kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

YARGITAY
8. Hukuk Dairesi 2008/1271 E.N , 2008/2055 K.N.

İlgili Kavramlar

DERE YATAĞI
İMAR İHYA OLGUSU
KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ

Özet
TAŞINMAZIN KUZEYİNDE SULAMA KANALI BULUNDUĞUNA GÖRE; DSİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NÜN DAVADA YER ALMASI SAĞLANMALI, SULAMA KANALINA İLİŞKİN KAMULAŞURMA EVRAKLARI VE KOMŞU PARSELLERE AİT EVRAKLAR GETİRTİLMELİ, YAPILACAK KEŞİFTE TAŞINMAZIN ÖNCESİ, NİTELİĞİ, İMAR İHYA ÇALIŞMASI YAPILIP YAPILMADIĞI SAPTANMALI, KOMŞU PARSELE İLİŞKİN DAVA DOSYASI GETİRTİLİP HER İKİ DOSYA ARASINDAKİ ÇELİŞKİ GİDERİLMELİ VE AYNI ÇALIŞMA ALANINDA DAVACI ADINA BELGESİZDEN TESCİL BULUNUP BULUNMADIĞI DA BELİRLENDİKTEN SONRA KARAR VERİLMELİDİR.


İçtihat Metni

Museddin ile Hazine ve K... Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair (Elazığ Birinci Asliye Hukuk Hakimliği)'nden verilen 04.12.2007 gün ve 493/476 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın dere yatağı olduğunu, davacının zilyetliğinin 1988 yılında DSİ'ye ait sulama kanalının faaliyete geçmesi ile başlamış bulunduğunu, davalı taşınmazın batısında yer alan taşınmaz bölümü için dava dışı Habibin açtığı davanın dere yatağı olduğundan bahisle reddedildiğini, zilyetlik koşulları oluşmadığı gibi, nizalı taşınmazın zilyetlikle kazanılmaya elverişli yerlerden de olmadığını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı köy temsilcisi yargılama oturumlarına katılmamıştır.

Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişinin 28.06.2007 tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen 29253,65 m2 taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı olarak açılmış bulunan tescil İsteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmazın 1970 yılından itibaren davacının tasarrufunda bulunduğunun yerel bilirkişi ve tanıklar, tarım arazisi niteliğinde olduğunun ziraatçı bilirkişi tarafından bildirilmesi üzerine davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Teknik bilirkişi Sadık ve arkadaşı 28.06.2007 ve 05.07.2007 tarihli raporlarında dava konusu taşınmazın dere yatağı olarak tespit dışı bırakılan yerlerden olduğunu bildirmiş, mahkemece uyuşmazlık konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihi ve nedeni Kadastro Müdürlüğü'nden sorulup belirlenmemiştir. Ayrıca yine aynı bilirkişiler tarafından hazırlanan krokide davalı taşınmazın kuzey yönünde DSİ sulama kanalının bulunduğu işaretlendiğine göre, davanın TMK'nın 713/3. maddesine göre DSİ Genel Müdürlüğü'ne yöneltilmesi gerekirken, buna uyulmaksızın görülüp sonuçlandırılması da doğru değildir. Bundan ayrı uyuşmazlık konusu taşınmazın dere yatağı olarak tespit dışı bırakıldığı belirtilmiştir. Kural olarak eski dere yatakları Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Bu tür yerler koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılabilir. Böyle bir yerin olağanüstü zamanaşımı ve imar-ihya yoluyla kaza-nılabilmesi için, derenin aktif yatağı ve etki alanında kalmaması, taşınmazın kültür arazisi vasfında bulunduğunun belirlenmesi gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, imar ve ihyaya dair açıklamada bulunmamışlardır. Öte yandan, dava konusu taşınmazın batı kısmında yer alan ve tescil davasına konu edilerek reddedilen ve derecattan geçerek kesinleşen, bilahare idari yoldan tescil edilen 1749 parselin hüküm dosyası olan Elazığ Birinci Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/288 Esas, 2002/59 Karar sayılı dava dosyasında davalı taşınmazın ve çevre taşınmazların niteliğine ilişkin belirlemeler ile temyiz incelemesine konu edilen dosyadaki bilirkişi raporları farklılık arz etmektedir. Mahkemece bu çelişki üzerinde de durulması gerekir. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle ilgisi yönünden DSİ Genel Müdürlüğü'nün davada yer almasının sağlanması, sulama kanalına ilişkin kamulaştırma evrakları ile projenin getirtilmesi, dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihi ve nedeninin Kadastro Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, dava konusu taşınmaza komşu parsellere ait kadastro tutanakları ile varsa dayanaklan ve hüküm dosyalarının getirtilmesi, ondan sonra yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK'nın 258. maddesi hükümlerine uygun şekilde çağrılarak teknik, ziraatçı ve jeolog bilirkişiler eşliğinde yeniden keşif yapılarak dava konusu taşınmazın Öncesi itibariyle niteliği, ne şekilde tasarruf edildiği, îmar-ihya çalışmaları yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa hangi tarihte başlanıldığı ve bitirildiği, komşu parsellerin tespitlerine esas alınan kayıt ve belgelerin davalı taşınmaz yönünü ne olarak gösterdikleri hususlarının sorulup belirlenmesi, taşınmazın niteliğinin kesin olarak saptanması için teknik bilirkişilerden gerekçeli ve denetime elverişli rapor ve kroki alınması, varsa DSİ'ye ait kamulaştırma belgelerinin zemine uygulanması, uyuşmazlık konusu taşınmazın HUMK'nın 366. maddesi uyarınca fotoğraflarının çektirilerek dosya arasına konulması, bundan ayrı nizalı taşınmazın batısında yer alan taşınmaz bölümüne ilişkin görülüp redle sonuçlandırılan Elazığ Birinci Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yukarıda esas ve karar no.su yazılı dosyasında alınan beyanlar ve teknik bilirkişi raporları ile eldeki davada alınan raporlar arasındaki çelişkinin neden kaynaklandığı hususları üzerinde durulması ve giderilmeye çalışılması gerekir.

Ayrıca, 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesine göre davacının aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden adına tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı hususu Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden de soruiup belirlenmelidir. Tüm bu hususlar yerine getirildikten sonra dosya kapsamı gözönüne alınarak hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile usul ve yasa hükümlerine aykırı bulunan hükmün HUMK'nın 428. maddesi uyarınca açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), 10.04.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA