kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Loca        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  10. Hukuk Dairesi 2008/11459 E., 2009/4800 K.
  • GÖREVLİ MAHKEME

     

  • 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 110 ]
  • 506 S. SOSYAL SİGORTALAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 128 ]
  • 506 S. SOSYAL SİGORTALAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 134 ]
  • 506 S. SOSYAL SİGORTALAR KANUNU(MÜLGA) [ Geçici Madde 20 ]
  • 743 S. TÜRK KANUNU MEDENİSİ (MÜLGA) [ Madde 77 ]
  • 5521 S. İŞ MAHKEMELERİ KANUNU [ Madde 1 ]
  • 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 468 ]

    "İçtihat Metni"

    Davacı, prim borçlarının hesaplanarak davalı munzam sandığa yatırılmasına ve emekliliğin sağlanmasına, emekli aylıklarının yasal faizi ile birlikte tahsiline, olmadığı takdirde ödenen primlerin yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini istemiştir.

    Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.

    Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

    29.06.1956 tarih ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Müstahdem ve işçiler lehine yardım akçesi" başlıklı 468. maddesi hükmü uyarınca; "Esas mukavelede şirketin müstahdem ve işçileri için yardım sandıkları ve sair yardım teşkilatı kurulması ve idamesi maksadiyle akçe ayrılması derpiş olunabilir. Yardım maksadına tahsis olunan para ve diğer mallar, şirket mallarından ayrılarak bunlarla Medeni Kanun hükümleri dairesinde bir tesis (vakıf) meydana getirilir/'

    13.07.1967 tarih ve 903 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'ne eklenen "İstihdam Edilenlere ve İşçilere Yardım Vakıfları" başlıklı 77/A maddesi ile getirilen düzenleme uyarınca; "Türk Ticaret Kanunu'nun 468. maddesi gereğince kurulan istihdam edilenler ve işçilere yardım vakıfları ayrıca aşağıdaki hükümlere tabidirler." denmekte olup, maddenin son fıkrasında "Faydalananlar vakfa aidat ödedikleri veya vakfı düzenliyen hükümler onlara edayı talep hususunda bir hak bahşettiği takdirde, vakfın edalarını dava yoliyle..." talep edebilecekleri hükme bağlanmıştır.

    4721 sayılı Türk Medeni KanunuVıun "Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakfı" başlıklı 110. maddesi de benzer bir düzenleme içermekte olup; "Yararlananların, vakfın edimlerinin yerine getirilmesini dava yoluyla" isteyebilecekleri belirtilmektedir.

    17.07.1964 tarih ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun yürürlüğe girmesi üzerine "Bankalar, sigorta şirketleri, ticaret ve sanayi odaları ve borsalar veya bunların teşkil ettikleri birlikler personelinin malullük, yaşlılık ve ölümlerinde yardım yapmak üzere bu kanunun yayımı tarihine kadar tesis veya dernek olarak kurulmuş bulunan sandıklar, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren "...bu personelin, iş kazalariyle meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm, eşlerinin analık, eş ve çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda belirtilen yardımları sağlıyacak, birer tesis (vakıf) haline getirildikleri takdirde, bu teşekküllerin ve sandıkların personeli 506 sayılı Kanun uygulanmasında sigortalı sayılmayacakları belirtilmektedir.

    İşlevi, tıpkı Sosyal Güvenlik Kurumu (devredilen SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı) gibi emeklilik sandığı niteliğinde bulunan bu vakıflar dışında bulunan, Türk Ticaret Kanunu'nun 468. maddesi hükmü dikkate alınarak, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 77/A maddesi uyarınca tesis (vakıf) şeklinde yapılandırılan ve "munzam sandık-vakıf" olarak ifade de edilen yardımlaşma sandıklarından yararlananlara dava hakkı da anılan Medeni Kanun hükümleriyle tanınmıştır.

    Bu tür "munzam sandık-vakıHara ilişkin olarak, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun "Yardımlaşma sandıkları" başlıklı 128. maddesinde; "Sigortalı çalıştırılan her türlü işlerde/ ve işyerlerinde, herhangi ad altında kurulmuş veya kurulacak olan borç verme, emekli ve yardım sandıkları ve benzerleri, faaliyetlerine ve kuruluş amaçlarına göre ilgililere menfaatler sağlamaya devam edebilir" ifadeleriyle yer verilmiş olması, 1964 yılında kabul edilen 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesinde tanımlanan, emeklilik sandığı niteliğinde bulunan vakıflar gibi bir yeniden yapılanma sürecine girip girmeyecekleri yönünde oluşan tereddütleri gidermeye yönelik olup, amacı; "İş kazalariyle meslek hastalıkları, hastalık, analık, malullük, yaşlılık ve ölüm hallerinde bu kanunda yazılı şartlarla sosyal sigorta yardımları" sağlamak olan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun, "uyuşmazlıkların çözüm yeri'Vıi düzenleyen 134. maddesindeki "Bu kanunun uygulanmasından doğan uzlaşmazlıklar, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görülür." hükmü kapsamında ele alınarak, yardımlaşma sandıklarınca sağlanan, bir ekonomik, mali değerle ifade edilen yardımların dahi, sigorta kollarından sağlanan yardımlar gibi ele alınmasında yasaca olanak bulunmamaktadır.

    Kaldı ki, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda da "yardımlaşma sandıklarına ilişkin bir düzenlemeye de yer verilmeyerek, bu yönde oluşan tereddütler giderilmiştir.

    Davalı Vakfın, Türk Ticaret Kanunu'nda ifade edilen olanaktan yararlanmak üzere, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi 77/A maddesi uyarınca kurularak, yararlananlarına belirli şartlar altında ekonomik ve mali olanaklar sağlamayı amaçladığı, 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesinde tanımlanan nitelikte emekli sandığı vakfı niteliğinde bulunmadığı, Sosyal Güvenlik Bakanlığının 29.06.2000 gün ve 24094 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin 2 Nolu Tebliği ekindeki "506 Sayılı Kanun'un Geçici 20. Maddesine Tabi Özel Emekli Sandıkları" başlıklı listede de davalı vakfın adının geçmediği anlaşılmaktadır.

    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.12.2006 gün 2006/18-820 esas, 810 karar sayılı kararlarında da belirtildiği gibi; davalı vakfın 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi bulunmadığı, Türk Kanunu Medenisi hükümlerine göre kurulduğu, taraflar arasında 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında bir sosyal güvenlik ilişkisi bulunmadığı, ortada iş mahkemelerinin görev alanını düzenleyen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesi kapsamında bir uyuşmazlığın bulunmadığı, vakıf senedinin uygulanmasından doğan davalara bakma görevinin genel mahkemelere ait olduğu düşü-nülmeksizin, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilip yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

    O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

     

  •  

     

     

    Ceza Hesaplama          Yargılama Giderleri Hesaplama          Avukatlık Ücreti Hesaplama          Avukat Rehberi

     

    Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Hukuk)          Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)          İstatistikler

     

     

     

    Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

    Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

    Copyright 2010 BETA