kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
SEVAL TEKSTİL SANAYİ VE MÜMESSİLLİK DIŞ TİCARET LTD. ŞTİ - TÜRKİYE


İçtihat Metni

SEVAL TEKSTİL SANAYİ VE MÜMESSİLLİK DIŞ TİCARET LTD. ŞTİ - TÜRKİYE

2. DAİRE

(Başvuru no. 8476/05)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

KARAR TARİHİ:22 Eylül 2009

İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Bu dava, Seval Tekstil Sanayi ve Mümessillik Dış Ticaret Ltd. Şti. ("başvuran şirket") adlı şirketin Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 31 Ocak 2005 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin ("Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS") 34. maddesi uyarınca yaptığı 8476/05 numaralı başvuru sonucu görülmüştür.
Başvuran şirket Kocaeli ilinde ikamet eden avukat A. Akpınar tarafından temsil edilmiştir.

OLAYLAR

Başvuran şirket 3 Aralık 1997 tarihinde İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde özel bir banka ("banka") hakkında tazminat davası açmış, bankanın uyguladığı yüksek faiz nedeniyle maddi zarara uğradığını iddia etmiştir. Bunun ardından banka karşı dava açmıştır. İki dava 22 Eylül 1998 tarihinde birleştirilmiştir.
Mahkeme 20 Ocak 2004 tarihinde başvuran şirkete tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Kararı her iki taraf temyiz etmiştir. Yargıtay 18 Nisan 2005 tarihinde usuli nedenlerle kararı bozmuştur.

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 17 Kasım 2005 tarihinde usuli düzeltmeler yapıp, bankanın başvuran şirkete tazminat ödemesine hükmetmiştir. Her iki taraf da kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 13 Mart 2006 tarihinde başvuran şirketin temyiz talebini, yasal süre içinde başvurulmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Öte yandan Yargıtay bankayla ilgili kararı hem usul hem de esas yönünden bozmuştur. Başvuran şirket 30 Haziran 2006 tarihinde kararın düzeltilmesini talep etmiştir. Yargıtay 19 Haziran 2006 tarihinde başvuran şirketin talebini reddetmiştir.

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 21 Haziran 2007 tarihinde görevsizlik kararı vermiştir. Başvuran şirket 25 Ocak 2008 tarihinde kararı temyiz etmiştir.

Başvuranların şu ana dek sundukları dava dosyasındaki bilgilere göre, dava ulusal mahkemelerde halen derdesttir.

HUKUK

I. AİHS'NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuran şirket, davanın süresinin, AİHS'nin 6/1 maddesinde belirtilen "makul süre" koşuluyla örtüşmediğinden şikayetçi olmuştur. Hükümet bu sava itiraz etmiştir.

Göz önünde bulundurulacak süre 3 Aralık 1997 tarihinde başlamış, henüz sona ermemiştir. Dolayısıyla dava iki yargı aşamasında yaklaşık 11 yıl 9 ay sürmüş, şu ana dek altı karar verilmiştir.
Hükümet, AİHM'den, başvuran şirketin AİHM'nin 35/1 maddesinin öngördüğü üzere iç hukuk yollarını tüketmediği gerekçesiyle başvuruyu reddetmesini talep etmiştir. Bu bakımdan Hükümet, başvuran şirketin şikayetin özünü ulusal mahkemelere belirtmediğini ileri sürmüştür.

AİHM, daha önceki davalarda Hükümet'in benzer itirazlarını inceleyip reddettiğini yineler (özellikle bkz. Karakulukçu - Türkiye, 49275/99). AİHM mevcut davada içtihadın dışına çıkılmasını gerektirecek özel koşullar tespit etmemiştir. Bu nedenle Hükümet'in itirazını reddeder.

AİHM bu şikayetin AİHS'nin 35/3 maddesi çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığı sonucuna varır. Ayrıca diğer bakımlardan da kabuledilmez olmadığını kaydeder. Bu nedenle başvurunun kabuledilebilir olduğunu belirtir.
Şikayetin esasıyla ilgili olarak AİHM, mevcut başvurudakine benzer meseleleri ortaya koyan davalarda sıklıkla AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmektedir (diğerlerinin yanı sıra bkz. Frydlender - Fransa [BD], 30979/96). AİHM, kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeleri incelemiş, Hükümet'in mevcut davada farklı bir karara varmasını sağlayacak hiçbir delil ya da savunma sunmadığı kanısına varmıştır. Konuya ilişkin içtihadını göz önünde bulundurarak, davanın haddinden uzun sürdüğü ve "makul süre" koşuluna uymadığı sonucuna varmıştır. Buna göre AİHS'nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.

AİHS'nin 41. Maddesi kapsamındaki hakkaniyete uygun tatmine ilişkin olarak, başvuran şirket, Mahkeme İç Tüzüğü'nün 60. maddesiyle, ilgili Uygulama Talimatı'nın 5. maddesine riayet etmemiş, kendilerinden istenildiğinde, adil tatmin talebinde bulunmamışlardır. Bu nedenle AİHM bu başlık altında tazminata hükmedilmesine gerek görmemektedir (bkz. Mar?i? ve Diğerleri - Sırbistan, 17556/05).

Öte yandan AİHM, sözkonusu davanın ulusal mahkemelerde halen derdest olmasına ilişkin olarak, en uygun tatmin biçiminin, adaletin doğru işleyişiyle AİHS'nin 6. maddesine ilişkin koşulları gözeterek, bu davaları olabildiğince hızlı şekilde sonlandırmak olacağı kanısına varır.

AİHM YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBİRLİĞİYLE,

1. Hukuk yargılamasının süresine ilişkin şikayetin kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 22 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA