kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

Ceza Genel Kurulu 2006/1-30 E., 2006/210 K.

LEHE OLAN HÜKÜMLERİN UYGULANMASINDA USUL

ZAMAN BAKIMINDAN UYGULAMA

“İçtihat Metni”

Taammüden adam öldürmek ve bu suça kalkışmak suçlarından açılan kamu davasında, suç niteliğinin değiştiği kabul edilerek sanıklardan M... T... Becerikli’nin, 765 sayılı TCY.nın 448, 448, 61 ve 77/1. maddeleri uyarınca sonuçta 36 yıl ağır hapis cezasıyla; sanıklar A... Becerikli ve F... Becerikli’nin, 765 sayılı TCY.nın 448, 448, 61, 65/3 ve 77/1. maddeleri uyarınca sonuçta 36 yıl ağır hapis cezasıyla; sanık M... Becerikli’nin, 765 sayılı TCY.nın 448, 65/3, 448, 61 ve 77/1. maddeleri uyarınca sonuçta 30 yıl ağır hapis cezasıyla; sanık N... Eker’in, 765 sayılı TCY.nın 448, 65/3, 448, 61, 65/3 ve 77/1. maddeleri uyarınca sonuçta 22 yıl 6 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, haklarında 31 ve 33. maddelerin uygulanmasına, emanette kayıtlı ve suçta kullanılmadığı anlaşılan silahların iadesine, maktu vekalet ücretinin sanıklardan alınarak katılan vekiline verilmesine; aramalara rağmen bulunamayan sanık İ... Eker hakkındaki davanın ayrılmasına; sanık Dirii Becerikli yargılama devam ederken öldüğünden hakkındaki kamu davasının TCY.nın 96/1. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına; sanıklar M... Becerikli, S... Eker, T... Becerikli, S... Becerikli, M... M... Becerikli, M... Becerikli (Dirii oğlu), B... Becerikli, A... Becerikli ve M... Becerikli’nin (O... oğlu), haklarında yeterli kanıt elde edilemediğinden her iki suçtan da beraatlarına ilişkin Ç... Ağır Ceza Mahkemesince 10.03.2004 gün ve 10-23 sayı ile verilen ve cezalandırılmasına karar verilen sanıklar yönünden kendiliğinden temyize tabi olan kararın, cezalandırılmasına karar verilen sanıklar müdafileri, o yer C.savcısı ve katılanlar vekili tarafından sanıklar A..., F..., M..., M... T..., İ..., T..., S..., M... (Dirii oğlu), M..., S... ve N... aleyhlerine temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 29.12.2005 gün ve 3475-4946 sayı ile; “sanık İ... Eker hakkında verilen davanın ayrılmasına dair kararın niteliği itibariyle temyizi mümkün bulunmadığından, katılanlar vekilinin bu sanıkla ilgili temyiz talebinin reddine; sanıklar M..., S..., T..., S... ve Dirii oğlu M... hakkında verilen beraat hükümlerinin onanmasına, ancak;

”1- Sanıklar vekilinin A..., F... ve N... hakkında maktûl ve mağdura karşı, sanık M... ve M... T... hakkında mağdura karşı eylemlerinden kurulan hükümler ile ilgili temyiz itirazlarına gelince;

a) Maktûlün dövülmesi şeklinde başlayan olayda dayak yiyen maktûlün tabanca çekmesi üzerine sanık M... T... tarafından ateş edilip öldürülmesinde sanıklar A... ve F...’ın eylemlerinin fer’an iştirak seviyesinde gerçekleştiği düşünülmeden, fiillerinin öldürme eylemine asli iştirak olarak nitelendirilmesi,

b) Sanıkların asıl hedefinin maktûl olmasına göre A..., F... ve M...’un mağdura karşı eylemlerinin adiyen darp niteliğinde olup gelişen kavgada mağdura ateş edilmesinden sorumlu tutulamayacakları gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,

c) Sanık M... T... hakkında mağdura yönelik eyleminde, Cumhuriyet Savcısından tatbikini istediği kanun maddeleri sorulup sanığın esas hakkındaki savunması buna göre alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,

d) Sonradan gösterilen müdahil tanığı M... Z... Ekici’nin diğer kişilerin anlatımlarıyla doğrulanmayan beyanı dışında sanık N... Eker’in olay yerinde bulunduğuna dair başkaca bir delil bulunmadığı gibi, araba içinde olduğunun kabulü halinde dahi öldürme ve öldürmeye teşebbüs olayına iştirak ettiğine dair delil olmadığından beraatı yerine yazılı şekilde üzerine atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmesi,

2- Hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK.nun 7. ve 5252 sayılı TCK.nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9. maddesi hükümleri uyarınca sanıklar A..., F..., M... ve M... T... Becerikli’nin hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması” gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise 30.01.2006 gün ve 171460 sayı ile;

”Eker ve Becerikli soyadlı sanıkların aynı aşirete mensup kişiler oldukları; maktulün sanıkların oturduğu S... ilçesi Ç... köyünde sulu tarıma elverişli 1000 dönümlük değerli bir arazisinin bulunduğu, sanıkların ölene ait bu araziyi kendilerinin belirlediği düşük bedelden satın almak istedikleri, ancak bu teklifin maktul tarafından kabul edilmediği, kiraya verilmek suretiyle kullanılan bu arazinin olaydan 2-3 sene kadar önce tanık E... Eren ve ortaklarına yüksek fiyattan satıldığı, sanıkların bu araziyi yeni sahiplerinden de düşük bedelle satın alma girişimlerinin sonuçsuz kalması üzerine, maktule husumet beslemeye başladıkları ve olay günü de önceden yaptıkları plan gereğince maktulün işyerinin -G... un fabrikasının- bulunduğu B...’a geldikleri, akşam saat 17.00’den itibaren maktulün fabrikadan çıkışını bekledikleri ve 5-6 saatlik bir bekleyişten sonra gece saat 23.00 sıralarında işten çıkan maktul ve oğlu katılan mağdur M... G...’in üzerine önceden hazırlayıp yanlarında getirdikleri, öldürmeye elverişli 60 cm uzunluğundaki sağlam sopalarla saldırdıkları, kafasına aldığı darbeyle yere düşen maktulün üzerinde bulunan ruhsatlı tabancasını kendisini korumak amacıyla çekmek istediği sırada silahı elinden alan sanık M... T... Becerikli tarafından ateş edilerek öldürüldüğü, babasının vurulduğunu gören -katılan- mağdur M... G...’in fabrikaya doğru kaçmaya başladığı, sanık M... T... Becerikli ve sanık M... Becerikli’nin kaçan mağdurun arkasından öldürmek amacıyla ateş ettikleri ancak hareketli hedefe isabet sağlayamadıkları, kısa sürede olay yerine gelen polislerin sanıklar A... Becerikli ve F... Becerikli’yi yakaladıkları, diğer sanıkların kaçtığı anlaşılmakla;

Maktulü öldürmeyi çok önceden planlayan ve suç işleme kararında ısrar ederek olay günü D... S... ilçesi Ç... köyünden maktulün işyerinin bulunduğu olay mahalline (B...’a) giderek 5-6 saatlik bir bekleyişten sonra soğukkanlılıkla eylemlerini gerçekleştiren sanıkların eylemleri tasarlayarak adam öldürmek, öldürmeye teşebbüs ve bu suçlara katılmak olduğu ve buna göre;

Sanık M... T... Becerikli’nin eylemine uyan TCK. 450/4, 31, 33, 450/4, 61, 31, 33. maddeleri,

Sanık M... Becerikli’nin eylemine uyan TCK. 450/4, 65, 31, 33, 450/4, 61, 31, 33. maddeleri,

Sanıklar A... ve F... Becerikli’nin eylemlerine uyan TCK. 450/4, 65/3, 31, 33, 450/4, 61, 65/3, 31, 33. maddeleri,

Olay yerinde bulunduğu dosya kapsamı ile anlaşılan sanık N... Eker’in Yüksek Dairenin bozma ilamında belirtildiği gibi araç içinde beklediği kabul edilse dahi, diğer sanıkların eylemlerine fer’i fail olarak katıldığı, buna göre TCK. 450/4, 65/3, 31, 33, 450/4, 65/3, 61, 31, 33, 77/1. maddeleri gereğince,

Cezalandırılmaları gerektiği kanaatine varılmıştır.” Görüşüyle yasal sürede itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire kararının kaldırılmasına ve Yerel Mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

B... C.Başsavcılığınca 21.02.2002 günlü iddianame ile sanıkların, maktul H... G...’i taammüden öldürdükleri, mağdur M... G...’i ise taammüden öldürmeye kalkıştıkları iddiasıyla;

Sanık M... T... Becerikli’nin, TCY.nın 450/4, 450/4, 62, 31 ve 33. maddeleri;

Sanıklar A... Becerikli, F... Becerikli, M... Becerikli, A... Becerikli, T... Becerikli, S... Becerikli, M... M... Becerikli, M... Becerikli (Dirii oğlu), M... Becerikli (O... oğlu), B... Becerikli ve İ... Eker’in, TCY.nın 450/4, 65/son, 450/4, 62, 65/son 31 ve 33. maddeleri;

Sanıklar Dirii Becerikli, M... Becerikli, S... Eker ve N... Eker’in ise, TCY.nın 64/2. maddesi delaletiyle 450/4, 450/4, 62, 31 ve 33. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında;

B... Ağır Ceza Mahkemesince yürütülen yargılama sürecinde Adalet Bakanlığının istemi yerinde görülerek Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 26.11.2002 gün ve 8562-8015 sayılı kararıyla, davanın kamu güvenliği nedeniyle CYUY.nın 14/son maddesince Ç... Ağır Ceza Mahkemesine nakline B... Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 07.01.2003 gün ve 56-1 sayı ile karar verilmiştir.

Ç... Ağır Ceza Mahkemesince, hakkında yalan tanıklıktan dava açılan sanık M... Z... Ekici hakkındaki dava da birleştirilmek suretiyle yapılan yargılamada kanıtlar toplandıktan sonra olayın kasten adam öldürme ve adam öldürmeye kalkışma suçuna uyduğu kabul edilerek, sanıklardan M... T... Becerikli’nin, 765 sayılı TCY.nın 448, 448, 61 ve 77/1. maddeleri, sanıklar A... Becerikli ve F... Becerikli’nin, 765 sayılı TCY.nın 448, 448, 61, 65/3 ve 77/1. maddeleri, sanık M... Becerikli’nin, 765 sayılı TCY.nın 448, 65/3, 448, 61 ve 77/1. maddeleri, sanık N... Eker’in, 765 sayılı TCY.nın 448, 65/3, 448, 61, 65/3 ve 77/1. maddeleri uyarınca teşdiden cezalandırılmalarına, haklarında 31 ve 33. maddelerin uygulanmasına, emanette kayıtlı ve suçta kullanılmadığı anlaşılan silahların iadesine, maktu vekalet ücretinin sanıklardan alınarak katılan vekiline verilmesine; aramalara rağmen bulunamayan sanık İ... Eker hakkındaki davanın ayrılmasına; sanık Dirii Becerikli yargılama devam ederken öldüğünden hakkındaki kamu davasının TCY.nın 96/1. maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına; sanıklar M... Becerikli, S... Eker, T... Becerikli, S... Becerikli, M... M... Becerikli, M... Becerikli (Dirii oğlu), B... Becerikli, A... Becerikli ve M... Becerikli’nin (O... oğlu), haklarında yeterli kanıt elde edilemediğinden her iki suçtan da beraatlarına karar verilen somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki hukuki uyuşmazlıklar;

1- Maktul H... G... ve mağdur-katılan M... G...’e yönelik eylemlerin, taammüden adam öldürmek ve taammüden adam öldürmeye kalkışmak suçlarına mı yoksa, adam öldürmek ve yaralama suçlarına mı uyduğunun belirlenmesi,

2- Sanıklar M..., F... ve A...’ın, mağdur-katılan M...’e yönelik eylemlerinin adam öldürmeye kalkışma suçuna mı yoksa, yaralama suçuna mı uyduğunun saptanması,

3- Sanık N...’in, yüklenen suçlardan cezalandırılmasına yeterli kanıt bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Hukuki uyuşmazlıkların çözümünde Ceza Genel Kurulunda konuların tartışılması üç müzakerede sürdürülerek karara varılmıştır. Bu müzakereler tarih sırasına göre şu şekilde seyretmiştir:

1- 26.09.2006 tarihinde yapılan ilk müzakerede;

Maktul H... ile mağdur-katılan M...’e yönelik eylemlerin taammüden işlenip işlenmediği hususu tartışılmıştır.

Ancak usule ilişkin ön sorun olarak incelenen dosya içeriğine göre;

A- Sanıklardan M... T... Becerikli’nin mağdura yönelik eylemi nedeniyle cezalandırılmasına karar verilirken C.savcısının esas hakkındaki görüşünün sorulmamış olması ve böylece yargılama hukukunun sıralı temel ve vazgeçilmez işlemlerinden birinin ihlali ve böylece savunma hakkının da kısıtlanması Özel Dairece yargılama kurallarına aykırı görülerek bozma nedeni yapılmıştır. Buna karşılık Yargıtay C.Başsavcılığınca, sanığın mağdura yönelik eyleminin de tasarlayarak gerçekleştirildiği görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurulmuştur.

Özel Dairece saptanan usul yanılgısı dosya kapsamıyla sabit olup, bu aykırılık giderilmeden sanığın eyleminin niteliğinin esasının incelenmesine geçilmesi yasal olarak olanaksızdır.

Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığının, sanık M... T... Becerikli’nin, katılan-mağdur M... G...’e yönelik eyleminin hangi suç niteliğine uyduğuna ilişkin itiraz nedeninin oybirliğiyle reddine karar verilmesi kararlaştırılmıştır.

B- Sanıklar M... T..., A... ve F...’ın maktule yönelik eylemlerinde tasarlama bulunup bulunmadığının incelenmesinde;

Dosya içeriği bilgi ve belgelerine göre;

Becerikli soyadını taşıyan sanıklar, D... ili, S... ilçesi Ç... köyü nüfusuna kayıtlı olup, gerek cezalandırılmasına gerekse beraatına karar verilenlerin büyük bir bölümü adı geçen köyde ikamet etmekte, bunlardan A..., F... ve hakkındaki dava ayrılan İ... Eker B... ilinde oturmaktadır. Maktul H... ve oğlu olan katılan-mağdur M... ise, esasen aynı ilçenin Yolarası köyü nüfusuna kayıtlı iken daha sonra nüfus kayıtlarını B... ili Kültür mahallesine aldırmışlar ve B... merkezde un fabrikası işletir olmuşlardır. Maktul ve ailesinin, sanıkların köyünden 1980’li yıllarda 1000 dönüm arazi satın alıp 1991 yılına kadar bu araziyi kiraya verdikleri, ancak daha sonra terör olaylarının başlaması nedeniyle kiraya vermekte sıkıntı çektikleri, yasa dışı terör örgütü tarafından araziyi kiralayanların tehdit edildiği, tarlayı satın almak isteyen birkaç kişinin de aynı tür tehditlerle korkutulduğu, daha sonraki evrede araziyi haricen yapılan senet ile E... Eren ve G... Akbalık’a sattıkları, bu arada köyde hakim aile durumunda olan sanıkların da köye yabancı birilerini sokmamak için aynı araziyi satın almak istedikleri, fakat önerdikleri para miktarının düşük olması nedeniyle bu tekliflerinin maktul tarafından kabul edilmediği, hatta taraflar arasında bu konuda yaşanan gerginliğin giderilebilmesi için bölgede görev yapan bir jandarma karakol komutanı astsubayın tarafları bir araya getirerek arazinin sanıklara satılması için girişimde bulunduğu, buna rağmen anlaşmaya varılamadığı, maktulün araziyi E... ve G...’e satmış olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır.

Bu aşamadan sonra olaylar gelişmiş ve hakkındaki dava ayrılan sanık İ... Eker’in telefonla aradığı sanıklar M... T..., M..., A... ve F...’ın, olay günü olan 17.01.2002 tarihinde saat 13.00 sıralarında B... merkezde bu sanığa ait yazıhanede toplandıkları ve İ...’ın önerisiyle maktulü döverek korkutmayı ve bu sayede araziyi kendilerine satmaya ikna etmeyi kararlaştırdıkları, fikir birliğine vararak bu amaçla sopa temin ettikleri, saat 18.00 sıralarında buluşarak, maktule ait un fabrikasının önünde beklemeye başladıkları, saat 23.00 sıralarında maktul ve oğlunun birlikte fabrikadan çıkarak yakında bulunan evlerine gitmek için yürümeye başlamaları üzerine beklemekte oldukları köşeden çıkıp onlara yaklaşarak sopalarla önce maktulü sonra da babasını kurtarmak isteyen katılan-mağdur M...’i darp etmeye başladıkları, maktulün kendisini ve oğlunu korumak için üzerinde bulunan ruhsatlı tabancasını çekmesi üzerine, otopsideki bulgulardan da anlaşıldığı şekilde eline sopalarla vurarak tabancayı yere düşürdükleri ve sanıklardan M... T...’in maktülün elinden düşürdüğü tabancasını alarak maktule ateş edip onu öldürdüğü, bu sırada olay yerinden kaçarak fabrikaya sığınmaya çalışan katılan-mağdur M...’in arkasından da birden çok kere ateş edildiği ancak isabet almadığı, olay yeri yakınından otomobille geçmekte olan tanık komiser Ersin E... ve araç şoförü olan polis memuru Metin S…’ın müdahale etmeleri ve diğer kolluk güçlerini telsizle uyarmaları sonucunda olay yerinden kaçmaya çalışan sanıklardan A... ve F...’ın yakalandıkları, diğer sanıkların ise kaçtıkları, katılan-mağdur M... ile tanıkların anlatımları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamından olayın oluşunun bu şekilde gerçekleştiği anlaşılmıştır.

Sanıkların eylemlerinde tasarlama bulunup bulunmadığı konusunda birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamamış ve işin görüşülmesi ikinci müzakereye kalmıştır.

2- 03.10.2006 tarihinde yapılan müzakerede;

A- Sanıkların eylemlerinde tasarlama bulunup bulunmadığı konusu irdelenmiş ve karara bağlanmıştır.

Kaynak İtalyan Ceza Yasası ile 765 sayılı Türk Ceza Yasasında tasarlama (taammüd) tarif edilmemiş, bazı suçlarda ağırlaştırıcı sebep kabul edilmiş ve tasarlamanın tanımı uygulamaya bırakılmıştır.

Ceza Genel Kurulu’nun ve Özel Dairelerin yerleşik kararlarında kabul edildiği üzere, tasarlama, ani kast türünün dışında kalmakta, düşünce kastına girmektedir. Hukuki niteliği öğretide tartışmalı ise de, Yargıtay’ı duraksamasız uygulamalarına göre, tasarlamadan bahsedilebilmesi için failin bir kimsenin yaşam hakkı veya vücut bütünlüğüne karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermesi, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükunete rağmen bu kararından vazgeçmeyip, sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması belli ve kurgu dahilinde fiili icra etmesi gerekmektedir. Tasarlama halinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükunetle düşünebilmeye yeterli bir süre geçmektedir. Fail, bu süre içerisinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ve eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut kanıtlarla saptanmalı, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükunete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirme konusu edilmelidir.

Somut olay bu açıklamalar ışığında ele alındığında;

Yukarıda açıklanan olayın oluş şekli, sanıkların savunmaları, mağdurun ve tanıkların anlatımları nazara alındığında, sanıkların olay öncesinde maktulün gözünü korkutmak amacıyla dövmeyi planladıkları ve bu amaçla sopalar hazırlayarak olay yerine geldikleri anlaşılmaktadır. Otopside elde edilen bulgulara göre, maktulün başında üç adet düzensiz kesi bulunduğu, sağ elin orta ve yüzük parmaklarında künt travmaya bağlı kırıklar tespit edildiği ve olay yerinde yapılan incelemelerde C.savcısı ve kolluk görevlilerince elde edilen sopalar, sanıkların savunmalarını ve saptanan bu oluşu doğrulamaktadır. Gerek sanıkların savunmaları gerekse mağdurun anlatımları karşısında maktulün olay sırasında tabancasını çektiği ve sopalarla vurularak elinden tabancasının sanıklardan M... T... tarafından alınarak maktule ateş edildiği, maktulün kendi silahından çıkan mermi ile vurularak öldüğü konusunda kuşku bulunmamaktadır. Olay yerinde elde edilen silahın kullanılması ile öldürme eyleminin gerçekleştirilmesinde, maktulü döverek korkutmak amacında olan sanıklardan M... T...’in, olay sırasında ortaya çıkan yeni ve ani bir kastla eylemini öldürmeye dönüştürdüğü reddedilemeyecek düzeyde açıktır. Bu durumda önceden niyet edilen ve işlenmesine karar verilen bir öldürme eyleminin işlenmesi koşulu gerçekleşmemiştir.

Öte yandan sanıklar olay günü saat 13.00 sıralarında toplanarak, maktulün dövülerek gözünün korkutulması ve satışa razı olması için fikir birliğine varmış olup, suç işleme kararının verilmesinden suçun işlenmesi zamanına kadar aradan yaklaşık 10 saatlik bir süre geçmiştir. Suç kararının alınmasıyla eylem arasında geçen bu sürenin, soğukkanlı düşünme ve eylem kararından cayma için yeterli olmadığı, kaldı ki öldürme ön kararlılığını da taşımadığı anlaşılmaktadır.

O halde tasarlamanın varlığı için aranan koşulların somut olayda gerçekleşmediği nazara alındığında, sanıkların eylemlerini tasarlayarak işlediklerine ilişkin Yargıtay C.Başsavcılığı itirazı yerinde değildir.

Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının bu yönden reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyelerinden A.S. Ertosun ise bu konuda; “S... ilçesi Ç... köyündeki yaklaşık 4000 dönüm civarındaki arazi; değişik soyadlı, aralarında sanıkların da bulunduğu aynı aşirete mensup kişilere ait iken; 1000 dönümlük kısmının, 1982 yılında hissedarlardan Abdulkadir Azizoğlu tarafından, maktul H... G... ve ailesine satıldığı; bir süre bu araziyi G... ailesinin işlediği; 1992 yılından sonra bölgede faaliyetleri artan PKK terör örgütünün kendilerine para ödenmesi istemini kabul etmediklerinden, arazilerini 1996 yılına kadar ekemedikleri ve baskılardan yıldıklarından un fabrikalarının bulunduğu B...’a yerleşerek değişik kişilere icara verdikleri; bu arada sanıkların, daha önceden hissedarları oldukları sözü geçen araziyi, devamlı olarak kendi belirledikleri fiyattan satın almak isteklerini sürdürdükleri; maktul H... G... ve ailesinin gereken kolaylığı gösterip arazinin fiyatında indirim yapmalarına karşın, istenilen fiyatın yarısını verdiklerinden tarafların anlaşamadıkları; 2000 yılında da E... Eren ve iki ortağına, satış vaadi sözleşmesi ile Noter’de 1.200.000 DM’a sattıkları; araziyi yeni sahiplerinden alma girişimlerini sürdüren sanıkların bu çabaları da sonuçsuz kaldığından ve tapuda devir işlemlerine başlandığını öğrendiklerinden, maktul ve ailesine olan husumetlerinin artarak devam ettiği; olay günü saat 14.00 sıralarında sanıklardan İ... Eker’in bürosunda toplanarak gereken plânlamayı yaptıkları ve saat 18.30’dan itibaren maktul ve oğlunun fabrikadan çıkışını önceden hazırladıkları 60 cm. uzunluğundaki sağlam sopalar ve ele geçirilemeyen bir tabanca ile beklemeye başladıkları; saat 23.00 sıralarında fabrikadan çıkan maktul H... G... ve oğlu M... G...’e sopalarla saldırdıkları; kafasına aldığı darbelerle yere düşen ve sağ elinin orta iki parmağı kırılan H... G...’in, kendini korumak için üzerinde bulunan ruhsatlı tabancasını çekmek isterken, silahı elinden alan sanıklardan M... T... Becerikli tarafından sırtından vurularak öldürüldüğü; babasının öldüğünü gören mağdur-katılan M... G... kaçarken, M... T... Becerikli’nin maktulden aldığı tabanca ile arkasından beş el ateş ettiği, ancak isabet ettiremediği; mağdurun kaçtığını gören sanıklardan birinin Kürtçe olarak “M..., çocuk kaçıyor” diye bağırması üzerine, M...’un da ele geçirilemeyen tabancası ile 12 el ateş ettiği ancak vuramadığı, tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Maktulü çok önceden öldürmeyi plânlayan ve suç işleme kararında ısrar ederek, olaydan yaklaşık dokuz saat önce toplanıp, altı buçuk saat önce de olay yerine önceden hazırladıkları sopa ve tabanca ile giderek soğukkanlılıkla suç işleyen sanıkların eylemleri tasarlayarak adam öldürme, tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüs ve bu suçlara katılmak olduğundan, sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşlerine karşıyım” görüşüyle, diğer Kurul Üyeleri de bu görüşe katılarak karşı oy kullanmışlardır.

B- Sanıklar M... Becerikli, A... Becerikli ve F... Becerikli’nin, katılan-mağdur M... G...’e yönelik eylemlerinin adam öldürmeye kalkışma suçuna mı yoksa yaralama suçuna mı uyduğu konusundaki hukuki uyuşmazlık ele alınmıştır:

Bu sanıkların durumları ayrı ayrı değerlendirildiğinde;

a- Sanık M... Becerikli’nin eyleminin niteliği yönünden yapılan imcelemede;

Yukarıda açıklanan oluş şekli içerisinde sanık M...’un da diğer sanıklar ile fikir birliği içerisinde olduğu olay yerinde bulunduğu hususunda bir kuşku bulunmamaktadır. Ancak, hakkında yalan tanıklık suçundan verilen beraat kararı kesinleşen ve anlatımları hükme dayanak yapılan tanık M... Z... Ekici’nin, duruşmada 11.04.2002 tarihli oturumda sanık M...’u teşhis ederek, olay sırasında bu sanığın olay yerinin karşısında bulunan Atatürk parkının önünde aracında bulunduğunu ve olay yerinden kaçmaya çalışan katılan-mağdur M...’in fabrikaya doğru koştuğu sırada olay yerinde bulunanlardan birisinin “M... çocuk kaçıyor” şeklinde bağırmaları üzerine araçtan inerek mağdura doğru tabancayla birden fazla ateş ettiğini beyan etmesi, bu beyanının diğer tanıklardan Saadet Aksın’ın kolluk ve C.savcılığındaki, tanık Hasan Kasapoğlu’nun aşamalardaki anlatımları ile doğrulanmış olması nazara alındığında sanık M...’un, katılan-mağdur M...’e tabancayla ateş ettiği ancak isabet ettiremediği anlaşılmaktadır. Tanık Asım Kemeç’in anlatımlarına göre de bu atışların bir tanesinin başının yanından geçtiği ve böylece öldürücü bölgeler hedef gözetilerek atışların yapıldığı ve isabetin fabrika duvarına isabet ettiği görülmektedir.

Kaldı ki, kolluk görevlilerince Atatürk parkının önünde kaldırım içi ve ön tarafında 8 adet, orta refüjde 4 adet olmak üzere toplam 12 adet 9 mm çapında boş kovan elde edilmesi, C.savcısı tarafından 28.01.2002 tarihinde olay yerinde yapılan keşif sırasında fabrikanın duvarı üzerinde ve demir giriş kapısının üzerinde 2 adet, kapının bağlı olduğu beton sütun üzerinde bir adet mermi vuruş izi belirlenmiş olması, kapıdan 14 metre mesafede ve buna da 7 metre mesafede saptanan deliklerde iki adet mermi çekirdeği çıkartılarak elde edildiği, elde edilen boş kovanların ve mermi çekirdeklerinin, maktulün öldürülmesinde kullanılan silahtan başka bir silahtan atıldığının Adli Tıp Kurumu raporuyla belirlendiği gözetildiğinde tanık M... Z... Ekici’nin anlatımlarına uygun olarak, Atatürk parkı tarafından katılan-mağdura birden fazla kez ateş edildiği ve bu atışların hedef gözetilmek suretiyle yapıldığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmış bulunmaktadır.

Bu bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde;

Sanık M...’un, maktul ve katılan-mağdurun sopalarla dövülmesi esnasında olay yerinin karşısında bulunan Atatürk parkı önünde otomobilde beklediği ve katılan-mağdurun fabrikaya sığınmak için kaçmaya çalıştığı sırada diğer sanıkların uyarısıyla üzerinde bulunan ve ele geçirilemeyen tabanca ile katılan-mağdura doğru öldürücü bölgeleri hedef alarak toplam 12 el ateş ettiği, ancak isabet kaydedemediği anlaşılmaktadır. Sanık eylemini öldürmeye yönelik olarak gerçekleştirmiş, fakat elinde olmayan nedenlerle sonuç elde edememiştir. O halde sanığın saptanan bu eylemi, adam öldürmeye eksik kalkışma suçuna uymaktadır.

Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının sanık M... Becerikli yönünden bu değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılamayan dört Kurul Üyesi ise, Özel Daire kararında gösterilen gerekçeler isabetli olduğundan, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

b- Sanıklar A... ve F... Becerikli’nin eylemlerinin niteliklerinin belirlenmesi yönünden yapılan incelemede;

Birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından işin görüşülmesi ikinci müzakereye kalmıştır.

C- Sanık N... Eker’in yüklenen suçlardan cezalandırılmasına yeterli kanıt bulunup bulunmadığı konusundaki hukuki uyuşmazlığın incelenmesinde;

Birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından işin görüşülmesi ikinci müzakereye kalmıştır.

3- 10.10.2006 tarihinde yapılan müzakerede;

A- Sanıklar A... ve F... Becerikli’nin, katılan-mağdur M...’e yönelik eylemlerinin niteliklerinin belirlenmesi yönünden yapılan incelemede;

Yukarıda açıklanan oluş çerçevesinde, sanıkların, maktulün dövülerek gözünün korkutulması için fikir birliği içerisinde hareket ettikleri sabittir. Sanıklar olay öncesinde katılan-mağduru tanımamakta ve olay sırasında maktul ile birlikte fabrikadan çıkacağı konusunda bir bilgiye sahip bulunmamaktadır. Olayın başlangıcında ellerindeki sopalarla maktule vurmaya başladıkları, katılan-mağdurun babasını kurtarmak için olaya müdahale etmesi üzerine ona da sopalarla vurdukları açıktır. Bunun üzerine katılan-mağdur, olay yerinden kaçmaya başlamıştır. Arkasından sanıklar M... T... silahıyla ateş etmiş, yolun karşı tarafında bulunan sanık M... da tabanca ile birden fazla kez ateş etmek suretiyle eyleme katılmıştır.

Katılan-mağdur M... G... hakkında B... Devlet Hastanesince düzenlenen raporda, sağ kulağında şişlik ve cilt sıyrığı, sağ yanakta şişlik ve kızarıklık, başın arka kısmında ciltte kesi ve yumuşak dokuda lezyon, ayrıca künt darbe ile oluşmuş cilt sıyrıkları ve şişlik bulunduğu belirtilmiştir. Saptanan bulgular sanıkların sopalarla yaptığı darp eylemleri ile uyumludur.

Görüldüğü gibi en başından beri sanıkların iştirak iradeleri, maktulün dövülerek gözünün korkutulmasına yöneliktir. Yukarıda da açıklandığı üzere, olayın gelişimi içerisinde sanık M... T...’in yeni ve ani bir kastla maktulü öldürmesi ve kaçmakta olan katılan-mağdura da arkasından ateş etmesi, yine sanık M...’un da katılan-mağdura karşı taraftan ateş etmesinde, sanıklar A... ve F...’ın, iştirak iradesiyle hareket ettiklerinden söz edilebilmesi zorlaşmakta, her türlü kuşkudan uzak düzeyde kanıtlanmamaktadır. Bu sanıkların, daha önceden tanımadıkları ve olay yerinde olabileceğini dahi bilmedikleri katılan-mağdura yönelik eylemleri, olayın gelişim tarzı itibariyle onu sopalarla darp etmekten öteye gitmemiştir. O halde bu sanıkların, katılan-mağdura yönelik eylemlerinde öldürme kastı ile hareket etmedikleri kaçması üzerine diğer iki sanığın ani bir kararla ve öldürme amacıyla yaptıkları atışlara da yardım ve muavenet amaç ve niyetiyle hareket ettikleri sabit değildir. Bu itibarla sanıklar A... ve F...’ın, katılan-mağdura yönelik eylemlerinin yaralama suçuna uyduğuna ilişkin olarak Özel Dairece verilen karar dosya kapsamına uygun ve isabetlidir.

Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının, sanıklar A... ve F...’ın eylemlerinin tasarlayarak öldürmeye kalkışma suçuna uyduğuna ilişkin itirazının reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyelerinden A.S. Ertosun ise; “Suç tarihinde S...’ın Ç... köyünden B...’a gelerek saat l4.00’de sanıklardan İ... Eker’in bürosunda toplanan ve saat 18.30’da 60 cm uzunluğundaki sağlam sopalar ve ele geçirilemeyen bir tabanca ile diğer sanıklarla birlikte suç mahalline giderek olaya katılan sanıklar A... ve F... Becerikli’nin eylemleri, H... G...’in öldürülmesine fer’an iştirak ve M... G...’i öldürmeye eksik kalkışmaya fer’an iştirak niteliğinde olduğu, olayın gelişim ve oluşuna uygun kanıtlardan anlaşılmaktadır.

Bu bakımdan sayın çoğunluğun, sanıklar A... ve F... Becerikli’nin, mağdur M... G...’e yönelik eylemlerinin adiyen yaralama olduğu yolundaki görüşlerine karşıyım.” görüşüyle, diğer Kurul Üyeleri ise, bu görüşe katılarak haklı nedenlere dayanan Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

B- Sanık N... Eker’in yüklenen suçlardan cezalandırılmasına yeterli kanıt bulunup bulunmadığı konusundaki hukuki uyuşmazlığın incelenmesinde;

Sanık N..., Ç... köyünde ikamet etmekte olup diğer sanıkların mensubu olduğu Becerikli ailesinin akrabası ve birlikte maktule ait araziyi satın almak isteyen Eker ailesinin önderi konumundadır. Sanık hakkında, diğer sanıkları yüklenen suçları işlemeye azmettirmek suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık N...’in olay yerinde bulunduğuna ilişkin yegane beyan yalnızca, hakkında yalan tanıklık suçundan verilen beraat kararı kesinleşen ve anlatımları hükme dayanak yapılan tanık M... Z... Ekici’nin, duruşmada 09.05.2002 tarihli oturumda ikinci kez alınan ifadesi sırasında bu sanığın da olay yerinde ve araç içerisinde beklemekte olduğuna ilişkin anlatımıdır. Bu anlatım dışında sanık N...’i suçlayan başkaca bir kanıt bulunmamaktadır. Tanık M... Z... Ekici, 11.04.2002 tarihli oturumda alınan ilk beyanında N...’in varlığından söz etmemiş, 19.05.2002 günlü oturumda ikinci kez ifadesi alınırken anlatımlarını genişleterek o sırada duruşmada hazır bulunan sanık N...’i teşhis ettiğini, sanık M...’un indiği arabanın arka koltuğunda oturmakta olduğunu ve olay sırasında araçtan inmediğini belirtmiştir. Tanığın, sonradan geliştirdiği işbu suçlayıcı ifadesi başka bir tanık anlatımı ile doğrulanmamış, somut bir başka kanıt ile de desteklenmemiştir. Bu nedenle beyanın samimiyeti ve gerçeği ifade etme olasılığı kuşkulu kalmaktadır. Bu hal karşısında, sanık N...’in, diğer sanıkların eylemlerine katıldığına ilişkin, cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığının kabulünde zorunluluk vardır. O halde, bu sanığın beraatına karar verilmesi gerektiğine ilişkin Özel Dairece verilen bozma kararı dosya kapsamına ve kuşkunun sanık yararına yorumlanacağı ilkesine uygun ve isabetlidir.

Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığının sanık N... Eker’ini diğer sanıkların eylemlerine katıldığı ve cezalandırılması gerektiğine ilişkin itiraz nedeninin de reddine karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyeleri ise, tanık M... Z... Ekici’nin anlatımları karşısında olay yerinde bulunduğu anlaşılan sanık N...’in, diğer sanıkları eylemlerine fer’an katıldığı ve Yargıtay C.Başsavcılığının itirazının bu sanık yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

C- İncelenen dosya içeriğine göre;

Yerel Mahkemece sanıkların eylemlerinin niteliği ve meydana gelen sonuç değerlendirilmek suretiyle cezalandırılmasına karar verilen sanıklar hakkında, takdiren ve teşdiden üst sınırdan ceza tayin edilmesi Özel Dairece isabetli görülmüştür. Ceza Genel Kurulunca yapılan incelemede de Yerel Mahkemenin bu takdiri ve uygulaması yasaya uygun görülerek benimsenmiştir. Ancak;

Yerel Mahkeme kararında katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, katılanlar vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, ayrıca karar başlığında suç tarihinin 2002 yılı yerine yanlış olarak 2001 yılı olarak gösterilmesi de yasaya aykırı görülmüştür. Özel Dairece bu hususların bozma konusu yapılmamış olduğu nazara alınarak, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının bu değişik gerekçe ile de kabulüne de karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle,

1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının;

a- Sanık M... T... Becerikli’nin, katılan-mağdur M... G...’e yönelik eyleminin tasarlayarak adam öldürmeye kalkışma suçuna uyduğuna ilişkin bölümünün; Yerel Mahkemece C.savcısından esas hakkındaki mütalaanın sorulmaması nedeniyle Özel Dairece belirlenen usul hatasının isabetli oluşu nedeniyle REDDİNE, 26.09.2006 tarihinde yapılan birinci müzakerede oybirliğiyle,

b- Sanıkların eylemlerini tasarlayarak gerçekleştirdiklerine ilişkin bölümünün REDDİNE, 26.09.2006 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından 03.10.2006 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla,

c- Sanık M... Becerikli’nin, katılan-mağdur M... G...’e yönelik eyleminin hangi suç niteliğine uyduğuna ilişkin bölümünün; eylemin adam öldürmeye kalkışma olduğu değişik gerekçesi ile KABULÜNE, 03.10.2006 tarihinde yapılan birinci müzakerede oyçokluğuyla,

d- Sanıklar A... Becerikli ve F... Becerikli’nin, katılan-mağdur M... G...’e yönelik eylemlerinin adam öldürmeye kalkışma suçuna uyduğuna ilişkin bölümünün anılan eylemin yaralama olduğu kabulüyle REDDİNE, 03.10.2006 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından 10.10.2006 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla,

e- Sanık N... Eker’in, diğer sanıkların eylemlerine katıldığı ve cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkin bölümünün REDDİNE, 03.10.2006 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından 10.10.2006 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla,

f- Yerel Mahkeme kararında katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, katılanlar vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi, ayrıca karar başlığında suç tarihinin 2002 yılı yerine yanlış olarak 2001 yılı olarak gösterilmesi de yasaya aykırı görüldüğünden, bu yönden de değişik ve ilave gerekçe ile KABULÜNE, 10.10.2006 tarihinde yapılan birinci müzakerede oybirliğiyle,

2- Kabul edilen itiraz nedenleri nazara alınarak, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 29.12.2005 gün ve 3475-4946 sayılı kararının, 1/b bölümünde yer alan sanık M... Becerikli’ye ilişkin ibarenin, bu sanığın katılan mağdura yönelik eyleminin öldürmeye kalkışmak olduğunun kabulü nedeniyle KARARDAN ÇIKARTILMASINA,

3- Ç... Ağır Ceza Mahkemesinin 10.03.2004 gün ve 10-23 sayılı kararının, Yargıtay 1. Ceza Dairesince saptanan bozma nedenleri dışında;

a- Katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, katılanlar vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,

b- Karar başlığında suç tarihinin 2002 yılı yerine yanlış olarak 2001 yılı olarak gösterilmesi,

İsabetsizlik görülerek BOZULMASINA, bu nedenlerin de Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bozma nedenlerine EKLENMESİNE,

3- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine karar verildi.

 

 

 

Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Hukuk)          Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)          İstatistikler

 

Yargılama Giderleri Hesaplama          Avukatlık Ücreti Hesaplama

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA