kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

İçtihatları Birleştirme BGK 1965/4 E, 1965/2 K.

KAMU MALLARINDAN VE DOLAYISIYLA GENEL SULARDAN YARARLANMA İLKELERİ

"Özet"

1-KAMU MALLARİNDAN YARARLANMAK İÇİN YA YETKİLİ MERCİ TARAFİNDAN TAHSİS (ÖZGÜLEME) KARARİ VERİLMELİ VEYA KADİM KULLANMA DURUMU OLUŞMALİDİR.

2-BU TÜR MALLARİN SADECE İNTİFA (YARARLANMA) HAKKİ TAHSİS EDİLEN VEYA KADİM KULLANMA HAKKİ BULUNAN TÜZEL KİŞİLİĞE AİT BULUNMAKTADİR. KURU MÜLKİYET (RAKABE) İSE DEVLETE AİTTİR.

3-TEK BAŞİNA BİR KÖYE AİT BULUNAN MERA DİĞER BİR KÖYÜN SİNİRİ İÇERİSİNE ALİNMİŞ OLSA BİLE O KÖY (İLK KÖY) BU YERLERDEN ESKİSİ GİBİ TEK BAŞİNA YARARLANMAYA DEVAM EDER.

4-KÖYLERİ, DİĞER KÖYLERDEN VE BELEDİYELERDEN AYİRAN SİNİRLAR BU TÜR UYUŞMAZLİKLARİN ÇÖZÜMÜNDE TEK BASİNA ETKİLİ DEĞİLDİR.

5-AYNİ ÇÖZÜM TARZİ ÖRNEKSEME

"İçtihat Metni"

a) Birinci örnek: 1.HD.10.11.1987;11356/10167

Davacı vekili, müvekkili köy tüzel kişiliğine ait kadim harman yerine davalı belediyenin haklı bir nedene dayanmaksızın el attığını ileri sürmüş, önlenmesini istemiştir. Yerel mahkemece de istek doğrultusunda nitelendirme yapılmış ve (... Çekişmeli taşınmazın davalı belediyenin sınırlarında kaldığı, bu durumda sınır kayıtlarına değer verilerek uyuşmazlığın çözümlenmesinin gerekeceği...) gerekçe gösterilip, davanın reddine karar verilmiştir.

Bilindiği üzere; kamunun yararlandığı köy orta mallarından sayılan genel harman yerleri, köy halkının tümünün harman yapmaları için yetkili mercii tarafından tahsis edilen ya da geleneksel (kadim) kullanmanın harman yeri biçimiyle sürdürülegelmiş bulunmasından ötürü tahsis edilmiş olarak kabul edilen yerlerdir. Kamu yararına ayrılmış (tahsis edilmiş) tüm orta malları gibi, genel harman yerleri de aslında birer kamu malı olduklarından, kamu mallarının ayırdedici niteliklerini taşırlar. Özellikle bu malların sadece yararlanma (intifa) haki, tahsis edildiği ya da kadim kullanmadan ötürü tahsisli imişçesine kabul edildiği tüzel kişiliğe; kuru mülkiyeti (rekabesi) ise devlete aittir. Belirtilen nitelikleri taşıyan genel harman yerlerinin, bağlı oldukları hukuki statü yönünden mera, yaylak ve kışlaklardan farklı bir yanı yoktur. Nitekim, gerek yürürlükten kaldırılan 766 sayılı Tapulama Yasası'nın 35. maddesinde, gerekse sonradan yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 16/b maddesinde aynı yasal düzenlemeye tabi tutulmuşlardır. Hal böyle olunca, mera, yaylak ve kışlaklar için verilen kararlar ve sürdürülegelen yargısal uygulama genel harman yerlerine ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde de elbette gözardı edilemeyecektir. Somut olayda yerel mahkemenin davayı reddetmesinin tek gerekçesi çekişmeli taşınmazın davalı belediyenin idari teşkilat sınırları içerisinde kalmış olmasıdır. Oysa, 31.5.1965 tarih, 4/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararında "Tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının diğer bir köyün sınırı içine alınmış olması halinde dahi, o köy (ilk köy) bu yerlerden eskisi gibi tek başına yararlanır" denilmektedir. Görülüyor ki, köyleri, diğer köylerden ve belediyelerden ayıran sınırlar bu tür uyuşmazlıkların çözümünde başlı başına etkili değildirler.

O halde, toplanan ve gerekli görüldüğü takdirde toplanacak deliller değinilen İnançları Birleştirme Kararı göz önünde tutulup, değerlendirilmeden sonuca gidilmesi ve yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Anılan yönler, karar düzeltme isteği üzerine bu kez yapılan inceleme sonunda anlaşıldığından, davacının HUMK..nun 440. maddesine uygun düşen karar düzeltme isteğinin kabulüne ve Dairenin yanılgılı değerlendirmeye dayanan 11.6.1987 gün ve 4238-5559 sayılı onama kararının ortadan kaldırılmasına.

b) İkinci örnek: 14.HD.31.5.1988;2377/4165

Davacı Şeyhyusuf Köyü vekili tarafından, davalı Hacıhalil Köyü aleyhine 29.7.1980 gününde verilen dilekçe ile meraya müdahale ve muarazanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda, çekişmeli meradan taraf köylerin müştereken yararlandıklarının saptanmasına, davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen 16.7.1987 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı ve davalı köyler vekilleri tarafından istenilmekle; dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek, gereği düşünüldü:

Dava, meraya vaki muaraza ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Kamu mallarından olan mera yaylak ve kışlak davaları, tahsis belgesinin uygulanması; tahsis belgesi yok ise, kadim yararlanma hakkının saptanması suretiyle çözümlenir. Bu kabil davalarda idari belge ve kararlar ile 31.5.1965 gün 2/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği veçhile mülki sınırlar nazara alınmaz.

Erzurum Köy Hizmetleri Müdürlüğü, Toprak Tevzi Komisyonunca Şeyhyusuf Koyü'nün tamamının ölçüldüğünü ve haritaya bağlandığını, sözü edilen komisyonun Hacıhalil Köyü'nde herhangi bir çalışması olmadığını bildirmiştir. İlgili mercice gönderilen haritada, mer'alar gösterilmiştir. Bu durumda Horasan ve Erzurum Köy Hizmetleri Müdürlüklerinden taraf köylere mera tahsisi yapılıp yapılmadığının sorulması, tahsis yapılmış ise ilgili evrakın ve bu arada haritanın istenilmesi, tarafsız mahalli ve teknik bilirkişiler aracılığıyla söz konusu belgelerin ve haritanın araziye uygulanması, teknik bilirkişilere keşfi izlemeye ve infaza elverişli ölçekli kroki düzenlettirilmesi ve varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekir.

Öte yandan, vaki soruşturma sonunda, taraf köylerin 1928 yılından önce kuruldukları ve kuruluş tarihlerinin bilinmediği anlaşılmıştır. Bir köyün resmi mercilerin kayıtlarında yazılı olmaması, o köyün sonradan kurulduğu anlamına gelmez. Kuruluş tarihi bilinmeyen köylerin, kadim köy oldukları kabul edilir. Kuruluş tarihleri bilinemeyen her iki köyünde kadim köy oldukları anlaşılmakla; çekişmeli taşınmazla ilgili bir tahsis kararı olmadığının bildirilmesi halinde mevcut ve toplanacak deliller değerlendirilerek çekişmeli merada kadim yararlanma hakkının hangi köye ait olduğunun saptanması suretiyle uyuşmazlık çözümlenmelidir. Bu bakımdan keşfin ve mevcut delillerin uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmadığı kabul edilerek yeniden keşfe karar verildiği halde, bilahare gerekçe gösterilmeden keşiften sarfınazar edilmesi doğru görülmemiştir.

Kabule göre de;

İdari belge ve kararların bu kabil davalarda nazara alınmayacağı kuralına uyulmamış, mahalli bilirkişi Haydar'ın sözlerinin müşterek yararlanmaya taallûk etmediği dikkati çekmemiş ve mevcut delillerin takdirinde de yanılgıya düşülmüştür.

Ayrıca, davacı Şeyhyusuf Köyü'nün çekişmeli merada müşterek yararlanma hakkına, davalı Hacıhalil Köyü'nün elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu veçhile hüküm tesisi, usûl ve yasaya aykırıdır.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA