kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

18. Hukuk Dairesi 1996/9171 E., 1996/9183 K.

İNTİFA HAKKININ KAPSAMI

VAKIFLARDA İNTİFA HAKKI

İçtihat Metni


T.C.
Y A R G I T A Y
18. HUKUK DAİRESİ

ESAS KARAR
1996/9171 1996/9183

Y A R G I T A Y İ L A M I

Dava dilekçesinde muarazanın men’i ve vakıfta intifa hakkının tesbiti
istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı
vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki
bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacılar, vakıfnamesi bulunmamakla beraber, İskenderun Şeriye
Mahkemesinin 18 Eylül 1919 tarihli ilamı ile mevcudiyeti tesbit edilen zürri
vakfa ait gayrimenkulün vakıf dışındaki diğer bazı parsellerle
birleştirilerek üzerine inşa edilen yapıda vakıf payına düşen bölümlerin
bizzat kendileri tarafından kullanılmak üzere teslim edilmeyip kiraya
verilmesi suretiyle vaki muarazanın önlenmesini vakıftan yararlanma
haklarının tesbitini istemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulü ile intifa hakkının tesbitine ve muarazanın
önlenmesine karar verilmiştir.
1-Davacıların evladı olduklarını ileri sürdükleri vakıf, mazbut
vakıflardan olup, Vakıflar Kanununun 1. maddesine göre Vakıflar Genel
Müdürlüğü tarafından yönetilmektedir. Bu tür vakıflarda vakıf evladının
vakıftan yararlanma hakkı, Vakıflar Kanununun 39. maddesi hükmünde yer
almıştır. Ancak, Vakıflar Genel Müdürlüğünün, yasa ve tüzüğün 25 ile sonra
gelen maddeleri hükümleri dairesinde mallar üzerinde tasarruf etme yetkisine
halel gelmeyecektir. Bu nedenle davalı Vakıflar Genel Müdürlüğünün yasa ile
kendisine verilmiş bulunan hakkın kapsamı içinde bulunan kiraya verme
işleminden de men’ini içerecek şekilde vakfa payı karşılığı verilen bölümler
üzerindeki muarazanın önlenmesine karar verilemez.
Davacılar vakıf evladı iseler vakıftan, vakıfname hükümleri dairesinde
yararlanmak durumundadırlar. Vakıfnamede geçen intifa hakkı, vakıf malları ve
gelirlerinden yararlanmayı içermekte ise de, bu hak Medeni Kanunun 717 ve
sonra gelen maddelerindeki mülkiyetin gayri ayni haklar meyanında olan intifa
hakkı niteliğinde değildir. Vakıfnamede sükna hakkından da söz edilemediğine
göre davacıların vakıfla ilgili hakları gelirlerinden yararlanma ile
sınırlıdır.
Bu nedenle aşağıdaki hususlar dikkate alınarak davacıların vakıf
mallarından yararlanacak vakıf evladı oldukları tesbit edildiği takdirde
ilgili Yasa ve Tüzük hükümleri gereğince vakfa tahsis edilen bağımsız
bölümlerin gelirlerinden yararlanma haklarının bulunduğunun tesbiti ile
yetinilmeli, muarazanın önlenmesine dair istemler reddedilmelidir.
2-Diğer taraftan örneği dosyaya konulan 18 Eylül 1919 tarihli
noterlikçe Türkçeye çevrili Şeriye Mahkemesi kararında; vakıf mallarından,
”karın, karın, tabaka, tabaka ...” “üst tabaka alt tabakayı ... mahrum etmek
...” ibarelerinden batın şartının öngörülmüş olup olmadığı üzerinde
durulmamıştır. Batın şartı olan vakfiyelerde, bir batından vakıf evladı sağ
iken, sonraki batından olan vakıf evladı vakıf mallarından yararlanamaz.
Diğer bir deyimle, vakfiyenin yalnız erkek evlada hak tanıdığı dikkate
alındığında amcalar sağ iken yeğenler vakıf mallarından yararlanamaz. Dosya
içeriğinden anlaşıldığına göre vakfeden Hasan Beklavi oğlu Mahmut Ağa
Kavvas’ın Hacı Davut Efendi ile Hayrettin Efendi adlarında iki erkek evladı
olup, davacılar ise Hacı Davut Efendi’nin erkek evlatlarıdır. Vakfedenin oğlu
Hayrettin Efendi’nin sağ olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece,
gerekirse bu işlerden anlayan uzman bilirkişi de dinlenip ikmal edilecek
tahkikat sonunda vakfiyede yukarıda niteliği açıklanan batın şartının varlığı
tesbit edildiği takdirde Hayrettin Efendi’nin sağ olup olmadığı saptanmalı,
sağ olduğu takdirde Davut Efendi’nin çocukları olan davacıların, Hayrettin
Efendi ölünceye kadar vakıftan yararlanamayacakları belirlenmeli; Hayrettin
Efendi ölmüş ise veya vakfiyede batın şartının öngörülmediği yapılan
bilirkişi incelemesi sonunda anlaşıldığı takdirde ise yukarıda açıklandığı
gibi davacıların vakıf gelirinden yararlanma hakkı olan vakıf evladı
olduklarının tesbitine karar verilmelidir. Bu yönden eksik inceleme ile hüküm
kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı
şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde
olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.10.1996 gününde
oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA