kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

Ceza Genel Kurulu 2005/4.MD-165 E., 2006/31 K.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA

“İçtihat Metni”

Sanık E.... T..... T.......’nun zincirleme biçimde görevi savsama suçundan 765 sayılı TCY’nın 230/1, 80, 59/2 ve 647 sayılı Yasanın 4, 5 ve 6. maddeleri uyarınca 896 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının taksitlendirilerek ertelenmesine ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinden verilen 13.10.2005 gün ve 44-39 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının “hükmün onanması” görüşünü içeren 22.11.2005 günlü tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Kahramanmaraş Hakimi olup, 2.Asliye Ceza Mahkemesindeki işlerin ½’sine bakmakla yetkili bulunan sanığın 08.09.2003 ile 12.04.2004 tarihleri arasında toplam 297 adet davayı karara bağlayıp hüküm fıkrasını duruşma tutanaklarına yazdığı halde, gerekçeli kararlarını çok sonra yazıp 27.04.2004 tarihinde topluca yazı işleri müdürüne teslim ettiği, bu kararlardan 11’inin yedi ay, 56’sının altı ay, 55’inin 5 ay, 160’ının dört ay, 3’ünün üç ay, 4’ünün 2 ay ve kalan 8’inin de hüküm tarihinden yaklaşık bir ay kadar sonra yazıldığı dosyadaki kanıtlardan anlaşılmaktadır.

Sanık gerekçeli kararların geç yazılmasının, iş yoğunluğu, personel yetersizliği, eşinin ameliyatı ve kendisinin aynı zamanda yerel seçimlerde Kahramanmaraş 1. Merkez İlçe Seçim Kurulu Başkanı olarak görevli bulunmasından kaynaklandığını savunmuş ise de, mahkemeye 2003 yılında devren gelen dosya sayısının 1214, yıl içinde gelen dosya sayısının 1435, yıl içinde karara çıkan dosyanın 1204, sonraki yıla devredilen dosya sayısının 1445, denetim tarihine kadar çıkan dosya sayısının 532 olması, bu dosyalara iki hakim tarafından bakılması, öte yandan aynı mahkemede görevli diğer hâkimin baktığı işlerdeki gerekçeli kararların yazımında herhangi bir gecikme bulunmaması karşısında, bakılan iş sayısının gecikmeyi haklı kılacak ölçüye ulaşmadığı kabul edilmiştir. Anılan mahkemede bir yazı işleri müdürü, iki mübaşir ve üç zabıt katibi görevli olduğuna göre personel yetersizliğinden de söz edilemez. Diğer yandan 28.03.2004 tarihinde yapılan mahalle muhtarlıkları ile ihtiyar heyeti seçimine ilişkin takvimin 1 Ocak 2004 tarihinde başlaması ve seçim işine Ülkemiz genelinde hakimler tarafından bakılmasına rağmen yargısal diğer iş ve işlemlerde gecikme yaşanmaması, yine bu dönem içinde sanığın gerçekleştirmesi gereken duruşmaların önemli bir bölümünü sanıkla aynı mahkemede görevli diğer hâkimin yürütmesi karşısında, gecikmenin seçime ilişkin görevden kaynaklandığı yolundaki savunma da haklı bulunmamıştır.

Ayrıca, dosyaya sunulan belgelere göre sanığın eşi 26.02.2004 tarihinde hastaneye yatmış, 01.03.2004 tarihinde taburcu edilmiştir; kararların yazımındaki gecikmenin başladığı tarihten tedavi tarihine kadar geçen sürenin uzunluğu dikkate alındığında, sanığın bu savunmasına da itibar etmek mümkün değildir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesinin son fıkrasında; davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevi olarak tanımlanmış, ayrıca İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen “adil yargılama” hakkının içerdiği unsurlar arasında, ceza yargılamasının mâkul bir süre içinde sonuçlandırılması yükümlülüğü devletler bakımından bir görev fertler yönünden ise bir hak olarak öngörülmüştür. Makul süre, kanun yolları da dahil olmak üzere yargılamanın bütününü içerir. Ceza mahkemelerinin gerekçeli kararlarını hangi süre içinde yazacakları ise iç hukukumuzda açık biçimde düzenlenmiş olup, bu süre suç tarihinde yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nın 268. maddesine göre, hükmün tefhiminden itibaren üç gün, suçtan sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CYY’nın 232/3. maddesine göre ise onbeş gündür.

Sanığın görevli olduğu mahkemede hükme bağladığı 297 davanın gerekçeli kararını bu sürelerden çok sonra ve yedi ay’a varan gecikmelerle yazması nedeniyle, kanun yoluna başvurulmadan kesinleşen hükümler bakımından infaz işlemlerinde gecikme yaşandığı, kanun yoluna başvurulmuş bulunan hükümler bakımından ise yargılamanın olağandışı uzadığı anlaşılmaktadır.

Sanığın zincirleme biçimde gerçekleştirdiği eylem, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 230/1. maddesinde öngörülen görevi savsama suçunu oluşturmaktadır. Görevin gereklerini yapmadaki ihmal nedeniyle, bir yandan cezaların daha geç infaz edilmesi dolayısıyla kamunun ekonomik zarara uğramış bulunması, bir yandan da kişilere haksız kazanç sağlanması karşısında, sanığın eylemi suçtan sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 257. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen görevi savsama suçunu da oluşturmaktadır. Bu itibarla, önceki ve sonraki yasaların bütünüyle olaya uygulanması suretiyle belirlediği sonuç cezaları karşılaştırmak suretiyle 765 sayılı Yasanın daha lehe olduğunu saptayıp uygulayan Yargıtay 4.Ceza Dairesinin kararı isabetli bulunduğundan, sanığın temyiz itirazının reddine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

Sanığın temyiz itirazının REDDİNE,

Yargıtay 4.Ceza Dairesinin 13.10.2005 gün ve 44-39 sayılı hükmünün ONANMASINA, 21.02.2006 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Hukuk)          Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)          İstatistikler

 

Yargılama Giderleri Hesaplama          Avukatlık Ücreti Hesaplama

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA