kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

Hukuk Genel Kurulu 2008/12-657 E., 2008/662 K.

ADİ VE REHİNLİ ALACAKLARIN SIRASI

İCRA MEMURUNUN İŞLEMİNİ ŞİKAYET

İFLASIN ERTELENMESİ

“İçtihat Metni”

Taraflar arasındaki “İcra Memurunun İşlemini Şikayet ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Manisa 1. İcra Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 16/10/2007 gün ve 517-562 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 25/02/2008 gün ve 606-3387 sayılı ilamı ile; (…İİK’nun 179/b maddesinde (Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı kanun’a göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur...) düzenlemesine yer verilmiştir.

Aynı maddenin 3.bendinde ise (206’ncı maddenin birinci sırasında yazılı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir) biçiminde öngörülen istisna hükmü esas alındığında, İİK’nun 206/1.maddesinde yazılı olan (işçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflasın açılmasından önceki 1 yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil alacakları ile iflas nedenleriyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları) bakımından haciz yolu ile takip yapılmasının mümkün olduğu sonucuna varılmalıdır.

İİK’nun 206.maddesinde yazılı bulunan “iflasın açılmasından önceki bir yıl” ifadesiyle belirlenen sürenin; iflasın ertelenmesinde “erteleme kararının verildiği tarihten önceki bir yıl” olarak kabulü gerekir.

Yukarıdaki ilkeleri vurgulayan mahkemenin gerekçesi yasaya uygundur.

Ancak, İİK’nun 206/1.maddesinde öngörülen (alacağın tahakkuk tarihi) icra mahkemesince tespit edildiği üzere 28.10.2005 olup, iflasın ertelemesi tarihinden önceki bir yıldan daha öncedir. Bu durumda, alacaklı söz konusu istisnadan yararlanma hakkına sahip bulunmadığından mahkemece istemin kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Bozma kararının 5. paragrafının 2. cümlesinde “Bu durumda, alacaklı söz konusu istisnadan yararlanma hakkına sahip bulunmadığından mahkemece istemin reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.” denmesi gerekirken, sehven “Bu durumda, alacaklı söz konusu istisnadan yararlanma hakkına sahip bulunmadığından mahkemece istemin reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.” ifadesine yer verildiği anlaşıldığından, Özel Dairenin bozma ilamındaki bu ibarenin çıkarılarak, yerine; “Bu durumda, alacaklı söz konusu istisnadan yararlanma hakkına sahip bulunmadığından mahkemece istemin reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.” cümlesinin eklenmesine karar verilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Dairenin bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 05/11/2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

GEREKÇE YÖNÜNDEN KARŞI OY YAZISI

Dava, İİK.nun 16.maddesine dayalı icra memurunun 6.7.2007 tarihli işleminin şikayet yolu ile kaldırılması istemine ilişkindir.
Şikayetçi alacaklı Nazmiye Karaca vekili verdiği 7.9.2007 havale tarihli şikayet dilekçesi ile; Müvekkili Nazmiye Karaca’nın alacağının tahsili bakımından davalı borçlu şirket hakkında Manisa 2.İcra Müdürlüğünün 2007/3279 sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığını, takip dayanağının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti olduğunu, ancak davalı vekilinin 5.7.2007 tarihli itiraz dilekçesinin dayanağı olan Saruhanlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/168 esas sayılı dosyasından verilen 26.6.2007 tarihli tedbir kararı ile takibin durdurulduğunu, verilen kararın davalı borçlunun iflas erteleme isteği ile ilgili bir tedbir kararı olduğunu, buna karşılık müvekkili adına yapılan takibin işçi alacaklarına ilişkin olduğu için bu kapsamın dışında kaldığını, bu karara dayanılarak takibin durdurulması konusunda icra müdürlüğünce verilen kararın İİK.nun 179/b maddesinin 3.fıkrasına aykırı olduğunu, zira İİK.nun 206.maddesinin 1.sırasında yazılı alacaklar bakımından haciz yolu ile takip yapılmasının olanaklı olduğunu, bu nedenle yapılan şikayetin kabulü ile Manisa 2.İcra Müdürlüğünün takibin durdurulması konusundaki 6.7.2007 tarihli kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Karşı taraf Saruhan Konservecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş vekili cevabında; Saruhanlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/168 E, sayılı ve 26.6.2007 tarihli ara kararında “… tüm icra takiplerinin bulundukları aşamalarda durdurulmasına, bu tarihten sonra yapılacak tüm takiplerin de takip aşamasında kalmasına tedbiren karar verildiğini, İİK.nun mad.179/b ve bunun yollamada bulunduğu aynı kanunun 206.maddesi hükmünün iflasın ertelenmesine kesin olarak karar verildikten sonraki hukuki süreç ile ilgili olduğunu, oysa davaya konu olayda henüz mahkemece iflasın kesin olarak ertelenmesine karar verilmediğini, bir mahkemece ihtiyati tedbir kararı verildiğinde bunun kaldırılmasının veya değiştirilmesinin yalnızca ya tedbir kararını veren mahkemeden, ya da ilgili dosyasından talep edilebileceğini, bu sebeple davacının iddiaları haksız olup, Manisa 2.İcra Müdürlüğü tarafından verilen 6.7.2007 tarihli takibin durdurulması kararının usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.

Mahkemece, şikayetçi alacaklının iş ilişkisine dayanan ve iflasın ertelenmesi tarihinden önceki bir tarihte tahakkuk eden kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinden oluşan alacağının haciz yolu ile tahsili bakımından takibe konulmasının İİK.nun 179/b maddesinin 3.fıkrasına uygun olduğu gerekçesiyle şikayetin kabulü ile Manisa 2.İcra Müdürlüğünün 2007/3279 E, sayılı dosyasından 6.7.2007 tarihinde verilen ve “Saruhanlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.6.2007 tarih ve 2007/168 E, sayılı dosyasının ara kararı bölümünün 2.maddesi gereğince iş bu takibin bu aşamada durdurulmasına” şeklindeki kararının kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm, davalı (karşı taraf) vekilinin temyizi üzerine Yüksek 12.Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonunda; “İİK.nun 179/b ve 206.maddeleriyle ilgili ilkeleri vurgulayan mahkemenin gerekçesinin yasaya uygun olduğu, ancak İİK.nun 206/1.maddesinde öngörülen alacağın tahakkuk tarihinin icra mahkemesince tesbit edildiği üzere 28.10.2005 olup, iflasın ertelenmesi tarihinden önceki bir yıldan daha önce olduğu, bu durumda alacaklının söz konusu istisnadan yararlanma hakkına sahip bulunmadığından mahkemece istemin reddi yerine kabulünün (bozma kararında maddi hata sonucu kabulü yerine reddi yazılmış) isabetsiz olduğu” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece önceki hükümde yer alan gerekçelerle direnme kararı verilmiş hüküm, davalı (karşı taraf) vekilince temyiz edilmiştir.

Davaya konu olan icra memuru işlemi Saruhanlı Asliye Hukuk Mahkemesince verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının infazına ilişkindir. Belirtilen mahkemenin 2007/168 E, sayılı dosyasında verilen 26.6.2007 tarihli ara kararı ile “yargılamanın devamı boyunca 6183 sayılı yasa ve SSK tarafından yapılacak takipler de dahil olmak üzere davacı şirket aleyhine yapılan dava tarihine kadar yapılmış olan tüm icra takiplerinin bulundukları aşamada durdurulmasına, bundan sonraki yapılacak takiplerin de takip aşamasında kalmasının ihtiyati tedbir yolu ile sağlanmasına” biçiminde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve tedbir isteyenin talebi üzerine icra memurluğunca anılan karara dayanılarak takibin durdurulmasına karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, uyuşmazlığın çözümünde öncelikle icra memurunun bu işleminde yasaya aykırılık bulunup bulunmadığının saptanması gerekmektedir. Zira, İİK.nun 16.maddesi uyarınca; “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir.” Görüldüğü gibi anılan yasa hükmüne göre şikayetin konusunu icra memurunun yasaya aykırı biçimde gerçekleştirdiği işlemler oluşturmaktadır.

Bu açıklamalar karşısında somut olaya baktığımızda; icra memurunun yaptığı işlem bir mahkeme kararının, daha açık anlatımla mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının uygulanmasından ibaret olup, yapılan işlemin yasaya aykırılığından söz edilemez. İcra memurunun mahkeme kararını denetleme ve yorumlama gibi bir yetkisi bulunmadığından kararı uygulamak dışında yapacağı başka bir işlem yoktur. Aksi düşüncenin kabulü icra memurlarının önüne gelen mahkeme kararlarını uygulayıp uygulamama bakımından farklı ve keyfi işlemler yapmasına yol açabilir. Kaldı ki, icra memurunun işlemine dayanak teşkil eden ihtiyati tedbir kararında İİK.nun 179/b ve 206/1.maddeleri uyarınca herhangi bir istisnadan söz edilmeyip, “tüm icra takiplerinin durdurulması” biçiminde karar oluşturulmuştur. Davacı alacaklının, ihtiyati tedbir kararını veren mahkemeye itiraz hakkı bulunduğu kuşkusuzdur. İİK.nun 179/b ve 206/1.maddeleri hükümleri, itirazı incelemekle görevli ve yetkili bulunan ve ihtiyati tedbir kararını vermiş olan mahkemece incelenip değerlendirilmelidir.

Dava konusu olayda icra memurunun “mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararını uygulamaktan ibaret” işleminde, yasaya aykırılık bulunmadığından yerel mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Ancak, usul ekonomisi bakımından dava reddedilmeyip, şikayet dilekçesi bir nevi ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesi niteliğinde değerlendirilerek görevsizlik kararı verilmelidir.

Nitekim, Yargıtay Yüksek 12.Hukuk Dairesinin 6.10.1989 tarih 2756 E, 11748 K. sayılı kararı ile 17.11.1989 tarih 4888 Esas, 14121 karar sayılı kararlarında da özetle; “ihtiyati tedbir kararının infazına karşı şikayetin tedbir kararını veren mahkemece çözümlenmesi gerektiği, icra memurunun bu sıfatla değil infaz memuru sıfatı ile muamele yaptığı cihetle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, icra mahkemesince işin esasının incelenmesinin isabetsiz olduğu ve bozmayı gerektirdiği” belirtilmiştir (Bkz.Talih Uyar, İcra ve İflas Kanunu Şerhi, 2. baskı, Cilt 1.sh.610-611).

Yukarıda açıklanan nedenlerle ihtiyati tedbir kararını infaz eden icra memurunun bu işlemine karşı şikayetin icra mahkemesine değil, ihtiyati tedbir kararını veren mahkemeye itirazen yapılması gerektiği gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle direnme kararının değişik gerekçeyle bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun yüksek özel dairenin bozma gerekçelerine uygun biçimde oluşan bozma gerekçesine katılamıyoruz.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA