kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa        Forum        Loca        Hakkımızda        İletişim        Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  10. Hukuk Dairesi 2010/2829 E., 2010/13933 K.
  • ÖLÜM AYLIĞI
  • TAZMİNAT DAVASI
  • YURT DIŞI ÇALIŞMA SÜRESİNİN BORÇLANILMASI

     

  • 1479 S. ESNAF VE SANATKARLAR VE DİĞER BAĞIMSIZ ÇALIŞANL... [ Madde 63 ]
  • 3201 S. YURT DIŞINDA BULUNAN TÜRK VATANDAŞLARININ YURT ... [ Madde 3 ]

    "İçtihat Metni"

    Trafik kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelirin, 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi uyarınca tazmini davasının yapılan yargılaması sonunda; ilâmda yazılı nedenlerle davanın kabulüne ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatı tarafından istenilmesi üzerine tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

    1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olan Selahattin, davalılardan Ali'ye ait olup, Nöbedi yönetiminde bulunan aracın yol açtığı 23.08.1998 tarihli trafik kazası sonucunda ölmüş; şerit tecavüzünde bulunarak kazaya neden olan Nöbedi'nin tam kusurlu olduğu, aynı kazada ölen diğer sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin tazminine ilişkin davanın yargılaması sonucu verilen kararla kesinleşmiştir.

    Kazanın gerçekleştiği tarih itibariyle 1973 yılına ilişkin 20 günlük 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığı ile 21.11.1988 - 20.03.1991 tarihleri arası döneme ilişkin 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılık süresi bulunan Selahat-tin'in hak sahiplerine, yeterli prim ödeme gün sayısı bulunmadığı için ölüm aylığı bağlanamamıştır.

    23.08.1998 tarihinde ölen sigortalının eşi tarafından, 03.12.2007 tarihinde yapılan başvuru üzerine, Selahattin'in 02.02.1980 - 02.11.1982 tarihleri arasındaki iki yıl dokuz aylık (990 gün) yurtdışı çalışma süresinin 3201 sayılı Yasa uyarınca borçlanılıp, prim borcunun ödenmesi ve ölüm aylığı başvurusu yapılması üzerine, hak sahiplerine 01.01.2008 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanmış; bağlanan ölüm aylığının kusurlu araç sürücüsü ile araç işleteninden tahsili amacıyla da eldeki dava açılmıştır.

    3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 3. maddesi, 06.08.2003 gün ve 25191 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun 56. maddesi ile değiştirilmiş; getirilen düzenleme uyarınca, borçlanmanın yurda kesin dönüş yapıldıktan sonraki 2 yıl içinde yapılması gereğine ilişkin zorunluluk kaldırılmıştır.

    Sigortalının ölümü sonrası gerçekleşen yasal düzenleme uyarınca, sigortalı tarafından yasal başvuru süresi geçirildiği için borçlanılmasına olanak bulunmayan 02.02.1980 - 02.11.1982 tarihleri arasındaki yurtdışı çalışma süresinin borçlanılma olanağı doğmuş; borçlanılarak edinilen sigortalılık süresi gözetilerek, hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanmıştır.

    "Anayasa'nın 2. maddesi ile benimsenen hukuk devleti, bütün faaliyetlerinde hukukun egemen olduğu devlettir. Bu devlette hukuk güvenliğini sağlayan bir düzen kurulması asıldır. Böyle bir düzende devlete güven ilkesi ise vazgeçilmez temel öğelerdendir. Devletin yaptığı düzenlemelerde haksız bir edinime yol açılması ve kişilerin haksızlığa uğratılması kabul edilemez" (Anayasa Mahkemesi, 23.11.2006 T., 2003/10 E, 2006/106 K). Hukuk kurallarındaki değişikliklerin toplumsal gereksinimleri karşılarken, değişiklik tarihine kadar oluşmuş hukuksal durum ve istikrarı zedelememelidir.

    Devletin, vatandaşları karşısındaki sosyal ve ekonomik yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla oluşturduğu yeni yasal düzenlemelerin, sosyal güvenlik yasalarıyla sağlanan yardımlardan yararlanmayı kolaylaştırması; bu politikalar gereğince oluşan Kurum giderlerinin, kusurlu eylem tarihi itibariyle kurum zararına yol açmamış olan kişilere rücu edilmesi, hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki güvenlik ilkesini ve hukuksal kuralların öngörülebilirliği gereğine ilişkin ilkenin ihlaline yol açacaktır.

    Sıralanan maddi ve hukuki olgular ışığında, sonradan yürürlüğe giren yasa uyarınca oluşan durum nedeniyle, davalının tazmin sorumluluğu yoluna gidilmesine olanak bulunmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    O halde, davalı Nöbedi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), temyiz harcının istek halinde davalılardan Nöbedi'ye iadesine, 19.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

     

  •  

     

     

    Ceza Hesaplama          Yargılama Giderleri Hesaplama          Avukatlık Ücreti Hesaplama          Avukat Rehberi

     

    Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Hukuk)          Temyiz Dilekçesi Hazırlama (Ceza)          İstatistikler

     

     

     

    Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

    Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

    Copyright 2010 BETA