kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
KARATAŞ VE YILDIZ VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE


İçtihat Metni

KARATAŞ VE YILDIZ VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE

2.DAİRE

(Başvuru no. 4889/05, 4897/05, 24009/05, 33694/05, 37759/05, 42996/06, 43031/06, 43019/06, 43038/06 ve 43054/06)

KARAR

KARAR TARİHİ: 16 Temmuz 2009

NİHAİ

16/10/2009

İşbu karar şekli düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 4889/05, 4897/05, 24009/05, 33694/05, 37759/05, 42996/06, 43031/06, 43019/06, 43038/06 ve 43054/06 no'lu davaların nedeni 31 T.C. vatandaşının ("başvuranlar", konuya ilişkin eke bakınız), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne sırasıyla 27 Aralık 2004, 10 Haziran, 5 ve 29 Eylül 2005 ve 4 Ekim 2006 tarihlerinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi'nin ("AİHS") 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurulardır.

Başvuranlar, AİHM önünde Ankara Barosu avukatlarından S. Kaya tarafından temsil edilmiştir.

OLAYLAR

DAVA OLAYLARI

Başvuranların tümü Muş'un Çayçatı köyündendir. Başvuranların ana babaları veya büyükanne ve büyükbabaları, 1930'lardan bu yana anılan köyde yer alan çok sayıda arsayı, tapu senedi olmaksızın kullanmışlardır. Sözkonusu arsalar, 1960 yılında 4753 sayılı Kanun uyarınca Hazine adına tescil edilmiştir. 1977 yılında 766 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca bir kez daha Hazine adına tescil edilmiştir.

1989 senesi içerisindeki birçok tarihte başvuranlar, 3402 sayılı Kanun'a dayanarak Varto Asliye Hukuk Mahkemesi'nde hukuk davaları açmışlar ve arsalara ilişkin tapuların iptal edilmesini talep etmişlerdir. Sözkonusu arsaların yıllardır ailelerine ait olduğunu iddia eden başvuranlar, ayrıca arsaların kendi adlarına kaydedilmelerini talep etmişlerdir. İlk derece mahkemeleri, her iki tarafın da yasal temsilcileri huzurunda 1989 ve 1991 yılları arasındaki çeşitli tarihlerde ilk kararlarını vermişlerdir. 4897/05 ve 33694/05 no'lu davalardaki başvuranlardan biri olan İsmail Akbulut'un talepleri, kendisine ilgili kanun uyarınca aynı bölgeden mümkün olan en büyük oranda toprak verilmiş olması nedeniyle 20 Aralık 1990 tarihinde reddedilmiştir. Başvuran, temyize gitmemiştir.

Ulusal mahkeme kararları ve tebligat tarihleri de dahil olmak üzere, mevcut başvurulara ilişkin diğer ayrıntılar, ilişikteki listede görülebilir.

HUKUK

I. BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ

AİHM, olaylara ve hukuka ilişkin ortak geçmişleri göz önüne alındığında başvuruların AİHM İç Tüzüğü'nün 42/1 maddesi uyarınca birleştirilmesi gerektiği kanaatindedir.

II. AİHS'NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuranlar, yargılama süresinin AİHS'nin 6/1 maddesinde ortaya konan "makul süre" gereğine uygun olmadığından şikayetçi olmuştur.

A. Kabuledilebilirlik

Hükümet öncelikle Türkiye'nin, AİHM'nin yalnızca 22 Ocak 1990 tarihinden bu yana meydana gelen durumlar ve olaylar hususunda bireysel başvuruları inceleme yetkisi bulunduğunu kabul ettiğini belirtmiştir. Bu hususta, AİHM'nin ancak 22 Ocak 1990'dan sonraki dönemi göz önüne alabileceğini iddia etmiştir. Hükümet ikinci olarak AİHM'den altı aylık zaman sınırına uyulmamış olması nedeniyle Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05) davasını reddetmesini istemiştir. Hükümet'e göre, karar, 5 Haziran 2002 tarihinde, kararın Hazine tarafından temyiz edilebileceği 30 günlük sürenin sonunda kesinleşmiştir.

Hükümet'in ilk itirazını göz önüne alan AİHM, daha önceki bir davada, ratione temporis (zaman bakımından) yetkisinin, Türkiye'nin bireysel başvuru hakkının yürürlüğe girdiğini kabul ettiği 28 Ocak 1987'de başladığı sonucuna varmış olduğunu hatırlatır (bkz. Cankoçak/Türkiye, no. 25182/94 ve 2956/95, 26. paragraf, 20 Şubat 2001). Mevcut başvurulardaki yargılamanın, 1989 yılı içerisindeki çeşitli tarihlerde başlatıldığını kaydeden AİHM, Hükümet'in yargı yetkisine ait itirazının kabul edilemeyeceği kanaatindedir.

AİHM, Hükümet'in Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05) davasındaki başvurunun reddedilmesi talebi hususunda, 20 Aralık 1990 tarihli karar üzerinde yer alan Varto Asliye Hukuk Mahkemesi hakimi ve yazı işleri müdürü tarafından imzalanan takrirde, kararın 28 Haziran 2005'te kesinleştiğinin kaydedildiğini belirtmektedir. Başvurunun Mahkeme'ye 5 Eylül 2005 tarihinde yapılmış olması nedeniyle AİHM, AİHS'nin 35/1 maddesi bağlamındaki altı ay kuralına uyulmuş olduğu kanaatindedir.

AİHM ayrıca ulusal mahkemenin, İsmail Akbulut/Türkiye (4897/05) davasındaki başvuran ve Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05) davasındaki başvuranlardan biri olan İsmail Akbulut'un taleplerini 20 Aralık 1990'da reddettiğini gözlemler. Kararlar verilirken yasal temsilcisi hazır bulunmaktaydı. Başvuran her iki davada da temyize gitmemiştir. Yukarıda kaydedilen takrirde, kararın ne zaman kesinleştiği belirtilmemiştir. Ancak AİHM, Hazine'nin sözkonusu kararlara itiraz ederken hiçbir yasal menfaat gütmediğini kaydeder ki sözkonusu menfaat, Türk hukukunda temyize gitmenin gereklerinden biridir. Ayrıca AİHM, bir avukat tarafından temsil edilen, halihazırda kendisine yasaların müsaade ettiği en büyük oranda toprak verilmiş olması nedeniyle tapu talepleri reddedilen ve talepleri hususunda ne 1991 ne de 1992 senelerinde temyize giden başvuranın, şikayetlerini 5 Eylül 2005'e kadar AİHM'ye sunmadığını gözlemler.

AİHM, sözkonusu olaylar ışığında, Akbulut'un şikayetleri hususunda, AİHS'nin 35/1 maddesinin amacının en iyi şekilde, altı aylık sürenin başlangıç tarihi olarak, kararların başvuranın avukatı huzurunda açıklandığı duruşmanın tarihi olan 20 Aralık 1990'nın kabul edilmesiyle yerine getirileceği kanaatindedir (bkz., mutatis mutandis, Hatip Çelik/Türkiye (karar), no. 52991/99, AİHM 2004-X). Bu nedenle, İsmail Akbulut tarafından yapılan başvurular, yasal süre geçtikten sonra yapılmıştır ve AİHS'nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmelidir.

Sonuç olarak, AİHM İsmail Akbulut haricindeki başvuranların, yargılama süresine ilişkin şikayetlerinin AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydeder. Ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını tespit eder. Bu nedenle, kabuledilebilir niteliktedir.


B. Esas

Hükümet, gecikmenin, başvuranların 1989 ve 1990 yılları arasında lehlerine verilen ilk derece mahkemesi kararlarının tebligat ücretlerini ödememelerinden kaynaklandığını iddia etmiştir. Sonuç olarak, kararlar gerektiği gibi Hazine'ye tebliğ edilmemiş ve kesinleşmemiştir. Başvuranlar ayrıca kararların uygulanması için herhangi bir adım da atmamışlar ve kararların kesinleşmesini beklerken, uzun süre pasif kalmayı tercih etmişlerdir. Bu nedenle, temyiz aşamasından önceki on bir ila on üç yıl arasında değişen gecikmeler, başvuranların tutumundan ve ihmalkarlığından kaynaklanmıştır.

AİHM göz önüne alınması gereken sürenin, 1989'da başladığını ve 2004 ve 2006 yılları arasındaki çeşitli tarihlerde son bulduğunu kaydeder. Bu nedenle, iki aşamalı yargılamada on dört ila on yedi yıl sürmüş ve sonucunda iki ila altı karar verilmiştir. Sözkonusu davaların tümünde ilk derece mahkemesi kararları, on bir ila on üç yıllık bir gecikme ardından Hazine'ye tebliğ edilmiştir (bkz. Ek).

AİHM yargılama süresinin makullüğünün, dava koşulları ışığında ve davanın karmaşıklığı, başvuranlar ile ilgili makamların tutumları ve başvuranlar için nelerin riskte olduğu gibi kriterler göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır.

AİHM öncelikle ilk derece mahkemelerinin kararlarını vermeleri ardından tebligat ücretlerinin ödenip ödenmediğinin ve ödendiyse, ne zaman ve hangi tarafca ödendiğinin dava dosyasında açık olarak belirtilmediğini gözlemler. Ayrıca, bir devlet kurumu olan ve bu nedenle tüm ücret ve vergilerden muaf olan Hazine'nin mevcut davalardaki tebligat ücretlerinin ödenmesinden de muaf olup olmadığı da açık değildir.

AİHM mevcut başvuruların beşinde (no. 42996/06, 43031/06, 43019/06, 43038/06 ve 43054/06), 20 Aralık 1990 tarihli ilk derece mahkemesi kararları, 3 Ağustos 1992'de başvuranlara tebliğ edildiği halde, Hazine'ye 6 Mayıs 2002'e kadar - on bir yıl sonra -tebliğ edilmediğini kaydeder. Bu göstermektedir ki sözkonusu davalarda en azından başvuranların paylarına düşen tebligat ücretleri zamanında ödenmiştir ve ödenmelerine rağmen, kararların Hazine'ye tebliğ edilmesi uzunca bir süre gecikmiştir.

AİHM, Hükümet'in başvuranların kararların uygulanması ya da kesinleşmesi için herhangi bir adım atmadıkları yönündeki iddialarına dikkat çeker. Ancak, sözleşmeci devletlerin hukuk sistemlerini, mahkemelerinin medeni haklara ve yükümlülüklere ilişkin ihtilaf hallerinde herkesin makul bir süre içerisinde nihai karardan haberdar olma hakkını güvence altına almasını sağlayacak şekilde düzenlemesi gerektiğini hatırlatır (bkz. Comingersoll S.A./Portekiz [BD], no. 35382/97, 24. paragraf, AİHM 2000-IV). Bu bağlamda, Hazine'nin ücretlerden muaf olmadığı farz edilse dahi, başvuranların kararların kesinleşmesi maksadıyla tebligat ücretlerini Hazine adına ödemek gibi fazladan adımlar atmasını beklemek başvuranlar üzerine aşırı bir yük yüklemek olurdu (bkz., mutatis mutandis, Ülger/Türkiye, no. 25321/02, 40. paragraf, 26 Haziran 2007). AİHM, yukarıda kaydedilenler ışığında, ilk derece mahkemesi kararlarının taraflara tebliğ edilmesinde bu kadar uzun bir gecikme meydana gelmesinin, makul olduğunun söylenemeyeceği sonucuna varır.

Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alan AİHM, mevcut davalarda yargılama süresinin, aşırı olduğu ve "makul süre" gereğini karşılamadığı sonucuna varır (bkz., Frydlender/Fransa [BD], no. 30979/96, 43. paragraf, AİHM 2000-VII). Dolayısıyla, AİHS'nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.

III. AİHS'NİN İHLALİNE İLİŞKİN DİĞER İDDİALAR

1 No'lu Protokol'ün 1. maddesine dayanan başvuranlar, ilk olarak, arsanın başlangıçta Hazine adına kaydedilmesinin ve müteakiben arsalarından mahrum bırakılmalarının, mülkiyet haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir. Bu şikayetle bağlantılı olarak 6., 13. ve 14. Maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. . Diğer bölgelerdeki birçok kişinin, arsalarının tapularını edindiklerini ancak kendilerinin, tapularını geri alabilmek için ulusal yargıya başvurmak durumunda kaldıklarını ve yetkili makamların arsalarına müdahale etmelerine karşı başvurabilecekleri etkili bir iç hukuk yolu bulunmadığını ileri sürmüşlerdir.

Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmiş ve başvuranların mağdur statüsünde olmadıklarınıbelirtmiştir.

AİHM, sözkonusu şikayetin yukarıda incelenen şikayetle yakından bağlantılı olduğunu ve bu nedenle, İsmail Akbulut davasındaki şikayet hariç tutulmak üzere kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerektiğini kaydeder.

Ancak, 6/1 maddenin ihlal edildiği yönünde vardığı sonucu göz önüne alan AİHM sözkonusu şikayetin esasını ayrıca incelemenin gerekli olmadığı kanaatindedir (Ezel Tosun/Türkiye, no. 3379/02, 28. paragraf, 10 Ocak 2006).

IV. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI

AİHS'nin 41. maddesi şöyledir:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."

A. Tazminat

Başvuranlar, maddi tazminat olarak sözkonusu arsanın yüzölçümü temel alınarak hesaplanan çeşitli meblağlar ve manevi tazminat olarak, dava başına, her başvuran için 5,000 Euro talep etmişlerdir. Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.

Tespit edilen ihlal ve ileri sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı tespit etmeyen AİHM, sözkonusu talebi reddeder.

Manevi tazminat hususunda AİHM, önünde görülen dokuz davada da müşterek bir menfaatin sözkonusu olduğunu gözlemler. Üç aylık aralıklarla aynı yıl, aynı köyün aynı amacı güden - farklı arsaların tapularını talep eden - sakinleri tarafından açılmışlardır. Otuz bir başvuranın tümü hem ulusal mahkemeler hem de AİHM önünde aynı avukat tarafından temsil edilmiştir. Sözkonusu yargılama, başvuruların altısında on altı yıl, ikisinde on beş yıl ve diğer kabuledilebilir başvuruda on dört yıl sürmüştür. Başvuranların altısı farklı arsalar için tapu talep ettikleri birden fazla yargılama sürecinde aynı zamanda taraf olarak yer almışlardır.

Yukarıda kaydedilenleri göz önüne alan AİHM itirazda bulunulan yargılamanın "makul sürenin" ötesinde uzamasının, hiç kuşkusuz, başvuranların tazminat almalarını haklı çıkaracak bir manevi zarara maruz kalmalarına neden olduğunu kaydeder. Ayrıca başvuranların sayısını, tespit edilen ihlalin niteliğini ve genel toplamın ilgili içtihada uygun ve sözkonusu yargılamada risk altında olan unsurlar göz önüne alındığında makul olmasını sağlayacak bir meblağa karar verme gereğini göz önüne alır. Kakamoukas ve Diğerleri/Yunanistan davası ve yukarıda kaydedilenler ışığında AİHM, başvuranların tümüne aynı meblağın tazminat olarak ödenmesi gerektiği kanaatindedir (bkz., mutatis mutandis, Kakamoukas ve Diğerleri/Yunanistan [BD], no. 38311/02, 48. paragraf, 15 Şubat 2008). Sonuç olarak, ilgili yargılama süreçlerinin sayısından bağımsız olarak, şikayetlerinin kabuledilebilir olduğuna karar verilen otuz başvuranın her birine manevi tazminat başlığı altında talep edilen meblağın tam olarak ödenmesine karar verir (5,000 Euro).

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuranlar ayrıca ulusal mahkemeler önünde yapılan masraf ve harcamalar hususunda kabuledilebilir olduklarına karar verilen dokuz başvurunun her biri için 2,000 Euro ve AİHM önünde yapılan masraf ve harcamalar hususunda her başvuran için 3,000 Euro talep etmişlerdir.

Hükümet, sözkonusu taleplere itiraz etmiştir.

AİHM içtihadına göre, başvuran ancak gerçekten ve gerekli olduğu için yapıldıklarını ve miktarın makul olduğunu kanıtlaması durumunda masraflarının tazmin edilmesine hak kazanır. AİHM mevcut davada başvuranların, taleplerini destekleyen herhangi bir belge sunmadıklarını gözlemler. Dolayısıyla AİHM, bu başlık altında tazminat ödenmemesine karar vermiştir.

C. Gecikme Faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE

1. Başvuruları birleştirmeye;

2. Kabuledilemez olduklarına karar verilen İsmail Akbulut/Türkiye (4897/05) davasındaki başvuru ve Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (33694/05) davasında İsmail Akbulut'un şikayetleri haricindeki başvuruların kabuledilebilir olduğuna;

3. Kabuledilebilir davaların her birinde AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;

4. (a) Davalı Devlet tarafından otuz başvuranın her birine üç ay içinde manevi tazminat olarak 5,000 Euro (beş bin Euro) ve ödenebilecek her tür verginin ödenmesine;

(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;

5. Başvuranların adil tatmine ilişkin diğer taleplerinin reddedilmesine;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 16 Temmuz 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

Başvuru ismi ve numarası, başvuranların isimleri ve doğum tarihleri Arsa numaraları Başlangıç tarihi ve müteakip yargılama Nihai karar Nihai kararın tebliğ edilmesi (gerekli olduğunda) AİHM'ye başvuru tarihi Toplam süre
1. Mehmet Emin Karataş ve Derviş Yıldız/Türkiye (no. 4889/05)

Mehmet Emin Karataş (1930)
Derviş Yıldız (1945) 33,39 Yargılamanın başlangıç tarihi: 19.09.1989
İlk karar: 20.12.1990
Hazine'ye tebliğ edilme tarihi: 06.05.2002
Yargıtay: 13.02.2004 13.02.2004 08.07.2004 27.12.2004 14 yıl 4 ay 28 gün
2. İsmail Akbulut/Türkiye (no. 4897/05)

İsmail Akbulut (1933)
5 Yargılamanın başlangıç tarihi: 25.09.1989
İlk karar: 20.12.1990
Başvurana tebliğ edilme tarihi: 03.08.1992
20.12.1990 03.08.1992 27.12.2004 Altı ay kuralına uygun olmaması nedeniyle kabuledilemez
3.Bingöl/Türkiye (no. 24009/05)

Hilal Bingöl (1919) 17, 18, 26, 37, 41 Yargılamanın başlangıç tarihi: 23.01.1989
İlk karar: 19.07.1989
Yargıtay: 20.04.1990
İkinci karar: 29.05.1991
Başvurana tebliğ edilme tarihi: 04.06.2004
Hazine'ye tebliğ edilme tarihi: 27.01.2005
Yargıtay: 27.01.2005 27.01.2005 10.06.2005 16 yıl 8 gün
4. Bingöl ve Diğerleri/Türkiye (no. 33694/05)

Orhan Bingöl (1961)
Ferman Şenyürek (1964)
Felemez Yıldız (1960)
Yasin Savaş (1961)
İzzettin Savaş (1952)
Halil Savaş (1922)
Haydar Daştan (1949)
İsmail Akbulut (1933)
Fahrettin Bingöl (1964)
Hasan Turhan (1968)
Mikail Tunç (1961) 7 Yargılamanın başlangıç tarihi: 29.08.1989
İlk karar: 20.12.1990 (İsmail Akbulut'un talepleri reddedildi)
Hazine'ye tebliğ edilme tarihi: 05.06.2002
İkinci karar (zamanaşımına uğramış olması nedeniyle Hazine'nin temyizinin reddedilmesi): 02.06.2004
Yargıtay: 07.04.2005
07.04.2005 05.09.2005 İsmail Akbulut'un altı ay kuralına uygun olmaması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilen şikayetleri haricinde 15 yıl 7 ay 12 gün
5.Bingöl/Türkiye (no. 37759/05)

Giyasettin Bingöl (1950)
Celalettin Bingöl (1952) 7 Yargılamanın başlangıç tarihi: 29.08.1989
İlk karar: 20.12.1990
Hazine'ye tebliğ edilme tarihi: 05.06.2002
İkinci karar (zamanaşımına uğramış olması nedeniyle Hazine'nin temyizinin reddedilmesi): 02.06.2004
Yargıtay: 07.04.2005
07.04.2005 29.09.2005 15 yıl 7 ay 12 gün


6. Karataş ve Şahin/Türkiye (42996/06)

Mehmet Emin Karataş (1930)
Abdullah Şahin (1942)

56

Yargılamanın başlangıç tarihi: 25.09.1989
İlk karar: 20.12.1990
Başvuranlara tebliğ edilme tarihi: 03.08.1992
Hazine'ye tebliğ edilme tarihi: 06.05.2002
Yargıtay: 13.10.2003
İkinci karar: 31.05.2004
Yargıtay: 24.02.2005
Üçüncü karar: 15.09.2005
Yargıtay: 20.04.2006


20.04.2006

04.10.2006

16 yıl 3 ay 28 gün
7. Ali İhsan Şenyürek/Türkiye (no. 43031/06)

Ali İhsan Şenyürek (1940) 37 Yargılamanın başlangıç tarihi: 23.01.1989
İlk karar: 20.12.1990
Başvurana tebliğ edilme tarihi: 03.08.1992
Hazine'ye tebliğ edilme tarihi: 06.05.2002
Yargıtay: 13.10.2003
İkinci karar: 02.06.2004
Yargıtay: 12.01.2005
Üçüncü karar: 15.09.2005
Yargıtay: 20.04.2006
20.04.2006 04.10.2006 17 yıl 2 ay 30 gün
8. Ali İhsan Şenyürek ve Nusrettin Özdemir/Türkiye (no. 43019/06)

Ali İhsan Şenyürek (1940)
Nusrettin Özdemir (1934) 47 Yargılamanın başlangıç tarihi: 04.10.1989
İlk karar: 20.12.1990
Başvuranlara tebliğ edilme tarihi: 03.08.1992
Hazine'ye tebliğ edilme tarihi: 06.05.2002
Yargıtay: 13.10.2003
İkinci karar: 31.05.2004
Yargıtay: 24.02.2005
Üçüncü karar: 15.09.2005
Yargıtay: 13.04.2006
13.04.2006 04.10.2006 16 yıl 6 ay 12 gün
9. Ali İhsan Şenyürek ve Diğerleri/Türkiye (no. 43038/06)

Mustafa Şahin (1935)
Ali Turhan (1948)
Abdurrahman Çelik (1954)
Tevfik Şahin (1948)
Şevfik Şahin (1960)
Abdullah Turhan (1948)
Ali İhsan Şenyürek (1940)

10. Ali İhsan Şenyürek ve Diğerleri/Türkiye (no. 43054/06)

Mustafa Oktan (1954)
Ali İhsan Şenyürek (1940)
Abdulkerim Şahin (1956)
Kutbettin Gündüz (1936)
Abdullah Şahin (1942)
Selahattin Ataç (1964)
Cindi Gündüz (1337)
Mustafa Şahin (1935)
Haydar Ataç (1956)
Tevfik Şahin (1948)
Şevfik Şahin (1960)

31

23,34 Yargılamanın başlangıç tarihi: 26.09.1989
İlk karar: 20.12.1990
Başvuranlara tebliğ edilme tarihi: 03.08.1992
Hazine'ye tebliğ edilme tarihi: 06.05.2002
Yargıtay: 18.10.2003
İkinci karar: 31.05.2004
Yargıtay: 10.03.2005
Üçüncü karar: 20.10.2005
Yargıtay: 27.04.2006

Yargılamanın başlangıç tarihi: 19.09.1989
İlk karar: 20.12.1990
Başvuranlara tebliğ edilme tarihi: 03.08.1992
Hazine'ye tebliğ edilme tarihi: 03.05.2002
Yargıtay: 23.02.2004
İkinci karar: 02.06.2004
Yargıtay: 17.03.2005
Üçüncü karar: 15.09.2005
Yargıtay: 04.05.2006
27.04.2006

04.05.2006 04.10.2006

04.10.2006 16 yıl 7 ay 4 gün

16 yıl 7 ay 18 gün

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA