kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

YARGITAY
Ceza Genel Kurulu 2008/1-240 E.N , 2009/150 K.N.

İlgili Kavramlar

KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA DAİR KARARA İTİRAZ

İçtihat Metni

R....B....'nun ölümünün intihar olduğundan bahisle, S....C.Başsavcılığınca 15.05.2007 gün ve 129-162 sayı ile verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin karara, ölenin babası F....B.....tarafından itiraz edilmekle, A..... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca 23.05.2007 gün ve 214 D. iş sayı ile; verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiş, bu karara karşı Adalet Bakanlığınca yasa yararına bozma isteminde bulunulması üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 10.09.2008 gün ve 7057-6413 sayı ile;

"Maktûl R....B.....'nun ölümü ile ilgili olarak S.....Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma evresi sonucunda, olayın intihar olarak nitelendirilmesi suretiyle düzenlenen 15.05.2007 tarihli ve 2007/129-162 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii A...rdahan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 23.05.2007 tarihli ve 2007/214 değişik iş sayılı kararı kapsayan dosya incelendi.

Dosya kapsamına göre, her ne kadar maktulün 19.03.2007 tarihinde S..... Belediyesi Veterinerlik odasında başından vurulmuş hâlde bulunmasını müteakip kaldırıldığı hastanede 04.04.2007 tarihinde ölümü ile ilgili olarak Cumhuriyet savcılığınca olayın intihar olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, maktûlün el svaplarında atış artıklarına rastlanılmamış bulunması karşısında, silahın cinsi, olayın oluş şekli, gerçekleştiği ortam, maktûlün oturuş şekli ve benzeri hususlar gözönüne alınarak ve silâhla deneme atışı yapılarak gerektiğinde Adli Tıp Kurumundan rapor alınmak suretiyle sonucuna göre işlem yapılması gerektiği gözetilmeden soruşturmanın genişletilmesi yerine doğrudan itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden sözedilerek, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 20.06.2008 tarihli ve 2008/35653 sayılı istemlerine dayanılarak anılan kararın, 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına ilişkin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2008 tarihli ve 2008/142479 sayılı tebliğnamesine bağlı dosyası Dairemize gönderilmekle okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

I.) Olay :

S..... Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/129-162 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin soruşturma evrakı okundu:

R....B.......'nun 19.03.2007 tarihinde S...... Belediyesi Veterinerlik odasında başından vurulmuş hâlde bulunması olayına ilişkin yapılan soruşturma sonrasında olay intihar olarak nitelendirilerek S.... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15.05.2007 tarihli ve 2007/129-162 sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı süresinde yapılan itirazın A..... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 23.05.2007 tarihli ve 2007/214 değişik iş sayılı kararıyla reddedildiği anlaşılmaktadır.

II.) Kanun yararına bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın kapsamı:

Kanun yararına bozma isteminin kapsamı, S......Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15.05.2007 tarihli ve 2007/129-162 sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yapılan itirazın reddi yolundaki A..... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 23.05.2007 tarihli ve 2007/214 değişik iş sayılı kararının bozulmasına ilişkindir.

III.) Hukuksal değerlendirme:

Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresinin sonunda kamu davasının açılmasını gerektirir yeterlikte kanıt elde edememesi durumunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verir (CMK. m. 172/1). Kovuşturmama kararı verildikten sonra yeni bir kanıt ortaya çıkmadığı sürece aynı eylemden dolayı kamu davası açılamaz (CMK. m. 172/1). Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir (CMK. m.173/1). Başkan, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hâkimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder (CMK. m. 173/3).

Kamu adına ceza davasını açma yetki ve görevi Cumhuriyet Savcısının tekelindedir (CMK m. 170/1). Soruşturma evresinin sonunda toplanan kanıtlardan suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşuyorsa Cumhuriyet Savcısı iddianameyi düzenler (CMK. m. 170/2). İddianamenin, sunulduğu mahkemece kabulüyle kamu davası açılmış ve kovuşturma evresi başlamış olur (CMK. m. 175/1).

Ayrıca, hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulabilir (CMK. m. 309/1). Yasada itirazdan sözedilmesine karşın kovuşturmama kararı bir mahkeme ya da yargıçlık kararı olmadığı açıktır. Dolayısıyla kovuşturmama kararının kendisine karşı değil, ancak bu karara yönelik itiraz başvurusunu inceleyen ağır ceza mahkemesi başkanlık kararına yönelik kanun yararına bozma isteminde bulunabileceğinden kuşku yoktur.

Soruşturma evrakının içeriğinden, ölen Ruhi Bayraktaroğlu'nun S.... Belediyesinde veteriner hekim olarak çalıştığı, 19.03.2007 tarihinde Belediyedeki çalışma odasında başından tek kurşunla vurulmuş şekilde yaralı olarak bulunduğu, kaldırıldığı hastanede öldüğü, Belediye çalışanları tanıklar A.....A..... ve H....A.....'ın örtüşen açıklamalarında, ölenin çalışma odasına yalnız girip kapıyı kapatmasından hemen sonra silah sesi duyduklarını ve olayın olduğu odaya baktıklarında kendisini yaralı şekilde bulduklarını ve hastaneye kaldırdıklarını, olayın olduğu odada olay öncesinde ve sonrasında ikinci bir kişinin bulunmadığını kesin olarak ifade etmişlerdir. Olay yerinde Cumhuriyet Savcısı ve kolluk tarafından inceleme yapılmış, bulunan tek boş kovan ölenin yanında bulunan tabancadan atıldığı belirlenmiş, silahta parmak izi bulunamamıştır. Ölenin el svaplarında atış artığına rastlanmamış olmakla birlikte uzman incelemesi raporunda silahın cinsine, tutuluş şekline göre ateş edenin elinde atış artığının bulunmayabileceği belirtilmiştir. Dosyada bulunan belgelerden ve tanık anlatımlarından, ölenin hayvan ticareti yaptığı, borçlandığı ve aşırı derecede ödeme güçlüğü çektiği anlaşılmaktadır.

Bu bağlamda tüm dosya kapsamından belirlendiği üzere, olayın yeterince aydınlandığı ve açıkça intihar niteliğinde olduğu, yapılacak başkaca bir işlem bulunmadığı anlaşılmakla kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

IV.) Sonuç ve karar:

Bu nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görülmediğinden A.... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 23.05.2007 tarihli ve 2007/214 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca bozulması isteminin reddine dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine" karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığınca 10.11.2008 gün ve 142479 sayı ile;

"5271 sayılı CMK'nun 160. maddesine göre, Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir (m. 161)

Cumhuriyet savcısı, yaptığı soruşturma sonucunda topladığı deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenleyerek kamu davası açacak (m.170), soruşturma evresi sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüpheyi oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verecektir (m.172).

Somut olayın soruşturması sırasında polis memurları tarafından tutulan 'Tutanak' başlığını taşıyan zapta göre, R.....B..... Belediye'deki odasında koltuğunda şakaklarından kan akar ve yaralı vaziyette, bacakların arasında koltuğun üzerinde ruhsatsız bir tabanca ile bulunmuş, tabanca muhafazaya alınmıştır. Polis memurlarınca olay yeri inceleme tutanağı düzenlenmiş, olay ile ilgili bulgular zapta geçirilmiş, ölenin sağ ve sol el svapları alınmış ve olay yeri basit krokisi düzenlenmiştir.

Ölenin tedavi için kaldırıldığı A..... Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirürji Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından verilen 19.03.2007 tarihli geçici raporda, sağ temporelde 2x1 cm ebatta, düzensiz sınırlı, içinden beyin parankim dokusu gelen muhtemelen mermi çekirdeği giriş deliğine ait künt travmatik yara ve sol frontoparyetalde 3x3 cm ebadında yara dudakları düzensiz sınırlı, muhtemelen mermi çıkış deliğine ait künt travmatik yaranın mevcut olduğu, çoğunluğu sağ yanda olmak üzere başın her iki tarafındaki çeşitli kemiklerde kırıklar bulunduğu belirtilmiştir.

04.04.2007 tarihli adli muayene ve otopsi tutanağına göre kesin ölüm sebebi, ateşli silah yaralanmasına bağlı kafatası kırıkları ve beyin doku harabiyetidir.

E.....Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 30.04.2007 tarihli raporuna göre, elde edilen silahın 9 mm çaplı Parabellum marka tabanca olduğu, herhangi bir arızasının bulunmadığı, olay yerinde ele geçirilen 1 adet boş kovanın bu silahtan atıldığı belirlenmiştir.

Aynı Müdürlüğün 01.05.2007 günlü raporunda, ölenin el svaplarının incelenmesi sonucunda atış artıklarına rastlanmadığı belirtilmiştir. Raporda, ayrıca ateş eden el veya ellerin sonradan yıkanması veya silinmesi durumunda atış artıklarının hiç kalmadığı veya çok az miktarda kalabildiği, silahın cinsine, tutuluş şekline ve patlamanın tam olup olmamasına bağlı olarak ateş eden ele atış artıklarının bulaşmayabileceği, toplu tabancaların veya uzun namlulu silahların kullanıldığı olaylarda tetiği çeken ele atış artıklarının bulaşma ihtimalinin çok zayıf olduğu, eldivenli el ile yapılan atışlarda ele atış artığının bulaşmadığı ifade edilmiştir.

Toplanan delillere göre, ölenin ateşli silah ile ateş edilmesi sonucu öldüğü, odanın giriş kapısına 140 cm uzaklıkta masanın altında iki adet kemik parçası ve pencere camı üzerinde yerden 140 cm yükseklikte bir adet mermi giriş ve çıkış deliği bulunduğu anlaşılmaktadır.

Cumhuriyet savcısınca olay yerinde dinlenen Belediye Fen işleri Müdür Vekili olan tanık A.....A...., olay günü saat yaklaşık 14.40 sıralarında kendisinin ölen ile beraber oturduğu odadan ayrıldığını ve karşı taraftaki bilgisayarlı odaya geçtiğini, burada çalışırken birden karşı odadan bir silah sesi duyduğunu, bunun üzerine koşup kapıyı açtığında ölenin koltuğunda oturur şekilde başı öne eğik ancak nefes alır ve titrer halde gördüğünü ifade etmesine karşın, polis memurları tarafından 21.03.2007 tarihinde dinlenen H.....A....; olay günü saat 14.30 sıralarında Belediye Binasının ikinci katında bulunan fen işleri odasında ismi A.... olan Fen işleri Müdürü ile birlikte otururlarken ölenin kendisine selam vererek fen işleri odasının karşısında bulunan veteriner hekim odasına girdiğini, odaya girdikten sonra kapıyı kapattığını, odaya girdikten sonra ölenin bulunduğu odaya hiç kimsenin girmediğini, aradan bir iki dakika geçtikten sonra patlama sesi duyduğunu ve bu sesi duyar duymaz A.... ile birlikte ölenin odasına gittiklerini, odada yalnızca ölenin olduğunu ve kafasının her iki yanından kan akmakta olduğunu gördüğünü beyan etmiştir. İki anlatım arasındaki farklılık soruşturma sırasında giderilmemiştir.

Olayda, kriminal raporda elellerde atış artığı kalmamasına neden olarak gösterilen; toplu veya uzun namlulu silah kullanma, patlamanın tam olmaması sözkonusu değildir. Dosyada, ölenin eldiven kullandığına, el veya ellerinin sonradan yıkanması veya silinmesi durumuna ilişkin bir delil veya bilgi de yoktur.

Bu durumda, tabanca üzerinde parmak izi bulunmaması hususu da nazara alınmak suretiyle; şüphelerin ortadan kaldırılması ve gerçeğin ortaya çıkarılması için Aytaç Ayata ve H...A....'ın beyanları arasındaki farklılık nedeniyle yeniden dinlenmeleri, ölenin oturuş şekli, silahın cinsi ve tutuluş şekli göz önüne alınarak yapılacak tatbiki keşif ile olayın olay yeri inceleme ve basit krokilerinde belirtildiği şekilde gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin, bu bağlamda kemik parçalarının ve boş kovanın bulunulan yerde olup olamayacağının, pencere camında belirtilen mermi giriş ve çıkış deliği oluşup oluşmayacağının, silah üzerinde parmak izi kalıp kalmayacağının, ateş eden ele atış artıklarının bulaşıp bulaşılamayacağının ve ölenin odasının karşısındaki odadan ölenin odasına girip çıkanların görülüp görülemeyeceğinin tespit edilmesi ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumundan rapor alınması ve bunun sonucuna göre evrakın muktezaya bağlanması gerekirken olayın intihar olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi ve itirazın reddi kararı isabetsizdir.

Bu nedenle, kanun yararına bozma isteminin kabulü yerine reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu kanaatine varılmıştır" gerekçeleri ile itiraz yasa yoluna başvurularak Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 10.09.2008 gün ve 7057-6413 sayılı kararının kaldırılarak, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteminin kabulü ile A..... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 23.05.2007 tarih ve 2007/214 değişik iş sayılı kararının bozulmasına karar verilmesi, talep olunmuştur.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tabanca üzerinde parmak izi bulunmaması hususundaki kuşku ve tanıklar A.....A.... ve H....A....'ın beyanları arasındaki çelişkinin giderilmesi için, tanıklar yeniden dinlenip, ölenin oturuş şekli, silahın cinsi ve tutuluş şekli gözönüne alınarak, tatbiki keşif yapılmak suretiyle saptanan hususların, tanık beyanları ve olay yerindeki tespitlerle uyumluluğunun denetlenmesi ve yapılan tespitlerden sonra Adli Tıp Kurumundan rapor alınması suretiyle soruşturmanın sonuca bağlanması gerektiği ileri sürülerek itiraz yoluna başvurulmuş olduğundan;

Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, olayın intihar olup olmadığının saptanması için C.Başsavcılığı itirazında belirtildiği şekilde soruşturmanın genişletilmesine gerek bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

İncelenen dosyada;

Olayın sıcağı sıcağına beyanda bulunan tanık A....A... intihar teşebbüsünde bulunan R....B......'nu tanırım, bu gün saat yaklaşık 14.40 civarlarında Ruhi ile beraber oturduğum odadan ayrılıp karşı bilgisayarlı olan odaya geçtim, burada çalışırken birden karşı odadan bir el silah sesi duydum, bunun üzerine hemen karşı odaya koştum, kapıyı açtığımda R.... B.....'nu koltuğunda oturur şekilde başı öne eğik ancak nefes alır ve titrer halde gördüm, hemen diğer arkadaşlarla birlikte ambulansı çağırdık ve emniyete haber verdik, şeklinde olayı anlatmış,

H.....A..... ise 21.03.2007 ve 26.03.2007 tarihli beyanlarında; 19.03.2007 günü saat 14 30 sıralarında S.... Belediyesi içerisinde 2 katta bulunan fen işleri odasında, A..... isimli fen işleri müdürü ile birlikte oturuyor idik, tam bu sırada R.....B.... koridorda bana selam vererek, fen işleri odasının karşısında bulunan veteriner hekim odasına girdi, odaya girdikten sonra odanın kapısını kapattı, odaya girdikten sonra veteriner hekim odasına herhangi bir kimse girmedi, aradan bir iki dakika geçtikten sonra bir kez patlama sesi duydum, patlama sesini duyar duymaz, fen işleri odasından çıkarak yanımda bulunan A.... beyle karşıda bulunan R.....B....'nun odasına girdik. Odaya girdiğimizde odada sadece R.....B... bulunuyor idi, başka kimse yoktu, R....B.....'nun kafasının her iki tarafından kanlar akıyordu, bunun üzerine belediyede çalışanlara bağırarak acil olarak ambulans çağırmalarını istedik, bu sırada olay yerine ambulansın gelmesi üzerine R....B.....'nu S..... Sağlık Merkezine gönderdik, demiştir.

Dinlenen diğer tanıklar ise, ölenin ekonomik durumu ve o gün yapacağı ödemelerle ilgili ayrıntılı anlatımlarda bulunmuşlardır.

Cumhuriyet Savcısınca düzenlenen 19.03.2007 tarihli olay yeri ve keşif tutanağında; olay yerinin belediye binasının ikinci katının sola dönüşünde dördüncü odada olduğu, oda içerisinde iki masa, masaların birinde bilgisayar ve eklentileri ile bazı kitaplar olduğu, odada iki sandalye bulunduğu, sandalyenin birisinin pencere altında ve ön yüzünün kapıya dönük olduğu, koltuk üzerinde bir minder bulunduğu ve üzerinin tamamına yakınının kan olduğu, ayrıca yerlerde kan damlaları ve yine muhtemelen intihar teşebbüsünde bulunan şahsa ait kafatası kemik parçalarının olduğu belirtilmiştir.

Polis memurlarınca düzenlenen 19.03.2007 tarihli olay yeri inceleme tutanağında ise; saat 14.55 sıralarında haber merkezinin anonslarından S.... İlçe Emniyet Amirliği mıntıkasında "intihara teşebbüs" olayının olduğunun anlaşılması üzerine, aynı gün saat: 15.30 sıralarında olay yerine intikal edildiği, olayın belediye hizmet binasının 2. katında "veteriner hekimi" odasının içerisinde gerçekleştiği, giriş kapısında herhangi bir zorlamadan doğan alet izleri ve işyerinin içerisinde herhangi bir dağınıklığın olmadığı, giriş kapısının sağ tarafında 140 cm uzaklıkta bulunan 70x140 cm ebadındaki masanın ön kısmında, pencereye 30 cm uzaklıkta 45-55 cm ebadında yerden 44 cm yükseklikte üzeri kanlı kahverengi renkli koltuğun olduğu ve koltuğun üzerinde kan yoğunluğunun olduğu, bunun kuzeybatı kısmında bulunan pencere camı üzerinde yerden 147 cm yükseklikte bir adet mermi giriş ve çıkış deliğinin olduğu, odanın giriş kapısının sağ tarafında masanın ön kısmında giriş kapısına 230 cm uzaklıkta zemin üzerinde kan lekelerinin olduğu, bunun güney kısmında da giriş kapısına 140 cm uzaklıkta masanın altında 2 (iki) parça halinde kemik parçasının olduğu, doğu kısmında giriş kapısının sol tarafında bulunan sehpanın ön kısmında giriş kapısına 190 cm uzaklıkta (1 bir) adet MKE yapımı 9 mm çapında kovanın olduğu görülmüş, olay yerinin bu haliyle usulüne uygun fotoğraf ve kamera çekimleri yapılmış, olay yerinin basit krokisi çizilmiş, Olay yerinde bulunan deliller usulüne uygun olarak muhafaza altına alınmış, başka iz ve emareye rastlanılmamıştır. Tabanca üzerinde yapılan parmak izi incelemesinde parmak izine rastlanılmamış, R....B.... isimli şahsın usulüne uygun olarak sağ-sol iç ve dış el svapları alınmış, 01.05.2007 tarihli ekspertiz raporunda, ölenin el svaplarında atış artıklarına rastlanılmadığı bildirilmiş,

Odada bulunan boş kovanın olay yerinde ele geçen yarı otomatik tabancadan atıldığı 30.4.2007 tarihli ekspertiz raporu ile anlaşılmış,

Olay günü düzenlenen bir diğer tutanakta ise; R....B.....'nun şakaklarından kan aktığı, nefes aldığı, bacaklarının arasında tabanca olduğu, yaralının sol tarafında bulunan camda mermi çıkış deliğinin bulunduğu, yaralının ambulansa alınması esnasında tabancanın kağıtla tutulmak suretiyle muhafaza altına alındığı, yaralının S..... Sağlık Merkezinde ilk müdahalesi yapıldıktan sonra K..... Devlet Hastanesine ambulansla sevkinin yapıldığı, belirtilmiştir.

19.03.2007 tarihinde yaralı olarak hastaneye kaldırılan R....B....'nun yapılan tüm cerrahi müdahalelere rağmen kurtarılamayarak 04.04.2007 günü ateşli silah yaralanmasına bağlı kafatası kırıkları ve beyin doku harabiyeti nedeniyle öldüğü tıbbi belgeler ve otopsi tutanağından anlaşılmıştır.

Bu kanıtlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Ölen R....B.....'nun, S....Belediyesinde veteriner hekim olarak çalıştığı, 19.03.2007 tarihinde Belediyedeki çalışma odasında başından tek kurşunla vurulmuş şekilde yaralı olarak bulunduğu, kaldırıldığı hastanede öldüğü, belediye çalışanları tanıklar A....A.... ve H.....A....'ın örtüşen açıklamalarında, ölenin çalışma odasına yalnız girip kapıyı kapatmasından hemen sonra silah sesi duyduklarını ve olayın olduğu odaya baktıklarında kendisini yaralı şekilde bulduklarını ve hastaneye kaldırdıklarını, olayın olduğu odada olay öncesinde ve sonrasında ikinci bir kişinin bulunmadığını kesin olarak ifade ettikleri, bu beyanların olay yerindeki tespitlerle örtüştüğü ve aralarında bir çelişki bulunmadığı, olay yerinde Cumhuriyet Savcısı ve kolluk tarafından yapılan incelemede bulunan tek boş kovanın ölenin yanında bulunan tabancadan atıldığının saptandığı, silahta parmak izi ve ölenin el svaplarında atış artığına rastlanılmamış ise de raporda belirtildiği gibi bu durumun silahın tutuluş şeklinden kaynaklanabileceği, dosyada bulunan belgelerden ve tanık anlatımlarından, ölenin hayvan ticareti yaptığı, borçlandığı ve aşırı derecede ödeme güçlüğü çektiği, tüm dosya kapsamı ile olayın yeterince aydınlandığı ve açıkça intihar niteliğinde olduğu yapılacak başkaca bir işlem bulunmadığı, eksik soruşturma yapıldığından bahisle araştırılması istenen hususların yeterince soruşturulduğu, bu hususlarda yapılacak yeni bir araştırmanın da dosyaya bir yenilik katmayacağı dolayısıyla, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin yasa yararına bozma isteminin reddine ilişkin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktır.

Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Kurul Üyesi, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulü yönünde karşıoy kullanmışlardır.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.06.2009 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA