kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

9. Hukuk Dairesi 2001/10995 E., 2001/15338 K.

BORCUN MAHSUBU

İHBAR

KIDEM

İçtihat Metni


T.C
Y A R G I T A Y
9.Hukuk Dairesi

YARGITAY İLAMI

ESAS NO : 2001/10995
KARAR NO : 2001/15338




ÖZET : İhbar ve kıdem tazminatları taksitlerle ödenirken veya daha sonra yapılan ödemelerin ihbar
tazminatınamı yoksa kıdem tazminatınamı ait olduğu taraflarca açıklanmamıştır. Anılan her iki borç da
akdin feshi tarihinde müeccel olduğundan başka bir anlatımla müteaddit borçların aynı zamanda
kabul edildiğinden,daha önce takibat da vuku bulmadığından Borçlar Kanunu’nun 86/2 maddesi
gereği ödemelerin her iki borçtan mütenasiben mahsubu gerekir.ihbar tazminatı yönünden davalı
dava tarihinden önce Borçlar Kanunu’nun 101. maddesi gereği temerrüde düşürülmemişse dava
tarihinden öncesi için faiz istenemez

(1475 Sayılı İş Kanunu’nun 13 ve 14.Maddeleri,818 Sayılı Borçlar Kanununun 86.Maddesi


Davacının tahakkuk ettirilen ihbar ve kıdem tazminatlarının miktarları ayrı ayrı belirtilmeksizin aynı
miktar içerisinde taksitle ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı inceleme konusu davada ayırt etmeksizin
geç ödenen ihbar ve kıdem tazminatı faizlerini talep etmiştir.
Mahkemece diğer verilen bilirkişi raporunda önce ödenenin ihbar tazminatı olduğu kabul edilerek
faiz hesaplaması yapılmıştır. Bu hesaplama tarzı yasal düzenlemeye uygun düşmemektedir.
İhtilafın Borçlar Kanunun 86 ve 101 maddeleri nazara alınarak çözümlenmesi gerekir. Mahkemece,
gecikme faizi tahakkuk ettirilen ihbar ve kıdem tazminatları taksitlerle ödenirken veya daha sonra,
yapılan ödemelerin ihbar tazminatına mı yoksa kıdem tazminatına mı ait olduğu taraflarca
açıklanmamıştır. Anılan her iki borçta akdin fesih tarihinde muaccel olduğundan başka bir anlatımla
müteaddit borçların vadeleri aynı zamanda hulul ettiğinden, daha önce takibatta vuku bulmadığından,
Borçlar Kanunun 86/2 maddesi gereği ödemelerin her iki borçtan mütenasiben mahsubu gerekir.
Mahkemenin bu esaslara göre mahsup yapması gerekirken öncelikle ihbar tazminatı borcunun
ödemelerden mahsup edilmesi hatalıdır.
Kıdem tazminatı alacağında muacceliyet ve temerrüt aynı ve fesih tarihinde çakışmaktadır. Bu
nedenle 1475 Sayılı Yasanın 14. maddesi gereği fesih tarihinden gecikme tarihlerine kadar faiz
hesaplaması yapılması doğru ise de mahsup hatalı olduğundan bilirkişi tarafından yapılan kıdem
tazminatı gecikme faiz hesabı doğru değildir.
İhbar tazminatı da yukarıda açıklandığı gibi akdin önelsiz feshi tarihinde muaccel olmakta, başka bir
anlatımla istenebilir bir borç haline gelmektedir. Ancak Yargıtay uygulamasında anılan tarihte muaccel
(istenebilir) olan ihbar tazminatına faiz başlangıcı kıdem tazminatından farklı olarak temerrüt tarihidir.
Başka bir anlatımla muacceliyet (istenebilirlik tarihi) ile temerrüt tarihi farklı olabilmektedir. Kıdem
tazminat borcu gibi muacceliyet ve temerrüt tarihleri aynı tarih olamayabilmektedir.
Bu nedenlerledir ki ihbar tazminat borcuna temerrüt tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekir.
Dava konumuzda dava tarihinden önce ihbar tazminatı ile ilgili olarak davalının Borçlar Kanunun
101. maddesi gereği temerrüde düşürüldüğü anlaşılamadığından ihbar tazminatına dava tarihinden
öncesi için faiz tahakkuk ettirilip hüküm altına alınmasıda yerinde görülmemiştir.
Bu esaslar göz önünde bulundurularak bilirkişiden ek rapor alınmalı, davacı temyiz yoluna
başvurmadığından, davalının temyizi üzerine karar bozulduğundan usuli kazanılmış hak ilkeside
nazara alınarak hüküm kurulmalıdır.
Ayrıca faize faiz yürütülecek şekilde hüküm kurulmuş olması da ayrı bir bozma nedenidir.


SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz
harcının istek halinde ilgiliye iadesine,3.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA