kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu 2010/19-27 E.N , 2010/50 K.N.

İlgili Kavramlar

BİLİRKİŞİ
İPOTEĞİN FEKKİ

İçtihat Metni

Taraflar arasındaki "İpoteğin fekki" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 1.Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 15.05.2008 gün ve 2004/910 E., 2008/522 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 11.06.2009 gün ve 2008/7772 E., 2009/5606 K. sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı kişilere ait olan (3) taşınmazı tapuda resmi sözleşme ile satın aldığını, ancak satım sırasında, taşınmazlar üzerinde davalı adına (3) ayrı ipotek tesis edildiğinin anlaşılmasına rağmen eski maliklerin ödeme taahhüdü üzerine satım işleminin gerçekleştiğini, daha sonra davalı bankanın müvekkiline ihtarname keşide edip, müvekkili hakkında (3) ayrı takibe geçtiğini, bunun üzerine müvekkilinin ipotek bedellerini davalı bankaya ödediğini, ipoteğin limit (maksimal) ipotek olduğunu, buna rağmen davalının takibe devam edip, ipotekleri kaldırmadığını belirterek taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.

Davalı banka vekili, davacının söz konusu (3) taşınmazı ipotekli olarak satın aldığını, davacının taşınmazları satın aldığı eski maliklerin müvekkili banka aracılığı ile Alman Yapı Tasarrufu Kredisi kullandıklarını, kredilerin taşınmazlar esas alınarak verildiğinden her bir taşınmaz üzerine müvekkili banka lehine ipotek tesis edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine de ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, ipoteklerin limit (üst sınır) ipoteği olmayıp anapara ipoteği olduğunu ve borcun tamamını kapsadığını, davacının borcun tamamından sorumlu olduğunu öne sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılama sonunda dava konusu taşınmazlar üzerinde konan ipoteklerin kesin borç ipoteği olduğu, yargılamanın devamı süresinde taşınmazlardan bir tanesi üzerindeki ipoteğin kaldırıldığı bu nedenle bu taşınmaz nedeni ile davanın konusunun kalmadığı, diğer (2) taşınmaz nedeni ile davacının ipotekler nedeni ile sorumlu olduğu miktarları icra dosyalarına depo etmesi nedeni ile bu taşınmazlar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece, davacının davalı banka lehine tesis edilen ipoteklerden dolayı sorumlu olduğu miktarın tespiti için çeşitli tarihlerde bilirkişi incelemeleri yaptırılıp son rapora göre hüküm kurulmuştur. Oysaki, daha önce alınan raporlar ile son rapor arasında çelişki olduğu görülmüştür. Bu durumda mahkemece raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek için konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilmek sureti ile uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 286.maddesine göre hakim bilirkişi raporuyla bağlı olmayıp, verilen rapor hüküm kurmaya elverişli değil ise mahkemece yapılacak iş ya HUMK 283 maddesi uyarına aynı bilirkişiden ek rapor almak ya da HUMK. 284 maddesi uyarınca yeniden inceleme yaptırmaktan ibarettir.

Mahkemece alınan raporlar birbiriyle çelişse dahi hakim bunlardan birine dayanarak karar verebileceği gibi hiçbirini hüküm kurmaya yeterli bulmaz ise yeniden bilirkişi raporu alabilir.

Özel Daire bozma kararında çeşitli tarihlerde alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu söylemekle zımnen bu raporların hükme dayanak alınamayacağını kabul etmiştir.

Somut olayda hükme esas alınan rapor hüküm kurmaya elverişli olmadığından Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ:Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.02.2010 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA