yapılan kadastro çalışmaları sırasında Rahmi, Ömer ve Ahmet adlarına sırasıyla 9002/10080, 539/10080 ve 539/10080 paylar ile tespit edilmiş ve kadastro tutanaklarının kesinleşmesiyle 22.02.1978 tarihinde tapu kaydı oluşmuştur. Halen tapu adı geçenler adına kayıtlı bulunmaktadır. Kadastro beyannamesi üzerinde yapılan incelemede 103 ada 8 sayılı parsel Eylül 1926, 3 ve 4 sıra nolu tapu kayıtlarına dayalı olarak 02.12.1975 tarihinde tespiti yapılmıştır. Edinme sebebi tapu kaydında açıklandığı gibidir. Mahkemenin de gerekçesinde vurguladığı gibi, yapılan zabıta araştırması sonucu mirasçıları belirlenmiş, mirasçılara ait nüfus kayıtları getirtilip dosya arasına konulmuştur. Sadece kayıt maliklerinden Ahmet'in mirasçılarının olmadığı saptanmıştır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar da olayı doğrulamışlardır.

Açıklanan olgular ile dosya arasında bulunan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, 8 nolu parsele revizyon gören tapu kaydında kayıt maliklerinin isimlerinin yazılı bulunduğu kadastro beyannamesinin edinme kısmı ile saptandığı, mirasçılara ait nüfus kayıtlarının dosya arasında bulunduğu, yerel bilirkişi ve tanıkların da kayıt maliklerinin varlığını ve yaşadıklarını doğruladıkları anlaşıldığına göre TMK'nın 713/2. fıkrasında ifadesini bulan "maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan" kimseler olarak nitelendirilmesine olanak bulunmamaktadır. Görüldüğü gibi kayıt maliklerinin bilinen, tanınan ve süreç içinde yaşayan insanlar olduğu tapu ve nüfus kayıtlarıyla belirlenmiş bulunmaktadır. O nedenle maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan kişiler olarak nitelendirilemez. Malikin tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan ibaresi ile bir kişinin tapu kütüğüne hayali olarak yazılmış olması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması ya da mal sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu kütüğünden çıkarılmasının imkansız olması gerekmektedir. Somut olayda böyle bir olgu söz konusu değildir. Mahkemece de bu husus kararında detaylı olarak açıklanmıştır. Bu nedenlerle davacılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.

Her ne kadar mahkeme, gerekçeli kararında davacılar ve murislerinin toplam zilyetlik sürelerinin 20 yılı doldurmadığı açıklamasına yer vermiş ise de, davacı tarafın dayandığı hukuki sebep gözetildiğinde ve hükmün kesinleşmesi halinde davacı taraf aleyhine olumsuz bir hukuki sonuç doğuracağı açıktır. Bu kısmın fazladan gerekçeye ilave edildiğinin ve gözetilmemesi gereken bir husus olduğunun kabulü gerekir. Kayıt malikleri bilinen ve tanınan kişiler olduğuna göre, artık kazanmayı sağlayan 20 yıllık sürenin tartışılmasına ve değerlendirmesine gerek yoktur.

Saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında davacı tarafın dayandığı hukuki sebep de gözetildiğinde davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddi ile kayıt malikleri Rahmi ve Ömer'in paylarına yönelik hükmün redde ilişkin bölümünün ONANMASINA,

Davacılar vekilinin Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilen kayıt maliki Ahmet'in payına ilişkin temyiz itirazlarına gelince; dava TMK'nın 713/2. fıkrası gereğince açılmış bir tapu iptali ve tescil davasıdır. Bu tür davalarda kural olarak dava; kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise mirasçılara karşı açılır. Kayıt maliki mirasçı bırakmış ise, Hazine'nin bu tür davalarda yer alma olanağı bulunmamaktadır. Ancak, bu ilkenin istisnası TMK'nın 501. maddesinde yer almaktadır. Kayıt maliki mirasçı bırakmamış ise, Hazine'nin son mirasçı sıfatıyla davada yer alması mümkündür. Uygulama da bu yöndedir. Somut olayda; kayıt maliki Ahmet, her ne kadar mirasçı bırakmadan ölmüş ise de, Hazine tarafından yöntemine uygun bir biçimde Ahmet'in payı bakımından açılmış bir dava ve istek söz konusu değildir. Anlaşıldığı kadarıyla mahkemece, TMK'nın 713/1-6. fıkrasından hareketle Hazine adına iptal ve tescile karar verilmiştir. TMK'nın 713/1. fıkrası çerçevesinde açılan bir tescil davası söz konusu olmadığından aynı maddenin 6. fıkrası gereğince katılma yoluyla Hazine'nin veya kamu tüzel kişileri ile üçüncü şahısların istekte bulunması mümkün görülmemektedir. Bu katılım sadece TMK'nın 713/1. fıkrası çerçevesinde açılan davalar için söz konusudur. 4721 sayılı TMK'nın 713/2. fıkrası gereğince Hazine katılma yoluyla tescil isteğinde bulunamaz. Ancak, yöntemine uygun bir biçimde açacağı bağımsız bir dava ile mirasçı bırakmadan ölen kayıt maliklerinin payları yönünden iptal ve tescil isteğinde bulunabilir.

O halde, Hazine tarafından açılan yöntemine uygun bir dava ve istek olmadığından Ahmet'in payı bakımından iptal ve tescile karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Davacı tarafın durumu ve TMK'nın 713/2. fıkrasındaki hukuki sebepler gözönünde tutulduğunda davacılar vekilinin hükmün bu kısmını temyiz etmesinde hukuki yararı bulunmaktadır. Bu nedenle, buna yönelik temyiz isteğinin kabulü uygun görülmüştür.

Davacılar vekilinin Ahmet'in payına yönelik temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve sadece Ahmet'in payıyla sınırlı olmak üzere HUMK'nın 428. maddesi uyarınca (BOZULMASINA) ve peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine 30.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA