kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

2. Hukuk Dairesi 2001/7431 E., 2001/8660 K.

DAVAYA CEVAP

ISLAH

SAVUNMANIN GENİŞLETİLMESİ

USUL

ZAMANAŞIMI

“İçtihat Metni”

T.C.
Y A R G I T A Y
2.HUKUK DAİRESİ

E. 2001/7431
K. 2001/8660
T. 04.06.2001

Y A R G I T A Y İ L A M I


Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece
verilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Öncelikle usul hukukunun olayla ilgil temel kavramlarının tanımını yaptıktan
sonra kanun irdelenmesi olayın daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacaktır.
Islahın Tanımı:
1-Öğretideki hakim görüşe göre tanım: Islah, taraflardan birinin yapmış olduğu
bir usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltmesidir. (Kuru-usul 1974 s. 608;
Postacıoğlu-usul s. 453; Berkin-usul 145; Bilge/Önem s. 358; Karafakik s. 236;
Üstündağ usul s. 454; Yılmaz-ıslah 1982 s. 26) Benimsenen bu tanım Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununun 83. maddesinde anlamını bulan tanıma en yakın tanımdır.
2-Islah iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağını ortadan
kaldıran bir imkandır. (Üstündağ Medeni Yargılama Hukuku 1989.4.bası S. 454)
Dava: Bir başkası tarafından (davalı) öznel (subjektif) hakkı zedelenen veya
tehlikeye sokulan veya kendisinden haksız bir istekte bulunulan kimsenin (davacı)
mahkemeden hukuki korunma istemesidir.
Mahkemelerin hukuki korumayı, en çabuk en adil ve ekonomik koşullarda
yerine getirmesini sağlamak üzere usuli kurallar düzenlenmiştir. Usul kurallar
genellikle emir edici kurallardır. Tarafların ve hakimin bu kurallara uyması
zorunludur. Islahla (usule ilişkin işlemlerden kabul edilen) iddia ve savunmaların
değiştirilebilmesine usulde yer verilmesi, davaların çabukluğu ve ekonomikliği
nedenlerinden kaynaklanmaktadır.
Islahla ilgili Usul kuralları:
1-Usule ilişkin işlem tamamen veya kısmen ıslah edebilir. (HUMK.m.83)
Tahkikata tabi davalarda ıslah tahkikat sona erinceye dek yapılabilir. (HUMK.m.84)
2-Islah yapan tarafın, ıslahı götürdüğü tarihe kadar yapılmış olan işlemlerin,
yapılmamış olmasını sağlar. (HUMK.m.87)
3-Davalı cevap dilekçesi ile karşılık dava dahil olmak üzere tüm iddia ve
savunmalarını ve savunma nedenlerini birlikte bildirmek üzere cevap dilekçesini
davacıya tebliğ ettirdikten sonra onun onayı olmadan savunma nedenlerini
genişletemez, değiştiremez.(HUMK.m.202)
Islah, bu kuralların (HUMK.m.202/1.2.3) ayrıcasıdır. Öğretide tartışılan konu
(HUMK.m.202/son) Islahın süreli usul işlemlerini kapsayıp kapsamıyacağıdır.
Öğretideki bu tartışmaya girmeden önce, davanın açılması sonucları iddia ve
savunmanın ne şekilde yapılması gerektiğine ilişkin usul kurallarına değinmekte
yarar vardır.
Davacı dava dilekçesi ile iddiasını ve iddianın dayanağı olan tüm olayları
hukuki nedenlerini açıklamak (HUMK.m.179), davada dayanacağı delilleri
bildirmekle yükümlüdür. (HUMK.m.163-180)
Dava açılmakla taraflar yönünden oluşan sonuçlar:
1-Davalının onayı olmadan davacı davasının takipsiz bırakamaz.
2-Davalının onayı olmadan davacı davasını genişletemez, içeriğini
değiştiremez.
3-Davada feragat ve ıslah bu kuralların ayrıcasıdır. (HUMK.m.185)
İlk itirazlar ( HUMK.m.187) ilk itirazların ileri sürülme zamanı:
İlk itirazlar davalı için cevap için öngörülen on günlük süre (HUMK.m.195)
içinde veya hakim bir süre belirlemiş ise belirlenen bu süre içinde bildirilmelidir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 198. maddesinin ön gördüğü
ayrıcalıklardan yararlanma halinde öngörülen süre içinde bir itirazın yapılmış olması
gerekir.
Davalı cevap vermek zorunda değildir. Davayı cevapsız bırakabilir. Bu halde
uygulama davanın tümüyle red edilmiş olması olarak değerlendirilmektedir.
(HUMK.m.201) Ancak cevap verilmiş ise cevabın yasal süre icinde yapılmış olması
ve davalının dayandığı tüm olayları ve yasal dayanaklarını iddia ve savunmalarını
kapsaması gerekir. (HUMK.m.201-202)
Yasanın belirlediği sürelerin hukuki niteliği; Yasanın belirlediği süreler
kesindir. Bu süreler içinde yapılması gereken işlem yapılmamış ise bu hak sakıt olur.
Hakim belirlediği sürenin kesin olduğunu kararlaştırılabilir. Aksi halde süreyi geçiren
taraf yenisini isteyebilir. (HUMK.m.163) Yasanın belirttiği süreler ve hakimin kesin
olarak verdiği süreler ile hakimin verdiği ikinci süre hak düşürücü süredir. Bu husus
yasada “bu hak sakıt olur” ve “ikinci süreyi kaçıran tarafa yeniden süre verilmez.”
Sözleriyle açıklanmıştır. (HGK. 7.10.1994 gün 1417/612 sayılı karar)
Hak düşürücü süreleri hakim tarfaların ileri sürmesini beklemeskizin doğrudan
dikkate alır. Zira yasa koruyucnun hak düşürüçü süreyi koymasında kamu yarar
egemendir.
Hukuki işlemin ıslahla düzeltilmesi, geçerli bir hukuki işlemin varlığını
gerektirir. O halde dava dilekçesi olmadan davacının, cevap dilekçesi olmadan,
davalının ıslah işlemine baş vurması mümkün değildir. Hak düşürücü süreye tabi bir
dava, süre geçtikten sonra açılmış ise, dava koşulu bulunmadığından; dava belirlenen
zaman aşımı süresi geçtikten sonra açılmış ise davalının yukarıda belirtilen ve Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanununun 163. maddesi uyarınca, hak düşürüçü olan on
günlük cevap süresi içinde zaman aşımı def’i ileri sürülmemiş, süresinden sonra
yapılan zaman aşımı def’ine karşı çıkılmış ise, hakim, esasa girmeden davayı red
etmekle yükümlüdür. Hakim, süresi içinde zaman aşımı def’i yapılmamış ise davanın
esasına girecektir. Süresinden sonra yapılmış olan zaman aşımı def’i hiç yapılmamış
gibidir. (2.H.D. 31.3.1995 gün 2932/3861 ve 12.6.1995 gün 6121/6916 s. kararları)
Belirtilen bu kabul şekli, yargının kararlılık kazanmış görüşüdür. (15.H.D.
19.12.1975 gün 4013-5019 s. karar)
Bu düşünceler çerçevesinde süresi geçtikten sonra yapılmış ve karşı çıkılmış
bir savunma hiç yapılmamış gibidir. Aynı hukuki sonucu doğurur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 83. maddesi taraflardan birinin usüle
ilişkin işlemini ıslah yolu ile düzeltilmesi mümkün kılınmıştır. Dava ya cevap
verilmemiş, veya verilen cevap verilmemiş hükmünde kabul görmüş ise, ortada
yapılmış bir işlem olmadığından, o işlemin düzeltilmesi de söz konusu edilemez.
Zaman aşımı def’i Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 187. maddesinde
sayılan ilk itirazlardan olmamakla beraber öğreti ve uygulamada zaman aşımı
def’inin de on günlük cevap süresi içinde yapılması gerektiğinde görüş birliği vardır.
O halde cevap süresi içinde yapılmamış olan zaman aşımı def’inin dikkate alınması
davacının karşı çıkmamış olması ile olasıdır. (HUMK.m.202/2) Diğer taraf onay
vermemiş ise zaman aşımı def’i yapılmamış gibidir. Dikkate alınmaz.
Somut olayda zaman aşımı def’i cevap için öngörülen on günlük hak düşürücü
süre geçtikten sonra yargılama sırasında sözlü olarak yapılmış ve davacı bu def’e
süresinde karşı çıkmıştır. O halde yukarıdaki açıklamalar gereği zaman aşımı def’i
yapılmamış gibidir. Yapılmamış hukuki bir işlemin ıslahla düzeltilmesinin
düşünülmesi temel hukuk kurallarıyla bağdaşmaz. (Üstündağ, süresinde cevap
vermemenin müeyyidesi vardır. İstanbul barosu dergisi 1962 sayı 4 sh.34)
2-Süresinde yapılmayan zaman aşımına karşı çıkılmakla karşı koyan taraf için
yasadan kaynaklanan kazanılmış hak doğmuş olur. Kazanılmış bir hak ıslahla ortadan
kaldırılamaz. Zira bir tarafa hak tanınırken, diğer tarafın hakkı ortadan kaldırılmakla
Anayasal eşitlik ilkesi zedelenmektedir. (Anayasa Md.10)
3-Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 202/son fıkrası cevap dilekçesini
süresi içinde verenlere tanınmış bir olanaktır. Süreyi geçirmiş olanlar bu haktan
yararlanamaz. (Üstündağ a.g.e. sh.35)
4-Yargının kararlılık kazanan uygulamalarında Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunun 202/son fıkrasının zaman aşımı def’inde, uygulanma olanağı bulunmadığı
yönündedir. (13.H.D.1.12.2000 gün 9903-10802 S.K.)
Olayımızda davalı süresi geçtikten sonra zaman aşımı def’inde bulunmuştur. O
halde, ıslahla giderilebilecek usule ilşkin hukuki bir yanlış işlemin varlığından da söz
edilemez. Yasal sürelerin ıslahla etkisiz hale getirilmesi de olası değildir. Zira yasal
süreler tarafların yapması gereken usuli bir işlem değildir. O halde davalı yönünden
yapılmamış hükmünde olan zaman aşımı def’inin dikkate alınması, işin esasının
incelenmemesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin
harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi.4.6.2001 Pzt.



MUHALEFET ŞERHİ


Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve
özellikle *Y.H.G.K.nun 13.02.1963 tarihli 4/51-19 sayılı ve Dairemizin 19.01.1996
tarihli 13659-537 sayılı kararı hakimin gerekçelerini teyit eder nitelikte bulunmasına,
süresinde davaya cevap veren davalı ile cevap vermeyen davalı bakımından
savunmanın (cevabın) ıslahı yönüne ilişkin bir ayrım yapmanın mümkün
bulunmamasına (Bakınız, Prof.Dr.Baki Kuru Hukuk, Muhakemeleri Usulü,
1990/sf.1280-1281) göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve
kanuna uygun olan hükmün onanması düşüncesindeyim.


Başkan

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA