kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu 2011/14-570 E.N , 2011/691 K.N.

İlgili Kavramlar

TAPUDA KİMLİK BİLGİLERİ TASHİHİ

İçtihat Metni

Taraflar arasındaki "Tapuda kimlik bilgilerinin düzeltimi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kızılcahamam Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 23.06.2010 gün ve 2010/30 E- 2010/97 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14.Hukuk Dairesi'nin 02.11.2011 gün ve 2010/10858-11946 sayılı ilamı ile;

("...Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.

Davacı, murisine ait olduğunu iddia ettiği dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında "M..... kızı G...... K....." olarak yazılı kimlik bilgilerinin "M..... kızı G...... E...." olarak düzeltilmesini istemiştir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir.

Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda hatalı ya da eksik işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.

Davaya konu taşınmazların 24.09.1951 tarihinde yapılan tapulama tespitine göre A…. oğlu M…..'nın zilyetliğindeyken ölümü ile mirasçıları olan karısı F…… ve evlatları İ…., A….., D…., A…., G….. ve H…..'ye intikal ettiği ve bu kişilerin de aralarında yaptıkları taksim sonucu taşınmazın "M….. kızı G….. K….." adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dosyaya getirtilen nüfus kayıtlarının incelenmesinde; "G….. օ" isimli bir kişinin bulunduğu ve bu kişinin A….. oğlu M…. kızı olduğu ve ayrıca kardeş isimlerinin de tapulama tutanağı ile birebir uyumlu olduğu ve G…..'ın da halen sağ olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda; kimlik bilgileri düzeltilmek istenen kayıt maliki ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin bulunması nedeniyle davacı davasını ispatlayamadığından davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir...")

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN : Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.

Mahkemenin, tapu kaydı ve dayanakları ile vukuatlı nüfus kayıtları ve tanık beyanlarına dayalı olarak, "davacının murisi G...... ile tapu kayıtlarında malik hanesinde yazılı bulunan G...... K.....'ın aynı şahıs olduğunun anlaşıldığı" gerekçesiyle "davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların malik hanesinde yazılı bulunan 'M..... kızı G...... K.....'ın' soyadının düzeltilerek 'M..... kızı G...... E....' olarak tapu kaydında tashihine" dair verdiği karar; Özel Daire'ce, "kimlik bilgileri düzeltilmek istenen kayıt maliki ile aynı kimlik bilgilerine sahip G...... Ö..... isimli bir başka kişinin de bulunduğu ve halen sağ olduğunun anlaşıldığına" işaretle, "davacının davasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle bozulmuştur.

Bozmadan sonraki 09.03.2011 tarihli duruşmada davacının "G...... Ö....., G...... K..... ve G...... E....'un aynı kişi olduğuna" dair beyanı ile Evlenme Raporu, Sıhhat Raporu, Nüfus Kayıt İhraç Kaydı, Nüfustan Kayıt İhracı Kağıdı, Askı İlanı, İkametgah İlmuhaberleri ile Vezne Alındısı fotokopilerini ibrazı üzerine Yerel Mahkemece, "Davacıya tüm delillerini bildirmesi için süre verilmesine" dair ara kararı oluşturulmuştur.

Yerel Mahkeme 23.03.2011 tarihli müteakip oturumda ise, UYAP üzerinden yeniden murise ait nüfus kayıtlarını getirterek, yeniden tanık Asım Doğan'ın bilgi ve görgüsüne başvurmuştur.

Yerel Mahkemece, bozmadan sonra getirilen vukuatlı nüfus kaydı, tanık beyanı ve davacı tarafça ibraz edilen "Evlenme Raporu, Sıhhat Raporu, Nüfus Kayıt İhraç Kaydı, Nüfustan Kayıt İhracı Kağıdı, Askı İlanı, Vezne Alındısı ve İkametgah İlmuhaberlerine" dayanılarak, "İncelenen belgelerden, (bozma ilamında işaret edilen) G...... Ö.....'ün evlenerek Feruz Köyüne giden, davacının da annesi olan G...... E.... olduğunun anlaşıldığı" gerekçesiyle temyize konu karar verilmiştir.

Hukuk Genel Kurulundaki görüşme sırasında, açıklanan olgular karşısında, işin esasının incelenmesinden önce, direnme kararının gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu'nca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu, bir ön sorun olarak değerlendirilmiştir.

Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir (6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429. maddesi).

Eş söyleyişle; mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenerek araştırma yapıp, gerekçesini de değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması halinde, direnme kararının varlığından söz edilemez.

Somut olayda, mahkeme yukarıda açıklanan şekilde ve açık biçimde bozmada işaret olunan araştırmalara girişilmiş; yeni deliller toplanmış ve bu delillere dayanılarak gerçekte eylemli uymaya dayalı karar, direnme olarak adlandırılarak sonuca varılmıştır.

Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu bu kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; bozmadan sonra yeniden yapılan araştırma sonucunda oluşturulmuş, Özel Dairesince incelenmeyen belge ve delillere ve yeni gerekçelere dayalı yeni bir hüküm niteliğinde olduğu, her türlü duraksamadan uzaktır.

Kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi ise, Hukuk Genel Kurulu'na değil, Özel Daireye aittir.

Hal böyle olunca, davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye, gönderilmelidir.

S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 14.HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 23.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

 

 

Yargılama Giderleri Hesaplama        Avukatlık Ücreti Hesaplama        Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)        İstatistikler

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA